Gazetevatan.com » Yazarlar » Başlık terörü

Başlık terörü

28 Mayıs 2016 Cumartesi

İnternet gazeteciliğinde ve sosyal medyada ilgi çekmek ve tıklanma sayısını artırmak için atılan başlıklar insanın psikolojisini bozuyor...


 
Şu anda bir gazete sayfasına, gazetelerin sanal alemdeki başlıklarını şikayet eden bir yazı yazıyorum, evet! Gazetelerin, sosyal medya, internet, en çok da Twitter hesaplarında attıkları başlıklar, gerçekten insanın psikolojisini bozuyor. Muhakkak bunu şikayet edecek bir yerler olmalı! Ben işe kendi yazdığım gazetedeki köşemden başladım! Evet, şikayetçiyim! Tüm gazetelerin Twitter hesaplarındaki ve internet sayfalarındaki başlıklardan şikayetçiyim! Özellikle, “sırtınızı çiğnetirseniz ölebilirsiniz”, “çocuğunuz salatalık yiyorsa hayati tehlike altında”, “aman bunları yapmayın”, “sokaktaki büyük tehlike”, “ekmekler dehşet saçıyor”, “okul çantaları ölüme götürüyor” tarzındaki, insanın hayatını zindana çeviren, yaşamı terörize edenlerden! Tamam okunacağı garanti ama insanların psikolojisini bozacağı da garanti! Ne yapalım peki sevgili internet gazeteleri onu da söyleyin! Ekmek yemeyelim, domat yemeyelim (İzmirli ağzı), sokağa çıkmayalım, çocukları okula göndermeyelim! “Yaşamayın” desenize kısaca! Hani gerçekten uyarı içeren haberler olsa canım yanmayacak. Maksat, korkuyla insanların dikkatini çekmek! Aynı durum ana haber bültenlerinde de var. Koca koca profesörler, sırf popüler olmaktan hoşlandıkları için her akşam televizyonlara bir bomba atıyorlar. Her gün vesvese yaratacak yeni önermelerle karşı karşıya kalıyoruz. Biri tuz yeme diyor, diğeri onu bastırıp daha çok dikkat çekmek için tuz almazsan kanser olursun diyor, biri meyve sağlıktır derse diğeri zehirdir diyor! Hani bir yolsuzluk vardır ya da ne bileyim bir gıda firmasının üretiminde sağlığa aykırı bir şey yakalanmıştır, devletin gıda kontrölünde eksiklikleri vardır o konuda uyarırsın, amenna! Yok öyle değil, herkes her şeye toptan karşı! “Şu yoğurt markasında kimyasal tespit edildi” değil, toptan yoğurt “tü kaka” ediliyor! Yazılanlara göre, önce organik tarıma başlayacaksınız ki bunun da mümkün olmadığını söylüyorlar, o yüzden önce organik olması için tarlanızı beş yıl arındıracaksınız. Sonra, nasılsa dünyanın bakir bir köşesinden organik tohum getirip yetiştireceksiniz. Sonra, bir inek alıp, organik büyütüp, tarlanızdaki sebzelerle besleyeceksiniz. Sonra artık bulunmayan doğal mayayı bulup mayalayıp yoğurt yapacaksınız. Onu da yapsanız, kimyasallar dolu yağmurdan uzak tutup, arındırılmış sulama yapmanız lazım ki gene olmaz çünkü o zehirleri arıtmak mümkün değil! Meyve yeme, süt içme, domatese değme, salatalık zaten zehir, tavuk sırf hormon, et desen Allah muhafaza! Alışveriş torbaları, çocukların kalemlerindeki toksikler, okul çantalarındaki tehlikeli malzemelere daha gelemedim bile! Peki öneriniz ne! Ona cevap yok! Günlük hayata geçirilmeyecek, uygulaması imkânsız tavsiyeler! Yemeyin, içmeyin, gece gündüz endişe üretin ve sonunda yediğinizden değil vücudun baş düşmanı olan stresten geberin, yeter ki bizi okuyup, bizi izleyin! 
 
SOSYAL MEDYA GAZETECİLİĞİNDE PSİKOLOJİMİZİ TERÖRİZE EDEN, İNSANI DELİ EDEN BAŞLIKLAR
 
- “O meyve ölüm saçıyor”, “yüzünüzü yıkarken ölebilirsiniz” tarzı, önüne geçilemeyecek ve kimseye faydası olmayan sadece sinir bozmaya yarayan sözde  uyarılar!
 
- Tıklandığında, başlıkla ilgisi olmayan boş haberler. “Üniversite sınav sonuçları açıklanıyor” başlığını okuyan gençler ve aileleri milyon kere tıklıyor ve gazete amacına ulaşıyor ama aslında ortada sonuç filan yok. Üniversite sınavına dair, eski bilgiler, lâf ola beri gele bir haber... İnsanlar yüreği hopladığı ile kalıyor. Gazetelerin internet siteleri ise  aldatmaca tıklanma oranını başarı hanesine yazıyor ve reklamlarını katlıyor.
 
- Sırf tıklanmak uğruna insanların korkularını kullanan haberler... Bir bakıyorsunuz gazetelerin Twitter sayfasında “şehrin göbeğinde korkunç patlama” diye bir başlık. Her an bir yerlerde patlama yaşanan ülkemizde zaten insanlar kalbi ağzında yaşıyor. Tabii hemen panik içinde haberin içeriğine bir bakıyorsunuz ki efendim Hindistan’da bir otelde tüp gaz patlamış, facianın eşiğinden dönülmüş! Siz gene haberinizi yapın ama bize bunu yapmayın! Biz zaten, facia eşiğinde, ölümle yaşam arafında sıkışmış insanlarız. Patlama lafı geçtiği an, tıklayacağımız besbelli. Bu korkumuzu kullanmayı, medya yönetimi saymayın! 
 
- ”O ünlü trafik kazası geçirdi”, “Ünlü futbolcu bakın ne dedi!” tarzı haberleri bırakın! Böyle bir başlık varsa bilin ki, ünlü dedikleri kişinin adı pek de bilinen bir isim değil, o futbolcu da Arda Turan filan değil! “Ünlü yazarsak tutar” diye diye kandırılmaktan, insanda merak bırakmadınız.
 
- Başlığın ağırlığını tartmayan çocukça haberler: “Memleketlilere o bakana ateş püskürdü” diye başlık atıp, sonra efendim bilmem ne bakanına Kurban Bayram’ında memleketlileri mangal yakmış da, bakana doğru ateş sıçramış gibi ipe sapa gelmez cümlelerle, sırf ilgi çeksin diye atılan başlıkların altına dolgu yazılar yazmayın. Üç kuruşluk aklımız kaldı, onu da sanal aleme attığınız başlıklarla almayın!