Bilim adamlarından "Oruç Reis" gemisine övgü

08 Ekim 2018 Pazartesi - 12:08 | Son Güncelleme : 08 10 2018 - 15:29

Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEHUKAM) Müdürü ve Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Karan, Türkiye'nin milli sismik gemisi MTA Oruç Reis'e ilişkin, "Dünyada çok ender görülen bilimsel araştırma gemilerinden bir tanesi. Doğu Akdeniz'de, Karadeniz'de ve belki de daha sonra okyanuslarda Türkiye'nin su altı kaynaklarına erişebilmesine imkan sağlayacak." dedi.


Prof. Dr. Karan ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve  Teknolojisi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Özdaş, MTA Oruç Reis'in  Türkiye için önemine dikkati çekerek, gemiden övgüyle bahsetti.
 
Prof. Dr. Karan, bir çalıştay için geldiği Muğla'nın Bodrum ilçesinde,  AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin daha önceleri bilimsel araştırma  gemisi kiraladığını söyledi.
 
Türkiye'nin artık uluslararası standartlardaki milli sismik gemisi MTA  Oruç Reis'e sahip olduğunu hatırlatan Karan, diğer ülkelerin, mevzuat izin  verirse gemiyi kiralama yoluna gidebileceğini söyledi.
 
Gerekli izinlerle başka ülkelerin alanlarında da bilimsel araştırma  yapılabileceğini belirten Karan, milyarlarca kilometre uzaklıktaki uzaya  ulaşılabilirken, denizlerin neredeyse yüzde 90'ının tanınmadığına dikkati çekti.
 
Prof. Dr. Karan, sadece Türkiye'nin değil, dünyadaki diğer ülkelerin  de hala böyle bir teknolojiye sahip olmadığını ifade ederek, şöyle konuştu:
 
"Teknoloji elverdikçe yavaş yavaş kıyılardan okyanuslara doğru  kaynaklara erişilme konusunda bir eğilim var. Türkiye'de bunun bir yerinden  tutmak zorunda. Bir yandan hukukçular anlamında, bir yandan teknik ekip ve  personel anlamında tutmak zorundayız. Bunu başarabilecek güçte olduğumuza  inanıyorum. Türkiye, bir bilimsel araştırma gemisini hayata geçirdi. Oruç Reis,  dünyada çok ender görülen bilimsel araştırma gemilerinden bir tanesi. Doğu  Akdeniz'de, Karadeniz'de ve belki de daha sonra okyanuslarda Türkiye'nin su altı  kaynaklarına erişebilmesine imkan sağlayacak. Oruç Reis gemisi, bana bu güveni  veriyor."
 
"Batık gemilerden oluşan kültürel mirasa sahibiz"
 
Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü  Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Özdaş da Türkiye'nin karada olduğu gibi denizlerde  de çok büyük bir kültürel zenginliğe sahip olduğunu ifade etti.
 
Batık gemilerden oluşan kronolojik bir kültürel mirasa sahip  olunduğuna değinen Özdaş, "Batmış gemileri ön plana çıkardığımızda, bu kadar  zengin bir ülke göremiyoruz. Çok özel bir konuma sahip olan bir ülkeyiz." dedi.
 
Türkiye'nin dört tarafının denizlerle çevrili olduğunu hatırlatan  Özdaş, Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz'de olmak üzere, dört farklı gemi  tipinin düşünülebileceğini söyledi.
 
Ege'ye ait, Marmara'ya özgü gemilere ait verilere ulaşmanın mümkün  olduğunu anlatan Özdaş, şu değerlendirmeyi yaptı:
 
"(Eski Dünya) diye tabir edilen, Akdeniz medeniyetine ait olan  kalıntıların yanı sıra 'Yeni Dünya' yani Pasifik, Atlas Okyanusu'ndaki batmış  gemilere ilişkin birtakım verilere ulaşmak da mümkün. Su altında yapılan  incelemelerde, 20. yüzyıla kadar gemi kalıntılarına rastladık. Çoğunluğu amfora,  kiremit, sütun başlığı, sütun tamburu, lahit ve değirmen taşı taşıyan değişik  tipte gemilere rastladık. Şimdiye kadar 200'e yakın batık tespit ettik. 450'nin  üzerinde çapa bulduk. 50'ye yakın su altında kalmış mimari kalıntı tespit ettik."
 
Doç. Dr. Öztaş, Güney ve Kuzey Ege'deki deniz seviyesi ölçümlerini  yapabilme imkanı bulduklarını da belirterek, "Sadece arkeolojik miras değil,  jeofizikçiler ve biyologlarla birlikte, deniz seviyesi ve biyoçeşitliğe kadar  geniş bir yelpazede, Türkiye kıyılarının geniş bir haritasını çıkarttık. Bu da  bizim Türkiye batık envanterini coğrafi bilgi sistemi içinde bir yere oturttuk.  Şu anda yaklaşık bin, bin 500 metre derinliklere kadar araştırmalarımızı  gerçekleştirebiliyoruz. Altyapımız yeterli, bilgi anlamında da bu coğrafyada bir  numarayız. Türkiye kendi karasularında yaptığı bu çalışmayla bir lider rol  üstlenmiş durumda." diye konuştu.
 
Türkiye'nin eşsiz bir su altı zenginliğinin olduğuna dikkati çeken  Özdaş, bu durumdan yabancı araştırmacıların da çok etkilendiğini kaydetti.
 

ETİKETLER