Gazetevatan.com » Yazarlar » Nerede o eski davulcu manileri

Nerede o eski davulcu manileri

25 Haziran 2016 Cumartesi


Ramazan ayını ek gelir için fırsat bilip, davulu eline alıp tokmağı indirmekle Ramazan davulcusu olunmuyor... Bu işin de bir adabı var!

Ramazan ayı gelince davulun sesi kulağa bir başka hoş gelir. Her ne kadar, son yıllarda davulcularla, mahalle sakinleri arasında tartışmalar başlasa da ben geleneklerin sürmesinden yanayım. Davul sesi istemeyen hanelerle, onlara inat davulun canını çıkaran davulcular arasında asayiş sağlanması bütün mahallelilerinin hayrına... Nitekim davulun sesi sahiden de uzaktan hoş geliyor. Gece körü kimse halay çekmeyeceğine göre, kız evine gelir gibi davulu inletmenin de manası yok. Bahşiş istemenin daha kibar, daha neşeli yollarını atalarımız bulmuş. Eski köye yeni adet icat etmemeli ve biraz eskiye göz gezdirmeli. Ramazan ayını ek gelir için fırsat bilip, davulu eline alıp tokmağı indirmekle de Ramazan davulcusu olunmuyor, tabii ki. Bu işin de bir adabı, geleneği-göreneği var. Gürültü kirliliği yapan değil, geceye ahenk ve neşe veren davulcunun hakkıdır bahşiş. “Gelenekler sürsün” demekle olmaz. Usulü de yaşatmak gerek. İşte bu bağlamda ben de diyorum ki, davul da mânisiz olmaz! Ramazan ayı boyunca davulcular her yerde, peki sorarım size maniler nerde! Davulcunun mahareti ve iyi bir bahşişi haketmesinin sebebi, “gümbede güm güm” diye sokakları inletmesi değil, haneler önünde mâni uydurma yeteneğindedir. Mâni söylemek, zeka ister, espri yeteneği ister... “İstanbul’un 100 Adeti” kitabında anlatıldığuna göre, eski İstanbul’da, çocuklar atılan manilerle çok eğlendiği için, davulculara kapı önünde biraz daha kalıp mâni atsın diye bahşiş geciktirilir, hatta mahalle camlara toplanınca, daha fazla mâni için ricada bulunulurmuş. Davulcuların söylediği maniler, genellikle çocuklara yönelik eğlendirici maniler olurmuş. Kibar konaklarında ise bahşiş açıktan verilmez, en azından bir kağıda sarılarak verilirmiş.

Özetle sevgili davulcular, Ramazan ayının son çeyreğine girdiğimiz şu günlerde iyi bahşiş toplamak ve geleneği gerçekten sürdürmek istiyorsanız, artık mâni atmaya başlamalısınız. Öyle kuru kuru davul sesiyle, “bahşişimi alamazsan daha beter çalar kafanı bir dünya yaparım” gerginliğiyle bu iş olmaz. En tatlı, en eğlenceli manileri uyduranlar, sahurun yıldızı olur. Şimdilik ben bir-iki tane eski mani paylaşayım, gerisini de bir zamanalar bu manileri derleyen davulcu ataların, torunlarına bırakayım.

 

Davulcunun bahşişi haketmesinin sebebi mâni uydurma yeteneğindedir.

Çıktım Eyüp’ten dışarı

Çocukları pek haşarı

Enseme bir taş attılar

Gözlerim çıktı dışarı

 

Davulu alıp çıktım yola                     

Selam verdim sağa sola

Benim devletlu efendim

Sıhhat ile hep sağ ola

 

Yeni Cami direk ister

Söylemeye yürek ister

Benim karnım toktur amma

Arkadaşım börek ister

 

Karşıma fener geldi

Aklıma neler geldi

Börek bekledim ama

Sofraya döner geldi

 

Bu aya sultan ay derler

Kaymak ile baldan yerler

Ezelden adet kılınmış

Bekçiye bahşiş verirler

 

Davulumun ipi kaytan

Kalmadı sırtımda mintan

Verin ağalar bahşişim

Alayım sırtıma mintan

 

Şekerim var ezilecek

Tülbentlerden süzülecek

Bahşişimi gönderiniz

Çok yer var gezilecek

 

Hava sıcak terlerim

Birçok mâni derlerim

Davet verdim bu akşam

Sizleri de beklerim

 

Maniler çiçeklidir

Birbirine eklidir

Davulcunun daveti

Mutlaka böreklidir

 

Davulun içi pekmez

Çalarım fakat ötmez

Bir bahşiş vermezseniz

Davulcu burdan gitmez

 

Yemekler boldur gayet

Beni de edin davet

Birlikte yer içeriz

Şöyle ederiz sohbet

 

Sokak yolu dar mıdır?

Minaresi var mıdır?

İftara kal diyorlar

Acep aslı var mıdır?

 

Pilavın kokusu var

Mâninin arkası var

Bahşişimi yollayın

Gözümün uykusu var