Gazetevatan.com » Yazarlar » Beynimizde saklanan kendimiz

Beynimizde saklanan kendimiz

09 Temmuz 2016 Cumartesi

Nörolog David Eagleman, yeni kitabı “Beyin-Senin Hikayen”de beyin ve yaşam arasındaki etkileşimi alışık olduğumuz üslubuyla ele alıyor.


 
David Eagleman’ı “Incognito/ Beynin Gizli Dünyası“ kitabıyla tanımıştık. Bir nörolog olan Eagleman’ın kaleme aldığı kitap akıcı, anlaşılır üslubuyla bize “beynimizi” anlatıyordu. Bu, şu ana kadar bilmediğimiz bir organdı. Elbette, beyni biliyorduk; iki yarı küre olduğunu, kıvrımlarını, bilinçaltımızı, bilincimizi. 
 
Elbette, Freud’dan bu yana bilinçaltının öneminden haberdardık, ancak modernizmle birlikte yere göğe koyamadığımız bilincimizin yaşamımızın çok küçük bir bölümünde etkili olduğunu bilmiyorduk. Daha doğrusu, gündelik hayatımızdaki kararlarımızın çoğunu (en bilinçli olduğunu sandıklarımızın bile) bilinçli olarak değil tam aksine “alışkanlık”, ya da bilinçaltı mekanizmalarıyla aldığımızın farkında değildik.
 
Bilinç küçük bir yeri kaplıyor
 
Buna en iyi örnek sporcuların davranışları gösteriliyor. Bir sporcunun, mesela futbolcunun verilen bir pas karşısında orta mı yapacağına, yoksa şut mu çekeceğine bilinci değil tam aksine yıllar boyunca yapmış olduğu antrenmanlar ve maçlardaki alışkanlıkları karar veriyor. Aksine böyle durumlarda bilincin devreye girmesi kadar tehlikeli bir şey yok. Oğuzhan’ın ortası karşısında “sağ ayağımı mı yoksa solumu mu kullansam” diye düşünün bir Gomez kilitlenip kalacaktır. 
 
Bunu en iyi anlatan ise “Kırkayak ve Tilki”nin hikayesidir. Hikayeye göre kırkayak nefis dans ediyormuş ve tilki bu durumu çok kıskanıyormuş. Bir gün kırkayaka sormuş; “Sevgili kırkayak 27’inci ayağını havaya kaldırdığında 3’üncüyü ne yapıyorsun? 15’inciyi sola attığında 33’üncüyü arkaya mı atıyorsun?” Kırkayak düşünmüş ve sonra bir daha dans edememiş. 
Özetle David Eagleman, bilincimizin beynimizin çok küçük bir yerini kapsadığını anlatıyordu “Incognito/ Beynin Gizli Dünyası“nda. Ve bunu sıradan bir olayı anlatan belgeseller gibi rahat ve hayranlık veren bir üslupla yapmış böylece biz de kendisini çok sevmiştik. Bu yüzden yeni kitabı “Beyin/ Senin Hikayen”i de heyecanla karşıladık. 
 
Eagleman, bu kez beyin ve yaşam arasındaki etkileşimi ve ilişkiyi ele alıyor. Beynin yaşadıklarımızla birlikte şekillenirken, yaşamın da beynimizi şekillendirişini... 
 
Bu yüzden de kitap “Gerçek nedir?”, “Sen kimsin?”, “Beynin neden başkalarına ihtiyaç duyuyor?” gibi sorular üzerinden yükseliyor. 
 
Yüz ifademizden beyin ameliyatlarına kadar uzanan bu olağanüstü yolculukta muazzam karmaşıklık barındıran beyin hücreleri ve onları birbirine bağlayan trilyonlarca sinirin arasında kendinize karşılaşmanız inanın, çok olası.
 
David Eagleman, nörobilimi geniş kitlelerle buluşturdu.
 
KİTAPTAN
 
Sabah vakti. Güneş ufkun üzerinde göz kırpmaya başlarken mahallenizdeki sokaklarda henüz çıt yok. Kentin dört bir köşesindeki yatak odalarında birer birer şaşılası bir olay yaşanmakta: İnsan bilinci yaşama uyanmak üzere. Gezegen üzerindeki en karmaşık nesne, varoluşunun farkına varmaya başlıyor. Çok kısa bir süre önce siz de derin uykudaydınız. Beyninizdeki biyolojik malzeme o zamandan bu yana değişmedi; az da olsa değişen, etkinlik kalıpları oldu. Şu an bazı deneyimlerin keyfine varıyorsunuz. Gözlerinizin bu sayfada taradığı yamuk yumuk çizgilerden anlamlar çıkarıyorsunuz. Dilinizin ağzınız içinde aldığı konumu, sol ayakkabınızın ayağınıza verdiği hissi düşünebiliyorsunuz.
 
Domingo Yayınevi 272 sayfa, 17.25 TL