Çalgı Çengi İkimiz: Adı var komedisi yok...

BURAK TAPAN / brktpn@gmail.com |  07 Ocak 2017 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 07 01 2017 - 2:30

Altı yıllık aranın ardından çekilen devam filmi “Çalgı Çengi İkimiz”, bir önceki filmin yanına dahi yaklaşamazken, zorlama bir senaryo ve karakterlerlerle pek de güldürmüyor...


Son yılların komedi alanında en çok ses getiren ikilisi şüphesiz Murat Cemcir ve Ahmet Kural oldu. Beraber rol aldıkları Çalgı Çengi, Düğün Dernek 1-2, İşler Güçler, Kardeş Payı derken yönetmen Selçuk Aydemir’in de yeteneğiyle milyonlarca insanı peşinden sürükleyen bir espri külliyatı ortaya çıktı. İşte 6 yıllık aranın ardından izleyiciyle buluşan devam filmi “Çalgı Çengi İkimiz”, düğünlerde müzisyenlik yapan Salih (Murat Cemcir) ve kuzeni Gürkan’ın (Ahmet Kural) ilk filmde bulaştıkları mafyanın elinden kurtulma çabalarını anlatıyor.

Film, Salih’in sevgilisiyle yemek yediği bir sahneyle başlıyor. İkisi de evliliğe can atıyor ama kız tarafının tek bir şartı var: Kuzenler mafyayla ilişiğini kesecek! Gerek replikleri gerek dış görünüşüyle filmi taşıyan isimlerden olan, yıllar önce bulaştıkları mafya lideri İsmet ise, (Ayhan Taş) katıldıkları bir düğünde görev yapan nikah memurunu (Burak Satıbol) kaçırmaları halinde ikiliyi azat edeceğini söylüyor. Böylelikle hikaye de başlamış oluyor.  

Rasim Öztekin ustalığını konuşturuyor ama...

Para uğruna her şeyi yapabilecek organizatör Bünyamin rolündeki Rasim Öztekin’in her zamanki ustalığıyla kotardığı kısımlar (özellikle kız isteme sahnesi) ve nostaljik göndemeler haricinde izleyiciyi güldüren, güldürmekten de öte herhangi bir mizah kıvılcımı yaratan sahne yok. Diyaloglar, uzayan sahneler ve yüzeysellikten öteye geçemeyen absürd karakterler çıtayı daha da düşürüyor. Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın alışkın olduğumuz performansları senaryodaki dağınıklığı ve karakterler arasında kurulan zoraki bağı kurtaramıyor. Geçmiş dizi ve filmlerdeki haklı başarıların rüzgarıyla çekilen devam filmi, kuru bir espri anlayışından öte bir şey vadetmiyor.

Bu filmleri atlamayın...

Ki-duk Kim’in yeni filmi “Ağ“, Kuzey Koreli bir balıkçının yaşadığı siyasal ve insani zorlukları ele alıyor. Filmin başrollerini Ryoo Seung-bum, Young-Min Kim ve Lee Won-geun paylaşıyor.

Usta yönetmen Gus Van Sant’ın yönettiği, başrollerini Matthew McConaughey, Ken Watanabe ve Naomi Watts’ın paylaştığı “Sonsuzluk Ormanı”, yaşadığı bir trajedi sonrası, Japonya’daki gizemli bir ormana doğru yola çıkan Arthur Brennan’ın hayatına odaklanıyor.

Hain mi yoksa kahraman mı?

Politik sinemanın usta ismi Oliver Stone, yeni filminde son yılların en büyük dinleme-gözetleme skandalını ortaya çıkaran eski CIA ve Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) çalışanı Edward Snowden’in hayatına odaklanıyor. Snowden 2013’te gizli NSA belgelerini sızdırarak Guardian ve Washington Post’ta yayınlanmasını sağlamış, bütün dünyayı ayağa kaldırmıştı. Ardından apar topar ülkeden iltica etmiş ve Rusya’ya sığınmıştı. 2014 yılında Oscar ödüllü “Citizenfour” belgeseline konu olan Snowden’i bu defa Joseph Gordon-Levitt canlandırıyor.

Sistemin damarına yükleniyor

Oscar ödüllü belgeselde didaktik-resmi bir anlatım dili hakimken, Snowden daha başarılı ve detaylı bir kurguya sahip. İzleyici belgelere boğulmadan, tarihin en büyük skandallarından birini ortaya çıkaran Snowden’ın yaşadığı tedirginliğe, özel hayatına göz atıp yaşananları içselleştirebiliyor. Stone, yönetmenliğini yaptığı Müfreze’den JFK’ya, Wall Street’ten ABD’nin Gizli Tarihi’ne kadar pek çok film-belgeselde eleştiri oklarını sistemin can damarına yöneltmiş ve izleyiciyi gerçeklerle yüzleştirmişti. Stone, bu defa da yakın tarihe ışık tutarak kapsamlı bir biyografi-belgesel sunuyor. Halkın bir bölümünün vatan haini, bir bölümünün kahraman olarak gördüğü Snowden’ın hayatı her yönüyle izlenmeye değer. Paronayak güvenlik politikalarının, dev şirketlerin istihbarat örgütleriyle olan işbirliğinin ve vatandaşların nasıl uyutulduğunun acıklı bir hikayesine tanık olacaksınız...     

ETİKETLER