Beşiktaş'ta 19 şehit mezarı keşfedildi

29 Mart 2018 Perşembe - 12:04 | Son Güncelleme : 29 03 2018 - 12:09

Beşiktaş ile Ortaköy arasındaki Yahya Efendi Haziresi'nde Osmanlı döneminden kalma 2 bin 500 mezar taşını inceleyen Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şefaattin Deniz, Sultan 2. Abdülhamit'in son zaferi olarak nitelendirilen 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nda yaralanıp tedavi edilmek üzere getirildikleri İstanbul'da şehit oldukları tahmin edilen 19 şehit Osmanlı askerinin mezarını belirledi.


Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Şeyh Yahya Efendi  Külliyesi ve Haziresi'nde 2013'te başlayan restorasyon çalışmalarında sona  gelindi.
 
Haziredeki her biri sanat eseri ve tarihi belge niteliğinde mezar  taşları tek tek temizlendi. Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih  Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şefaattin Deniz, yüksek lisans öğrencileri Fatma  Şaheste Şahin ve Mehmet Can Şimşek ile Osmanlı döneminden kalma 2 bin 500 mezar  taşını fotoğraflayıp inceledi. İncelemeler sırasında 1897 Osmanlı-Yunan  Savaşı'nda yaralanıp İstanbul'a getirildiği tahmin edilen ve bugüne dek  bilinmeyen 19 şehit askere ait mezar taşları ortaya çıkarıldı.
 
Doç. Dr. Şefaattin Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Şeyh Yahya  Efendi Haziresi'nin Osmanlı'nın müstesna hazirelerinden biri olduğunu belirtti.  Hazirenin tarihi konusunda bilgi veren Deniz, şunları anlattı:
 
"Kanuni Sultan Süleyman'ın süt kardeşi Şeyh Yahya Efendi, hayatının  son döneminde İstanbul Boğazı sırtlarında Ortaköy ile Beşiktaş arasındaki bu  alanı satın alarak, burada yaşamış, vefat edince de bahçesine gömülmüştür.  Kendisinden sonra buraya definler devam etmiştir. Hem Nakşibendi hem Kadiri hem  de Bektaşi tarikatından birçok mutasavvıf, derviş hazireye defnedilmiştir. Şeyh  Yahya Efendi Haziresi, zamanla Osmanlı dönemi mutasavvıflarının gömüldüğü bir  alan haline  gelmiştir. Özellikle 19. yüzyılda definler ivme kazanmış,  Beşiktaş'ta Dolmabahçe ve Çırağan saraylarının yapılmasıyla bu sarayda yaşayan  şehzadeler, padişahların kızları, kadın efendiler ve onların kapı halkının  gömüldüğü bir mezarlık haline dönüşmüştür.
 
 
Tarihe mal olmuş önemli Türk şahsiyetlerinden Enver Paşa'nın iki  amcası burada gömülü ki birisi Kut'ül Amare'nin büyük kahramanı Halil Kut. Yine  son dönem sadrazamlarından Hüseyin Hilmi Paşa, Ahmet Tevfik Paşa da bu hazirede  gömülüdür. Türk sanatından da önemli şahsiyetler var; Hafız Burhan da Yahya  Efendi'nin ebedi istirahatgahında bulunuyor. Bunun dışında son dönemin meşhur  yazarlarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden  Güllü Agop, Yahya Efendi de burada metfundur."
 
"BÜYÜK BİR KEŞİF YAPTIK"
 
Hazirede 4 aylık bir çalışma yürüttüklerini dile getiren Doç. Dr.  Deniz, tüm taşlardaki yazıları Osmanlı Türkçesinden bugünkü Türkçeye  aktardıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
 
"Çalışmalarımız sürerken burada 19. yüzyıl tarihine ilişkin büyük bir  keşif yaptığımızı fark ettik, o da şudur; 2. Abdülhamit zamanında Yunanistan ile  Girit meselesi dolayısıyla büyük bir kriz haline gelen olay, 1897 yılında savaşa  dönüşmüş, Osmanlı ordularıyla Yunan orduları Yunanistan'ın Teselya ve Epir  bölgesinde birkaç savaş yapmışlar ve nihayetinde Dömeke Meydan Muharebesi de  yapılmış, bu muharebeler sonucunda Osmanlı Ordusu, Yunan Ordusu'nu hezimete  uğratmıştır. Geride Osmanlı Ordusu'ndan bin 300'ün üzerinde şehit ve çok sayıda  yaralı gazi kalmıştır. Bizim bu keşfimizle, Yahya Efendi Dergahı'nda 1891 yılına  ait 19 şehit mezar taşları ortaya çıkarılmıştır. Mezar taşlarının hepsinde de  aynı formatla şehit yazısı bulunuyor. Hangi orduya, hangi bölüğe bağlı oldukları,  memleketleri, babaları ve ne zaman vefat ettiklerine ilişkin bilgiler yer alıyor.  19. yüzyıla ait Osmanlı Devleti'nin Kırım Savaşı'ndan daha sonra Osmanlı-Rus  savaşlarından günümüze pek bir mezar taşı kalmadı. Bu mezar taşlarının önemi,  1897 yılında Sultan Abdülhamit Han'ın büyük zaferinin şehitlerinden 19'unun  burada yatıyor olması ve hepsinin aynı bölgede bulunması. Burası küçük bir  şehitlik olduğu izlenimini veriyor. Bu çalışmamızla Osmanlı Devleti'nin son  zaferlerinden olan 1897 Osmanlı-Yunan Harbi şehitlerinden 19'unun Türk toplumu  tarafından tanınmasına, bilinmesine ve şehitliğin ortaya çıkarılmasına vesile  olduk."
 
Doç. Dr. Deniz, şehitlerin Osmanlı Ordusu'ndaki redif sınıfına ait  olduğunu kaydederek, "Osmanlı ordularındaki askerler, nizami, redif ve mustahfız  olmak üzere 3 gruba ayrılmıştı. Redifler aslında 24 ile 34 yaş aralığında bulunan  bir nevi yedek askerlerdi. Bu 19 şehidimizin büyük çoğunluğu redifti. Yani  yedekler çağrılmış, bunlar çiftini çubuğunu bırakıp devletin sefer emrine uyup  Yunan cephelerine koşan askerlerimizdi." ifadelerini kullandı.
 
MEZARLARI TESPİT EDİLEN ŞEHİTLER ŞUNLAR:
 
1- Edirne sancağı Lüleburgaz kazası Tatarlar köyünden Yusuf oğlu  Mehmet
 
2- İzmit Sancağı Adapazar kazası Kürkün köyünden İsmail oğlu Ali
 
3- Bolu Sancağı Mudurnu kazası Kızılöz köyünden Ali oğlu Arif
 
4- Priştineli Hasan Emin Mahallesi'nden Ömer oğlu Salih
 
5- Bartınlı Veyis oğlu Mehmet
 
6- Muğla sancağı Marmaris kazası Akçataş köyünden Halil oğlu Ömer
 
7- İzmit sancağı Adapazarı kazası Çavuşoğlu köyünden Ahmet oğlu  Mustafa
 
8- Bolu sancağı Kara köyünden Süleyman oğlu Salih
 
9- Bursa sancağı Kite nahiyesi Demirci köyünden Hüseyin oğlu Mehmet
 
10- Selanik sancağı Lankaza nahiyesinde Doğancı köyünden Muhtar oğlu  Bahtiyar
 
11- Bayezid sancağı Tepeler kazası Sırati köyünden Mehmet oğlu Abidin
 
12- Selanik sancağı Davetlipürnal köyünden Süleyman oğlu Ali
 
13- Yenipazar sancağı Akve kazası Zeytun köyünden Salih oğlu Habib
 
14- Behiye sancağı İnegöl kazası Bedre köyünden Hüseyin oğlu Mehmet
 
15- Kalkandeniş kazası Trevişte köyünden Halil oğlu Kamil
 
16- Kosova vilayeti Senice sancağı Ebe köyünden Zeynel oğlu Raşid
 
17- Bolu sancağı Bartın kazası Veciler köyünden Ahmet oğlu İsmail
 
18- Selanik sancağı Gevgili kazası Buğudasa köyünden İsmail oğlu Ali
 
19- Kütahya sancağı Altuntaş ovasının Hatmiye köyünden Sadullah oğlu  Süleyman"
 
RESTORASYON ÇALIŞMALARI
 
Şantiye sorumlusu Restoratör Uygar Batur Öndeş de külliyedeki  restorasyon çalışmaları hakkında bilgi verdi.
 
İlk aşamada külliyenin içindeki yapıların restore edildiğini ve  ardından mezar taşlarının onarılmaya başlandığını kaydeden Öndeş, "Şu anda biz  mezar çalışmaları dışında duvar restorasyonlarına devam ediyoruz. Restorasyonun  sonuna doğru yaklaştık. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi mezar taşlarının projeleri  çizildi, ilk halleri tespit edildi. Arkasından restorasyon projeleri çizilip  gerekli kurul müdürlüğünce onaylatıldı. Arkasından da restorasyon çalışmaları  başladı. Restorasyon çalışmaları sırasında çok daha fazla taş sayısı çıktı.  Toprağın altında katman katman mezar taşları, bazıları bölgenin farklı yerlerinde  bulundu ve tarih danışmanlarının gösterdiği yerlere montajları yapıldı." diye  konuştu.
 
Mezar taşlarında kırık olanların parçalarını bir araya getirdiklerini  ve hazire alanına kaybolmaması için kazandırdıklarını aktaran Öndeş,  korkulukların yenilendiğini, yürüyüş yollarının yapıldığını ve gezilebilecek bir  hazire alanı oluşturulduğunu sözlerine ekledi.

ETİKETLER