Çavuşoğlu: Hafter askeri çözüm istiyor

AA |  21 Ocak 2020 Salı - 13:07 | Son Güncelleme : 21 01 2020 - 14:28

Davos'ta konuşan Dışişleri Bakanı, Berlin mutabakatıyla ilgili, "Amacımız Libya'da kalıcı ateşkesi tesis etmek. Hafter'den açıklama gelmemesi soru işareti yarattı" dedi.


Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,  Dünya Ekonomik Forumu dolayısıyla bulunduğu İsviçre'nin  Davos kentinde NTV televizyonunda gündemi değerlendirdi. Zirve kapsamında katılacağı programlar ve temaslar hakkında bilgi  veren Çavuşoğlu, burada yapacağı ikili görüşmelerde ulusal ve uluslararası  konularda görüş alışverişinde bulunacağını dile getirdi.
 
 Bakan Çavuşoğlu, Almanya'da Libya konusuna ilişkin düzenlenen Berlin  Konferansı hakkında yaptığı değerlendirmede, konferansın birçok lider ve tarafı  bir araya getirmesi bakımından önemli olduğuna işaret ederek, Türkiye'nin en  başından beri Berlin sürecini desteklediğini anımsattı. Çavuşoğlu, "Amacımız, Libya'da kalıcı bir ateşkesi tesis etmek ve daha  sonrasında da siyasi sürece hız vermek." ifadesini kullandı.  Konferans kapsamında, Libya'ya ilişkin Türkiye'nin Rusya ile tesis  ettiği ateşkesin devam etmesi konusunda ortak kararın çıktığını hatırlatan  Çavuşoğlu, "Bir an önce siyasi sürecin de hızlandırılması bakımından da  toplantıda önemli kararlar çıktı ve tüm taraflardan destekler de geldi."  değerlendirmesinde bulundu.
 
Çavuşoğlu, tüm çabalara rağmen Libya'nın doğusundaki gayrimeşru  silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'in Moskova'da ateşkes anlaşmasını  imzalamamasının herkesin kafasında soru işareti oluşturduğuna işaret ederek,  şunları söyledi: "Hafter'in Moskova'da ateşkes anlaşmasını imzalamaması ve yine  Berlin'de de hemen bu ortak açıklamaya (Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı  Fayiz) Serrac tarafının destek vermesine rağmen Hafter tarafından herhangi bir  destek ya da açıklama gelmemesi herkesin kafasındaki soru işaretini devam  ettirdi. Hafter siyasi sürece, yola inanıyor mu inanmıyor mu? Çözüm istiyor mu  istemiyor mu? Siyasi çözüm mü istiyor yoksa askeri çözüm mü? Bugüne kadarki tüm  tutumları askeri çözüm istediğine işaret ediyor. Bir an önce Hafter'in de bu  çizgiye gelmesi lazım. Uluslararası toplumun bu çağrılarına somut ve olumlu cevap  vermesi gerekiyor ki sahadaki sükunet devam etsin ve Libya'nın birliği korunsun."
 
 "Yunanistan Libya'da bir aktör değil"
 
Hafter'in, Berlin Konferansı öncesi Yunanistan'da ağırlandığının  anımsatılması üzerine Çavuşoğlu, Yunanistan'ın bugüne kadar Berlin süreciyle bir  ilgisinin olmadığının altını çizdi. Çavuşoğlu, "Yunanistan Libya'da bir aktör değil. Komşumuz Yunanistan'ı  yok saydığımız için söylemiyoruz. Yunanistan oraya (Berlin'e) sadece bizim Libya  ile imzaladığımız Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasıyla ilgili mutabakat  zaptını gündeme getirmek için geliyor fakat Berlin'de gündem bu değil ki.  Yunanistan dar bir pencereden olaya bakıyor." diye konuştu. Yunanistan'ın tek bir anlaşma çerçevesinden olayları değerlendirdiğini  söyleyen Çavuşoğlu, "Oysa bizim derdimiz Libya'da ateşkes. Yunanistan'ın bugüne  kadar ateşkesle ilgili bir çabası mı oldu?" sorusunu yöneltti.
  Çavuşoğlu, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'de Rum kesimini de ikna ederek  paylaşımdan yana tavır sergilemesi gerektiğini vurgulayarak, "Türkiye'yi dışlama  çabalarının yerine paylaşmaya hazır olduklarını samimi olarak göstermeleri  gerekiyor ve biz kendileriyle de bu tür çalışmaları yapmaya hazırız." dedi.
 
 "Ne biz ne de Batı bunun üstesinden gelebilir"
 
 Bakan Çavuşoğlu, Berlin Zirvesi'nde Suriye'deki son duruma, İdlib'e  ilişkin bir gelişme olup olmadığı şeklindeki soruya, ateşkes ilan edilmiş olsa da  İdlib'de sahada rejimin saldırganlığının devam ettiği yanıtını verdi.  Siyasi sürecin ilerleyebilmesi için rejimin durdurulması gerektiğinin  altını çizen Çavuşoğlu, bugüne kadar yaklaşık 1500 kişinin yaşamını yitirdiğini,  400 bini aşkın kişinin yerinden edildiğini ve çoğunun Türkiye sınırına  yaklaştığını söyledi.
 
 Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Rusya Devlet Başkanı  Vladimir Putin ile görüşmesinde bunları aktardığını anlatarak, "Sayın  Cumhurbaşkanımız Sayın Putin'e, son derece samimi bir şekilde ama açık ve net bir  şekilde artık bu saldırıların mutlaka ve mutlaka durdurulması gerektiğini  anlattı. Uluslararası topluma da aynı çağrıda bulunduk." ifadelerini kullandı.İdlib'den bir göç dalgası olması durumunda Türkiye'nin açık kapı  politikasına devam edip etmeyeceğine ilişkin soruya ise Çavuşoğlu, "Tercihimiz  tabii, Suriyeli, yerinden edilmiş insanlara Suriye içerisinde, İdlib sınırları  içinde bir şeyler yapabilmek. Tüm hazırlıklarımız da buna göre yapılıyor. İçeride  özellikle bu kış şartlarında yağmurda sadece çadırdan değil de, briketlerden  duvarlar örerek daha sağlıklı ve iyi bir şekilde insanların barınabileceği  yapıların, kampların kurulması yönünde çalışma yapıyoruz." yanıtını verdi. Çavuşoğlu, uluslararası toplumun da bu konuda destek vermesi  gerektiğini belirterek, şöyle devam etti: "Bu saldırganlık devam ederse milyonlarca insan yerinden edilmiş  olacak ve kapıya dayanacak. O zaman ne biz bunun üstesinden ne biz ne de Batı  bunun üstesinden gelebilir. Biz de zaten 4 milyondan fazla mülteci var. Berlin  Konferansı'nda da bunun yaratacağı ilave zorlukları da anlattık. Burada yapılması  gereken tek şey bu saldırganlığın durdurulması. O zaman ne yapabiliriz, bunu  Ruslarla da görüştük. Bu insanların koridorlar açılarak kendi yaşadıkları  şehirlere dönmesini sağlayabiliriz İdlib için."
 
 "Doğu Akdeniz'de sahada ve masada gerekeni yapacağız"
 
Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'de iki alanda sondaj çalışmalarına devam  ettiğini belirten Çavuşoğlu, bunlardan ilkinin, Türkiye'nin kıta sahanlığı  içindeki parseller olduğuna dikkati çekerek, "Bunlar Rum kesiminin ruhsat verdiği  ya da parsellediği yerlerle de çakışıyor, 7. parsel dahil." dedi. Çavuşoğlu, kendi kıta sahanlığı içindeki yerleri Türkiye'nin  tartışmaya bile açmadığını söyleyerek, "Diğer taraftan, Rum Kesimi dahil, hiç  kimse Kıbrıs etrafındaki hidrokarbon zenginliklerinde Kıbrıs Türk halkının da  hakkının olduğunu inkar edemiyor. Bu bir gerçek." diye konuştu.  Türk tarafının arzusunun, bir anlaşmayla Kıbrıs Türk halkının ve  KKTC'nin de haklarının garanti altına alınması, ondan sonra sondaj  faaliyetlerinin devam ettirilmesi olduğunu ancak Rum kesiminin AB'nin  şımartmasıyla buna yanaşmadığını ve tek taraflı sondaj faaliyetlerini  sürdürdüğünü dile getiren Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
 
 "Biz de ikinci gemimizi KKTC'nin Türkiye Petrolleri Anonim  Ortaklığı'na ruhsat verdiği alanlarda sondaj yapmak üzere gönderdik. Şimdi  Karpaz'ın güneyinde yaptığı sondaj çalışmalarını tamamlayarak 8. parsele doğru  gitti ki buralar KKTC'nin ruhsat verdiği alanlar. Burada esasen yapılması gereken  şey, ortak bir anlaşma ve mutabakat. O zaman herkes kazanacak. Türkiye ile iş  birliğinden Rum kesimi de karlı çıkacak. Buradaki hidrokarbon zenginliklerin  uluslararası piyasalara gideceği tek rota Türkiye'dir. Onun dışındaki hiçbir  proje ya da anlaşma, EastMed dedikleri proje sadece siyasi bir hamledir ve bunun  gerçekleşmesi de mümkün değil."
 
 Çavuşoğlu, Türkiye'nin, kendi kıta sahanlığında İtalya ve diğer  ülkelerle ortak çalışmalarının da olabileceğini belirterek, "Biz, Rum kesimi  hariç tüm taraflarla bu bölgede iş birliğine hazırız ama KKTC halkının ve  Türkiye'nin haklarını da kimseye yedirmeyiz. Sahada ve masada gerekeni yapmaya  devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
 
  
 

ETİKETLER

Çavuşoğlu Davos libya