Durum şudur: AKP-cemaat kavgası patlamıştır

Haberin Devamı

Sevgili okurlar; bu haftayı çok şaşırtıcı gelişmelerle geçirdik. Başbakan’ın tutukluluklarla ilgili giderek sertleşen tavrı, ameliyat olan “darbe (!)” hükümlüsü Ergin Saygun’u ziyaret etmesi, Anayasa için BDP ile işbirliği yapabileceklerini söylemesi AKP yandaşlarında bile şok etkisi yarattı. Benim gözlemime göre ise bir yılı aşkın süredir aslında süren AKP-cemaat kavgası artık gün yüzüne çıktı.

Erdoğan sonrası

Olayları arka arkaya sıraladığımız bunun Fethullah Gülen cemaati ile Erdoğan arasında bir kavga değil, Erdoğan’dan sonra oluşacak yeni siyasi haritada “kimin egemen ve güçlü” olacağının kavgası olduğunu görüyorum. Cemaat şu anda Erdoğan’ı yıkamayacağını çok iyi biliyor. Ancak Erdoğan’ın Köşk’e çıkmasından sonra siyasi iktidarı elinde tutabilecek ölçüde güçlü ve örgütlü olmaya çalışıyor.

Gülen cemaatinin oluşumu

Fethullah Gülen cemaati Saidi Nursi adına yürütülen “Nurculuk” hareketi olarak aslında Cumhuriyet’in ilanından bu yana faaliyette. Ancak hareketin bir cemaate dönüşmesi ve daha meşru planda hareket etmesi ve kamuoyunda duyulması 1990’lı yıllardan başlar. Cemaat adeta bir binanın tuğlalarını örer gibi, sessiz ve derinden örgütlendi. Okul, finans ve medya alanlarında yatırımlar yapıldı.

Muazzam parasal güç

Cemaat birbirinden ayrı binlerce kişinin kurduğu, ancak adeta aynı holdingin parçaları oldukları anlayışıyla, birlik, beraberlik ruhu içinde “biat kültürünün” egemen olduğu bir yapıya kavuştu. Çeşitli alanlardaki yatırımların, özellikle AKP iktidarı döneminde sağlanan olanaklarla önü açıldı ve cemaat milyarlarca dolarlık güce erişen çok büyük bir sermaye grubu hâline de gelmeyi başardı.

Medyadaki yatırımlar

Finans ve iş dünyasında büyük güce kavuşan cemaatin önemli yatırım alanlarından biri medya. Bugün cemaate bağlı, oradan gelecek emir ve talimatlara hiç itiraz etmeden uyacak onlarca gazete, TV kanalı, radyo, dergi var. Bütün bunların ötesinde bilgisayar ve sosyal medya kullanımını belki de ilk önce keşfeden cemaat bu alanda kimsenin yarışamayacağı bir etkinlik ve güce sahip.

Eğitim yatırımları

Cemaatin kamuoyunda büyük sempati sağlayan en önemli faaliyeti eğitim alanında. Cemaate bağlı on binlerce küçük girişimcinin dünyanın birçok ülkesinde kurduğu okullar hem çok ciddi para kazanıyor hem de bu ülkelerdeki cemaat etkinliğinin artmasına neden oluyor. Bu doğal olarak Türk ve İslam kültürünün yaygınlaşmasına da yarar sağladığı için kamuoyunda Gülen’e olan saygıyı artırıyor.

Yargıdaki örgütlenme

Elbette kesin kanıt sunma olanağı olmayan önemli bir nokta var. O da 1974’te Ecevit’in imam hatip mezunlarına bütün üniversitelere girme hakkını vermesinden sonra cemaat imam hatip mezunlarının öncelikle hukuk ve siyasal bilgiler fakültelerine yönlendirdi. Yıllar içinde sessiz ve derinden binlerce imam hatipli ya da cemaat eğitiminden geçen gençler bu okullara girdiler ve çoğu mezun oldu.

Polisteki örgütlenme

Cemaatin şiddetli biçimde örgütlendiği ileri sürülen bir diğer alan ise polis. Özel yetkili mahkemeler eliyle sürdürülen ve ordunun lime lime edildiği, pek çok gazeteci, aydın ve akademisyenin “darbeci” suçlamasıyla tutuklandığı davalara “kanıt” olarak sunulan dinleme, izleme, fişleme, kaydetme operasyonlarının bu kesim polisler tarafından gerçekleştirildiği de kulaktan kulağa yayılıyor.

AKP cemaat işbirliği

AKP’nin kökeni Milli Nizam, Milli Selamet ve Refah Partisi’nden geliyor. Bu kesimin iş ve finans dünyası ile ilişkileri sınırlıydı. Yargı ve polis içinde örgütlenmeleri de daha önceki devlet gelenekleri yüzünden pek sağlanamamıştı. AKP iktidara gelince, kendi gibi düşünen ama içinde olmayan cemaat hareketiyle ortak bir çalışma yaptı. İktidarı güçlendirecek lojistik destek hep cemaatten sağlandı.

Hiç itiraz olmadı

İktidarın ilk 8 yılında AKP’den cemaate hiç itiraz gelmedi. Hatta kendilerinin becerikli olmadığı alanlarda cemaatin üstün başarısı iktidarın işine bile yaradı. Türkiye’nin dönüştürülmesinde cemaatin hazırladığı altyapı kullanıldı, demokrasi söylemiyle Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkanlar birer birer lekelendi, aşağılandı ve düzmece davalarla sanık durumuna getirilip tutuklandı.

Kırılma noktası

AKP ile cemaat arasındaki bu bahar havası geçen yıl MİT Müsteşarı’nın savcılar tarafından “terörist olduğu gerekçesiyle” ifadeye çağrılmasıyla kırıldı. Erdoğan, çok yararlandığı bu hareketin kendi geleceği için de bir tehdit ve tehlike yaratabileceğini görerek önlem alma gereği hissetti. “Kavga” görüntüsü cemaat tarafından medya da kullanılarak hemen bastırıldı ancak belli ki artık ip kopmuştu.

Ters politikalar

Cemaat iktidarı boyunca AKP’ye çok destek oldu ama, onun için de kırılma noktaları vardı. İsrail’e yönelik politikalar, Kürt sorunu için PKK ile görüşmeler yapılması, dershanelerin kapatılmak istenmesi cemaat politikaları ile ters düşüyordu. Ancak cemaat bu alanlarda açıktan kavga etmek yerine kendini “Erdoğan sonrasına hazırlamanın” daha akıllıcı ve mantıklı olduğunu görüyordu, genelde sessiz kaldı.

Erdoğan’ın farkındalığı

Gözlediğim kadarıyla Erdoğan, Çankaya’ya çıkma arzusuna karşı cemaatin oy değil ama oyun gücünün etkili olabileceğinden endişeli. Cemaatin Erdoğan sonrasına bırakmak istediği asıl kavgayı Çankaya’ya çıkmadan başlatmayı ve cumhurbaşkanlığı seçimi sırasındaki yaşanabilecek olası bir tehlikeyi şimdiden bastırmayı istiyor. Bunun için attığı adımların boşa çıkması ise Erdoğan’ı öfkelendiriyor.

Yargının söz dinlememesi

“Dokunan yanar” korkusu nedeniyle şu sıralar kimsenin sesi pek yüksek çıkmasa da herkesin bildiği gerçek şu ki, Erdoğan darbe soruşturmalarının orduyu çok yıprattığını ve artık orduyla barışma zamanın geldiğini düşünerek “uzun tutukluluk” eleştirileri yapıyor. Ama beklentisinin aksine yargı direniyor. Bu direnişin arkasında cemaatin olduğu söylentileri artık ayyuka çıkmış durumda.

Bundan sonrası

Artık kavga açığa çıkmıştır. Erdoğan devlet gücünü de kullanarak cemaatin gücünü kısa sürede kırabilir. Ancak bunu yaparken önüne açılacak çukurların içine düşmemek için de çok zorlanacaktır. Kavga da zaten bu nedenle kamuoyundan saklanmak isteniyor. Şurası gerçek ki gelinen noktada AKP-cemaat çatışmasının büyümesi artık kaçınılmaz. İki taraf da artık çok hazırlıklı.

Diğer konular

Sevgili okurlar; cumartesi günü Genelkurmay’dan gelen açıklamayı pazartesi yazacağımı söylemiştim. Yazı uzadı, artık yarına. Bunun dışında Ergenekon’u başlatan “haham” Tuncay Güney’in son açıklamaları, ABD’nin durup dururken “tutukluluk” sorununu gündeme getirmesi gibi konuları da hafta içinde yazmaya çalışacağım

Hepinize iyi haftalar dilerim..

DİĞER YENİ YAZILAR