Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye dünyada birinci sıradadır

AA |  30 Ağustos 2018 Perşembe - 20:01 | Son Güncelleme : 30 08 2018 - 23:14

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde Beştepe'de 30 Ağustos resepsiyonu düzenlendi. Resepsiyonda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan önemli mesajlar verdi. Erdoğan: "Bugün Türkiye kalkınma yardımlarında dünyada altıncı, insani yardımda dünyada birinci sıradadır." diye konuştu.


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bundan  çeyrek asır önce Türkiye'yi 3-5 milyar dolarlık operasyonlarla ekonomik olarak  çok derin krizlere sokabiliyorlardı. Bugün bu rakamın 10-20 katı büyüklüğünde  operasyonlara maruz kalıyor, yine de beklendiği gibi ekonomik çöküş yaşamıyoruz  ve Allah'ın izniyle de yaşamayacağız." dedi. 
 
Başkan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 30 Ağustos  Zafer Bayramı resepsiyonundaki konuşmasına, kendisini dinleyenleri selamlayarak  başladı.
 
Resepsiyona teşrif edenlere teşekkürlerini ileten Erdoğan, 30 Ağustos  Zafer Bayramı'nı kutladı.
 
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan resepsiyonda Demirören Medya Grubu Başkanı Mehmet Soysal, Vatan gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Çelik, Milliyet gazetesi Ankara Temsilcisi Didem Tümer, Hürriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat ve CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova ile bir süre sohbet ettiler.
 
 
 
"Bizlere bu zaferi kazandıran Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı Gazi  Mustafa Kemal Atatürk'ü, Gazi Meclisimizin tüm üyelerini, kahraman ordumuzun tüm  askerlerini rahmetle yad ediyorum." diyen Erdoğan, terörle mücadele ve 15  Temmuz'da verilen şehitleri şükranla yad ederek, Allah'tan rahmet, gazilere  sıhhat ve afiyet diledi.
 
Türk tarihinde ağustosun "zaferler ayı" olarak ayrı bir yere sahip  olduğunu belirten Erdoğan, 1071 Malazgirt, 1473 Otlukbeli, 1514 Çaldıran, 1516  Mercidabık, 1521 Belgrad, 1526 Mohaç, 1571 Kıbrıs ve daha nice zaferlerin hep  ağustos ayında kazanıldığını hatırlattı.
 
Kurtuluş Savaşı'nda da 1921 Sakarya ve 1922 Dumlupınar zaferlerinin  yine ağustos ayında olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Tabii Sevr Antlaşması'nın da bu ayda imzalandığını unutmuyoruz.  Milletimizin zaferler ayında bize ölüm fermanımızı dayatmaya çalışanlara  cevabımızı, yine aynı ay içinde vermiş olmamızı da önemli bir mesaj olarak  görüyorum. Hiçbir zafer, ter ve kan kokusu olmadan kazanılmaz. Biz, zaferlerini  masa başında değil, er meydanında kazanmakla maruf bir milletiz. Bunun için de  bugün her fırsatta sahada var olmamız gerektiğini, sahada güçlü olmamız  gerektiğini, sahada başarmamız gerektiğini söylüyoruz. Suriye sınırlarımız  boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu da işte bu şekilde yıktık.  Cerablus, El-Bab hattında DEAŞ'ın, Afrin'de PYD/YPG'nin başını ezerek bu oyunu  bozduk.
 
Aynı şekilde Irak'ta 1984 yılından beri kesintisiz sorun kaynağı olan  sınırımızın Kandil istikametini güvenli hale getirmeye başlayarak 34 yıllık bir  başka tezgahı daha bozma yolunda adımlar atıyoruz."
 
"Tüm sorun alanlarında aktif politika izliyoruz"
 
Sincar'ın yeni bir Kandil haline dönüşmemesi konusundaki kararlılığı  her fırsatta ifade ettiklerini vurgulayan Erdoğan, "Suriye'de Münbiç'i  Amerikalılarla görüşerek teröristlerden arındırmanın yollarını arıyoruz. İdlib'de  yeni bir Halep faciası yaşanmaması için Ruslar ve İranlılarla ortak çalışmalar  yürütüyoruz. Fırat'ın doğusundaki terör bölgelerini birer birer ortadan  kaldırmaya yönelik hazırlıklarımız kesintisiz sürüyor." ifadelerini kullandı.
 
Kıbrıs'tan Ege'ye kadar Türkiye'nin çıkarlarını ilgilendiren tüm sorun  alanlarında aktif politika izleyerek sahadaki varlığı güçlendirdiklerini dile  getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Sahada yer almayı sadece askeri faaliyetlerle sınırlı görmüyoruz.  Ülkemizin adını diğer alanlarda da en üst sıralara çıkartacak çalışmalar  içindeyiz. Bugün Türkiye, kalkınma yardımlarında dünyada altıncı, insani  yardımlarda birinci sırada yer alan bir ülkedir. Üstelik biz, diğer ülkelerden  farklı olarak bir eliyle verip diğeriyle alan yardım anlayışlarına asla itibar  etmiyoruz.
 
Bizim için insanların gönüllerine girmek, maddi zenginlik kaynaklarına  girmekten çok daha önemlidir. Yardım faaliyetlerimizi de bu yaklaşımla  yürütüyoruz."
 
 
"Rüzgar esse nezle olan bir Türkiye vardı"
 
Erdoğan, aynı şekilde ekonomide de "kazan kazan" anlayışıyla hem  Türkiye'yi hem de iş yapılan muhatapları kollayan adil ilişki düzeni kurmaya  çalıştıklarını belirterek, her alanda sahada olduklarını ve bunu sürdüreceklerini  vurguladı.
 
Türkiye güçlendikçe karşı karşıya kalınan sorunların ve uğranılan  saldırıların çapının da büyüdüğüne işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Bundan çeyrek asır önce Türkiye'yi 3-5 milyar dolarlık operasyonlarla  ekonomik olarak çok derin krizlere sokabiliyorlardı. Bugün bu rakamın 10-20 katı  büyüklüğünde operasyonlara maruz kalıyor, yine de beklendiği gibi ekonomik çöküş  yaşamıyoruz ve Allah'ın izniyle de yaşamayacağız. Eskiden siyasi ve diplomatik  olarak kolayca köşeye sıkıştırılabilen, Avrupa'da, Amerika'da rüzgar esse nezle  olan bir Türkiye vardı. Bugün neredeyse her gün aleyhinde açıklamalar yapılmasına  rağmen, malum kredi derecelendirme kuruluşlarının o sanal verdikleri notlarla  bize provokatif dereceler ilan etmelerine rağmen, biz kendi yolunda kararlılıkla  ilerleyen bir Türkiye'de yaşıyoruz.
 
Ülke ve millet olarak gösterdiğimiz bu onurlu duruşun bedelini bize  ödetmeye çalışanların olduğunu biliyoruz."
 
  
"16 sembol süs olsun diye konulmadı"
 
Erdoğan, "Türkiye'yi parmaklarının ucunda oynattıkları devletçiklerle  karıştıranlara bu ülkenin binlerce yıllık tarihini hatırlatmak zorunda  kalıyoruz." dedi.
 
Bundan 2 bin yıl önce, bugün kibirlerinden yanlarına varılmayan  toplumlardan hangisinin nerede ne yaptığının bilinmediğini ancak ecdadın  kurdukları devletlerle cihanı yönetmeye talip olduklarını ifade eden Erdoğan,  şunları söyledi:
 
"Cumhurbaşkanlığı forsumuzdaki 16 sembol, oraya süs olsun diye konmuş  değildir, her birinin bir anlamı vardır. Bunu söylerken asla kimseye büyüklük de  taslamıyoruz. Bizim inancımızda ve kültürümüzde kibir, kendini üstün görme,  gururlanma kesinlikle kabul edilemeyecek kötü hasletlerdir. Müslüman, üstünlüğü  sadece takvada gören insandır ancak kime karşı da üstünlük göstereceğimizi iyi  biliriz. Elhamdülillah biz de Müslümanlar olarak bu hassasiyetlere, bu ölçüye  sıkı sıkıya bağlıyız. Bunları sadece bize büyüklük taslanamayacağını ifade etmek  için hatırlatıyorum."
 
"Siyasi hayatımız, milletimize kibirle parmak sallayanlarla mücadele  etmekle geçti." diyen Erdoğan,  kendilerini milletin üzerinde sananların hepsinin  de tasfiye olup gittiğini dile getirdi.
 
Erdoğan, "Şimdi aynı mücadeleyi, milletimizin bize tevdi ettiği  sorumluluk gereği, uluslararası alanda ülkemize kibirle yaklaşanlara karşı  veriyoruz. Allah'ın izniyle bunların da tasfiye olduğu günleri inşallah  göreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
 
Başkan Erdoğan, "Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgemizde uygulanan  senaryoyu sadece ruhlarını ve bedenlerini emperyalizme kiraya vermiş olanlar  olarak görmüyor, kabul etmiyoruz. Bunların dışında herkes, yaşananların  farkında." dedi.
 
"Mücadelemiz, mazlumların son umududur"
 
Türkiye'nin, arkasında yüzlerce milyon kardeşinin duasıyla tarihi bir  mücadele yürüttüğüne işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Arkamızdaki bu duanın gücünü, teknolojinin bize sunabileceği en ileri  imkanlardan doğrusu daha önemli görüyorum. Bizim mücadelemiz, mazlumların ve  mağdurların son umududur. Sadece kendimiz için değil, kalbini bize yöneltmiş  herkes için bu mücadeleyi başarıya ulaştırmak mecburiyetindeyiz. Ecdadımızın bize  emaneti olan bu hissiyatı, bu bakış açısını, bu motivasyonu sonraki nesillere  diri bir şekilde aktarmak için hedeflerimize mutlaka ulaşmamız gerekiyor. Bu  bakımdan hep birlikte çok büyük bir mesuliyet altındayız.
 
Zaman zaman kullandığım meşhur meseldir: 'Bir mıh bir nalı, bir nal  bir atı, bir at bir süvariyi, bir süvari bir vatanı kurtarır.' Bu mücadele, her  katkıyı içinde barındırdığı için çok değerlidir. Geçtiğimiz süreçte ülkemize  yapılacak en büyük hizmet ise birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı  sıkıya sahip çıkmak olacaktır. Cumhurbaşkanından en alt düzeydeki memuruna, iş  adamından sivil toplum gönüllüsüne kadar hepimiz, bu anlayışla daha çok  çalışmalı, daha çok gayret göstermeliyiz."
 
Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı tebrik etti.
 
Sınırlar içinde ve dışında milletin ve devletin bekası uğrunda gece  gündüz görev yapan kahraman askerlere, polislere jandarmalara, güvenlik  korucularına selamlarını gönderen Erdoğan, bin yıldır bu vatanı korumak için  hayatlarını feda etmiş şehitlere Allah'tan rahmet diledi, 15 Temmuz destanını  kazandıran millete şükranlarını ifade etti.
 
Yaklaşık 2 bin davetli katıldı
 
Yaklaşık 2 bin davetlinin bulunduğu resepsiyona Demirören Medya Grubu Başkanı Mehmet Soysal, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mete Belovacıklı, Vatan gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Turgut Yuvacan, Posta gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Emre İskeçeli, CNN TÜRK Genel Müdürü Bora Bayraktar, Demirören Haber Ajansı Genel Müdürü Salih Zeki Sarıdanişmet, Hürriyet Daily News Genel Yayın Yönetmeni Murat Yetkin, Kanal D Haber Koordinatörü Mustafa Aşçıoğlu, Milliyet gazetesi Ankara Temsilcisi Didem Tümer, Hürriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat, Posta gazetesi Ankara Temsilcisi Hakan Çelik, Vatan gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Çelik, CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova, Kanal D Ankara Temsilcisi Ercan Gürses ve DHA Ankara Temsilcisi Ümit Kozan da katıldı.

ETİKETLER