Gazetevatan.com » Yazarlar » Sanatın ve modanın cenneti; Milano

Sanatın ve modanın cenneti; Milano


İtalya bir çizmeyse, Milano onun şık ve pahalı tokasıdır.

Dünya markalarının sıra sıra dizildiği caddeleri, geçmişi günümüze zarafetle taşıyan tarihi binaları, podyuma çıkmış gibi giyinen insanlarıyla bu toka, sadece göz kamaştırıcı bir ışıltı sunmaz aynı zamanda iğnesiyle tüm bu şöhretin sebebini de simgeler.

 

Çünkü burası Paris’le birlikte modanın ikon şehirlerindendir ve bu haklı ünün ardında yüzyıllara dayanan bir tasarım, terzilik, kundura geleneği vardır. Adım adım ilerlemiş ve ilerlemekte ve ilerleyecek olan bir tarihtir bu.

 

İşte bu yüzden Milano’dan bahsederken modadan bahsetmemek Ayasofya’yı ya da Topkapı’yı es geçen bir İstanbul tanıtımına benzer.

Ama bu, şık caddeleri sağlı-sollu çevreleyen markaların etiketlerindeki fiyatların görmezden gelineceği anlamına gelmiyor. Çünkü vitrinlerdeki ayakkabılar, çantalar, kıyafetler sadece göz değil el de yakıyor. Neyse ki, outlet diye bir oluşum var, bu da etiketlere uzaktan bakan biz fanilere alternatif seçenekler sunabiliyor. Hem de çok iyi seçenekler.

İşte bu yüzden de, son yıllarda Milano’ya (özellikle indirim dönemlerinde) alışveriş için gidilir oldu.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse, Atlasglobal’in Milano’ya seferlerinin başlaması vesilesiyle yaptığımız gezide gördüm ki, hiç de abartılı bir neden değilmiş bu. Milano’ya indirim zamanı outlet alışverişi için gidilir mi “evet” gidilir. Ama sadece bunun için gitmek de bu güzel şehre haksızlık olur.

 

Çünkü burası Milano, Dubai değil. Tarihi eserleri, pasajları, operaları, müze ve sergi salonlarıyla sanatın da baş tacı yapıldığı bir şehir. Avrupa’nın dördüncü büyük katedrali olan Duomo gibi. Şehrin alameti farikası olarak kabul edilen ve yapımına 1389’da başlanan ve tamamlanması 500 yıl süren bu gotik yapı beyaz dış cephesiyle görenleri büyülediği gibi içinde yer alan yapıtlar da başlı başına birer sanat eseri niteliğinde.Bunlar arasında en dikkat çekenler ise hiç şüphesiz ki Rönesans dönemine ait eserler. Bu yüzden yolu Duomo’ya düşenlerin bu katedrali bir müze gibi gezmesini tavsiye ederim. Milano’nun bir diğer alameti farikası da elbette ki, “Son Akşam Yemeği” resmi. Dan Brown’un tüm dünyada satış rekorları kıran ve büyük tartışmalar yaratan “Da Vinci Şifresi” romanının önemli figürlerinden olan sadece Rönesans’ın değil gelmiş geçmiş tüm sanat tarihinin en önemli sanatçılarından olan Leonardo Da Vinci’ye ait olan bu eser sanılanın aksine bu bir tablo değil, duvar resmidir.

 

Milano’daki Santa Maria DellaGrozia Manastırı'nın yemekhanesinin duvarında yer alan bu resmi görmek için haftalar öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerektiğini belirtmek isterim. Zira resmin zarar görmemesi için salona sınırlı sayıda ziyaretçi kabul ediliyor. Ne yazık ki bizim Milano’da bulunduğumuz tarihlerde tüm rezervasyonlar doluydu. Yani Milano’ya tekrar gitmek için büyük bir  nedenim var.

Neyse ki, “Son Akşam Yemeği”ni görememenin verdiği hüznü Como Gölü’nde yaptığımız tekne turu hafifletti. İtalya’nın Lombardiyabölgesinde yer alan aristokrasinin gözde bir sayfiye yeri burası. Son yıllarda biz bu gölün adını George Clooney ile sık sık duyar olduk. Çünkü kendisinin burada misafirhanesi de dahil olmak üzere iki evi var. Sadece onun mu SofiaLoren’in, Berlusconi’nin, Versaceler’in, Rus iş adamlarının hatta Mussolini’nin.... Rönesans mimarisinin tüm etkilerini görebileceğiniz evler ve binalarla çevrili bu güzel göle tepeden bakan IlGattoNero isimli restoran için ise sadece “şiir gibi” diyebilirim. George Clooney’nin de yemeklerini yediği ve İtalyan şarabıyla saatler geçirip geçmişinizi tatlı tatlı hatırlatan bir manzaraya sahip. Dekorasyonu, yemekleri, sunumu ile ince zevklerin damıtılmış bir sonucu olan IlGattoNero’da, şıklığı ile insanı ezen restoranların insanı diken üstünde gibi hissettiren yaklaşımından eser yok. Her şey şık ve ölçülü ama bir o kadar  İtalyan rahatlığı ve keyfinde.

Ama yine de restoranın en güzel yanı şüphe yok ki, manzarası. Elinizde bir kadeh şarapla saatlerce seyredebileceğiniz, seyrederken sizi geçmişinize götürüp bugününüzü tatlı tatlı sararak gülümseten bir mekan... Böylesi inanın az bulunur. Hatta bu yazıyı yazarken, GattoNero’nun penceresinden Como Gölü’nün seyrettiğim o anları bir rüyaymış gibi hatırlıyorum. Ama hayır, rüya değildi çünkü bir kaç kez kendimi çimdiklemiştim.

 

Özetle: Bence bir hafta sonu ya da arası, artık size kalmış Milano’ya gidin. Üstelik artık Atlasglobal’in son derece uygun seçenekleri de var. Hele indirimlerin olduğu bu sezonu kaçırmayın derim. Evet, ben de bir outlete gittim ve yarı fiyatına outlete gelen ürünler üzerinden yüzde 70 hatta 80’e varan indirimler olduğunu ve insanların bavullarla alışverişe geldiklerine bizzat tanık oldum.

Eve dönünce Milano hatıralarımı masama koydum; Bir uçak, bir zeytinyağı, bir Duomo Katedrali biblosu ve elbette bir de el yapımı İtalyan makarnası...