Gazetevatan.com » Yazarlar » Hafta sonu kaçamakları / 2 Amsterdam

Hafta sonu kaçamakları / 2 Amsterdam

30 Kasım 2014 Pazar


İşte sizlere hafta sonları kaçamak yapabileceğiniz kısa ve öz bir tatil rehberi. Paris’ten sonra sırada Amsterdam var. Bir sırt çantanız, pasaportunuzla, atıverin bir iki gün de olsa başka bir şehre kendinizi. Uzun uzun planlar yapmayın. Hatta, anı yaşayın. Böylesi daha güzel olacak. Seyahatlerde plansız, programsız, bir an bile boş kalmayı sevmiyorsanız, sizin için de bu belki zor olabilir... Bu tarz seyahatlerde en önemlisi otel rezervasyonları. İnternet üzerinden bunu hallettikten sonra, gerisini akışına bırakın.
 
 
Hadi Amsterdam’a uzanalım.
 
 Amsterdam, en çok ziyaret edilen 5’inci Avrupa şehri. Artık Türklerin kapı komşusu neredeyse. Çünkü bilet fiyatları uygun, hem alışveriş için sayısız tercih var, hem de özgür bir şehir. 3 saatlik bir uçuş ile yakın bir mesafede olması da tercih sebebi. Gitmeden hava durumunu muhakkak kontrol edin.
 
Amsterdam bisiklet dostu bir şehir. Öyle ki, bisiklet yolları ve alanlarıyla “bisiklet kültürü”nün zirvede olduğu yer. Şehri bu bisikletlere verdiğiniz cüzi paralarla alt üst edebilirsiniz.
 
Muhakkak şehrin gezisine Dom meydanından başlayın. Şehrin merkezi burası. Burası her daim sizi bir başka maceraya götürür.
 
Dom Meydanı’ndan yürüyerek, 10 dakika uzaklıktaki efsanevi Red Light District’e ulaşırsınız. Amsterdam’ın Amsterdam yapan en meşhur sokaklardan biridir. Şehrin açık ve hoşgörü kültürünün bir sembolü olan bu yerde, genel evler ve erotik şovlar bulunuyor. Ayrıca meşhur “coffee shop” tecrübenizi de burada edinebilirsiniz. Hayat kadınları özel odalarda profesyonel anlamda, yasal olarak, çalışırlar. Camdan vitrinlerin içindeki odalarında, gece şehre adını veren kırmızı ışıklar eşliğinde yer alırlar. Fotoğraf çekmeyin! Yasal yollardan makinenize el koyma hakkına sahipler, tabelaları zaten görürsünüz.
 
Bekârlığa veda eden birçok Türk erkek, kısa süreliğine, buradaki striptiz kulüplerini tercih ediyor. İnanın çok eğlenceli. Dünyanın her köşesinden insanları, hatta aileleriyle bu sokakta ya erotik şov seyrederken ya da sanki ders çalışıyormuşçasına dolanırken göreceksiniz. Aman şaşırmayın. Ben Alman gençler arasında dünyayı saran çekik gözlü aileler ile aynı ortamda bulundum.
 
Kuzeyin Venedik’i olarak adlandırılan Amsterdam’ın kanallarına bir gezinti yapın. Turistler içinde harika seferler var.
 
Şehirde birçok müze bulunuyor. Bunların en önemlileri Rjiks Museum, diğeri ise Van Gogh Museum.
 
 
Dünyanın bir çok şehrinde karşınıza çıkan, aslında en ünlüsü Londra’da olan, bal mumu müzesi Madame Tussauds’yu da görmeden dönmeyin. Birçok ünlünün heykeli değişik konseptlerle fotoğraf çektirebileceğiniz şekilde tasarlanmış. Spiu Meydanı’ndaki kafelere pan kek’inizive kahve sipariş edin. Yemek kültürü için çok fazla söylenecek bir şey yok aslında. Küçücük dükkânlarda satılan patateslere dayanamıyorum. Bu patates kızartmasının tadı niye başka ülkede yok!
 
Amsterdam’ın gece hayatına el atmadan olmaz. Gece yarılarında başlayıp ertesi gün öğlene kadar süren çılgın partiler, Leidseplein, Paradiso ve Melkweg ve daha bir çok irili ufaklı yer, gece hayatının vazgeçilmez yerlerinden biridir. Dönüşte havaalanında dolaşmak için muhakkak zaman ayırın kendinize. Bu havaalanı, Avrupa’da dördüncü, dünyada onuncu sırada. Yılda 44 milyon kişiyle dünyanın en kalabalık üçüncü havalimanı. Alışveriş yapacağınız birçok mağaza var.