Gazetevatan.com » Yazarlar » Eğitimde son nokta: Hayaller Finlandiya hayatlar TEOG...

Eğitimde son nokta: Hayaller Finlandiya hayatlar TEOG...

07 Mayıs 2016 Cumartesi


Şu boş gözlerle etrafta dolaşan, ışığı sönmüş, enerjisi tükenmiş ve henüz 14 yaşında ergenler görüyorsanız bilin ki onlar TEOG sınavından yeni çıkmış çocuklar.
 
Evet sonunda bitti... Ardında derin izler, türlü türlü travmalar bırakarak... TEOG adı verilen ve orta mektepten alt tarafı liseye devam edecek çocukları, öğüterek, ilk gençlik günlerini un ufak etmek üzere programlanmış şu meşhur sınavdan söz ediyorum. Kızım henüz bebekken ben bu ve üniversiteye giriş gibi benzeri sınavları eleştirip, sistemdeki sakatlıkları dile getirmeye çalışıyordum. Elbette, insan çoğu zaman kendi başına gelmeden bazı şeyleri tam olarak anlayamıyor. Biz de bu yıl tecrübe ettik, TEOG’u. Kısaca söylemek gerekirse, sürpriz olmamakla birlikte tahminlerimden bile daha kötü bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Berbat geçen bir seneyi aşkın süreden sonra, nihayet  bitti. Ama benim için, bitmedi ve bitmeyecek!
 
YENİ SİSTEM GELİYOR
 
Bu sene yaşananları hemen atlayıp, “bizim çocuklar yandı, bundan sonrakiler nasıl kurtulur” diye kafa patlatmaya başladım bile. Sakın bana, “aileler bu hale getiriyor” klişesiyle gelmesin kimse, çünkü meselenin sistem sorunu olduğu aşikâr. Bozuk düzen içinde, bireyleri suçlamak ise sistem yöneticilerini korur ve çocuklara zarar verir. Şu anda MEB, yeni sınav sistemi planlıyor ve “ucu açık sorulu sınav” devri başlayacağına dair sinyaller geliyor. Hatta MEB, seçtiği pilot okullarda, açık uçlu sorularla deneme sınavları bile yaptı. 6-7-8. sınıf konularını kapsayan, daha genel yeteneğe ve Pisa testlerindeki yorumlama fikrine dayalı,  yarısı test yarısı boşluk doldurmalı sorular soruldu bu denemelerde. Matematik sorularında da sadece  sonuç değil  çözüm de istendi, yani gidaşatı göstermek de gerekliydi. Kulağa hoş geliyor ama 1,5 milyon çocuğun el yazısını okuyacak teknoloji daha dünyada yok. İş, kişilerin eline bırakılırsa, torpilin, sahtekârlığın nasıl önüne geçilir, o da ayrı dava!
 
Sınavdan daha vahim olan, yedi gün okula gidip, arta kalan zamanlarda da test çözen çocuklar, koca bir 8’inci sınıf boyunca tek şey öğrenmiyorlar. Hatta, düzeltiyorum, daha da acısı bir sürü yanlış şey öğreniyorlar. Amerika’da doğmuş ve babası Amerikalı olan çocuk, bizim İngilizce sorularında çuvallıyor mesela. Çünkü, öğretilen İngilizce de Türk işi! “Playing sports”, “close the water” gibi, anlamsız, “MEB İngilizcesi” diyebileceğimiz ve hayat boyu sizinle dalga geçilmesine sebep olabilecek bir dil öğrenmeleri gerekiyor bu sınavı geçmeleri için. Sadece yabancı dil mi? 
 
Peki, dünya genelinde son sıralarda yer alan eğitim seviyemiz düzelir mi? Bu kafayla gidersek mümkün değil. Ünlü belgeselci Michael Moore da, şu anda dünyada en başarılı olarak kabul edilen “Finlandiya eğitim sistemi” ile ilgili bir belgesel yaptı.
 
MEB’in “ucu açık sorulu sınav” devri başlacağına dair sinyaller geliyor.
Hatırlarsanız, bakanlarımızdan biri ülkemiz için de  bu Finlandiya modelinden faydalanacaklarını söyledi. “Öğretmende biraz sıkıntı olur yoksa yapılır” diye de ekledi. Zaten, o öğretmenleri yetiştirebilecek mantalitede bir sistemimiz olsa, eğitimde dünya sıralamasının bu kadar dibinde olmazdık. Finlandiya’da en zor kazanılan meslek, öğretmenlik! Bizde, öğretmen okulları kapatılmış, “sözleşmeli” adı altında, eğitimle alakası olmayan insanlara çocuklar emanet ediliyor. Bırakın Finlandiya’yı, çocukluğumuzun öğretmenleri yetişmiyor. Moore, matematik hocasına “ilk hedefiniz ne” diye soruyor, öğretmen “çocukların mutlu olması“ diyor. Müdür ise çok fazla ders çalışmanın, öğrenmeyi durdurduğuna işaret ediyor. Aynı bizim eğitim anlayışımız değil mi! Ülkemizde devlet okulları, 7. sınıftan 8’e geçenleri yazın okula alıyor, yedi gün okul yetmiyor, dershane, özel ders, etüd arası çocuklar koşturuyor, ezber olmadan başarı yakalanamıyor, fazla irdeleyen, sorgulayan, derin bilgiye sahip öğrenciler ise başarıyı yakalayamıyor. Ama biz, günde 4-5 saati geçmeyen, ödev verilmeyen, oyuna ve yaşam becerisini arttırmaya dayalı, sorgulayıcı düşünce sistemini kazandıran Finlandiya eğitiminin hayalini kuruyoruz. Sonra, “Hayaller Finlandiya, Hayatlar Birleşik Arap Emirlikleri” seviyesiyle eğitime, pardon, eğitimsizliğe devam ediyoruz.