Gazetevatan.com » Yazarlar » Brangelina: Bir aşk ve düş kırıklığı hikayesi

Brangelina: Bir aşk ve düş kırıklığı hikayesi

23 Şubat 2017 Perşembe


Angelina Jolie dünyanın en cazibeli en seksi kadınlarından biriydi. Hollywood’un en popüler en yakışıklı aktörlerinden Brad Pitt ile evlendi. Brad onunla birlikte olabilmek için güzel eşi Jennifer Aniston’u terk etti. Angelina ile Brad ideal çift görüntüsü vererek mutlu bir şekilde yaşamaya başladı. O kadar birbirleriyle bütünleştiler ki isimlerini birleştirip onlara ‘Brangelina’ dediler.

Sonra Angelina’nın bol miktarda çocuk sahibi olma arzusu depreşti. 3 tanesini Afrika ülkelerinden evlat edindi 3 tanesini kendi dünyaya getirdi. Brangelina çifti bir süre geniş aileleriyle uyumlu ve huzurlu bir tablo sergiledi.

Ancak daha sonra yarım düzine çocukla full time uğraşmanın zorluğu kendini gösterdi. Angelina ve Brad’in başta fırtınalar, kasırgalar gibi esen cinsel hayatı püf diye sönüverdi. Bu arada Angelina aşırı kilo kaybedip zamanla iğne ipliğe dönüverdi.

Ünlü olduğundan dışarıda kaçamak yapamayan Brad önce çocukların dadılarıyla filan evin içinde işi pişirmeyi denedi. Baktı olmuyor sinirleri yatışsın diye kendini alkole ve uyuşturucuya verdi. Bu kez çocuklarına karşı duyarsız ve ulu orta kaba davranmaya başladı. Çocuklarına son derece düşkün olan Angelina da buna fazla dayanamadı.

Mahkemeden Brad’i evden uzaklaştırmak kararı aldırtıp boşanma davası açtı.

Şimdi 6 çocuğuyla birlikte kah malikanesinde kalıyor, kah Kamboçyalarda dolaşıyor. Bundan sonra Angelina’nın hayatına girecek erkeğin o yarım düzine çocuğu kabullenmesi ve hepsinin gözünün içine bakması gerekiyor.

Onun için Angelina’nın bir daha evlenmesi çok zor gibi gözüküyor. 50’li yaşlarında olmasına rağmen bebek yüzü sayesinde hala genç gösteren Brad Pitt ise kendisinden çocuk istemeyen ve tercihan çocuklarıyla aynı evde yaşamayan bir eş arıyor. Brangelina bir aşk hikayesi olarak başladı ama araya o kadar çocuk girince düş kırıklığı ile noktalandı!

Babla’nın vagonları

Diva Bülent Ersoy, kısaca Bülent Abla ya da nam-ı diğer Babla, Safiye Soyman ile dünya turnesine çıkacağı ve ikili olarak bir gezi programı yapacakları iddialarını yalanlamış. “Ben başlı başına lokomotifim, vagonlar sadece arkamdan gelir” şeklinde bir ültimatom vermiş. Kendine özgü konuşma tarzıyla haberi yapan tüm basın müntesibi dostlarından hassasiyet içeren yaklaşımlar istirham etmiş.

Babla’nın bu sözlerini duyduğunda 54. yaş gününü kutlayan Safiye Soyman da “Bülent beni doğum günümde çok üzdü, ağlattı” demiş. Aşk olsun Safiye Hanım! Bunda alınacak, gücenecek bir şey yok.

Bu dünyada lokomotif olduğunu iddia edebilecek biri varsa o da heybeti ve muhteşemliğiyle nam salan Diva Babla’dır. Babla vagon olsa, onu çekecek güçte lokomotif mi var? O yüzden Babla’nın arkasında sadece Safiye Soyman değil hepimiz vagonuz!