CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu

AA |  02 Ekim 2019 Çarşamba - 16:12 | Son Güncelleme : 02 10 2019 - 17:48

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yeni Ekonomi Programı'na ilişkin, "Yeni program, bir IMF programıdır. Eski programlar işe yaramadı, hiçbirisi tutmadı, IMF heyeti geldi, günlerce oturup konuştular ve yeni bir programı yaptılar. Bereket versin IMF heyeti bizim arkadaşlarla görüşünce gerçek ortaya çıktı." dedi.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmasına,  hayatlarını kaybeden sanatçılar Tarık Ünlüoğlu ve Abdi Algül, yazar-çevirmen  Kamuran Şipal ile emekli tümamiral Soner Polat'a Allah'tan rahmet dileyerek  başladı.
 
Geçen hafta İstanbul'da muhalefette olan bir siyasal parti olarak  Uluslararası Suriye Konferansı düzenlediklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, Orta  Doğu'nun alev alev yandığını, Suriye, Yemen ve Irak'ın ateş içinde olduğunu  söyledi.
 
Türkiye'de iktidarın yapması gereken bu toplantıyı, sorumluluklarının  bilinciyle CHP'nin gerçekleştirdiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, böyle bir  konferansı, 2013'te iktidardan istemelerine rağmen bunun kabul görmediğini ifade  etti.
 
Kılıçdaroğlu, toplantıya 100'ün üzerinde yabancı gazeteci ile 22  ülkeden gözlemci ve konuşmacının katıldığını belirterek, "Eğer bir uluslararası  konferansa 22 ülkeden gözlemci ve konuşmacı katılıyorsa düzenlediğimiz  konferansın tarihsel önemi açıkça ortaya çıkıyor. 100'ün üzerinde yabancı  gazeteci böyle uluslararası bir konferansı izlemek istiyorsa bu da yaptığımız  çalışmanın ne kadar değerli olduğunu gösteriyor." diye konuştu.
 
Bu çalışmada beş ana noktaya dikkati çektiklerini dile getiren  Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
 
"Birincisi şuydu, Ankara ile Şam arasındaki yolun barışa giden en  kestirme yol olduğunu ifade ettik. Suriye'de barış istiyorsanız, kan akmasın  istiyorsanız Ankara ile Şam arasındaki yol barışa giden en kestirme yoldur dedik.  Suriye'nin geleceğine, ancak Suriye halkı karar verir dedik. Başka bir ülkenin  içişlerine karışmamanın altını özenle çizdik. İkincisi şuydu; ABD ile Rusya'nın  çıkarları arasında savrulmamak için toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlık,  egemenlik ve iyi komşuluk ilkelerine dayanan bütünlüklü ve uyumlu tek bir Suriye  politikası izlemeliyiz. Suriye'nin bütünlüğünü korumalıyız, egemenliğini  sağlamalıyız, demokratik süreç içinde demokrasinin gelişmesi için elimizden gelen  her türlü çabayı göstermeliyiz ama sakın ola ki iki egemen güç arasında  savrulmamalıyız. Yani Rusya ile ABD arasında savrulmamalıyız."
 
Kılıçdaroğlu, Suriye yönetimi başta olmak üzere, uluslararası hukuka  ve ilişkilere dayalı, meşruluğu bütün aktörlerce kabul edilmiş kişilerle  diplomatik süreçlerin etkin kılınması gerektiğine işaret ederek, Türkiye'nin  uluslararası hukuk ve meşruiyete dayalı bütün hamlelerini yeniden gözden  geçirmesinin öneminin altını çizdi.
 
"EN BÜYÜK BEDELİ TÜRKİYE ÖDÜYOR"
 
Suriye'nin yeniden güvenlikli bir ülke olduktan sonra Türkiye'ye  sığınanların kendi ülkelerine dönüşlerinin teşvik edilip, bu konuda politikalar  geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapan Kılıçdaroğlu, bütün bunları Türkiye'nin,  bölgenin esenliği için söylediklerini dile getirdi.
 
"Normalde bunu yapması gereken iktidar ama iktidar ABD ile Rusya  arasında savrulan bir görüntü veriyor. ABD'ye gidiyor ayrı telden, Rusya'ya  gidiyor ayrı telden ve dolayısıyla Suriye'de kan akıyor, en büyük bedeli de  Türkiye ödüyor." diyen Kılıçdaroğlu, bugüne kadar Türkiye'nin 40 milyar dolar  harcadığını aktardı.
 
Bu parayı, fakir fukaranın ödediğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle  konuştu:
 
"Her vatandaşımın, özellikle de AK Partili kardeşlerimin bunu iyi  bilmesini isterim, ülkenin çıkarlarını biz mi savunuyoruz, yoksa ABD ile Rusya  arasında savrulan bir yönetim mi savunuyor? Kim savunuyor? Bir taraftan silah  alacaksınız, dönüp öbür taraftan bizi desteklesin diye onlardan da silah  alacaksınız. Onların işi zaten ticaret. Suriye'de adam ölmüş, çocuklar, kadınlar  ölmüş onların umurunda değil ki. Onlar, başka işlerin peşindeler ve siz de ona  teşne oluyorsunuz.  Suriye'nin toprak bütünlüğünü evet koruyalım, Güvenli bölge  evet olsun ama güvenli bölgeyi Süleyman Şah Türbesini kaçırmak yerine, Süleyman  Şah Türbesini tahkim edip, güçlü bir şekilde koruyabilseydiniz o alanı, bugün  'Suriye'nin doğusu' diye bir şey olmazdı. Öngörülemez, savrulan bir politika  Türkiye'yi bu noktaya getirdi. Kendi vatan toprağından türbe kaçıranlar, şimdi  kahraman kesiliyorlar. Bu benim ağrıma gidiyor. Türkiye, Orta Doğu politikasında  bir batağa saplanmış durumda. Buradan Türkiye'yi çekip çıkarmak istiyoruz. Bizim  görüşümüz, bu kadar açık, net."
 
"BAKTIK Kİ HER ŞEY ÇÖKTÜ"
  
İstanbul'da meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki depremi hatırlatan  Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin yüreği ağzına geldi, eyvah dedik. Telefonlar  çalışmadı, iletişim kurmakta zorlandık. 21. yüzyıldayız, sözde bilmem kaç G ile  konuşuyoruz ama baktık ki her şey çöktü." dedi.
 
Kılıçdaroğlu, İstanbul'da yapılması gereken çok iş olduğunu  söyleyerek, şunları kaydetti:
 
"İstanbul'da yaşayıp, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren  kardeşlerime seslenmek isterim; kaç lira para toplandı sadece AK Parti  iktidarları döneminde? İstanbul'un depreme dayanıklı hale gelmesi için kaç lira  para toplandı? 36 milyar dolar. İlk deprem yaşındı, 1999 depremi, o depremden  sonra İstanbul'un, Marmara'nın yenilenmesi, depreme dayanıklı hale gelmesi  gerekiyordu, ek kaynaklara ihtiyaç vardı, TBMM'ye o dönemin hükümeti rahmetli  Ecevit kanun getirdi, ek vergiler getirdi, 'biz bununla ancak İstanbul'da  yaraları sarabiliriz ve İstanbul'u depreme dayanıklı bir kent haline  getirebiliriz' diye. Onlar bir süre yönettiler, 2002- 2019 Erdoğan hükümetleri ve  Erdoğan yönetiyor. 17 yılda 36 milyar dolar para toplandı. Depremden sonra ben bu  soruyu sordum, 'deprem vergileri nereye harcandı' diye sordum. Neden İstanbul bu  halde? Bana tepki gösterdiler, 'Vay efendim bu soruyu sormanın zamanı mı' ne  zaman soracağız? Her zaman soruyoruz."
 
Sadece deprem vergilerini değil, şehir hastanelerini de  havalimanlarını da sorduklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Ama kulaklarını  tıkıyorlar. Biz dile getirdiğimiz zaman da 'efendim şimdi sırası mı bu sorunun'  diyorlar. Evet, tam sırası. Nereye gitti bu paralar?" dedi.
 
İstanbul'da 29 okulda, çocukların başka okullara gönderildiğini  hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Sen, kendi okullarını, 29 okulu dahi depreme dayanıklı  hale getirememişsin. Ben bu soruyu sormayacak mıyım? Bu milletin hakkını,  hukukunu savunmayacak mıyım? Tüyü bitmemiş yetim vergi verirken bunu sormayacak  mıyım?" diye konuştu.
 
Vatandaşın "depreme dayanıklı konutlar, hastaneler, yollar yapın" diye  vergi ödediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, bunların hiçbirinin ortada olmadığını  savundu.
 
Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:
 
"15 Temmuz darbe girişiminden sonra kampanya açtılar, yardım  topladılar. 309 milyon lira, o dönemin parasıyla 100 milyon dolar. Defalarca  sordum nereye gitti bu paralar? Hükümet cevap vermiyor. İşin garip tarafı, 15  Temmuz mağdurları da bu soruyu sormuyor. Niye sormuyorsunuz kardeşim? O paralar  sizin, şehit yakınları için toplandı, beyler yesin diye toplanmadı. Hayatını bu  parlamentonun, bu ülkenin geleceği için adayanlar için toplandı. Darbeye karşı  çıkanlar, demokrasiye sahip çıkanlar için toplandı. Nereye gitti bu para?  Hesabını veren var mı? Hesabını veren yok. Bunun mücadelesini yapmak zorundayız.  İş yandaşlara gelince her türlü para var. AK Partili kardeşlerim, özellikle  İstanbul'da oturup depremden mağdur olan kardeşlerim özellikle dinlesinler, senin  depreme dayanıklı evini yapmadılar ama bizim beşli çete dediğimiz bir grubu  kurtarmak için 1 milyar 670 milyon lira o şirkete verdiler, İstanbul Finans  Merkezi'ni satın aldılar. Kim aldı? Varlık Fonu aldı. Kimi kurtardılar? 3 kişiyi.  Peki milyonlarca İstanbullu? Onların derdiyle ilgilenen var mı? Hayır, yok."
 
"NE PROGRAMI ALLAH AŞKINA"
 
Toplanan paranın yenip bitirildiğini, üstüne borçlanıldığını, askeri  fabrikalar dahil her şeyin satıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
 
"Ben bu soruyu sormayacağım, peki o zaman ben ne yapacağım? Bu  memleketin, vatandaşın hakkına hukukuna sahip çıkmayacak mıyım? Özellikle bütün  bunları AK Partili ve ülkücü kardeşlerime anlatıyorum. Bizler biliyoruz, bizler  hakkı, hukuku ve adaleti savunuyoruz. Bizler, mazlumdan yanayız. Bizler, hakkı  yenmiş insanların hakkını aramaktan yanayız ama sizler de bizim gibi olun. Sizler  de yetim hakkından yana, fakir fukaradan yana olun, ödenen vergilerin hesabının  verilmesinden yana olun. Memlekette demokrasi böyle olur. Kafamızı, beynimizi,  aklımızı birilerine kiraya veremeyiz."
 
Yeni Ekonomi Programı'nın açıklandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu,  "Kaçıncı program? Neredeyse ayda bir program açıklanıyor. Her programdan sonra  fiyatlar yükseliyor, işsizlik artıyor, yeni zamlar kapıya dayanıyor. Ne programı  Allah aşkına? Damada vermişler bir metin, 'çık bunu anlat' diye. Damat ne anlar  işsizlikten ne anlar yoksulluktan, ne anlar fakir fukaralıktan. Damadın bir eli  yağda, bir eli balda. Damat bir kibir abidesi kayınpederi gibi. Herkesi küçük  gören bir adam." diye konuştu.
 
Yeni Ekonomik Programı eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
 
"Yeni program, bir IMF programıdır. Eski programlar işe yaramadı,  hiçbirisi tutmadı, IMF heyeti geldi, günlerce oturup konuştular ve yeni bir  programı yaptılar, damadın eline verdiler, 'çık bunu anlat' dediler. Yeni  program, bir IMF programıdır, bu kadar açık, net. Bereket versin IMF heyeti,  bizim arkadaşlarla görüşünce gerçek ortaya çıktı. Yoksa kimse IMF'nin geldiğini  bile duymayacaktı. Heyet geliyor, hesabını veriyorlar. Neydi daha önce McKinsey'i  araya koymuşlardı, onunla anlaşıp, oradan IMF'ye gideriz diye. Biz tepki  gösterince o sözleşmeyi bıraktılar, şimdi gizli gizli görüşüyorlar IMF heyetiyle.  Geçen yıl hedefledikleri büyüme oranı yüzde 2,3'tü, yeni açıkladıkları büyüme  oranı binde 5. Daha bir yıl geçti aradan. Çünkü IMF 'böyle yapacaksın' diyor."
 
Genç işsizliğin yüzde 25'e dayandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "IMF  için kişinin işsiz olup olmamasının hiçbir önemi yok. Bunlar için de hiçbir önemi  yok. Çünkü bakıyor sarayda hiç kimse işsiz değil, herkesin 2-3 işi var, hem maaş  alıyor, yönetim kurulu üyeliklerinden paralar alıyor, bir elleri yağda, bir  elleri balda, vatandaş işsiz hiç umurlarında değil." dedi.
 
Kılıçdaroğlu, kişi başına milli gelir hedefinin 10 bin doların  üstündeyken, şimdi 9 bin 993 dolara düşürüldüğünü, öngörülen bütçe açığının 98  milyar lirayken, 138 milyar liraya çıkarıldığını söyledi.
 
"IMF AYNI ŞEYİ DAYATIYOR"
 
Yüzde 8,5 öngörülen enflasyonda hedefin yüzde 12'nin üzerine  çıkarıldığını aktaran Kılıçdaroğlu, "Öngördükleri toplam milli gelir 795 milyar  dolardı, şimdi 740 milyar dolar. 46 milyar dolar düşük. Yani 920 tank palet  fabrikası 50 milyon dolara." diye konuştu.
 
Kılıçdaroğlu, IMF daha önce neyi dayattıysa aynı şeyin dayatıldığını,  elektrik ve doğal gaza zamlar yapılmasının, memur, işçi ve emekli aylıklarının  hedeflenen enflasyona endekslenmesinin, kıdem tazminatının sınırlandırılmasının,  batan şirketlerin kurtarılmasının, vergilerin artırılmasının, sosyal güvenliğin  düzeltilmesinin istendiğini iddia etti.
 
Sosyal güvenliğin Türkiye'nin en büyük kara deliklerinden birisi  haline dönüştüğünü, emeklilik yaşının 65'e, pirim ödeme gün sayısının 7 bin 200  güne çıkarıldığını, emekli aylıklarının bin lira azaldığını söyleyen  Kılıçdaroğlu, "Açık giderek büyüdü, şimdi 'kapatacağız' diyorlar. Biz de merak  ediyoruz nasıl kapatacaklar." dedi.
 
IMF'nin çiftçiye düşük fiyat vererek, bütçedeki açığın kapatılmasını  istediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, iktidarın da bunu yerine getirdiğini  savundu.
 
"BENİM KIZGINLIĞIM SARAYA DEĞİL"
  
Kılıçdaroğlu, elektriğe zam geldiğini hatırlatarak, Hakkari'de  elektrik borcunu ödeyemeyen Hüseyin Alim isimli bir vatandaşın bir yıldır mum  ışığında yaşadığını aktardı. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
 
"Saraydakilerin haberi var mı? Saraydakiler 21. yüzyılda bir aile bir  yıldır nasıl mum ışığında yaşar diye acaba düşünüyorlar mı? AK Partili, ülkücü  kardeşlerime sesleniyorum, bir yıldır 21. yüzyılda bir aile mum ışığında  yaşıyorsa sarayda oturanların vicdanı var mı? Sarayda oturanlar, vicdanlarının  sesini dinliyorlar mı? Sarayda oturanlar, bu memlekete, bu ülkenin insanlarına  hizmet ediyorlar mı? Hayır efendim, etmiyorlar. Tek amaçları var, saraya ve  çevresine hizmet etmek o kadar."
 
Şanlıurfa'ya giden CHP heyetinin değişik kesimlerle görüştüğünü  aktaran Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki pamuk üretiminin yüzde 40'ını bu kentin  sağladığını, ancak pamuk üreticisinin perişan vaziyette olduğunu savundu.
 
Kılıçdaroğlu, bu yıl ocak-ağustos arasında buğday ithalatına 1 milyar  296 milyon dolar, mısıra 557 milyon dolar, ayçiçeğine 349 milyon dolar ödendiğini  söyleyerek, "Pamuk ithal ediyoruz. Nereden? ABD'den, Yunanistan'dan. Kimi zengin  ediyoruz? ABD'deki, Yunanistan'daki çiftçileri. Bizim çiftçiler? 'Sürünsünler.'  Öyle diyor. Kim? Saraydaki öyle buyuruyor. Benim kızgınlığım saraya değil benim  kızgınlığım seni açlığa mahkum eden siyasi partiye gidip oy vermeyedir. İnsan  biraz aklını kullanır." dedi.