Gazetevatan.com » Yazarlar » Savaşma seviş!

Savaşma seviş!

27 Ağustos 2016 Cumartesi


İsveç’te en büyük sorun yetersiz cinsel ilişkiymiş. En büyük derdiniz bu olsun be güzelim...

İsveç'te Aile ve Sosyal Siyaset Bakanlığı alarm vermiş. Bu hafta, 'terör-şehit-savaş' üçgeninde can çekişen ülkemiz ve an be an yeniden patlayan gündemi takip etmeye çalışırken birden bu haber dikkatimi çekti. 'Kim bilir dünyanın başka yerlerinde de ne dertler var' diye düşünüp, biraz merak biraz da kendimi teselli etmek için haberin detayını okudum. Habere göre, Aileden Sorumlu Bakan Gabriel Wikstrom, yapılan istatistikler sonucunda İsveç cinsel ilişkinin yetersiz olduğunu görüp, sorunu parlamentoya taşımış. İnanın, 45 saniye kadar öylece kalakaldım. İtiraf edeyim, bir süre okuduğumu bile anlamadım. Sonra 'en büyük derdiniz bu olsun be güzelim' diye iç geçirdim. Benim ülkemde o dakikalarda 9 aylık bebeğe tecavüz olayı hafif bir kınamayla geçiştirilmiş,

Hande Kader yakılarak öldürülmüş gene de Meclis'e yaşananlar toplumsal bir sorun olarak taşınmamıştı. Gelin görün ki elin İsveç Aile Bakanı, ülkesindeki insanların, sağlıklı bireyler için yeterli ölçüde sevişmemesini dert edinip, Meclis'i ayağa kaldırmıştı. Önce bir dalga geçesim geldi, sonra hırslandım, sonra ise kıskandım. Dertler içinden dert beğenen bir ülkenin evladı olarak elbette önce dertsiz başlarına dert aramalarını hasetle kınadım. 'Tek derdiniz bu mu?' diye sövüp, sonra 'tek derdimiz bu olsa' diye kendi derdimize yandım. Ama aradan biraz zaman geçince , farklı düşünmeye başladım. Belki de asıl çaresizliğimiz, küçük görünen meselelerin, büyük sorunların temelini oluşturduğunu kabul etmeyişimiz...

Küçük meselelerin, büyük sorunları oluşturduğunu kabul etmiyoruz

 

 

Bastırılmış cinsellik şiddeti doğurur

Büyük resmi, yap-bozun kaybolmuş en küçük parçasının bozacağını kabul etmeyişimiz... Psikanalizin babası Sigmund Freud, dayak, taciz, aşağılanma ya da bastırılmış cinselliğin, bilinç altında tahribat yaratacağını, kendine dayatılmış öğretileri sorgulamadan kabul ederek, biyat kültürüyle büyüyenlerin, korku altında zarar verici davranışlarda bulunabileceğini söyler. Biraz konuyu açmak gerekirse, kendine dayatılan ahlak anlayışını benimsemiş, ama iç güdüleri yüzünden bir türlü gerçekten öyle hissedemeyen ve tam olarak doğru şekilde yaşamayı beceremeyen kişilerin şiddete başvurduğunu söyler. Bastırılmış cinsellik, şiddeti doğurur Freud'a göre. Peki acaba, İsveçli Bakan, bütün bunları hesaba katarak, ülkesindeki cinsellik zaafiyetinin ileride doğurabileceği tüm toplumsal olumsuzlukları ve en başta da şiddet potansiyelini ön görerek meseleyi meclise taşımış olabilir mi? Biraz da aynayı kendimize çevirelim mi?

Toplumsal çözümlere kafa yorun

Bilim insanlarının yeme, içme, barınma ihtiyacından sonra sıraladığı cinsellik ihtiyacı, ülkemizde ahlaksızlık gibi algılanan bir dayatma altında olduğundan bunca şiddet doğuyor olabilir mi? Belki de insanoğlunun temel dürtüsü olan cinselliği bu kadar bastıran, yok sayan, hor gören, ayıplayan bir coğrafyada olduğumuz için bunca kan ve şiddet var başımızda. Belki, bu iklimdeki erkeklerin bu kadar agresif, bu kadar kadına düşman, bu kadar savaşa müptela olmaları, hiçbir zaman sağlıklı yaşayamadıkları cinsellikleri yüzündendir... Belki İsveçli Bakan haklıdır, belki de insanın cinsel açıdan sağlıklı ve dengeli olması toplumsal asayiş açısından en temel düzen birimidir. Her gün kadınlara, hayvanlara hatta bebeklere tecavüz edenlerin çokluğuna bakarsak, belki bizim siyasilerimizin de sürekli 'cinsellik ayıptır, günahtır' ya da 'kadınlar şöyle giyinmeli, böyle davranmalı, şu kadar çocuk doğurmalı' söylemlerinden hızla uzaklaşıp, baskıyla sapkınlaşmış cinsel faşizmi önlemek için toplumsal çözümlere kafa yormaları gerekir. Belki politikacıların, 'Ülkenin bunca sorunu varken...' demeden, iç güdüleri sağlıklı bireylerin, toplumsal huzurun temel direği olduğunu kabul ederek, kişileri daha fazla özgürleştirmeleri gereklidir.

Belki 'Savaşma Seviş' sloganıyla tarihin kabul edilen en tutarlı hareketine imza atan 'Çiçek Çocuklar'ın 50 yıl öncesinden gelen seslerine kulak kabartmak, bunca savaştan kaçmak için gerçekten daha çok sevmek, daha çok sevilmek, daha çok sevişmek gereklidir!