Gazetevatan.com » Yazarlar » Dubai kulelerindeki gece hayatı ve çöllerin gizemi

Dubai kulelerindeki gece hayatı ve çöllerin gizemi

27 Nisan 2016 Çarşamba


 
Hatırlarsanız Sex&City’nin güzel kadın kahramanları son filmde Dubai’ye tatile gidiyordu. Yedi yıldızlı otellerin önünde jeeplerden inip insanı pelteye çeviren masajlar yaptırıyor lüks ve ihtişamın tadını çıkarıyorlardı. İşte, geçen hafta Care’nin aşk acısını bile azaltan lüksün bu kalesindeydim. Dünyanın en yüksek binasına da çıktım, en büyük AVM’sinde de dolandım. Ama en güzeli çölde geçirdiğim anlardı.
 
Lüksün ve yapay olanın şehri diyebiliriz Dubai için. Paranın satın alabileceği ve yaratabileceği her şeyi burada görmek mümkün. En lüks markalar, en pahalı içkiler, altın varaklı musluklar, James Bond filmlerinde görücüye çıkan otomobiller, acayip restoranlar, siyah menekşeler, yıldız üstüne yıldız çıkan oteller, dans eden fıskiyeli havuzlar… Kısaca lüks denince aklınıza gelen ve gelmeyen her şey…
 
Tüm bu gösteriş ve lüksün bir çölde olması ise şaka gibi. Yani uçsuz bucaksız kum tepelerinden başka hiçbir şeyin olmadığı bir coğrafyada… Bu nedenle de her şey yapay. Hava bile. Çölün ortasındasınız ama sürekli üşüyorsunuz. Çünkü her yer klimalı. Metro ve otobüs durakları bile klimalı cam fanusların içinde… Yolcu görmek ise bir mucize…
 
Doğal olan tek şey; çöl, sıcak, incecik kum ve deniz… Gerçi bana kalırsa Dubai’ye gitmek için en büyük neden de bunlar. Ama dediğim gibi bu benim zevkim ve belirtmeliyim ki, çoğu kez sıkıcı bulunan biriyimdir.
 
 
 
Atlasglobal’in Sharjah’a seferlerinin başlaması üzerine buradayız. Sharjah, Dubai’ye 26 km uzaklıktaki üçüncü büyük Arap Emirliği. Dubai nasıl gelirini turizmden ve dünya sermayesi ticaretinden kazanan liberal bir emirlikse Sharjah da tam tersi. Burada şeriat var. Bu da 26 km’lik görünmeyen ama hissedilen bir duvar demek. Bir tarafta kadınların şortlarla dolaştığı, içkilerin içildiği diğer tarafta turistlerin bile kılığına kıyafetine dikkat ettiği.
 
Bir süredir yurtdışı uçuşlara başlayan Atlasglobal’in Sharjah’ı seçmesinin nedeni ise basit; bazı durumlarda Dubai’ye Dubai’den bile daha yakın olması. Çünkü bu çöl şehirlerinde hiçbir yer birbirine yakın değil. Örneğin çoğu kez iki mekan arasında bir saat yol gitmek durumunda kaldık. Tıpkı Las Vegas gibi dümdüz uzayıp giden şehirler bunlar. Üstelik binalar öyle büyük ki alt tarafı sadece dört otel sonrasındaki bir yere gitmek bile yarım saat sürüyor. Bu yüzden Dubai’nin Sharjah tarafında kalan bir bölgesindeyseniz, Dubai havalimanı yerine Sharjah’ı tercih etmeniz daha mantıklı.
 
 
 
ÖNCE ÇÖLE GİDİN
 
Peki ne yapılır Dubai’de? Dediğim gibi bana kalırsa önce çöle gidilir. Hele hele Bertolucci’nin “Çölde Çay” adıyla sinemaya uyarladığı Paul Bowles’un “Esirgeyen Gökyüzü” romanını okumuş ve vurulmuşsanız. (Teoman’ın “İki Yabancı” şarkısında bu filmden bahsettiğini de yeri gelmişken söylemek isterim. Hani “İki yabancı/  Birlikte ama yalnız/ İki yabancıyız/ Hani o güneşin batışı/ Bizi tanrıya inandırışı” sözlerini içeren…) Veya boşluğa, uzağa bakmayı, dinginliği dinlemeyi seviyorsanız ve “hiçlik” felsefesi üzerine düşünmüşseniz, muhakkak gidin.
 
Biz gittik ve bir Dubai klasiği olan “Çölde Safari” yaptık. Ben de bu sayede yıllardır görmek istediğim, hep romanlarda okuyup, filmlerden izlediğim çölü görme fırsatı buldum. Hayal ettiğim gibi miydi? Evet, hem de rüyalarıma girecek kadar. Ayaklarım hala çölün ipeksi kumlarını arıyor. İstanbul’a getirmek için kalın bir kumaşa sardığım ama minicik gözeneklerden bile süzülen incecik çöl kumlarını… Söylemeliyim ki, hiçbir sahilde ayaklarım böyle bir kırmızı ve ipeksi kumlara değmedi. Bu yüzden artık Mecnun’un Leyla’yı yani aşkını, aşkı neden çöllerde aradığını çok iyi biliyorum.
 
 
 
KUMA SAPLANAN JEEPLER
 
Tam da bu yüzden çölde yol almak çok zor. Yola çıkmadan önce bu yüzden jeeplerin lastikleri indiriliyor. Buna rağmen birçok defa kuma saplandık. Araçlar birbirini çeke çeke ilerledi ve böyle böyle güneşi çölde batırdık. Kızıl kumlara günbatımı kızılının da vurduğu anlara bu sayede tanıklık ettik. Sanki şarkının dediği gibi “tanrıya daha bir yaklaşmıştık.”
 
Ama… Benim aksime sakinliği değil de eğlenceyi, hareketi seviyorsanız inanın  Dubai tam bir cennet. Öncelikle turkuvaz renkte bir denize ve beyaz kumsallara sahip. Su sıcaklığı ise mevsime, günün saatine göre değişiyor. Soğuk olmayan sudan ılığa, ılıktan sıcağa doğru giden bir ısı bu…
 
Bu denizin tek kötü yanıysa yüzerken ne tarafa bakarsanız bakın bir kule, bir inşaat görüyor olmanız. Ah, nerde bizim Antalya’nın Beydağları ya da Ege’nin o güzel yeşil koyları.
 
 
 
HER YER AVM HER YER MARKA
 
Denize girmenin dışında gündüzleri Dubai’de mi yaparsınız. Elbette alışveriş. Her yer AVM, her yer marka! Zaten dünyanın en büyük AVM’si Dubai Mall da burada. Ya da dünyanın en yüksek binası olan Burj Khalifa (828 m).
 
 
 
Bu kuleye çıkıp Dubai’ye şöyle bir tepeden de bakabilirsiniz. Hemen söyleyeyim çıkış 100 dolar. Yaklaşık bir dakika süren ve basınçtan kulaklarınızın tıkanabildiği bir asansör yolculuğundan sonra hayal kırıklığına da uğrayabilir, hatta “Eee! Hani çok yüksekti” diyebilirsiniz. Bunun sebebi alçakta olmanız değil, tam aksine etraftaki diğer binaların da çok yüksek olması ve bunun da yüksekliği normalleştirmesi.
 
 
 
YEME İÇME, GECE HAYATI
 
İşte bu tamamen sizin kim olduğunuza, ne yemek ve nasıl eğlenmek istediğinize bağlı… Mesela biz öyle bir yere gittik ki, sanki çölde değil de bir Akdeniz kasabasındaydık. Sahil kenarındaki mavi-beyaz pötikare masa örtülerinin serildiği tahta masa ve sandalyeler bizi bir anda Akdeniz’e ışınladı. Yemek kalitesi, müzikler hatta esen meltem… Her şey Akdenizliydi. Dedim ya, Dubai yapaylık konusunda tam bir uzman. Çölde Akdeniz havasını bile yapmış!
 
 
ŞOV, ŞOV, ŞOV
 
Barlar, gece kulüpleri ise kıyamet gibi. Seçin beğenin. Üstelik öyle restoranlar var ki, yemek yerken şov izliyorsunuz. Biz kırmızı ışık ve sise boğulmuş bir restorana gittik. O kadar kırmızı, o kadar sisti ki, içeri girdiğimde “sanırım bir gece kulübüne geldik” dediğimi anımsıyorum. Dahası bizi tuhaf maskeler takmış, üstü çıplak, ellerinde ne olduğunu anlayamadığım objeler taşıyan erkekler ya da kostümlü kadınlar karşılıyordu. Biraz sonra ise tüm bunların anlamı ortaya çıktı, yemek yerken onların ilginç şovlarını izleyecektik. Böylece biz yemek yerken kimi büyük bir helelopun içinde dönüp durdu, kimi tahterevallide zıpladı… Ve elbette en büyük alkışı siyah file çoraplı esmer bir güzelin dansı aldı.
 
 
Özetle Dubai’ye gidecek olanlara şunu diyebilirim; burası tam iklimi gibi. Nasıl gündüzleri çok sıcak geceleri soğuksa, hayatı da öyle… Ya çöle gider uçsuz bucaksız boşlukta kalp atışlarınızı dinleyerek “hiçlik” üzerine düşünür ya da tüketim toplumunun zevkleriyle haşır neşir olursunuz.
 
 
Eve dönünce çölden getirdiğim bir avuç kumdan kalanı küçük bir kadehe koydum. Bu kadarcık kaldı çünkü o kadar ince ki çöl kumu süzülüp gitmiş kat kat sardığım kumaştan. Sonra yanına Dubai sahilinde yürürken bulduğum küçük midye kabuğunu yerleştirdim. Eh çöle giderken yanımıza aldığımız puşileri de hatıra diye masama koyunca tekrar gitme, uçma isteği duydum. 
 
Dubai’ye Sharjah’a üzerinden gidecekler için Atlasglobal sefer saatleri:
 
-     İstanbul-Sharjah, Pazartesi, Çarşamba, Cuma, Pazar: 10.20 (kalkış)-15.25 (varış)
 
-     Sharjah- İstanbul, Pazartesi, Çarşamba, Cuma, Pazar: 16.30 (kalkış)- 20.20 (varış)
 
-     İstanbul-Sharjah, Salı, Çarşamba, Perşembe, Ctesi: 22.20 (kalkış)- 3.45 (varış)
 
-     Sharjah- İstanbul, Çarşamba, Cuma, Pazar: 04.40 (kalkış)-08.30 (varış)