Gazetevatan.com » Yazarlar » Dikkat soygun mevsimi açıldı!

Dikkat soygun mevsimi açıldı!

30 Ağustos 2014 Cumartesi


Bu aralar çevrenizden sık sık hırsızlık olayları işitiyorsunuz değil mi? Hele hele Bodrum, Çeşme gibi sayfiyelerde yazlığınız varsa çok daha fazla risk altındasınız demektir! Bodrum’da en son şahit olduğum hırsızlık olayı, yakın arkadaşım bir sanatçı çiftin başına geldi. Hem de evlerinde kalabalık bir misafir grubu ağırlarken. 15 kişi bahçede otururken, hırsız yatak odasına girip, nakit paradan tutun teknolojik aletlere kadar, ne var ne yok soyup, kaçmış.

Şimdi diyeceksiniz ki bunun mevsimle ne ilgisi var? Efendim, yaz döneminde mevsimlik çalışmak için özellikle turizmin yoğun olduğu bölgelere çok sayıda insan geliyor. Hatta komşu ülkelerden çalışmak için kaçak gelenlerle birlikte bu sayı iyice artıyor. Oteller, lokantalar, barlar, yaz aylarında personel sayısını kat kat artırıyor. Çoğu da işe eleman alırken seçici davranmak yerine, günü kurtarıp parasını kazanmaya bakıyor belli ki. Sezon sonu yaklaşıp, geriye dönüşler başlayınca, ne ilginçtir ki, hırsızlık olayları da artıyor!

Denilene göre, dışarıdan çalışmak için gelenlerden niyeti bozuk olanlar, memleketlerine dönmeden evvel bir yerleri soyup voleyi vurma peşine düşüyorlarmış. Eğer önceden sabıka kaydı da yoksa, bu mevsimlik hırsızların yakalanmaları oldukça zor oluyormuş. O yüzden, yaz aylarının sonuna yaklaştıkça hırsızlık vakaları da artıyormuş.

Asıl büyük tehlike ise evlerde... Sadece yazlıklarda ev işinde çalışmak için 2 aylığına anlaşılan kadınların çoğu kaçak. İnsanoğlu bu, iyisi var kötüsü var. Kaçak giriş yapanlar, ülkelerinden yalnız gelmiyor elbette. Kendileri gibi arkadaşları ve niyeti bozanların, burada onları suça teşvik eden çete üyeleriyle ilişkileri var. Çalıştıkları evlerde uygun ortamı hazırlayıp, işin soygun kısmını başka evlerde çalışan arkadaşlarına ya da bu çetelere soyduruyorlarmış. Bu aralar yakın çevremdekilerden o kadar çok benzer hikâye dinledim ki, uyarmadan edemedim. Zaten, ev işlerinde çalışanların yarattığı teröre ait haberleri her gün izliyoruz. Hem iş verenin hem çalışanların hak ve güvenliği için tıpkışirketlerdeki gibi evde çalışanlar için de profesyonel sözleşmeler ve yasal takipler olmalı. Tabii öncelikle ülkeye kaçak girişlerin önüne geçilmesi gerek. Özellikle yoğun sezonda yazlık beldelerde çalışanlarla ilgili bir kontrol mekanizması geliştirilmeli.

Unutmamalı ki tehlike sadece dışardan gelmiyor. Nüfus arttıkça, ülkemizde yaşanan olaylar güvenliğin iyice kontrolden çıktığını gösteriyor. Pasaportlardan sonra ehliyetler için de zorunlu hale gelen dijital parmak izi taraması mecburiyeti T.C kimlikleri için de mutlaka uygulanmalı. Ayrıca işverenler de “ucuz olsun işim görülsün” mantığıyla personel seçmemeli. Çalışma izni, sigorta gibi yasal kurallar çok sıkı kontrol edilmeli, aksi halde özellikle turizmin yoğun olduğu yerlerde, can ve mal güvenliği gittikçe daha fazla tehlike altında kalacak!

Aman dikkat!

Liseye başlamak bitirmekten zor!

TEOG sınavlarının hezimeti bir kabus gibi çocukların ve ailelerinin üzerine çöktü. Gittikçe de arapsaçına dönüyor. Veliler bir yandan özel okulların bahçesinde bekleyerek çocuklarını bir üst puandaki okula kaydettirmeye çabalarken, öte yandan da yine sınavla yerleştirildikleri artık tamamı “Anadolu” olan liseler arası geçiş yapmaya çalışıyorlar. Öğrenciler yer değiştirdikçe, boşalan kontenjanlara başka çocuklar, onların da boşalttığı yerlere başkaları geçiyor. Üstelik bir çok haklı itiraz var.

Veliler, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da mahkemeye gitmeye hazırlanıyor. Hele, sınavda çıkan 7 yanlıştan sonra, MEB’in kendi hatası yüzünden puan kaybına uğrayan öğrencilerin ailelerinin öfkesi dinecek gibi değil. Size basit bir örnek vereyim; kızımın okulunda tanıdığım 3 öğrenci de sınavlarda toplam 1’er yanlış yaptı, yıl sonu başarı puanları da aynı ama hepsinin puanı farklı geldi. Üstelik, MEB bu yılın başında tüm sınav sorularının aynı katsayıda olacağını açıkladığı halde!

Çocuklardan biri Robert Kolej’e asil listeden girerken diğeri 60’ıncı yedekte bekliyor. Diğeri ise taban puanı bile aşamamış oldu. Yine bir başka arkadaşımın çocuğu, 2 yanlışla, bir başka arkadaşımın çocuğu da 4 yanlışla sınavı tamamlamıştı. Ama, iptal olan sorulardan sonra 4 yanlış olan 2 yanlışın önüne geçiverdi. 1 yanlış yapan öğrencinin istediği okula gidemediği bir süreçten söz ediyoruz. Kaldı ki velilerin kafasında Anadolu Liseleri’ndeki eğitimin dindarlaşmasına yönelik şüpheler olduğu için, hem özel hem devlet okullarına aynı anda kayıt yaptırıp kesin kararı verene kadar kendilerini garantiye almaya çalışıyorlar. Bu yüzden birden fazla kayıt yapılıyor ve kontenjanlar şiştiği için puanlar düşmüyor. Okulların açılmasına fazla zaman kalmadı ama bu şartlarda öğrencilerin kabaca okullarına yerleşmesi bile Eylül sonunu bulacak gibi görünüyor. Yeni bir okula başlayacak olmanın hevesi de çocukların kursağında kalacak. Pek çok öğrenci, yeni okullarına başladıktan sonra bile lise değiştirmek durumunda olacak.