Gazetevatan.com » Yazarlar » Ustanın son harikası

Ustanın son harikası

04 Ekim 2012 Perşembe


Dünya ve Türk edebiyatının yaşayan en büyük yazarlarından kabul edilen Yaşar Kemal’in 10 yıldır beklenen romanı çıktı ve çıkar çıkmaz 60 bin sattı. Yazmaya başladığı sırada hastalandığı için yazımı sekiz sene süren romanla ilgili olarak Türkçe’nin büyük ustası, “Hiçbir romanımın yazımı bu kadar sürmedi. Ne olursa olsun bitireceğim dedim” diyor.

Yaşar Kemal’in on yıldır beklenen “Bir Ada Hikayesi” serisinin son romanı olan “Çıplak Deniz Çıplak Ada” bugün Türkiye’nin her yerinde. İlk baskısı 50 bin yapılan romanın, 10 bin yapılan ikinci baskısı da bitmek üzere.

Yaşar Kemal’in ilk başta üç cilt olarak tasarladığı “Bir Ada Hikayesi”nin ilk cildi “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana” 1998’de yayımlanmıştı. Bu romanda usta yazar okurlarını diğer romanlarından farklıolarak bir düş ülkeye götürmüştü; olmayan bir adaya. Farklı kökenden insanların; Kürtler’in, Çerkezler’in, Türkmenler’in, Lazlar’ın, Rumlar’ın iç içe yaşadığı, iyi yürekli, iyi niyetli güzel insanların adasıydı burası.Mübadele sonrasında boşaltılan bir adaya yerleşmişti hepsi. İşte bu adada Yaşar Kemal, farklı etnik kökenlerin ve kimliklerin bir arada yaşadığı bir cennet, bir ütopya, kendi hayalini aradığı bir dünyayı tasvir etmişti.

Hikaye 2002’de yayımlanan ikinci ciltle “Karıncanın Su İçtiği” ve hemen ardından yayımlanan üçüncü cilt “Tan Yeri Horozları” ile devam etmişti. Herkes serinin bittiğini, biteceğini sanırken usta yazardan bir de müjde gelmişti; dördüncü bir roman daha vardı,yazılmaktaydı. Hatta ismi bile belliydi; “Çıplak Deniz Çıplak Ada”.

- HASTALIĞINA DENK GELDİ: Ancak o günden sonra uzun bir bekleyiş dönemi başladı, roman bir türlü tamamlanamıyordu. İşte Yaşar Kemal okurlarının yıllardır beklediği roman artık piyasada. “Karşı dağların başı ağrıyordu” ilk cümlesiyle akıllara kazınacak olan romanda büyük yazar, önceki eserlerinde sık sık kullandığı halk efsaneleri, deyişleri, söylencelerini büyük bir ustalıkla kullanmış. Okurlarının büyük bir heyecan ve sabırla beklediği roman için yazar da çok uzun yıllar beklemiş. Hem de çocukluğundan beri. Edebiyatımızın ulu çınarı romanın yazılış sürecini ve hikayesini şöyle anlatıyor:

“Bizim köyümüzde okul yoktu. İlkokulu okumak için Kadirli’de bir akrabamızın evine gittim. Bir süre orada kaldım. Ama o evde kalmak istemediğim için okula kendi köyümden yürüyerek gidip gelmeye başladım. Yürürken hep bir köyden geçiyordum. Bu köyle ilgili bazı şeyler duymuştum. Bu bölgeye yabancıinsanlar gelmiş, yerleşmişler. Sıtmadan ölmüşler, etraftan çeşitli kötülükler görmüşler. İlkokulun sonuna kadar o köyden hep geçtim. Hep hikayelerini duydum, dinledim. Biraz büyüdüm, ilkokulu bitirdim. Köyün önünden tekrar geçtim. Büyük bir baca gördüm. O bacayı Ceyhan ırmağından topladıkları taşlarla yapmışlar. Kalın yüksek bir baca... Ortaokula geldiğim zaman Hemite köyünde babamın akrabalarından annemin de arkadaşı bir kadın bana o köyde ne olduğunu anlattı.Birlikte ormanın içine gezmeye gittik. ‘Bak oğlum’ dedi ve devam etti: ‘Burada göçebeler, mübadiller vardı. Bunlar Yunanistan’dan gelen Türkler’di. Böyle üç köy vardı Anavarza’nın yanında. Çok güzel köyler.’ Bu köyü, hikayesini öğrendim. O köye yerleştiklerinde çok güzel evler yapmışlar, köyü güzelleştirmişler. Etraftaki köylüler bu insanlara zulüm yapmışlar. Bu insanlar “Bir gün gideceğiz” deyip gitmişler. 15, 16 yaşıma geldiğimde bu insanların nereye gittiklerini bulmaya çalıştım. Bulamadım. Bulamadığıma çok üzüldüm. Abidin Dino’ya bu Çukurova’daki köyün, mübadillerin hikayesini anlattım. ‘Ne duruyorsun, en güzel konu bu. Bunu şimdiye kadar hiç kimse doğru dürüst yazmadı. Doğru dürüst diyorum ama belki de kimse yazmadı’ dedi. Abidin Bey Yunanca bilirdi, İngilizce, Fransızca, Rusça bilirdi. Eh bir de resim yapmasını bilirdi. Ben ‘Bir Ada Hikayesi’romanlarımda mübadeleyi yazdım. Benim için mübadele sadece bu romanlarda anlattığım mübadele demek değil. Benim ailem de mübadele yaşamış. Ruslar Van’a geldiği zaman bizimkiler sürgün olmuşlar. Bütün Anadolu’da gezmişler, Çukurova’da bu köye yerleşmişler. Bu mübadele hikayesini bu hırsla yazdım. 1996 yılında ‘Bir Ada Hikayesi’nin ilk kitabını yazmaya başladım.

- SIRADA YENİ KİTAPLAR VAR: ‘Çıplak Deniz Çıplak Ada’nın yazımı 8 yıl sürdü. Bugüne kadar hiçbir romanımı 8 yılda yazmadım. Yazmaya başladığımda hastalandım ancak ne olursa olsun bitireceğim dedim. Bütün kitaplarımı yazmadan senelerce önce düşünürüm. Çocukluğumda düşündüğüm bir mesele var, bugünlerde yine onu düşünüyorum - orman sorunu... Aklımda başka konular da var. Onlardan biri iki kadınla ilgili. Osmanlı zamanında kahramanca çalışmış bu kadınlar.”

Kitaba büyük ilgi

Usta yazar Yaşar Kemal’in, 8 yıldır büyük bir özlemle beklenen son kitabı Çıplak Deniz Çıplak Ada -Bir Ada Hikayesi 4, büyük ilgi gördü. Yapı Kredi Yayınları (YKY) tarafından basımı yapılan kitap bugün okurlarıyla buluşuyor. Çıkar çıkmaz 60 bin adet satan kitabın dörtlemenin ilk üç kitabının trajını geçmesi bekleniyor. Usta yazar, sekiz yıllık hasreti sona erdiren kitabın ardından yeni kitaplar yazmaya hazırlanıyor.

KİTABIN KONUSU

Çıplak Deniz Çıplak Ada Bir Ada Hikayesi-4


“Çıplak Deniz Çıplak Ada”, Yaşar Kemal’in ağıtların diliyle, kendi özgün dilini harmanladığı “Bir Ada Hikâyesi” dörtlemesinin son kitabı... Savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alan dörtlemenin son kitabında Yaşar Kemal, geçmişin kapanmaya yüz tutan ama izi kalan yaralarını anlatmaya devam ediyor. Ağaefendi’yle Melek Hatun, Poyraz’la Zehra, Ali Hüseyin’le Nesibe muradına erer; Lena Ana’nın hasretle yollarını beklediği kayıp oğulları da geri döner fakat balıkçıların reisi Hıristo’nun başına beklenmedik bir olay gelir.