Gazetevatan.com » Yazarlar » Her dinin kutsalı Aşure

Her dinin kutsalı Aşure

15 Kasım 2014 Cumartesi


DÜNYADAKİ farklı kültürlerin ve inanışların, ortak olarak yaşattıkları ritüellerin çok daha kuvvetli bir enerjisi olduğuna inanırım. Tarih boyunca, farklı anlamlar yüklenerek benzer inanış biçimi geliştirilen o kadar çok ibadet ve gelenek var ki. Bunların çoğu, insanoğlunun inanma ihtiyacı sebebiyle büyük dinlerden binlerce yıl önce ortaya çıkmış, peygamberler tarafından, getirdikleri dinlere uyarlanarak, yüklendikleri yeni anlamlarla birlikte günümüze kadar ulaşmış. Unutmayalım ki hayatta en zor vazgeçilebilen şeyler alışkanlıklarımızdır. Bu yüzden olsa gerek, insanoğlu, tek tanrılı dinlerle birlikte inanç sistemini değiştirse de çoğu ibadet ya da ritüelinden vazgeçmeden, bunları kabul ettiği yeni dine uyarlamış. Dinler tarihine bu gözle baktığımızda, her ne kadar dinler ya da mezhepler arası çok büyük ayrılıklar var gibi görünse de çoğu zaman ortak bir hareket gözlenmesi doğal bir sonuçtur. Ve işte, içinde bulunduğumuz Muharrem Ayı ve onun geleneği olan Aşure Orucu ve tatlısı da çoğu din ve mezhebin ortak ritüelinin bir parçası olarak günümüzde hala yaşıyor. İslâm dininden önce başta İsrailloğulları olmak üzere pek çok farklı toplumun Aşure günü oruç tuttuğu biliniyor. Farklı din ve mezhepler tarafından, farklı anlamlar, uygulayışta değişen nüanslar olsa da, asıl adıyla “Aşura” günümüzde kutsalını koruyor. İslâm inancına göre, Muharrem ayının onuncu günü, Nuh Peygamber, Büyük Tufan’dan sonra karaya ayak bastığında elinde kalan son malzemelerle bu tatlıyı yapar.



Buğday, nohut, toz şeker, fasulye, pirinç ana malzemelerimizdir. Süsleme amacı ile ceviz, çam fıstığı, badem, nar, susam ve tarçın gibi kuruyemiş, meyve ve baharatlar kullanırız. Hiçbir hayvansal ürün içermemesi itibariyle belki de dünyadaki ilk ve en yaygın vegan tarif olması da ayrıca dikkat çekicidir.

Henüz “Allah’ın Ayı” olarak andığımız, Hicri takvimin ilk ayı olan “Muharrem” bitmemişken, benim de şahsi olarak en sevdiğim ve elimden geldiğince sürdürmeye gayret ettiğim bir gelenek olan “Aşure-Aşura tatlısı yapma ve dağıtma” ritüeline bir göz atalım istedim.

”Aşure” ne demektir?

İbranice kökenlidir ve dilimize Arapça’da “10” anlamına gelen “aşara” kelimesinden türeyerek geçmiştir. Bu sebeple, Muharrem ayının 10’ncu günü oruç tutulur ve aşure yapılır. Alevi Müslümanlar ise Hz. Hüseyin, Kerbala da şehit edilmeden önce Muharrem ayında tutulan oruçtan sonra pişirdikleri aşura çorbasını bir şenlik havasında yapıp, paylaşırlarmış. İmam Hüseyin’in şahadetinden sonraki tarihlerden itibaren, Kerbela şehitleri ve 12 İmam olmak üzere bu yolda canlarını veren bütün şehitlerin anılarına bağlılığın bir gereği olarak pişirilip dağıtılır olmuş. Aleviler, bu acı olayı ve 12 İmam’ı anmak için, Muharrem ayında 12 gün oruç tuttuktan sonra, kardeşlik-birlik ve barış duygularıyla aşurelerini yapıp dağıtırlar. İçine de mutlaka 12 farklı malzeme koyarlar. Elbette günümüz şartlarında, yapımı oldukça da zahmetli olan Aşure tatlısı bir günle sınırlanmadan, yapımı tüm Muharrem ayına yayılmıştır. Bu yüzden bir sonraki pazar günü olan 23 Kasım’a kadar komşudan gelen aşure sürprizi ile karşılaşma mutluluğu devam edecektir. Bu ay özellikle kız çocuk bulunan evlerde aşure tatlısı pişirme geleneği ise yine adettendir.



”Aşure”, İslâm alemi dışında kimlerin geleneğinde vardır?

Musevilik inancında Büyük Kefaret Günü için kullanılmıştır. Hüseyin ibn Ali ve beraberindeki 72 Müslüman Hicri 61 senesinin Muharrem ayının onuncu gününde (10 Aralık 680) Yezid’in emriyle günlerce aç ve susuz bırakıldıktan sonra öldürüldükleri için o güne “Aşura Günü“ demişler. Ermeni ve Rum kültüründe de vardır. Ermeniler, 6 Ocak’ta “anuş-abur” yaparken; Rumlar, buğday, kuru üzüm ve bal ile yaptıkları “koliva”yı kilise kapısında dağıtıp ortasına bir mum diktikleri bir tabakla mezarın başına yerleştirirler.

Neden 10’ncu gün tatlı (Aşure) ikram ederiz?

Hadis kitaplarında okuduğuma göre Allah, Muharrem ayının 10’ncu günü 10 peygamberine 10 farklı ikramda bulunmuştur.

- Allah, Hz. Musa’ya Â∫ura Günü’nde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
- Hz. Nuh gemisini Cûdi Dağı’nın üzerine Âşura Günü’nde demirlemiştir.
- Hz. Yunus balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
- Hz. Âdem’in tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
- Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
- Hz. İsa o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
- Hz. Davud’un tevbesi o gün kabul edilmiştir.
- Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
- Hz. Yakub’un, oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
- Hz. Eyyûb hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.