BM Cemal Kaşıkçı raporunu açıkladı!

AA |  19 Haziran 2019 Çarşamba - 13:02 | Son Güncelleme : 19 06 2019 - 15:50

BM'nin gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti için hazırladığı raporda, "Öldürülmesi Suudi Arabistan devletinin sorumlu olduğu yargısız bir infazdır. Suudi Arabistan, diplomatik ayrıcalıkları suistimal etmesinden dolayı Türk Hükümeti'nden özür dilemeli" denildi.


Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel  Raportörü Agnes Callamard'ın Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin  hazırladığı raporda, "Kaşıkçı, uluslararası hukuka göre Suudi Arabistan’ın  sorumlu olduğu, kasten ve taammüden (tasarlayarak) gerçekleşen bir yargısız  infazın kurbanı oldu." ifadeleri yer aldı.
 
Birleşmiş Milletler'in (BM) bugün açıkladığı Cemal Kaşıkçı cinayeti raporuna Türkiye'den ilk değerlendirme geldi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "BM Raportörü Callamard’ın Kaşıkçı cinayetinin aydınlatılmasına, sorumlularının hesap vermesine yönelik tavsiyelerini kuvvetle destekliyoruz" ifadesini kullandı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından (OHCHR) bugün açıklanan  101 sayfalık raporda, "BM Genel Sekreteri (Antonio Guterres), Kaşıkçı'nın  öldürülmesine ilişkin tamamlayıcı kriminal soruşturma başlatmalı."  değerlendirmesinde bulunuldu.

 
Herhangi bir devleti beklemeksizin Genel Sekreterin kendisinin,  cinayete ilişkin uluslararası bir tamamlayıcı soruşturma başlatabileceği  vurgulanan raporda, BM İnsan Hakları Konseyi'ne Kaşıkçı cinayetinin akıbeti ve  genel olarak kişilerin ülkeleri dışında hedef alınmasına ilişkin "Arria formülü"  (gayrı resmi BM Güvenlik Konseyi toplantısı) görüşmesi düzenleyerek bir araya  gelmesi çağrısı yapıldı. 
 
Raporda, BM İnsan Hakları Konseyi veya BM Genel Kurulu'na da  gazeteciler ve insan hakları savunucularının tasarlanarak öldürülmelerine ilişkin  cezai soruşturma yürütecek bir mekanizma kurulması çağrısında bulunuldu.
 
Kaşıkçı ailesine tazminat 
 
Suudi Arabistan yönetimine Kaşıkçı'nın ailesinden kamuoyu önünde özür  dileme çağrısı yapan raporda, "Hesap verebilirlik, Suudi Arabistan hükümetinin  infazdaki sorumluluğunu üstlenmesini gerektirir. Bu aynı zamanda devletin  Kaşıkçı'nın ailesine tazminat ödemesini de içeriyor." ifadeleri yer aldı. 
 
'Suudi Arabistan Türk hükümetinden özür dilemeli'
 
Raporda, "Suudi Arabistan, diplomatik ayrıcalıkların istismarı ve  kendi toprakları dışında güç kullanımı yasağını ihlal etmekten ötürü Türk  hükümetinden özür dilemeli." ifadeleri kullanıldı. BM raporunda, Suudi Arabistan  ayrıca Kaşıkçı'nın yaşadığı ABD'den de özür dilemeye davet edildi.
 
BM'nin Kaşıkçı cinayetine ilişkin raporunda, Suudi Arabistan'da  hapsedilen, barışçıl şekilde görüşlerini ve inançlarını ifade eden kişilerin  salıverilmesi, işkence ve öldürücü güç kullanımı ve zorla ortadan kaybolan  kişilerle ilgili iddiaların bağımsız bir şekilde araştırılması için Suudi  Arabistan'a çağrıda bulunuldu. 
 
Kaşıkçı cinayetinin aktörleri, kurumlar ve infazı mümkün kılan  şartların detaylı bir şekilde araştırılması gerektiğinin altı çizilen raporda,  "Suudi Arabistan, bunların tekrar yaşanmamasını temin etmek için kamu raporu  oluşturup gereken reformları belirlemeli." denildi. Raporda, bu hususta BM'nin  ilgili kurumlarının Suudi yetkililere destekte bulunabileceği önerisi  getirildi. 
 
Suudi Arabistan'daki kovuşturmanın yetersizliğine değinilen raporda,  "Suudi Arabistan, mevcut yargılamaya ara vermeli. BM tarafından yönetilen ayrı  bir cezai soruşturmayla müşterek çalışmalı ve gelecekte gerçekleşecek  yargılamanın yeri ve yapısı konusunda verilen kararları uygulamalı." ifadesi yer  aldı. 
 
Kaşıkçı sokağı 
 
BM'nin Kaşıkçı cinayetine ilişkin raporunda, Türkiye'ye ise BM Genel  Sekreterinden tamamlayıcı soruşturma başlatması için resmi talepte bulunma  çağrısı yapıldı. 
 
Raporda, Türkiye'ye Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu önünde  basın özgürlüğünü temsilen heykel dikilmesi önerisinde bulunularak, buna  alternatif olarak başkonsolosluğun bulunduğu sokağın isminin Kaşıkçı sokağı  şeklinde değiştirilebileceği kaydedildi. 
 
'FBI soruşturma açmalı'
 
Kaşıkçı cinayetinin soruşturulmasına ilişkin ABD'ye de çağrıda  bulunulan raporda "ABD, henüz açılmadıysa, Kaşıkçı cinayetine ilişkin bir Federal  Araştırma Bürosu (FBI) soruşturması başlatmalı ve uygunsa ABD içinde cezai  kovuşturma yürütmeli." ifadelerine yer verildi. 
 
Raporda, "ABD, 2016 Küresel Magnitsky İnsan Hakları Hesap Verebilirlik  Yasası ışığında Suudi Arabistan Veliaht Prens'inin (cinayette) sorumluluğu olup  olmadığına karar vermeli ve bu karara nasıl vardığına ilişkin bilgi vermeli"  çağrısında bulunuldu. 
 
ABD Kongresi'nde, Suudi Arabistan üst düzey yetkililerinin  sorumluluğuna ilişkin oturumlar düzenlenmesi gerektiği kaydedilen raporda,  Kaşıkçı cinayetine ilişkin bütün kanıtlar, bilgiler, materyaller ve dinlemelerin  kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı. 
 
Veliaht Prens'e yaptırım
 
Raporda, diğer ülkelere Kaşıkçı cinayeti konusunda hesap  verilebilirliğin sağlanması için gerekli bütün uluslararası açıklamalar, çağrılar  ve kararları desteklemeleri çağrısında bulunuldu.
 
Üye ülkelerin Kaşıkçı'nın öldürülmesine dahil olduğu iddia edilen  kişilere yaptırım uygulaması ve yaptırımların Suudi Arabistan Veliaht Prensi'ni  de içermesi gerektiği belirtilen raporda, "Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin  yaptırımlar Veliaht Prens ve onun yurt dışındaki kişisel mal varlıklarını da  kapsamalıdır." denildi. 
 
Raporda üye ülkelere ayrıca, özel olarak geliştirilen gözetim  araçlarının ihracatı, satışı, devri, kullanımı veya hizmetinin verilmesi  konusunda, insan haklarına uygun bir koruma rejimi uygulanana kadar Suudi  Arabistan ve diğer devletlere derhal moratoryum uygulamaları uyarısı yapıldı.
 
Uluslararası şirketlere çağrı
 
Raporda, uluslararası şirketlerden de Kaşıkçı cinayetiyle dolaylı veya  doğrudan ilişiği bulunan kişi ve kurumlarla iş yapmaktan kaçınmaları istendi.
 
Dünya Ekonomik Forumu bünyesinde her yıl düzenlenen Davos Zirvesi  kapsamında Cemal Kaşıkçı ve diğer cinayete kurban giden gazeteciler adına daimi  bir panel etkinliği önerisi yapıldı.
 
'Kaşıkçı'nın öldürülmesi Suudi Arabistan'ın sorumluluğunda'
Raporda ayrıca, "Kaşıkçı'nın öldürülmesi, Suudi Arabistan'ın sorumlu  olduğu bir yargısız infaz teşkil etmektedir. Kaşıkçı'yı kaçırma teşebbüsü de  uluslararası insan hakları hukuku uyarınca bir ihlaldir." ifadesi yer aldı.
"Kaşıkçı, uluslararası hukuka göre Suudi Arabistan’ın sorumlu olduğu,  kasten ve taammüden (tasarlayarak) gerçekleşen bir yargısız infazın kurbanı  oldu." denilen raporda devlet sorumluluğuna işaret edildi.
Raporda, uluslararası hukuk açısından, Kaşıkçı'nın öldürülmesini hangi  devlet yetkilisinin emrettiğine, kaçırılmasında bir ya da birden fazla  azmettirici olup olmadığına ve Kaşıkçı'nın kazara öldürülüp öldürülmediğine,  yetkililerin kendi inisiyatifleriyle hareket edip etmediğine ya da bağlantılarına  bakılmaksızın, ortada bir devlet sorumluluğu bulunduğu vurgulandı.
Kaşıkçı'nın öldürülmesinin Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana  Sözleşmesinin ve barış döneminde kendi toprakları dışında güç kullanımına yasak  getiren BM şartının da ihlali olduğu belirtilen raporda, "Suudi Arabistan, bir  gazeteciyi öldürerek, BM'nin temel ilkelerinden biri olan ifade özgürlüğünün  korunması ilkesine aykırı bir eyleme girdi" değerlendirmesine yer verildi.
 
Kaşıkçı'nın öldürülme koşullarının, Suudi Arabistan tarafından  onaylanan "İşkenceye Karşı Sözleşme" hükümleri uyarınca işkence eylemi  oluşturduğuna dikkati çeken raporda, Kaşıkçı'nın cesedine halen ulaşılamamış  olmasının da zorla yok etme (suçu) teşkil ettiği belirtildi.
 
Raporda, "Özel Raportör, Veliaht Prens de dahil olmak üzere üst düzey  Suudi yetkililerin bireysel sorumluluğunun daha fazla araştırılmasına haklı neden  teşkil eden güvenilir kanıtlar bulunduğunu tespit etti." ifadesi yer aldı.
 
Suudi yetkililerin cinayet hakkında İstanbul'da yürüttüğü  soruşturmanın bulgularına ilişkin Özel Raportör Callanard'ın bilgilendirilmediği  vurgulanan raporda ayrıca, Suudi yetkililerce yapılan açıklamalarda adı geçen  bazı kişilerin ve yargılanan 11 failin kimliğinin eşleşmediği kaydedildi.  Raporda, "Suudi yetkililer hala Kaşıkçı'nın kalıntılarının nerede olduğunu açığa  çıkarmadı." değerlendirmesi paylaşıldı.
 
Raporda, "Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin soruşturmada Suudi  Arabistan'ın Türk makamlarla iş birliği yapması uluslararası bir zorunluluktu."  ifadesi yer aldı.
 
Callamard'ın raporunda, "Özel Raportör, suç mahallinin tamamen, hatta  adli olarak temizlenmiş olduğuna dair inandırıcı kanıtlar buldu. Bunlar, Suudi  soruşturmasının iyi niyetle yürütülmediğini ve bunun adaleti engellemek anlamına  gelebileceğini gösteriyor." görüşü dile getirildi.
 
Raporda, yurt dışında yaşayan muhaliflerin durumuna ilişkin, "İkamet  ettikleri ya da sürgünde bulundukları ülkeler, insan haklarına saygı göstermek ve  onları kaçtıkları devletlerin şiddetine karşı korumakla yükümlüdür."
 
Suudi Arabistan'ın cinayete ilişkin kovuşturma ve tazminat  konularındaki devlet sorumluluklarını ele almak konusunda çekingen adımlar attığı  vurgulanan raporda, bu adımların uluslararası hukukun gerektirdiklerini  karşılamadığı belirtildi.
 
Özel Raportörün, Suudi Arabistan'daki 11 şüphelinin yargılanmasına  ilişkin endişeleri ışığında, duruşmanın askıya alınmasını istediği kaydedilen  raporda, Suudi devletinin Kaşıkçı'nın öldürülmesi konusundaki sorumluluğunu  kamuoyunun bilgisine sunmakta başarısız olduğu vurgulandı.
 
Suudi Arabistan'ın Kaşıkçı'nın ailesinden, arkadaşlarından ve  meslektaşlarından Kaşıkçı'nın ölümü ve öldürülme şekline ilişkin özür  dilemediğine dikkat çekilen raporda, "Özel Raportör, Cemal Kaşıkçı'nın  çocuklarına sunulan bir parasal teklif hakkında bilgi edinmiştir ancak bu  teklifin uluslararası insan hakları hukuku kapsamında bir tazminat tutarı  anlamına gelip gelmediği şüphelidir." ifadesi yer aldı.
 
Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz'in istihbarat servislerinin  yeniden yapılandırılmasına ilişkin açıklamasının yetersiz olduğu belirtilen  raporda, Suudi Arabistan'dan beklenenin, görüş ve inançlarını barışçıl yollarla  ifade eden ancak hapsedilmiş kişileri serbest bırakması, işkence ve ölümcül güç  kullanımının resmi ve gayriresmi gözaltı yerlerinde soruşturulması, zorla yok  edilenlere ilişkin tüm iddiaların araştırılması ve kaybedilen kişilerin nerede  olduğunu kamuoyuna duyurması olduğu vurgulandı.
 
Raporda, "Özel Raportör, Kaşıkçı'nın öldürülmesinin, devletlerin  evrensel yargı yetkisi talebini gerektiren uluslararası bir suç olduğuna  inanmaktadır." ifadesi yer aldı.
 
Kaşıkçı cinayetine ilişkin yasal sürecin güvenilir olmadığı vurgulanan  raporda ayrıca, "Suudi Arabistan'da yürütülen yargılama güvenilir bir hesap  verilebilirlik ortaya koymayacak." değerlendirmesinde bulunuldu.