Biyoteknolojide dev adım

10 Eylül 2009 Perşembe - 14:30 | Son Güncelleme : 10 09 2009 - 14:30

Trabzon’da yapılan Biyoteknoloji Konferansı'nda bu alandaki araştırmalar masaya yatırıldı


Novartis, bu yıl ilk kez düzenlediği Biyoteknoloji Konferansı ile Türkiye’de yapılan çalışmalara destek oluyor

Novartis Ülke Başkanı Güldem Berkman’ın ev sahipliğinde, 8-9 Eylül tarihleri arasında Trabzon’da gerçekleşen konferansa, TBMM Sağlık, Aile Çalışma ve Sosyal İşler Komisyon Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Dr. Mahmut Tokaç ve Türkiye’nin önde gelen akademisyenleri katıldı.

Novartis Biyoteknoloji Konferansı’nda, Türkiye genelinde biyoteknoloji alanında araştırmalar yapan akademisyen ve uzmanlar bir araya gelerek biyoteknoloji alanında yapılan çalışmaları ve bu alandaki yenilikleri paylaştı. Konferansta “Sağlık için Biyoteknoloji, Biyoteknolojinin İlaç Üretiminde Kullanımı” gibi konular Türkiye’nin önde gelen akademisyenleri tarafından katılımcılara aktarıldı.



Konferansa katılan Novartis Türkiye Ülke Başkanı Güldem Berkman, yaptığı açılış konuşmasında, biyoteknolojinin ilaç sektörü için öneminden bahsederek, “Konferansımızın, ülkemizin biyoteknoloji alanında gelişimine ve genç bilim insanlarımızın bu alanda dünya çapında yetkinlik geliştirmesine vesile olacak bir bilimsel atılım olarak, uzun yıllar varlığını sürdürmesini hedefliyoruz” dedi.

Geleceğin ilaçları artık biyoteknolojik ilaçlar olarak görülüyor

Yenilikçi ilaçlarının arasında astım, kanser ve MS gibi çok ciddi hastalıkların tedavilerinde kullanılan biyoteknolojik ürünlerin de olduğu Novartis, 2008’de tüm dünyada 7 milyar dolarlık Ar-Ge bütçesinin yaklaşık yüzde 25’ini biyoteknololojiyle ilgili ilaçlara ayırdı ve yakın zamanda da 11 tane yeni biyoteknolojik ilacı pazara sunmayı hedefliyor.

Konferansta “Novartis ve Biyoteknoloji” hakkında bilgiler veren Novartis Bilimsel Operasyonlar Direktörü Dr. Müge Mert, “Novartis’in biyoteknoloji alanında çalışmalar yürüten bir birimi bulunmaktadır. Biyolojik ve biyoteknolojik araştırmalarımız Novartis Biyomedikal Araştırma Enstitüleri (NIBR) çatısı altında yapılmaktadır. Global ilaç araştırmaları amacıyla kurulmuş olan bu yapıda tüm dünyada 5 bine yakın bilim insanı ve hekim çalışmakta ve var olan tedavi uygulamalarını değiştirecek yeni inovatif ilaçların keşfedilmesi amaçlanmaktadır” dedi.


Konferansa katılan Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Öztürk de, ‘Biyoteknolojiye Genel Bakış’ başlıklı konuşmasında, toplumsal refaha ve
endüstrileşmeye önemli katkıları olan, ancak gücü fark edilebilen biyoteknolojinin, Türkiye’de neden gelişmediğine değinerek, olumlu gelişmelerin zamanında gerçekleşebilmesi için gerekli görülen önlem ve eylemlerin neler olduğu konusunda bilgiler aktardı.

ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü’nden Prof. Dr. Gülay Özcengiz’in sunumunda genom bilimlerindeki gelişmelerin, ilaç ve aşı teknolojileri başta olmak üzere endüstriyel biyoteknolojiyi fazlasıyla etkilediğine değinildi ve genom bilimlerindeki gelişmelerden bahsedilerek bunların sağlık sektörüne etkileri paylaşıldı.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Turgut Ulutin, “Genomdan Proteoma” başlıklı konuşmasında gen tedavisinden bahsederek “Başta kanser olmak üzere pek çok hastalığın bu yolla tedavi edilmesini amaçlıyoruz. Biyoteknoloji alanındaki gelişmeler gen tedavisinin yanı sıra ilaç endüstrisi, biyomedikal mühendislik, moleküler tıp, tarım, hayvancılık ve nanobiyoteknoloji gibi konular için büyük önem taşımaktadır” dedi.

Yine katılımcılardan, School of London Pharmaceuticals’dan Prof. Dr. Oya Alpar, “Biyoteknolojinin İlaç Üretiminde Kullanımı” başlıklı konuşmasında, ilaç taşıyıcı sistemlerinin önemine ve bu sistemlerin ilaç endüstrisindeki rolü ve pazar payına değindi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Murat Ertürk, “Hastalıkların tedavisinde yüzyıllardır uygulanan ve vazgeçilebilmesi mümkün görülmeyen ‘ilaç’ ve ‘cerrahi’ yöntemler yanında, şimdilerde ‘hücresel tedavi’ adı verilen bir diğer tedavi yönteminin uygulandığına şahit olmaktayız. Bu yeni yöntemin esasını ‘bağışık yanıt’ adını verdiğimiz sisteme ait hücresel elemanların vücut dışında, sorunu giderecek şekilde programlanması/eğitilmesi teşkil etmektedir” dedi.

Uluslararası Biocamp’ta Türkiye’yi temsil edecek iki öğrenci Biocamp Tükiye Çalıştayı’nda seçildi


Türkiye’nin birçok üniversitesinden 12 öğrencinin katılımı ile 9 Eylül’de Trabzon’da gerçekleştirilen Biocamp Türkiye Çalıştayı’nda genç yetenekler biyoteknoloji alanında çalışma olanağı yakaladılar.

Konferans sonrasında öğrenciler aldıkları eğitimle bugüne kadarki bilgilerini birleştirerek kendilerine verilen proje konusu üzerinde bir atölye çalışması gerçekleştirdiler. Öğrenciler, yapılan atölye çalışmaları sonucunda hazırladıkları sunumları, biyoteknoloji alanındaki uzmanlardan oluşan jüriye sundu. Jürinin hassas değerlendirmesi sonucunda, tüm dünyada biyoteknoloji alanıyla ilgili öğrencileri bir araya getiren ve fikir alışverişinde bulunmalarını sağlayan “Uluslararası BioCamp 2009”da Türkiye’yi temsil edecek iki öğrenci belirlendi.

Tüm dünyada biyoteknoloji alanında eğitim alan lisans, yüksek lisans ya da doktora öğrencilerini bir araya getiren bilimsel bir çalıştay olan BioCamp, her yıl farklı bir ülkede düzenleniyor. Bu yıl 27-31 Ekim tarihleri arasında Amerika'nın Cambridge (Massachusetts) şehrinde gerçekleştirilecek olan “Uluslararası BioCamp 2009”da Türkiye'yi, Trabzon’da seçilen iki öğrenci temsil edecek.

ETİKETLER

0