Mucize

16 Ocak 2016 Cumartesi

Yeni açıklanan sonuçlara göre ülkemizde okuyan kesim yüzde 68 imiş!


 
Ülkece, kitaplarla fazla haşır neşir olmadığımız hepimizin mâlumu. Öyle, Avrupa'daki gibi otobüslerde ya da Japonya'daki gibi metrolarda kitap okuyan insan fotoğrafı yoktur bizim sokaklarımızda. Şu akıllı telefonlar çıktı çıkalı ancak Facebook ve Twitter okur-yazarlığı gelişti memlekette. Toplu taşımalarda herkes başı önünde birileriyle yazışıyor artık. Buna da şükür! Kullanmaya kullanmaya, yakın bir gelecekte okuma yazma bilen bile parmakla gösterilecekti yoksa. Zaten mesajlaşma çıktı, herkesin foyası döküldü. Bir bakıyorum da fevkalade modern ve eğitimli görünen kişilerden ilkokul 2'nci sınıf kıvamında yazılmış mesajlar geliyor. Neler neler! "T" yerine "D"ile yazılmış kelimeler, yerli yersiz "ki" ler... Ama en çok durduk yere ayrılmış "de" ler ... Okumaya okumaya kaybedilen kelimeler...
 
Afaki konuşmayı bırakıp, Libronet'in "Türkiye'deki okuma alışkanlıkları" araştırmasına dikkat çekmek istiyorum. Yeni açıklanan sonuçlara göre ülkemizde okuyan kesim yüzde 68 imiş. İlk başta kulağa şahane geliyor değil mi! Ama ne yazık ki araştırma sonuçlarına biraz yakından bakınca durum hiç de iç açıcı değil. Özellikle, bardağın boş tarafı çok düşündürücü. Yüzde 32'lik kesim, asla kitap okumuyor ve kesinlikle okumayacağını söylüyor. Açıkçası bu dehşet verici. Üçte birimiz, o ya da bu sebeple kitap okumaya karşı! Şaka gibi değil mi! "Okuyorum" diyenlerin ise ancak yarısı düzenli olarak ortalama ayda bir kitap okuyor. Geri kalan, kırk yılın bir başı da olsa kitap okumuşluğu olduğundan listede. Hani, eni konu kitap sevgisi ve alışkanlığı olan kişilere baktığımızda ise oran yüzde 8'lere geriliyor. Kadınlar, erkeklere göre daha fazla kitap okuyor. Yine de "asla okumam" diyen yüzde 32'lik kesim var ya, insanı en çok onlar dehşete düşürüyor!
 
Elbette, ben rica ettim diye ülkenin okuma oranı artmayacak ya da şu öcü gibi kitaptan kaçan üçte birlik kesim kitap kurdu olmayacak. Ama tabloyu bu kadar karanlık görünce herkesin sevebileceğine, 10 yaş itibari ile muhakkak okunması gerektiğine inandığım, yeni çıkan bir kitap tavsiyesinde bulunmak istiyorum. Kim bilir, belki siz de tanıdıklarınıza önerir ve hep birlikte kitap okumayı sevebilecek birilerini yakalarız. Bir kişi bile olsa kârdır benim için. Bu hafta okumadıysanız mutlaka bu kitabı okuyup sonra roman okumaya meraklı olmayan birine hediye edin. Biz "göle mayamızı çalalım" derim. Ya tutarsa?
 
Mucize, 10 yaş itibari ile sevdiğiniz herkese okutun. Doğuştan "farklı", doğruyu söylemek gerekirse oldukça çirkin ama önyargıdan sıyrılıp bakınca "sıra dışı" bir yüzü olan olan 10 yaşındaki Auggie'nin okula başlama macerasını anlatıyor "Mucize". Asla ajitasyon yapmıyor, yürekleri parçalamaya çalışmıyor yazar. Çoktandır uzak kaldığımız, ama en çok ihtiyacımız olan "nezaket" kavramını yüreğimize serpen, inanılmaz naif bir roman. Bir gün içinde okuduğumu ve gözyaşları içinde tamamladığımı söylemeliyim. Ağladım ama asla hikâye üzücü olduğu için değil, özlediğim insanlarla beni tanıştırdığı için...
 
R.J Palacio imzalı Mucize, Pegasus Yayınları etiketiyle raflarda..