Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz canlı yayında ağlayarak anlattı

AA |  26 Ekim 2018 Cuma - 15:20 | Son Güncelleme : 26 10 2018 - 19:52

Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın evlilik hazırlığı yaptığı nişanlısı Hatice Cengiz ilk kez canlı yayında konuştu. Kaşıkçı'nın vasiyetini açıklayan Cengiz, "Cemal Kaşıkçı, Medine'ye gömülmeyi vasiyet etmişti" dedi.


Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda  öldürülen Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı  Hatice Cengiz, ABD Başkanı Donald Trump'ın davetinin ardından, ABD Dışişleri  Bakanı Mike Pompeo'nun kendisiyle görüştüğünü söyledi. 
 
Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz, Habertürk'te katıldığı programda  soruları yanıtladı.
 
Cengiz, Kaşıkçı ile bir röportaj vesilesiyle tanıştıklarını,  İstanbul'a geldiği dönemde ilişkilerinin başladığını belirtti.
 
Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'daki son evliliğinin siyasi nedenlerden  dolayı bittiğini, 1,5 yıldır ABD'de yaşadığını, ABD vatandaşlığı için  başvurduğunu ancak henüz onay alamadığını kendisine aktardığını dile getiren  Cengiz, Kaşıkçı'nın memleket hasreti dolayısıyla büyük bir yalnızlık yaşadığını,  Suudi Arabistan'daki arkadaşları için de üzüldüğünü anlattı.
 
"Cemal Kaşıkçı, muhalif bir yazar mıydı?" şeklindeki soru üzerine ise  Cengiz, şöyle konuştu:
 
"Cemal Bey'in genel olarak duruşunu muhalif olarak değerlendirmek ne  kadar doğru olur bilmiyorum. Neden? Çünkü ülkesinde şu anda bir dönüşüm ve  değişim yaşanıyor. Buna karşı kendisinin bir objektif duruşu var. Eleştirdiği  noktalar var ve bunu desteklediği noktalar var. Özellikle yeni yapılanmadan  bahsediyorum. Veliahttan bahsediyorum ve yeni uygulamalardan, reformlardan  bahsediyorum. Bu süreçle beraber dönüşen yapıyı gerçekten büyük bir endişe ve bir  o kadar da heyecanla takip ediyordu. Eleştirdiği makaleler var ama çok mutlu  olarak yazdığı makaleler de var. Bütün bunlara baktığınız zaman dengeli, objektif  ve vicdanlı bir gazeteciydi. Onu kesinlikle söyleyebiliriz. Çünkü her programında  ve her yazısında, ben onun çok vatansever bir gazeteci olduğunu hep  hissediyordum. Eleştirdiği yazılarda bile. 'Bunu şu anda diğer arkadaşlarım  yapamıyor benim yapmam lazım, arkadaşlarıma bu hak verilmiyor, benim imkanım bunu  yapmam lazım, benim imkanım şu anda yazmaya yetiyor, benim bunu yapmam lazım...'  Üzerinde içerideki arkadaşlarının sorumluluğu vardı. Bununla alakalı yaşamış  olduğu yalnızlık ve vicdan azabı o kadar derin ve güçlüydü ki... Günün büyük  kısmını bu üzüntü ve düşüncelerle geçiriyordu."
 
"Gurbet ona ağır gelmişti"
 
Kaşıkçı'nın duygusal anlamda da yapayalnız olduğundan ve bunun  kendilerini yakınlaştırdığından bahseden Cengiz, şöyle devam etti:
 
"Duygusal anlamda yapayalnız bir insan var. Aynı zamanda her ne kadar  seçilmiş de olsa bir gurbet hayatı var ve yaşça olgun bir kişi var. Sahip olmuş  olduğu bütün tecrübeyi artık en güzel bir şekilde sonlandırmak ve hayatının  bundan sonraki sürecini güzel bir projeyle, güzel bir çalışmayla geçirmek isteyen  bir insan var ve bunun için bir hayat arkadaşı arıyor. Cemal Bey'le ilk  tanıştığımız zaman zaten onun hayatında böyle bir arayış vardı. Bana bundan  bahsetmişti. Ailesinin olmadığını, ailesinden uzak olmasının onda manevi anlamda  büyük bir yara açtığını, bu yarayı hiçbir şekilde kapatamadığını, aslında  kendisinin bile kendisini tanıyamadığını, gurbetin ona bu kadar ağır geleceğini  hiç tahmin etmediğini söylüyordu.
 
Gelinen süreçte böyle bir gerçekle karşı karşıya kalıyor ve yeniden  evlenmek istiyor. Biz tanıştığımız zaman da sürecin hemen olumlu anlamda,  duygusallığa yönelmesinin nedeni bence Cemal Bey'den kaynaklanıyor ve döndükten  kısa bir süre sonra görüşmeler devam ediyor, ondan sonra mesajlaşıyoruz,  telefonla görüşüyoruz, arkasından Türkiye'ye gelmek istediğini ifade etti, sonra  Türkiye'ye geldi, birkaç defa, daha yakından görüşme imkanımız oldu, birbirimizi  tanıdık."
 
"ABD'deki konsolosluğa gidip evrak istediğini bilmiyorum"
 
ABD ve İstanbul'da yaşamayı istediklerini bu nedenle Kaşıkçı'nın  İstanbul'da bir ev aldığını aktaran Cengiz, Kaşıkçı'nın sık geldiği İstanbul'u ve  Türkiye'yi çok sevdiğini söyledi.
 
Kaşıkçı'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı da tanıdığını ve  Türkiye'de birçok dostu olduğunu aktaran Cengiz, ailelerinden onay aldıktan sonra  10 Eylül'den itibaren evlilik hazırlıklarına başladıklarını dile getirdi.
 
Türkiye'de nikah işlemlerinde, yabancıların başka bir evlilikleri  bulunmadığını gösteren bir belge istendiğini dile getiren Cengiz, Fatih  Belediyesi'ne Kaşıkçı ile birlikte gittiklerini ve burada yetkililerden bilgi  aldıklarını aktardı.
 
Kaşıkçı'nın ABD'deki Suudi Arabistan Konsolosluğu'na evlilik evrakı  için gittiği ve buradan olumsuz yanıt aldığı yönündeki iddialar hatırlatan  Cengiz, Kaşıkçı'nın kendisine bu konuda hiçbir şey söylemediğini belirterek,  şunları anlattı:
 
"Cemal Bey'in Türkiye'ye gelmeden önce ABD'deki Suudi Arabistan  Konsolosluğu'na gidip evrak istediğini bilmiyorum. Bana böyle bir bilgi vermedi.  Böyle bir bilgiden çok fazla bahsediliyor, iddia ediliyor, spekülasyonların çoğu  bu yönde, oraya gidip böyle bir evrakı oradan istediğini, onların vermediğini ve  ondan sonra kendisinin Türkiye'ye yönlendirildiğini söylüyorlar ama böyle bir  süreç eğer gerçekten olmuş olsaydı bunu mutlaka bana söylerdi çünkü bana, 'Ben  tüm resmi evrakları oraya geldiğim zaman bir evrak, bir mali müşavir aracılığıyla  öğrenirim, oradaki arkadaşlarımla da konuşurum, danışırım' şeklinde bir cevabı  olmuştu. Orada bir olumsuz yanıt alıp, buraya gelip bunu burada denemek gibi bir   düşüncesi yoktu. Doğrudan her şeyi buradan yapacaktı."
 
Fatih Belediyesi'ne ve Konsolosluğa ilk gidiş
 
Cengiz, ilk olarak 28 Eylül'de Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'na  gittiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
 
"Fatih Belediyesi'nin nikah bölümü var, orada buluştuk. Ondan sonra  gidip konuştuk. Benim Türk vatandaşı olduğumu, Cemal Bey'in Suudi Arabistan  vatandaşı olduğunu, nasıl evlenebileceğimizi, hangi evrakın gerektiğini, en kısa  yoldan, en kolay yoldan nasıl yapabileceğimizi sorduğumuz zaman görevlilerin  bize, Cemal Bey'in gidip kendi konsolosluğundan böyle bir kağıt almak zorunda,  buna binaen, fotoğraf, sağlık raporu ve benzeri birtakım farklı evraklar da  istedi ama bizim için en önemli olan şey çünkü diğerleri halledilebilir,  Cemal'in, 'Acaba halledebilir miyim?' diye düşündüğü, düşünmeye başladığı konu bu  oldu. Yani orada, Konsolosluğa gittiğimiz zaman memur, böyle bir yanıt verdiği  zaman, bu yanıta karşı hatta şöyle bir şey sordu, 'Ben bunu burada yapmasam,  başka bir ülkede gerçekleştirebilir miyim?' diye sordu. Gitmek istemiyordu tabii  ki çünkü ülkesinden çıktıktan sonra yazmış olduğu yazılarla alakalı bazen olumlu  bazen olumsuz tepkiler alıyordu. İstemiyordu bu topa girmeyi, bir karşılaşma  olmasını istemiyordu, konsoloslukta gergin hava oluşmasını. Çünkü çok duygusal ve  çok narin bir insandı Cemal Bey."
 
"Ondan daha fazla ben endişeliydim"
 
Cengiz, Kaşıkçı'nın konsoloslukta tutuklanmaktan ziyade sorgulanmak ya  da başka bir muameleye tabi tutulmak gibi bir durumdan endişe ettiğini  düşündüğünü, bu konuda uzun konuşmalar yapmadıklarını ancak yüzünden bu  gerginliği hissettiğini dile getirdi.
 
Hatice Cengiz, Kaşıkçı'nın konsolosluğa ilk gidişinde yaşadıklarını  şöyle aktardı:
 
"Bu düşünceleri o gün nikah memurluğunda yapacak başka bir yol  kalmadığını görünce deneyelim mi, gidelim mi diye böyle bir konuşma gibi bir şey  geçti aramızda. 'Yani başka bir şey, yapacak bir durum yok artık, bununla  yüzleşmeliyim.' Bunu sesli söylemeye başladı. Beraber olduğumuz için evlilik  sürecinde hemen hemen her şeyi beraber yapıyorduk ama onun bireysel yaptığı  şeyler de vardı. O gün hazır birlikteyiz ben gelebilirim seninle dedim. Tamam o  zaman dedi. O belki bir arkadaşıyla beraber gidecekti, nasıl olacaktı bilmiyorum.  Arkasından uçağı olmasına rağmen saate baktı, saat erkendi, uçağı 02.00  sularındaydı. Saat 09.30-10.00 civarındaydı. Önümüzde vakit vardı. Hızlı bir  şekilde geliriz, sorarız olmazsa döneriz diye düşündü. O da ben de ikimiz aynı  şeyi düşünmüşüz. Sonra yakın yerden hemen taksiye bindik. Suudi Arabistan  Konsolosluğu'na yöneldik. Akabinde tabii ki herhangi bir şekilde bildirim vesaire  olmadı, sadece böyle aniden bir Suudi Arabistan vatandaşının Türkiye'de istemiş  olduğu evrakı alabilmek için müracaatı, başka hiçbir şey yok. Önü yok, arkası  yok. Tabii bunu talep eden kişi Cemal Kaşıkçı. Bunu unutmamak lazım. Konsolosluğa  girdi.
 
Girerken biraz endişeliydi. Hatta ondan daha fazla ben endişeliydim.  Çünkü beni içeri almadılar ve beni içeri almamalarıyla beraber bir de böyle  Konsolosun binası etrafı, arkadaşı çıkmadı, ben girip bakayım diye  bakabileceğiniz bir yer değil. Birden fazla güvenlik, dışarıdaki kulübedeki  güvenlik, kapıda bekleyen güvenlik, bu ikisini aşsanız bile içeride  gidebileceğiniz mümkün değil benim orada içeriye girmem. O yüzden kapının önünden  ayrılmadan, onun içeriye girdikten sonrası geçen süreci sürekli kimler çıktı,  hangi arabalar çıktı, içinde Cemal var mıydı, çünkü 1 saat de olsa ikimiz de  endişeliyiz, anormal bir şey var mı, sürekli etrafı kolladım o süreçte. 1 saat  geçti, şunu düşündüm, dedim ki 10-15 dakika olmazsa ya da çıkmazsa mutlaka benim  gidip sormam gerekiyor çünkü uçağı da kaçacak, uçağının kaçacağını düşünmesine  rağmen çıkamıyorsa bir endişe vardır  diye düşündüm. Sonra ben bunu düşünürken  5-10 dakika geçmedi, Cemal hemen çıktı."
 
Kaşıkçı'nın Konsolosluktan çok keyifli bir şekilde çıktığını ve burada  kendisine çok iyi davranıldığını söylediğini aktaran Cengiz, bundan çok mutlu  olduğunu anlattı. Kendisine evlilik evrakının hazır olabileceğinin söylendiğini  dile getiren Cengiz, Kaşıkçı'nın daha sonra Londra'ya gittiğini söyledi.
 
"İkinci kez konsolosluğa giderken hiç endişeli değildi"
 
Evlilik hazırlıkları dolayısıyla çok sayıda program yaptıkları 2  Ekim'de Kaşıkçı'nın kendisine, "Ben tek başına giderim, okuluna git." dediğini  anlatan Cengiz, şöyle devam etti:
 
"O bana 'Tek başıma giderim' dese de yalnız bırakmamam gerektiğine  dair bir his oluştu içimde. Gerçekten o his anlık bir histi çünkü önemli  derslerim vardı üniversitede, kitaplarım yanımdaydı, 'Tamam ben geliyorum  seninle, beraber gidelim.' dedim. Tamam dedi, o zaman ben hemen arayayım. Bunun  üzerine Konsolosluk yetkililerini aradı, oradan çıkarken almış olduğu numarayı  aradı, arkasından ona biz size döneceğiz diye bir yanıt verilse gerek ki bir  yarım saat 40 dakikadan sonra, kahvaltı yapıyorduk sitenin kafelerinden birinde,  saat 13.00'te uygun olduğunu söyledi arayan kişi. Biz orada bir müddet daha  oturduk ondan sonra saat 12.00-12.25 civarında bir taksiyle konsolosluğa  yöneldik. Konsolosluğa giderken gündelik, hayata dair şeyler konuştuk. Ben Cemal  Bey'in ikinci kez konsolosluğa giderken endişe duyduğunu o günkü beden dilinden  hiç anlamadım. Endişeli değildi. O gün, almış olduğumuz eşyaların bazılarını  beğenmemişti, niye beğenmediğini anlatıyordu. Beyaz eşyaların modellerini  aldıktan sonra beğenmemiş, onları değiştirmek için birtakım yeni fikirler  anlatıyordu. Ben içimden oraya gidelim ondan sonra da nikah için tarih alırız  ondan sonra da yakın arkadaşlarımızla bir akşam yemeği ya da öğlen yemeği yeriz.  Babamı arayıp belki tarihle alakalı bir şeyler sorarız. Böyle şeyler  düşünüyordum. En yakın arkadaşıma da telefonda yazdım."
 
"Türkiye'de bir şey olursa Yasin Aktay'ı ara demişti"
 
Cengiz, Kaşıkçı'nın Konsolosluğa girmeden önce yine telefonlarını  kendisine bıraktığını ve içeriye rahat bir şekilde girdiğini anlattı.
 
Daha önce bir sağlık sorunu yaşadığında Cemal Kaşıkçı'ya "Bir şey  olursa bana tavsiye edebileceğin birisi var mı?" diye sorduğunu aktaran Cengiz,  "Kendisi Yasin (Aktay) Hoca her gelişimde görüştüğüm birisidir ona sorabilirsin'  dedi, Ben de tamam dedim o da konsolosluğa giderken aklıma o söylediği cümle  geldi. Konsolosluğa girerken 'Başıma bir şey gelirse Yasin Aktay'ı ara tembih  şeklinde demedi ama öncesinde Türkiye'de bir şey olursa Yasin Aktay'ı ara  demişti." ifadelerini kullandı.
 
Kaşıkçı'nın telefonlarını kendisine vererek "Beni burada bekle."   dediğini aktaran Hatice Cengiz, "Ben de hayırlı haberlerle dedim ve uzun bekleyiş  başladı." diye konuştu.
 
Cengiz, ısrarla Kaşıkçı'nın onlarla sohbet ettiğini, uzakta kaldığı  için ülkesinden çıktıktan sonra yaşadıklarını merak ettikleri için orada sohbet  ettiklerini düşündüğünü dile getirerek, "Ben Suudi Arabistan yetkililerinin böyle  bir plan, program kumpas kurduklarına dair endişem olsaydı her şeyi göze alıp  kapıya ben koşardım ama anormal bir şey hissetmedim orada beklerken." dedi.
 
Kapıda uzun bir süre beklediğini anlatan Cengiz, aklına zerre kadar  başka bir şey gelmediğini söyledi.
 
Cengiz, kötü bir şeylerin olduğunu hissetmeye başladıktan sonra  kardeşini aradığını anlatarak, kardeşinin konsoloslukta mesai saatinin bittiğini  söylemesi üzerine birkaç arkadaşına mesaj atarak durumu aktardığını ifade etti.
 
O andan sonra hayatında hiç olmadığı kadar korktuğunu belirten Cengiz,  şunları kaydetti:
 
"İnanılmaz bir endişe ve bağırma ihtiyacı hissettim, Sonra etrafımda  kimse yoku en yakın arkadaşımı arayarak yanıma gelmesini söyledim ve hemen  konsolosluğun kapsına koştum ve orada gördüğüm Türk yetkiliye Cemal'in  çıkmadığını söyledim. Onu sorarken çok büyük bir korku yaşıyordum, aklımda onu  tutup götürdükleri geldi. Sonra bu Türk yetkili bana herkesin çıktığını içeride  kimsenin olmadığını söyledi.  Konsolosluğu da aradım Cemal'in çıkmadığını  söyledim bunun üzerine telefona çıkan kişi, nerede hangi kapıda beklediğimi  sorunca dışarı çıktı ve bana 'İçeride kimse yok, senin bir yanlışın var, herkes  gitti, burada beklemenin bir anlamı yok' dedi. O an çok şey kaybettiğimi  hissettim ve çok büyük bir korku oluştu içimde."
 
Bundan sonra Yasin Aktay ve Türk-Arap Medya Derneği (TAM) Başkanı  Turan Kışlakçı'yı arayıp durumu aktardıktan sona kapıda beklemeye başladığını  belirten Cengiz, "Sonra medyaya haber verdik. İlk gelenler arasında bölge  karakolundan polisler oldu. Durumu sordular anlattım, sonra karakola gidip ifade  verdim. Böyle bir olayın olduğuna dair şikayette bulundum. Hep iyi bir şeyler  düşünmeye çalıştım. İçimde çok büyük bir manevi sorumluluk, vicdan kaldı. Bizim  ülkemizde, bizim topraklarımızda kendisinin konsolosluğunda onun başına bir şey  gelmesi, hangi dilde anlatılır hiç bilmiyorum. Hayatımda böyle bir şey okumadım  bile hiçbir yerde duymadım." diye konuştu.
 
"Eşyalarını savcılığa teslim ettim"
 
Cengiz, olaydan sonraki günlerde konsolosluğa gitmeye devam ettiğini  belirterek,  Suudi Arabistan'dan özel uçak geldiği haberini duyduktan sona işin  içinde başka şeylerin olduğunu anladığını söyledi.
 
Soruşturma kapsamında Kaşıkçı'nın bilgisayar, telefonları ve özel  eşyalarını olaydan 3-4 gün sonra savcıya verdiğini ifade eden Cengiz, "Meselenin  hem siyasi hem hukuki hem de insani yönü var. Meselenin bundan sonraki süreçte  siyasi yönünün farklı alanlara kayma endişesinden dolayı bir güvenlik tahsisi söz  konusu oldu bunu hem hükümet yetkilileri ile hem de kendi isteğim üzerine oldu şu  anda koruma ve buna bağlı güvenlik tedbirleri alındı." dedi. 
 
Cengiz, "Suudi Arabistan'dan resmi açıklama gelmeden önce biz her gün  öldük çünkü hem ölüm haberi gelmiyor aynı zamanda bulunma haberi de gelmiyordu.  Cesedi hala yok ama ölüm haberinin gelmesinden önceki süreçte olayın detayına  vakıf olmak için resmi açıklama bekledim. Tabii ki olay çok büyüktü. Başta  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm hükümet yetkilileri çok  yakından ilgilendi. Özellikle Cumhurbaşkanımızda bunu çok yakından gördüm ve  iletişim kurdum onlarla. Bu süreçte bana destek oldular. " ifadelerini  kullandı. 
 
Her gün olayla ilgili haberleri tüm mecralardan takip ettiğini anlatan  Cengiz, "Hayatımda hiç okumadığım kadar haber, Tweet okudum. Konuşma, görüşme  talepleri geldi. Bütün bunlarla hayatımda hiç karşılaşmadım ve hiç olmadığım  kadar psikolojik baskı hissettim. Bu süreç evlilik süreciydi, evin alınması,  kurulması... Bunlar bir süreç ve alışmaya çalışıyorsun. Ben henüz o süreçteydim  ondan sona birden bire kesildi. Bu şok etkisiydi, şokla gelen ifade edemeyeceğim  kadar büyük bir karanlığa gömüldüm."
 
Trump'ın daveti
 
Olayın uluslararası siyasi ve hukuki boyutunun olduğuna vurgu yapan  Cengiz, "Bu kadar önemli kurumların, önemli alanların içine girdiği bir dosyada  sadece Cemal Kaşıkçı'nın 'Cemal bölümünde' hayatında olan biri olarak  söylemlerimin, konuşmalarımın süreci baltalamasından ya da farklı bir yöne  evrilmesinden endişe ettim. Her ne kadar duygusal bir ilişki de olsa bu insan bir  cinayete kurban gitti. Olayı bir aşk hikayesine, evlilikle alakalı o bölümünü  gündeme getirmek bana ahlaki gelmedi." dedi.
 
"Her ne kadar bu mesele gerçekten içinde çok fazla boyutun olduğu  birçok insanı ilgilendiren konu olsa da hukuki ve siyasi kısmını zaten hükümet  yetkilileri ele almaya başladı daha ilk saatlerden. Benim onlara yardımcı  olabileceğim konu ve alan, soruşturma sürecinde bilgileri paylaşmaktı." diyen  Cengiz, bunu iki kez yaptığını ifade etti.
 
Cengiz, ABD Başkanı Trump'ın sürecin ilk günlerinde kendisini  Amerika'ya davet ettiğini ifade etti.
 
Trump'ın konuya ilişkin açıklamalarını "birbirinden zıt" olarak  yorumlayan Cengiz, "Konuyla alakalı açıklamaları kısa süreli ve birbirinden çok  zıt açıklamalardı. Ben onu tamamen kamuoyunun sempatisini kazanmak için söylenmiş  bir cümle olarak algıladım ve öyle telakki ettim. Yazmış olduğum yazıda,  gerçekten bu işin aydınlatmasına ve sonuçlanmasına yönelik bir adım atması  halinde Beyaz Saray'a gidebileceğimi de söyledim. Trump'ın davetinden birkaç gün  sonra Dışişleri Bakanı Pompeo aradı ve kendisine Trump'a söylemek istediklerimi  söyledim." dedi.
 
Cengiz, görüşmede Pompeo'ya konuyla alakalı yeni bir bilginin olup  olmadığını sorduğunu, Pompeo'nun konuyu takip ettiklerini ancak henüz bir şey  bilmediklerini söylediğini kaydetti.
 
Hatice Cengiz, "Açıklamaları çok siyasiydi, hatta başsağlığı diledi.  Benim için çok üzgün olduğunu söyledi ve Trump'ın selamlarını iletti." ifadesini  kullandı.
 
Program sunucusu Mehmet Akif Ersoy'un, "Amerika'ya gidecek misin?"  sorusuna Cengiz, şu yanıtı verdi:
 
"Şu aşamada düşünmüyorum. Amerika kamuoyu meseleyi gündemde tutmaya  gerçekten çok gayret ediyor. Özellikle Washington Post. Editörü hakikaten  başından beri işin peşindeydi. Bütün dünyaya o duyurdu. Şahsım adıma ona teşekkür  ediyorum ama Amerika'nın siyasi yönetimi bütün bu medya, gazeteciler, yazılan  makaleler, gazeteler, bunlardan ne kadar etkilenerek insanların vicdanen istemiş  oldukları noktaya getirir mi bilmiyorum. Amerikan siyasetinde konuyla alakalı bir  vicdani yöneliş olabilir mi? Sorunun cevabı burada aslında. Gidip gitmemem  bununla alakalı."
 
Kaşıkçı'nın vasiyeti
 
Cengiz, yaşanan vahşete karışmış bütün sorumluların adalet önünde  yargılanması ve cezalandırılmasını beklediğini söyledi.
 
Cemal Kaşıkçı'nın ailesine ve yakınlarına Medine'ye defnedilmek  istendiğine dair vasiyetinin bulunduğunu ancak cenazeye dair ipucu bulunmadığı  için net bir şey söylemesinin doğru olmayacağını aktaran Cengiz, cenazenin  bulunması halinde muhtemelen vasiyetin yerine getirileceğini sözlerine ekledi.
 
Cengiz'in canlı yayında zaman zaman duygulandığı ve gözyaşlarını  tutamadığı görüldü.
 

ETİKETLER