Gazetevatan.com » Yazarlar » Havacı mavisi...

Havacı mavisi...

07 Mart 2015 Cumartesi


10 gün önceki F-4 kazasından beri elim yüreğimde bekliyordum. Ne hikmettir bilinmez, tıpkı kol uçuşu yapan jetler gibi bu kazalar da yalnız gezmez!

İki keşif uçağı düştü, dört pilot şehit oldu... İşte böyle duyuyorsunuz jet pilotlarının acı haberlerini. 10 gün sonra "F-4 düştü iki pilot şehit oldu" diye, bir yenisini duyduğunuzda, hatırlıyorsunuz belki bir öncekini... İçinizi acıtıyor, biliyorum. Ve sonra unutulup gidiyor, bir yenisini duyana kadar... Bunu da biliyorum... Çünkü o kadar çok ki, bir zaman sonra ne yazık ki doğal olarak kanıksanıyor, anlıyorum... Ama râzı olamıyorum! 10 gün önceki kazadan beri elim yüreğimde bekliyordum. Ne hikmettir bilinmez, tıpkı kol uçuşu yapan jetler gibi bu kazalar da yalnız gezmez! Havacılar arasında en korkulan, bir kazanın hemen ardından bir diğerinin gelmesidir! Bu sivil havacılıkta bile böyledir. Ve ne yazık ki yine olan oldu ve iki jetin düştüğü, dört pilotumuzu kaybettiğimiz kazadan 10 gün sonra, perşembe günü bir F-4 daha düştü ve iki jet pilotu daha şehit oldu!    Bu uçan tabutlar değişmedikçe "bu işin fıtratında var" ne yazık ki, ölüm! Peki, bir pilot çocuğu olmanın "fıtratı" nedir, bilir misiniz?

 

Önce telefonlar kesilir, lojmanda hayat durur... Anlarsın ki bir uçak düşmüştür

 
 
Bir pilot kızı olarak "içeride" bu olaylar nasıl yaşanıyor, size anlatmak istiyorum: Ana Jet Üslerin bulunduğu; Malatya, Diyarbakır, Ankara, İzmir, Eskişehir, Konya gibi şehirlerde bir de "hava" lojmanları vardır ya da "Hava Kuvvetleri Komutanlığı Lojmanları" demek zor geldiğinden kısaca biz böyle deriz: Hava... Günlük hayat, bir mahalledekinden çok da farklı değildir bu yaşam alanlarında. Hiyerarşik sistem, sadece işte değil, sokakta da geçerlidir. Çocuk olmak biraz zordur lojman yaşamında. Kapalı devre bir ekolojik sistemi olmasının zorlukları kadar güzellikleri de vardır. Çevren, ailendir. Arkadaşların ise kardeşin. Bir daha değiştiremez, değiştirmek de istemezsin. Ve ne zaman bir "havacı mavisi" görsen, yanından lacivert mesai arabası geçse, gökyüzünde jetler dönse burnunun direğinin sızlamasına mâni olamazsın. Ve bir de haberlerde "...Ana jet üssünden kalkan ...uçağı düştü, ...pilot şehit düştü..." haberlerini duyunca, hıçkıra hıçkıra ağlayarak seni anlayacak birkaç arkadaşını aramaktan kendini alıkoyamazsın. Çünkü bilirsin ki bu haber geçtiğinde, ateşin düştüğü o lojmanda şunlar yaşanmaktadır: Önce, tüm telefon hatları kesilir, iletişim durur. Ne lojman içinden kimseyi ne de üssü arayamazsın. Bir ânda sirenler, ambulanslar, askeri araçlar yola çıkar. Anlarsın ki bir uçak düşmüştür. En kötüsü; kimi zaman sokakta oynayan çocuklar, uçağın düştüğünü bile görebilir. Ve içinde belki de kendi babası olabileceğini bilir. Bir ânda lojmanda hayat durur. Herkes evlere çekilir, ses kesilir. Mesai arabaları da, kimsenin babası da eve dönmez. Tüm aileler, kötü haberi verecek arabanın ışığını bekler...
 
O araba, bir evin önünde duracak ve o hâneye bir daha hiç sönmeyecek ateşi bırakacaktır.
 
Uçan tabutlar...
 
Bu yüzden; artık koca bir kadın, bir anne olsan da, babası, düştüğü uçaktan sağ çıkmış şanslı bir çocuk olarak kalsan da, ne hücrelerine işleyen acılardan ne de çocukluğunun korkularından kurtulamazsın. "Sizin de orduevleriniz var çay da ucuz, oh hayatınız rahat" diyen densizlere "ucuz olan babalarımızın canı" diye kızar, "uçan tabut" tâbir edilen eski püskü uçakları değiştirmeyerek pilotların hayatını hiçe sayanlara lânet yağdırırsın! İşte bu yüzden; her jet düştüğünde, sen yine çocukluğundaki gibi bir yakınını kaybetmenin acısıyla ağlarsın! Çünkü sen hep bir Havacı, hep bir pilot kızı olarak kalırsın! Hava Kuvvetleri ailesinin bir ferdi olarak, acılı ailelere başsağlığı ve Türk Hava Kuvvetleri'nin şerefli pilotlarına Allah'tan rahmet dilerim.