Gazetevatan.com » Yazarlar » Müsaitseniz bir okur musunuz?

Müsaitseniz bir okur musunuz?

14 Mart 2015 Cumartesi


 
Bütün hafta, Türk Dil Kurumu’nun (TDK) sözlüğünde yer alan ve “cinsiyetçi” anlamlar yüklendiği için tepkilere neden olan kelimeler tartılışıldı. Eminim, sözlük şu anda pek çok kişinin elinde incelemede... Ve yine eminim ki, bizi hayrete düşürecek daha çok örneklerle karşılaşıcaz. Çünkü; belli ki TDK’nın aklı karışmış dolayısıyla “galat-ı meşhur” ile “lugat-ı fasih” karışmış. Elbette,  ne demek istediğimi daha açık ifade etmeye çalışacağım ama önce bu haftayı meşgul eden şu iki kelimeye ve TDK’ya göre anlamlarına bir göz atalım.
 
İşte TDK’nın tepki uyandıran kelime anlamları
 
Müsait: Sıfat-Arapça
 
1. Uygun, elverişli...
2. Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)
 
Kötü Kadın-Kötü Adam:
 
Kötü kadın: Orospu
Kötü Adam: Filmlerde izleyiciye sevimsiz gelen, filmin kahramınya çekişme durumunda olan ve sonunda çoğu kez yenilen kimse.
 
 
Şimdi diyeceksiniz ki: “E ne var bunda Berna, halk arasında böyle kullananlar olmaz mı!” “Aman o kadın da pek müsait”, “filmin kötü adamı” denmez mi! Haklısınız, denir. Hatta pek kibar hanımlar ve beyler “baba fahişe ne demek” diye sorunca “kötü kadın yavrum” diye izâh da ederler. Maalesef, kadını aşağılayan ve cinsiyetçi böyle çok söz var. Bir zaman sonra kulaklar alışıyor tabii. En fenası da insanların kibarlıklarından, çok daha aşağılayıcı anlamlar yükledikleri bu kelimeleri kullanarak ayıpların en büyüğünü etmeleri. 
 
Halk arasındaki kullanımını bir kenera bırakıp, TDK’nın bu kelimeleri, cinsiyetçi ikincil anlamlar yüklenmiş haliyle sözlüğe bir “bilgi ve “doğru” olarak geçirmesine gelelim. Belli ki, TDK, görevinin Türkçe’nin “doğru” kullanılması olduğunu unutmuş ve bir kısım cinsiyetçi üslup tercih eden halkın argosunu tercümeye soyunmuş! Hani, eskilerin çok sevdiğim deyişiyle “galat-ı meşhur, lugat-ı fasihden evlâdır” sözünü terseten okumuş! Halkın bir kelimeye yüklediği anlamın, sözlükteki doğru ama kullanılmayan haline tercih edildiğini ifade eden bu deyimde de belirtildiği gibi, sözlüklerin “tam ve doğru, olması gereken” anlamı yansıtması gerekir. Çoğunlukla “söyleme biçimi” kastedilen bu deyim, kesinlikle bir gerçeğe işaret eder. Yanlış da olsa yaygın söz, doğrusundan daha geçerlidir mantığı halk arasında işler. Halk bazı kelimelerin ve deyimlerin, anlam ya da söyleniş biçimlerini yıllar içinde öyle bir değişikliğe uğratır ki artık doğrusunu söyleseniz sizi kimse anlamaz. Böyle durumlarda, top yekün benimsenen kelime herkesçe  doğru olarak kabul edilir. Örnek mi: “Kısa kes Aydın Abası olsun” deyimi zamanla olmuştur, “kısa kes Aydın Havası olsun”... Artık hepimiz, deyimi bu değişikliğe uğramış hâliyle “galât” kabul edip kullanırız. Ama her ne olursa olsun, TDK’nın görevi, doğruyu ve aslolanı yansıtmaktır. Asıl bilimsel yaklaşım da budur. Yoksa TDK’nın kendini savunmak için yaptığı açıklamadaki gibi, “halk ne diyorsa biz onu yazarız, bilimsel yaklaşım da budur” demek, dil bilimini hepten inkâr etmektir! Dil Bilgisi için halkın ne dediğine değil, kelimenin etimolojisine yani geldiği kaynağa ve köke bakmak gerekir. 
 
Kaldı ki “müsait” galat-ı meşhur bir deyiş de değildir. Öyle olması için, sokaktan geçene “müsait nedir” diye sorsan “flörte hazır kadın” cevabını alman gerekir. Bu durumda, “annenler müsaitse bir uğrayalım” diyen komşularla görüşme, evin salonunda değil, mahkeme salonunda gerçekleşir! “Öğretmenim vaktiniz var mı bi şey sorucam” diyen öğrencisine “gel yavrum müsaitim” dediğinde, çocukların “öğretmenim benimle flörte hazır olduğunu söyledi” gibi saçma sapan anlamlar çıkarmasını istemiyorsak, TDK’nın sonradan eklediği bu ikincil ve cinsiyetçi anlamlara hep birlikte itirâz etmemiz gerekir!