Bibliyoterapi: Kitaplar ile iyileşme

10 Haziran 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 10 06 2018 - 2:30

Bibliyoterapi tarihinin insanlık tarihi kadar eski olduğu söylenebilir.


Bibliyoterapi tarihinin insanlık tarihi kadar eski olduğu söylenebilir. Kitaplar iyileşme ya da okuma ile sağaltım gibi anlamları ifade eder. Antik Çağ’da kitapların iyileştirici gücü bilinmekte idi. Thebes Kütüphanesi’nde bir kitabede kütüphaneler için “ruhun iyileştiği yer”  ve İskenderiye kütüphanesi için de “zihin için ilaç” ifadelerinin yer aldığı görülmektedir.  Bibliyoterapi ilk olarak psikolojik olarak hasta olan kişilere bir terapi türü olarak uygulanmıştır. Bugün ise, okul çocuklarından hapishanedeki yetişkinlere kadar geniş bir yelpazeyi içine almaktadır. Bibliyoterapi süreci “özdeşim kurma, yansıtma, dışa vurup rahatlama, katarsis ve içgörü” gibi psikoterapinin önemli aşamalarına karşılık gelmektedir.
Kadim doğu kültürü içinde Türk-İslam kültürünün bibliyoterapi metinleri açısından zengin bir malzemeyi içerdiğini söyleyebiliriz. İslam kültürüne bakıldığında, ilk insanın yaratılışından bugüne kadar olan süreçte Allah’ın insanlara sahifeler ya da kitaplar göndererek ilahi rehberlik yaptığı ifade edilebilir. Son kutsal kitap Kur’an-ı Kerim’in ilk emri “oku”  (Alak,1, 3) emridir. Bazı müfessirlere göre ikinci sure olarak indiği ifade edilen Kalem Suresi’nde Allah, Hz. Peygamber’e Hz. Yunus’u örnek vererek “Balık sahibi gibi olma” (Kalem,48) buyurmuştur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) sahabe ile bir arada olduklarında geçmiş kavimlerin kıssalarını anlatmış ve hadislerinde darb-ı meseller kullanmıştır. Anadolu ve Türk kültüründe Ahmet Yesevi, Mevlana, Hacı Bayram Veli, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Nasrettin Hoca, Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi kişilerin eserlerinde bibliyoterapi için zengin bir kültürel mirasa sahip olduğu ifade edilebilir. Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın aşağıdaki mısraları günümüzde yaşadığımız belirsizlikler, kaygılar, hayat hakkındaki olumsuz yorumlara karşı olumlu bir bakış açısı sunmaktadır:
 
Hak şerleri hayr eyler,
Zannetme ki gayr eyler,
Arif onu seyreyler,
Mevla görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.            
Bir işi murad etme.
Olduysa inad etme.
Hak’tandır o reddetme.
Mevlâ görelim neyler.
Neylerse güzel eyler.
 
Mevlana’nın eserlerinde gördüğümüz olumsuz yaşam olaylarına karşı olumlu bakış açısı okuyucuya huzur hissettirmektedir. Aşağıdaki beyitler buna en güzel örnektir: “Dünya hayatında başına gelen belalara, cefa dikenlerine sabret! Çünkü çektiğin acılar, sıkıntılar seni dikenlerden alır da güllere kavuşturur. Reyhanların, yaseminlerin bulunduğu bahçeye çeker götürür” (Divan-ı Kebir, I/288). 
“Sen görüş sahibi ol da dikende gül gör! Dikensiz gülü herkes görür. Başına gelen belanın ilahî bir lütuf olduğunu anla, cüzde de küllü gör! Zaten ehliyet, seziş de budur” (Divan-ı Kebir, I/326).
“Dost altın, belâ da ateş gibidir. Ayarı hâlis olan altın ateşe razıdır” (Mesnevî, II:1472-74) .
“Dert daima insana yol gösterir. Dünyadaki her iş için, insanın içinde ona karşı bir aşk, bir heves ve dert olmazsa; insan o işi yapmaz ve o iş dertsiz, zahmetsiz olarak yansıtan ona müyesser olmaz. İster dünya, ister âhiret, ister padişahlık, ister ilim, ister astronomi ve ister başka işler için olsun hepsi için bu böyledir” (Fîhi Mâfih, 33).
“Manevi Danışmanlıkta Bibliyoterapi Tekniği ve Uygulanması” başlıklı doktora tezinden hazırlanmıştır. 

ETİKETLER