Gazetevatan.com » Yazarlar » Değişmeyen tek şey değişim

Değişmeyen tek şey değişim

09 Haziran 2018 Cumartesi


Ali Koç başkan...

Bu hafta sonu yapılan Fenerbahçe Kongresi, bir spor kulübünün başkanlık seçiminden çok öte adeta milli mesele havasında geçti. Tam 20 yıldır Fenerbahçe Başkanlığı yapan Aziz Yıldırım, yıllar önce tek oy farkla kazandığı seçimi bu defa açık ara kaybetti. Fenerbahçe tarihinde nerdeyse tüm üyeler oy kullandı, katılım rekoru kırıldı. Bir Fenerbahçeli olarak Aziz Yıldırım’a 20 yıllık emekleri için teşekkür eder, yeni Başkan Ali Koç’a tarihimizde açtığı yeni sayfada başarılar dilerken, klişeleri kıran, insanlardaki girdap duygusunu açığa çıkan bu seçimin bana öğrettiklerine değinmek isterim.

Anladım ki, bir seçim bazen sadece seçim değilmiş... Anladım ki...

- Seçim kazanmayı bilmek kadar, gitmeyi bilmek de demekmiş. Keşke Aziz Yıldırım, kendi isteği ile gitseydi, sandık başında değil omuzlar üzerinde uğurlansaydı. Çektiği onca çileden sonra, kendi seçimi olan bu ayrılıştan çok daha iyisini haketmişti. Demek ki neymiş, gitmek vakti geldiğinde ısrar etmemek gerekmiş.

- Bizim halkımız ille de “acıların çocuğu” hikayesini iktidarda görmekten vazgeçmiş. Böyle bir algı var ülkemizde. “Türk halkı varoştan en tepeye yükseliş hikayesi sever” denir. Dikkat edin diziler bile o formattadır. İlle fakir ama gururlu çocuk günün birinde patron olsun istenir. Halk seçimlerinde bile oylar ona göre verilir. Biraz okumuş, hele biraz üst düzey eğitim almış hele de nispeten hali vakti yerinde bir aileye mensup insanlar hemen “elit” ilan edilir ve dünyanın her yerinde iltifat olarak kabul edilen bu sıfat için bizde nerdeyse bir özür beklenir. İlginçtir bizim algı yönetimimiz. Gelin görün ki, bu seçimde bir kez daha anladık ki tekno çağda aslında milletin algısı çoktan değişmiş. Kraliyet ailelerinin veliahtlarının gittiği okullarda okuyan, dünyanın en zengin ailelerinden birine mensup başkanı var artık Fenerbahçe’nin. Demek ki neymiş, artık halk sadece “mutaassıp Anadolu çocuğu” imajını değil, her kesimin vizyon sahibi, akıllı, güçlü adaylarını istiyormuş. Halk artık kendinden olanın yükseliş hikayesiyle avunmak değil, bir adım önde olanın peşinden gidip kendi yükselmek istiyormuş.

- Kimse kalıcı değilmiş. 20’nci yılını doldurmuştu Aziz Yıldırım. Artık hep orda kalacak, hep o başkan olacak gibi geliyordu insana. Meğer öyle değilmiş. İnsanoğlu’nun kökü koltuk tutmuyormuş. Ne kadar güçlü olursa olsun, her devrin her iktidarın bir sonu varmış. Efesli Herakleitos’un dediği gibi “değişmeyen tek şey değişimin kendisiymiş.” Her gelen bir gün gidermiş. Meseleyi çok da büyütmemek gerekliymiş.

- Değişimin rüzgarı bile hız kazanmak için yetermiş. Ali Koç başkan seçilir seçilmez, taraftarından sporcularına, şampiyonluğun verdiğinden bile daha yüksek bir enerji, inanç, motivasyon gücü geldi Fenerliler’in üzerine. Emin olun, bir ay önceki aynı maça, aynı takımla, bugün sahaya çıksa Fenerbahçe, sadece bu değişim rüzgarından sebep iki kat daha iyi oynar, taraftar 10 kat daha coşar. Demek ki neymiş, çok uzun süren yönetimlerden sonra değişim güzelmiş, gerekliymiş.

- Sandığa gitmek, sandık katılımı önemliymiş. Adil bir seçim için “benim oyumdan ne olacak” demeden görevi yerine getirmek gerekliymiş.

- Artık “Dünya bizi kıskanıyor” demenin zamanı sahiden gelmiş. Hiç kızmayın ama yıllardır WhatsApp gruplarında, sosyal medyada Kanada Başbakanı Trudeau’yu paylaşırken helak olduk. Yetmedi şimdi bir de İspanya’nın yeni Başbakanı Sanchez çıktı başımıza. Düşünün ki, Trudeau’nun karizması karşısında eriyip dünya basınının diline düşenler arasında Prens William’ın eşi Kate Middleton ve ABD Başkanı Trump’ın kızı Ivanka Trump da var. Kanada’nın müthiş bir reklamı oldu bu sayede. Kimse kızmasın ama Atatürk’ten beri memleketi temsilen gösterebileceğimiz şöyle duruşuyla, bakışıyla, konuşmasıyla, giyim klasıyla karizmatik  herhangi bir alanda karizmatik bir yöneticimiz olmadı ki hiç. Tamam artist standartı gelsin iktidarlara demiyorum ama arada birkaç tane de şöyle haberleri izlerken insanın gözünü açacak karizmaya da ihtiyaç var, kabul edelim. En son İspanyol birkaç arkadaşım bana yeni başbakanlarının fotolarını yollayıp hava atmışlardı ki hemen Ali Koç görüntüleriyle beraber “F.Bahçe’in maçlarını takip edersiniz artık” diye cevap verdim. “Harrow ve Harvard mezunu da olduğunu söylemiş miydim”, diye de ekledim. Bundan sonrasını dünya düşünsün, biraz da onların WhatsApp gruplarında bizden birinin adı dönsün. Yeni transferlerle, bu coşkuyla, değişim rüzgarıyla Avrupa şampiyonalarında da F.Bahçe’nin şanı yürüsün.