Gazetevatan.com » Yazarlar » İçinde tarih yatıyordu

İçinde tarih yatıyordu

15 Nisan 2018 Pazar


Geçtiğimiz cumartesi günü Boğaziçi’nin sembollerinden Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı, dümeni kilitlenen Malta bandıralı bir geminin çarpması sonucu enkaza dönüştü. Düğün, konser ve benzeri etkinliklere ev sahipliği yapan o güzelim kırmızı renkteki yalı, büyük bir zarar gördü. Daha önce bir döneme damga vuran Binbir Gece dizisinde kullanılan yalıda son olarak ‘İstanbul Kırmızısı’ filminin çekimleri yapılmıştı. Bu kazaya çok üzüldüm, Boğaz yalılarını adı gibi bilen arkadaşım Saffet Emre Tonguç kaza sonrası hep yalıdaydı. Bugün sizinle ne yazık ki vahim bir kazayla büyük hasara uğrayan yalının tarihi önemini, anılarını ve içindeki dört nesildir korunan eşyalarla ilgili Saffet Emre’den öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum. Umarım Kültür Bakanlığı bu kültür mirasımızın yeniden ayağa kalkmasını sağlar. Şimdi söz Saffet Emre Tonguç’ta...

200 yıllık piyano kurtuldu

Yalının eşyalarının çoğu antika değerinde. Gemi kazası sonrası hasar görmeyen en nadide eser ise Alman malı 400 bin TL değerindeki 200 yıllık piyano. Ağır hasar gören yalının salonundan uzman 
ekipler tarafından  binbir güçlükle çıkarılan piyano artık güvende.
 
Haremlik ve selamlık olarak inşa edildi 
 
Hekimbaşı, 1697’de yapılan iki oda bir sofadan oluşan kırmızı renkteki yalıya 1840’da taşındı. Yalı daha sonra ilave inşaatlarla büyütüldü. Kuzey kısmı selamlık, güney kısmı ise haremlik olarak inşa edildi. Yalının harem kısmı cumartesi günü sulara gömüldü.
 
Mermer çeşme ve botanik bahçe
 
Yalının botanik bahçesinde büyük bir mermer çeşme ve oluklardan gelen suyun toplandığı bir hazne var, bu bölümler kazada zarar görmedi. Hamamda ve taşlıkta bulunan mermer çeşmede oluklarda toplanan yağmur suları kullanılıyordu.
 
375 metrekare, 3 kat, 12 oda
 
Boğaz sahilindeki birçok yalı gibi ahşap karkas ve kazıklar üzerine oturan yalı üç katlı idi. Yalının en üst katında üç oda, yüklük, koridor vardı. 19 adet kavallı basamaktan oluşan dik merdivenlerle 2’nci kata iniyordu. Bu katın deniz tarafında 1 küçük, 2 büyük; arkada daha büyük 3 oda vardı. Hekimbaşı’nın odası denize bakan bölümdeydi ve kazada büyük hasar gördü. Odada bulunan tıbbi aletler de kayboldu. Çerçeve içinde muhafaza edilen 150 yıllık kaftan ise kurtarıldı.
 
Orjinal Türk hamamı
 
Yalının klasik Türk hamamı külhanlı ve üç kurnalıydı. Kubbe pencereleri “dağınık sivri yapraklı çiçek” denilen şekildeydi. Boğaziçi yalılarının uçup giden çeşitli özelliklerinden bir sahne idi.. Koridordan siyah beyaz yuvarlak taşlarla döşenmiş bir iç bahçeye çıkılıyordu.
 
Aynı aileye ait nadir yalılardan biri
 
Boğaz’da bulunan 600 yalıdan 366’sı tarihi nitelik taşıyor bu yalıların sadece üç tanesi hala aynı ailelerin mülkiyetinde. Yalının şimdiki sahipleri olan iki kızkardeş, Zerhan Tosuner ve Süveyda Birışık burayı yaşatmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. 
 
Aşklara da evsahipliği yaptı
 
Hekimbaşı 63 yaşında iken ders verdiği 16 yaşında bir Çerkez güzeli olan Payidar’la evlenmiş. 20. yüzyılın ortalarında İngiliz gezi yazarı Freya Stark’ın da misafir olduğu yalı, 1905 yılında 89 yaşında ölen Salih Efendi’nin Payidar’dan olan mirasçılarına ait.