Ceren Damar davası ertendi

24 Ocak 2020 Cuma - 17:18 | Son Güncelleme : 24 01 2020 - 17:18

Duruşmada katil zanlısı Hasan İsmail Hikmet'in annesi, dedesi ve iki arkadaşı "tanık" olarak dinlendi. Dava, sanık ve avukatının esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için 21 Şubat 2020'ye ertelendi.


Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi  Ceren Damar Şenel'in katil zanlısı öğrencisi Hasan İsmail Hikmet'in  yargılanmasına devam edildi.

Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Hikmet  (23) ve avukatı, maktulün annesi Feyzan, babası Mustafa, kız kardeşi Selin Damar,  eşi Levent Şenel, müdahil Çankaya Üniversitesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal  Hizmetler Bakanlığının avukatları katıldı.

Duruşmayı bazı milletvekillerinin yanı sıra Çankaya Üniversitesinin  öğretim üyeleri ile öğrencilerinin çoğunluğunu oluşturduğu kalabalık grup da  izledi.Duruşmada ilk olarak Türkiye Barolar Birliği Kadın Komisyonu adına  avukat Tülay Çelikyürek ile Ankara İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Derneği Başkanı  Emine Demirel Aksoy davaya müdahil olmayı talep etti.

Sanık avukatı Vahit Bıçak, müdahilliğin kriterinin suçtan doğrudan  zarar görmek olduğunu ifade ederek, "Dolaylı zarar görenin davaya katılma hakkı  yoktur. Mesela Ordu'daki hadisede fail, hiç tanımadığı bir kadını kadın  kimliğinden ötürü öldürmüştür. Bu kadın cinayetidir. Burada kadın cinayeti  yoktur. Talebin reddini istiyorum." diye konuştu.

Mahkeme heyeti, Cumhuriyet savcısının da görüşü doğrultusunda talebi  reddetti.

Söz alan avukat Bıçak, bugüne kadar "kamuoyu baskısı nedeniyle tanık  dinletemediklerini" söyledi. Bıçak, sanığın annesi Hatice Elçi Hikmet ile dedesi  İsmail Elçi ve Yiğit A'nın huzurda, bir tanığın ise Tanık Koruma Kanunu hükümleri  kapsamında gizli tanık olarak dinlenmesini istedi.

Sanığın annesi tanık kürsüsünde

Duruşmada daha sonra sanığın annesi Hatice Elçi Hikmet yeminsiz olarak  dinlendi. Hikmet, olaydan sonra oğlunun ilk kendisini aradığını, "Okulda bir olay  meydana geldi. Çok üzgünüm, gelip beni alır mısın, intihar edeceğim. Çok kötü bir  olay oldu, hatırlamıyorum." dediğini savundu.

Küçük oğlu ve eşini de alarak taksiyle oğlunun bulunduğu yere  gittiklerini anlatan anne Hikmet, şu beyanı verdi:

"Önce sakinleştirmeye çalıştım. Eşime silahı ve bıçağı almasını  söyledim. Eşim, üzerinde boş kovan olan silahı aldı. Telefonu ben aldım. Taksiyle  emniyete giderek oğlumu teslim ettik. Emniyette babası da refakat etti. Çamaşır  almamı söyledikleri için Gölbaşı'ndaki evimizden çamaşır alıp geldim. O esnada  telefon bendeydi. Polisler emniyette gece 02.00'de telefonu aldılar.

Tanık, eşiyle yıllarca Özel Harekat Polisi olarak çalıştıklarını  bildirerek, "Türkiye’nin ilk keskin nişancı kadınıyım. Bu çocuğu dağlarda  taşıyarak doğurdum. Sevgimizle yetiştirdik, hiçbir zaman başkasına zarar versin  diye yetiştirmedik. Her günüm ağlamakla geçiyor. Feyzan Hanım bir yıldır  ağlıyorsa, ben daha çok ağlıyorum." diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, bu beyanları verdiği sırada davayla  ilgili olmayan konulara girmemesi konusunda tanığa uyarıda bulundu.

Sanık avukatı Bıçak bunun üzerine heyete, "Mustafa Damar'ın şov  yapmasına müsaade ediyorsunuz." dedi.

Mustafa Damar ise "Şov yapan sensin" karşılığını verdi.

Başkan Şatır, söz verilmeden konuşulmaması konusunda tarafları uyardı.

Sanık avukatı Bıçak'ın, "Çocuğunuzu hangi şartlarda üniversiteye  gönderdiniz?" sorusunun ardından tanık ağlamaya başlayarak, "Çocuğumuz hukukçu  olsun diye gönderdim. Ama olmadı." diye konuştu.

"Çocuğuma yapılan iftiralara inanmıyorum"

Bıçak'ın "Çocuğunuz yalan söyler mi?" sorusu üzerine tanık, "Çocuğuma  yapılan iftiralara inanmıyorum. Asla yalan söylediğine inanmıyorum. Çocuğumu 9 ay  dağlarda karnımda taşıdım. Hiçbir bayan dağlarda taşımadı." ifadelerini kullandı.

Mahkeme Başkanı Şatır, "Burası şov yeri değil" diyerek, davayla ilgili  olmayan beyanlarda bulunmaması konusunda tanığı tekrar uyardı. Ağlamaya devam  eden tanık, sandalyeye oturtuldu.

Müdahil ailenin avukatı Çetin Arslan'ın savcının arama emrine rağmen  olay günü oğlunun kullandığı otomobili okuldan nasıl aldığını sorduğu tanık,  "Olaydan sonra ilk aranacak yer arabaydı, arandığını düşündüm ve malzemeleri  almak için gittim. Anahtar arabanın üzerindeydi. Torpido gözündeki dört kitap  yere düştü, sayfalar açılınca oğlumun intihar mektubu çıktı." beyanında bulundu.

Müdahil avukatlarından Uraz Bulut ise "oğlunun iki defa kopya  çektiğini ve sürekli bıçakla gezdiğini bilip bilmediğini" tanığa sordu. Anne  Hikmet oğlunun bıçakla gezmediğini, kopya çektiğini de duymadığını söyledi.

Avukat Bulut, tanığın basına verdiği bir demeçte "polislerin  çocuklarını yarı polis gibi yetiştirdiğinden" bahsettiğini ifade ederek, bununla  ne kastettiğini sordu. Tanık, "İnanın sükunetimi korumaya çalışıyorum. Çocuğuma  hiçbir polis eğitimi vermedim, polis olmasını istemedim." dedi.

 Baba Mustafa Damar'ın, 2011’de kocasını bıçaklayıp bıçaklamadığına  ilişkin sorusu üzerine tanık, "özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği" yönünde  yanıt verdi.

Sanığın dedesinin tanık beyanı

Daha sonra sanığın dedesi İsmail Elçi tanık olarak dinlendi. Elçi, şu  beyanı verdi:

"Bu çocuk ne sigara ne içki içer ne kumar oynar. Kendi halinde, evine,  ailesine bağlı bir kişi. Bu hareketi nasıl yaptığını anlamış değilim. Mutlaka  nedeni vardır. Bana 'Okuldan bir eğitmen arkadaşla yakınlığım var' dedi.  Yakınlığın derecesini sorduğumda 'Şimdilik normal olarak devam ediyor' dedi. Daha  sonraki zamanlarda, 'Bana evlenme teklifinde bulunuyor', dedi. 'Oğlum sakın  evlenme, okulunu bitir, mesleğini eline al, Allah kimi nasip ederse evlen'  dedim."

Mahkeme Başkanı Şatır, sanığın savunmasında, "Benim tek hatam  ilişkimizi aileme söylememek olmuştur" dediğini tanığa bildirdi. Bunun üzerine  dede Elçi, "Ben ailesi değilim, dedesiyim" ifadesini kullandı.

Savunma tanıklarından Yiğit A. ise sanıkla 2008'den beri arkadaş  olduklarını, olaydan sonra annesinin ardından kendisini aradığını, "Hakkını helal  et. Hocayı vurdum. Teslim olmaya gidiyorum" dediğini anlattı. Tanık, Hikmet'in  hocasıyla ilişkisi olduğunu 2-3 sene önce kendisine söylediğini, kendisinin ise  "iç ilişkilerine karışmamak için bir şey sormadığını" savundu.

Daha sonra avukat Bıçak, üniversitede eğitimini sürdüren bir kişinin  korkması nedeniyle gizli tanık olarak beyan vermek istediğini bildirdi.

Mahkeme heyeti, savcının da talebi doğrultusunda, dosya kapsamı ve  delil durumuna göre talebi reddetti.

Bunun üzerine Bıçak, tanığın adliyede hazır olduğunu belirtti ve açık  kimliğiyle dinlenilmesini istedi.

Mahkemenin dinlemeyi kabul ettiği Hasan A, sanıkla çocukluk arkadaşı  olduklarını bildirerek, "(Sanık) Olaydan bir ay evvel kahve içmeye çağırdı.  Sohbette bir kız arkadaşı olup olmadığını sordum. Olduğunu ama ayrıldığını  söyledi. Kim olduğunu sorduğumda Ceren adlı bir hoca olduğunu söyledi. Ayrıldığı  için sınavlarda baskı uyguladığını söyledi." beyanını verdi.

Müdahil avukatlarından Arslan, dinlenen son iki tanığa yalan  tanıklığın suç olduğunu hatırlattı.

Arslan, savcının talebi doğrultusunda sanığın cezalandırılmasını,  hakkında indirim hükümlerinin uygulanmamasını ve mümkünse davanın bugün karara  çıkarılmasını istedi.

Dava ertelendi

Daha sonra sanık avukatı Bıçak'a esasa ilişkin savunmalarını yapması  için söz verildi.

Bıçak ise usule ilişkin beyanda bulunacağını bildirdi. Yargılama  sırasında usul konusunda birçok ihlalde bulunulduğunu iddia eden Bıçak, delil  toplanmadan, eksik soruşturma sonucu iddianame düzenlendiğini savundu. Bıçak, mahkeme aşamasında da gerekli bilgilerin toplanmadığını, taleplerinin  reddedildiğini,

Kovuşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerinin de olduğunu ifade  eden Bıçak, mahkemenin bunu kabul etmemesi halinde reddihakim talebinde  bulunacaklarını belirtti.

Mahkeme Başkanı Şatır, heyetçe yaptıkları müzakere sonrasında sanık  avukatının kovuşturmanın genişletilmesi taleplerini reddetti. Sanık ve avukatına  esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre veren heyet, davayı 21  Şubat 2020'ye erteledi.

Öte yandan sanık avukatı Bıçak'ın usule ilişkin itirazlarını sunduğu  esnada, "Sanık ülkemizin yetiştirdiği kıymetli değerlerden Nazım Hikmet ile aynı  soyadını taşıyor." demesi, salondaki izleyicilerin tepkisine neden oldu.

Duruşmanın ardından adliye önünde toplanan bir grup, "Ceren için  adalet" ve "Erkek adalet değil, gerçek adalet" sloganları attı

Ceren Damar Şenel'in babası Mustafa Damar, burada gazetecilere yaptığı  açıklamada, davaya ilişkin bilgiler verdi. Damar, "Savunmaya süre verdi. Bir  sonraki duruşmada savunma yapılmasına yönelik karar açıklandı. 21 Şubat 2020'de  son savunma yapılacak ve karar verilecek." diye konuştu.

Cumhuriyet savcısı geçen celse sanığın "canavarca hisle veya eziyet  çektirerek, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmek" suçundan  ağırlaştırılmış müebbet, "ruhsatsız tabanca bulundurmak" ve cinayetin ardından  kendisini kovalayan bir öğrenciye yönelik "silahla tehdit" suçlarından da 3  yıldan 8 yıla kadar hapsini talep etmişti.