Bozdağ: Erdoğan dolar hesabını bozdurdu

AA |  06 Aralık 2016 Salı - 10:22 | Son Güncelleme : 06 12 2016 - 10:22

CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Albaraka Türk Bankası'nda 200 bin dolar hesabı olduğunu iddia etmesinin ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'dan 'dekontlu' yanıt geldi.


Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Fetullahçı Terör Örgütü'yle  bugüne kadar AK Parti dışında etkin, açık, net bir mücadele vermiş ikinci  cumhuriyet hükümeti var mıdır? Yoktur. Hangi hükümet mücadele etmiş, hiçbir  hükümetin mücadelesi yok. İlk defa bu terör örgütüyle mücadeleyi biz yapıyoruz."  dedi. 
 
 Bozdağ, TBMM Genel Kurulunda 2017 Yılı Bütçesi üzerine yaptığı  konuşmada FETÖ ile irtibatlı, iltisaklı olanlarla mücadele etmenin parlamentonun  ve hükümetin asli vazifesi olduğunu söyledi.
 
  
OHAL'i darbe teşebbüsleri olmasın, yeni tekrarlar yapılmasın diye  koyarken, Türkiye'de darbelerin olmayacağı bir altyapı oluşturmak için  çalıştıklarını ifade eden Bozdağ, OHAL'i devletin içerisinde yuvalanmış bu yapıyı  devletten ayıklamak için kullandıklarını belirtti.
 
  Devletin çalıştığı insanlarda devlete sadakati aradığını vurgulayan,  terör örgütüyle irtibatlı, iltisaklı olanlarla ilgili adım attıklarını, devletin,  sadakatinden şüphe ettiği kişilerle çalışmama hakkı bulunduğunu belirten Bozdağ,  "Sovyetlerin dağılışı üzerine bunu biz Batı'da gördük; onlar yaptılar, ayıklama  kanunları çıkardılar. Onlar yapınca doğru, biz yapınca yanlış mı oluyor? Bizim  yaptığımız devletimizi ve demokrasimizi korumak için doğru adımları atmaktır."  dedi.
 
  
 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun AK Parti'yi FETÖ'nün suç  ortağı yapmak gibi bir gayret içinde olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ, şöyle  devam etti:
 
 "Çok net söylüyorum, Fetullahçı Terör Örgütü'yle bugüne kadar AK Parti  dışında etkin, açık, net bir mücadele vermiş ikinci cumhuriyet hükümeti var  mıdır? Yoktur. Hangi hükümet mücadele etmiş, hiçbir hükümetin mücadelesi yok. İlk  defa bu terör örgütüyle mücadeleyi biz yapıyoruz. Mücadele yapan insanları terör  örgütüne yardım etmekle suçlama garabetini de siz yapıyorsunuz. Bu örgütün gerçek  kimliği ortaya çıktıktan sonra örgüte tavır alan, örgütle mücadele eden biziz. 17  Aralık'tan sonra bütün milletin bu örgütün çirkin yüzünü öğrenmesinden sonra, bu  örgütün kumpas kasetlerini burada millete kim seyrettirdi? Seçimlerde bu örgütle  kim ittifak yaptı? Hala bu örgütün mağduriyet edebiyatını, uluslararası  çevrelerde yaymaya çalıştığı fikirlerin müdafiliğini kim yapıyor?
 
  
 Terör örgütünün kimliği, vasfı ortaya çıktıktan sonra bu örgütün  söylemlerinin Türkiye'de takipçisi kim? Adil Öksüz ile ilgili burada konuştu  Sayın Genel Başkan. Ben burada soruyorum, Adil Öksüz ile ilgili elinizde bilgi,  belge var mı, yok mu? Dedi ki 'ajan'. Biz de dedik ki 'ajansa buyurun açıklayın'.  Niye açıklamadınız? Buradan soruyorum Sayın Kılıçdaroğlu'na, Adil Öksüz ile  ilgili size yurt içinden veya yurt dışından herhangi bilgi geldi mi, gelmedi mi?  Bu bilgi geldiyse biz bu bilgiyi nere ile paylaştınız? 'FETÖ tiyatro' diyor, bu  işin tiyatro olduğunu ispat etmek de sanki CHP'ye düşmüş gibi. Adil Öksüz  üzerinden yapılmak isteneni bütün Türkiye görüyor. Bununla ilgili soruşturma  açıldı, gereği yapıldı, hakimler açığa alındı, kollukla ilgili İçişleri Bakanı da  soruşturma yapıyor. Öte yandan bunu başka bir noktaya çekmek için gayret etmek  fevkalede yanlıştır."
 
  
"Sen FETÖ'cüleri temizliyorum diye FETÖ'cülere alan açtın"
 
Bakan Bozdağ, FETÖ'nün TSK içindeki yapılanmasından AK Parti  hükümetlerini sorumlu tutmanın büyük bir insafsızlık olduğunu vurgulayarak,  askeriyede terfilere YAŞ'ın karar verdiğini, 13 üyesi asker olan kurulda başbakan  ve milli savunma bakanının sivil olduğunu ve kararların askerlerin istediği  doğrultuda verildiğini anlattı.
 
  
 Bozdağ, "Şimdi bazı emekli generaller konuşuyor, 'FETÖ'cüleri biz  atıyorduk da bunlar koruyordu' diyor. Sen namaz kılanı, oruç tutanı, eşi başı  kapalı olanı FETÖ'cü diye atıyorsun. FETÖ'cüler size kendilerini yutturmak için  namaz da kılmıyor, oruç da tutmuyor, eşinin başını da açıyor. Alkol de  kullanıyor. Sen FETÖ'cüleri temizliyorum diye FETÖ'cülere alan açtın. Kim  yaptıysa yazıklar olsun. YAŞ'ın yapısını biz değiştirdik. Sivillerin ağırlıklı  olduğu bir YAŞ yapısı koyduk ki orada da milli iradenin dediği olsun diye adım  attık." değerlendirmesinde bulundu.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı her işin anayasa ve  yasalara uygun olduğuna işaret eden Bozdağ, "Dış politikada bürokrat konuşacak,  siyasetçi konuşacak, gazeteci konuşacak, akademisyen konuşacak, Türkiye'nin  Cumhurbaşkanı konuşunca ayıplanacak. Böyle bir şey olabilir mi? Elbette  Türkiye'nin Cumhurbaşkanı dış politika üzerinde de konuşacak, başka konularda da  konuşacak. Bundan önceki cumhurbaşkanları da konuştu. Sayın Sezer de konuştu,  başkaları da konuştu. Meclisin açılış günlerinde ekonomiden, dış politikaya,  teröre kadar her konuda milletvekillerine hitap ettiler. Onlara mübah olanın,  Türkiye'nin Cumhurbaşkanına haram edilmeye çalışılmasını anlamak mümkün değil, bu  kabul edilebilir bir şey değil." diye konuştu.
 
 -"Darbe teşebbüsü gül ile mi bastırılır?"
 
 Bakan Bozdağ, cezaevlerinde işkence ve kötü muamele olduğuna dair  iddiaların da FETÖ'cülerin, PKK terör örgütünün ve Türkiye'nin düşmanlarının dile  getirdiğini belirterek, kötü muamele ve işkence olduğu söylenen cezaevinin  adının, bunu yapanın, ne zaman yapıldığının söylenmesi halinde hükümetin gerekli  işlemleri yapacağını, şayet işlem yapılmazsa hükümetin o zaman suçlanması  gerektiğini söyledi.
 
  
Bozdağ, "Türkiye'de kötü muamele ve işkence var demek... Bu terör  örgütlerinin bildik ezberleridir. Bu ezberlere alet olmak bu parlamentonun  altında bulunanlara yakışmaz. Ben örnek istiyorum, isim verin. Bazı örnekler  gösteriliyor, fotoğraflar. Darbe teşebbüsü gül ile mi bastırılır? Darbe  teşebbüsünü yapanlara karşı bir müdahale yapıldı, halkın müdahalesi var, kolluğun  müdahalesi var. Bu müdahale sırasında yapılanları cezaevinde veya gözaltında  yapılmış gibi göstermek fevkalede büyük bir yanlışlıktır, Türkiye'ye karşı da  büyük bir ayıptır." dedi.
 
 Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15. maddesine göre  işkence ve kötü muameleyi askıya almadığını, bu konuyla ilgili delagasyon  koymadığını vurgulayan Bozdağ, "İşkence ve kötü muamele delegasyon verilemeyecek  maddelerle alakalıdır. Hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bakımından hem de  Birleşmiş Milletlere verdiğimiz beyan bakımından da aynı şekildedir, bunu buradan  bir kez daha ifade etmek isterim. İşkenceye sıfır tolerans uygulamasını biz  getirdik, zaman aşımını biz kaldırdık. Bu dönem değil ne zaman gelirse gelsin  bunlarla ilgili işlemlerin gereği yapılacaktır." diye konuştu.
 
  "Ege adalarının hukuki ve fiili durumu aynıdır"
 
Adalet Bakanı Bozdağ, Ege adalarının hukuki ve fiili statüsüyle ilgili  de AK Parti hükümetleri döneminde herhangi bir değişiklik olmadığını belirterek,  "Ege adalarıyla ilgili bizden önceki hukuki ve fiili durum neyse aynıdır. Bunun  aksini söyleyen doğru söylemiyor. Annan Planı'nı biz kabul ettik, referandumda  Rumlar reddetti. Niye reddettiler? Türkler haklarını savunamadı, bize fazla şey  verdiler, reddedelim de onlar daha çoğunu alsın diye mi reddettiler? Aleyhlerine  gördükleri için reddettiler. Biz Kıbrıs'ta da bütün uluslararası alanda da  milletimizin ve devletimizin hukukunu koruduk. Bundan sonra da korumaya devam  edeceğiz." ifadesini kullandı.
 
  
Türkiye'nin Ege'de kaybettiği yerlerle ilgili sorumlunun AK Parti  olmadığına işaret ederek, "10 Şubat 1947 Paris Antlaşması ile On İki Ada  Yunanlılara bırakıldı. O zaman Başbakan kimdi? Merhum İsmet İnönü'ydü.Ve Paris  Antlaşması'na Türkiye delegasyon bile göndermedi, katılmadı, 'Askerimiz yok, mali  durumumuz iyi değil.' diye. Şimdi oradaki, Türkiye'nin burnunun dibindeki bu  yapılar bizim eserimiz değil, sizin eserinizdir." dedi.
 
 Bozdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dolara ilişkin çağrısının ardından  "Cumhurbaşkanı dolar çağrısı yapıyor, kendisi hesapta dolar tutuyor." şeklinde  iddialara da cevap vererek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hesabına ilişkin dekontu  gösterdi.
 
  
Bozdağ, "Cumhurbaşkanına vurmak size prim yaptırmaz. Vuran kaybediyor,  vuran kaybediyor, kaybediyor. Bak, Avrupa'da da vuran gidiyor, dokunan yanıyor.  Seçimde de millet hesabının görüyor. Onun için de buradan size ekmek çıkmaz, onu  da buradan bir kez daha ifade etmekte fayda görüyorum." diye konuştu.
 
"Hukuk devletinde kanun önünde herkes eşittir"
 
  
TBMM'de bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırıldığını  anımsatan Bozdağ, 154 milletvekilinin 810 dosyada dokunulmazlığının  kaldırıldığını, milletvekillerinin bir kısmının ifadeye gittiğini, bir kısmının  da ifade vermeye gitmeyi reddettiğini hatırlattı.
 
  
"Şimdi, biz bir hukuk devletiyiz. Hukuk devletinde kanun önünde herkes  eşittir." diyen Bozdağ, şöyle devam etti:
 
 
 "Kimseye farklı bir muamele yapılması beklenemez. Eş genel başkanlar  çok net açıklamalar yaptılar, 'Biz tıpış tıpış gitmeyeceğiz. Bizi zorla almak  istiyorsanız öyle alın veya nasıl istiyorsanız öyle alın.' dediler. Siz hukuku  tanımazsanız, hukuka uymazsanız, uymayacağınızı da açık açık söylerseniz hukuk  sizi bulur, bulunduğunuz yerden alır, savcının da mahkemenin de huzuruna götürür.  Bu ülkenin hukukunu sen de tanıyacaksın, senin arkandakiler de tanıyacak,  tanımayanlara tanıtmak da bizim boynumuzun borcudur. Hiç endişe etmeyin, herkes  tanıyacak Türkiye'nin hukukunu.
 
  
Bu parlamentonun çatısı altında duracaksınız, 'Biz bu hukuka  uymayacağız.' diyeceksiniz. Var mı öyle şey? Herkes hukuka uyacak. Hukuka uymayan  vatandaş nasıl zorla götürülüyorsa milletvekili de zorla götürülecektir. Terörle  araya mesafe koymak siyaset yapan herkes için birinci esastır. Mesafe  koyacaksınız. Hendek kazanları kutsamak, hendeklerin arkasındakilere destek olmak  ve onların aleyhinde konuşmayı menetmek, 'Onlara destek vermeyene soruşturma  açarım.' demek ne şey oluyor? Bunu kim söyledi?"
 
 Bozdağ, çukurlar kazılarak, şehirlere bombalar konularak kentlerin  yaşanmaz hale getirildiğini, vatandaşların göçe zorlandığını ifade etti. Bozdağ,  HDP sıralarına dönerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
  
 
    "Siz gidip bu teröristlere 'Neden hendek kazıyorsunuz? Niye bomba  koyuyorsunuz? Niye tuzak kuruyorsunuz?' dediniz mi? Demediniz. Orada yeniden kamu  düzenini tesis etmek için mücadele eden güvenlik güçlerini engellemek için  uğraştınız. Teröristler sıkıştığı zaman imdadına koştunuz. Devleti katliam  yapmakla suçladınız, teröristleri masum gibi gösterdiniz. Böyle bir şey olabilir  mi? Canlı bombalar oldu ve bu canlı bombalar çocuk, kadın, sivil onlarca insanın  şehit olmasına, pek çoğunun yaralanmasına neden oldu. Ben şimdi soruyorum, bu  parlamentonun altında milletvekilliği yapan birisi canlı bombanın cenazesine  hangi iyi işi yaptı diye gider? Patlatıp öldürdüğü masum insanlarla ilgili bir  vicdan azabı duydunuz mu?
 
  
 
    Dünyanın hangi demokratik hukuk devletinde canlı bombaların,  teröristlerin cenazesine gidip onları kahraman gibi göstermeye çalışanlara  müsamaha edilebilir, hoşgörüyle bakılabilir? Böyle bir şey olabilir mi? Elbette  olmaz, olması da mümkün değil. Bakın, Herri Batasuna kararı var Avrupa İnsan  Hakları Mahkemesinin. Ben adaletten yanayım, terörden yana değilim, ben hukuktan  yanayım, hendekçiden yana değilim, ben milletten yanayım, Kandil'den yana  değilim. Bakın, Herri Batasuna kararı çok net. Orada açıkça diyor ki mahkeme,  bazı sloganlar atılıyor, yürüyüşler yapılıyor, bunu teröre ve şiddete destek  olarak görüyor. Parti üyelerinin ve liderlerinin amaçlarına ulaşmak için kuvvet  kullanımını reddetmediklerini ve bunun teröre dolaylı bir destek olduğunu  söylüyor. Siz bugüne kadar PKK terör örgütünü kınadınız mı? 'Bu şiddeti durdurun,  bu terörü durdurun, ölümlere son verin.' dediniz mi? Demediniz. Terörü bitirmek  için uğraşanlara hep kara leke sürmeye, iftira atmaya çalıştınız."
 
  
CHP'li Özel'in konuşması
 
 Bozdağ'ın konuşmasından sonra söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür  Özel, "Sayın Bakan şunu bilmeli. Bir ülkenin kurucu babalarına dil uzatmak bir  Sayın Bakana yakışmaz ve İsmet Paşa'yı 12 adayı vermekle suçlarken ilk önce 1912  Trablusgarp Savaşı'nı, Balkan Savaşları sonunda o 12 adanın Osmanlı tarafından  fiilen İtalyanlara verildiğini, daha sonra bu 12 adanın Yunanistan'a geçtiğini…  Yok, eğer 1947'yi söylüyorsa, o zaman Sayın Bakan son on dakika devlet adamı gibi  konuşmadınız ama bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük devlet adamından gelsin size  cevap: 'Evet, ben sizin çocuklarınızı belki şekersiz bıraktım ama onları babasız  bırakmadım.' demiştir, İsmet İnönü. Siz diyorsanız ki 'İkinci Dünya Savaşı'na  gireydi de masaya oturup 12 adayı alaydı.' Onun hesabını sizin vicdanınıza  verin." diye konuştu.
 
AK Parti'nin Anayasa Mahkemesini yeniden dizayn ettiğini öne süren  Özel, "Eğer şu kadar cesaretiniz varsa getirin, o dört bakan için, şimdi,  soruşturma komisyonunu kuralım, Yüce Divana götürelim, yargılansınlar. Neden  bakan yapmadığınızı hepimiz biliyoruz. Deliller, 17-25 Aralıkta yasaya, usulüne  aykırı ortaya çıkmış olabilir ama bu 17-25 Aralık'ın, kan kardeşlerin kan davalı  gün olduğu gerçeğini, işveren ile taşeronun birbirine düştüğü gerçeğini, haram  paraların haramzadeler arasındaki bölüşüm ilişkilerindeki kavganın ülke gündemine  oturduğu gerçeğini değiştirmez, değiştirmeyecek." dedi.
 
  
 Bu arada söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, konuşmasının  ardından yerine geçtiği sırada ayağının takılması üzerine stenografların  bulunduğu sıraların önüne düştü. Gök, Özgür Özel ve HDP'li Ahmet Yıldırım'ın  yardımıyla ayağa kalkarak, yerine geçti.