Gazetevatan.com » Yazarlar » Bilgisizlerle bilgi yarışması

Bilgisizlerle bilgi yarışması

14 Ocak 2018 Pazar


Bugünkü yarışmaları izlerken ağzım en az çocukluğumdaki kadar açık kalıyor ama bu defa cahilliğe hayretten!

Bilgi yarışması sevenlerden misiniz? Ben çok severim ve çocukluğumdan beri de izlerim. Hoş, bizim çocukluğumuzda zaten alternatifli bir yayıncılık olmadığı için, önümüze ne konsa onu seyrederdik. Bilgi yarışması deyince de Bülend Özveren’li günler gelir hatırıma. “Ben Bilirim, “Joker” gibi yarışmaları vardı üstadın. En az yarışmalar ve Özveren kadar ünlü yarışmacılar vardı yine o günlerde. Annemin yaptığı leblebi tozunu boğazıma düğümleyen kimler kimler resmi geçitte çocukluk hafızamda. Eh bu bahis içinde 40’ları sürdüğünü açık etmek istemeyenler hemen bu sayfayı çevirsin, çünkü neler anlatacak neler...

Hale Bacakoğlu vardı mesela... Aynı yıllarda hastası olduğumuz ve çiğdem çitleye çitleye izlediğimiz buz dansının efsane İngiliz çifti Jayne Torvill-Christopher Dean misali bir heyecan dalgası yaratmıştı Büled Özveren’li yarışmalarda. Benzetme ne alaka derseniz, hatırlatayım; Jayne Torvill - Christopher Deançiftinin Bolero müziği eşliğinde aldıkları tam puan rekoru hala kırılamadı ve o günlerde her şampiyonada daha yarışın başında şampiyon belliydi, hatta ikinci de belliydi. Yine bir başka efsanevi çift Natalia Bestenianova - Andrei Bukinyıllarca ikinci oldular da altını alabilmek için Jayne ve Chris’in sporu bırakmasını beklemek zorunda kaldılar. Hah işte, Hale Bacakoğlu da işte aynı öyleydi. Bülend Özveren’in, yaradana sığınıp sorularını sorduğu yarışmaların hepsine katılır ve daha en başında tüm seyircilere “şampiyon belli”dedirtirdi. Ta ki kendisi bir gün bırakana kadar kimse onu geçemedi. Kadındı, görme engelliydi ve şampiyondu. Henüz ergenlik çağındaki benim gibi daha niceleri için eminim o gerçek bir kahramandı. Bilgiden daha kıymetli hiçbir şey olmadığının kanıtıydı. Çalışma azmi veren, “yapabilirim”diye özendirendi. Dün yediğimiz yemeği zor hatırlıyorken, 30 yıl evvelin film şeridi gibi gözümüzün önünden geçmesi bundan... Hazır hatırlamışken, “sahiden ne oldu Hale Bacakoğlu’na diye merak edenleriniz varsa söyleyeyim, kendisi psikologdu ve 10 yıl evvel MEB’de Özel Eğitimden Sorumlu Daire Başkanı olmuştu ki bu da ülkemizde bir ilkti. Fiziksel engellerin, başarıya engel olamayacağını kanıtlayarak, ne yazık ki engellilere pek de fırsat verilmeyen ülkemizde gene şampiyonluğunu ilan etti. Nerden nereye getirdi sohbet bizi, dönelim bilgi yarışmalarına...

Zıııınk diye bir ses

Efsane yarışmacılar vardı. Biraz da seyredeni bunalıma sokardı. Onlar, leb demeden leblebiyi anlayanlardı, hatırladınız mı? Durun yardımcı olayım, olay şöyle gelişirdi; Bülend Özveren, daha gelişinden uzun ve zor olduğu belli olan bir sorunun sadece iki kelimesini söylerdi, “zııınk”diye bir ses gelir, yarışmacı şak diye cevabı bilirdi. Babam da sürekli “daha soruyu duyamadık belki biz de bilecektik” diye söylense de elbette Özveren babamı göremezdi. Eh biz de cevabı bilmesek de dönüp babamıza “e amca da soruyu senin kadar duydu peki nasıl cevap verdi” diye sormamamız gerektiğini bilecek kadar akıllıydık neyse ki... Daha net örnek vereyim en iyisi!

Bülend Özveren soruyor: Yaşar Kemal ödüle doymuyor...

Yarışmacı “zııııınk” sesi eşliğinde cevabı yapıştırıyor: Hellman Hammet!

Babam (evde TV karşısında: Yahu dur bi adam soruyu sorsun. Cevabı değil duymadan soruyu bile biliyor bunlar canım olmaz ki!

Özveren: Evet doğru, sorunun tamamı şu olacaktı “Yaşar Kemal ödüle doymuyor, son günlerde 3’üncü ödülünü ABD’de aldı. ABD İnsan Hakları Kuruluşuncu verilen bu ödülün tam adı nedir?

30 yılda ne değişti?

Gelelim sözün özüne... Neden hatırlattım 30 yıl öncesini size? Çünkü ben hala yarışma programlarını izliyorum. Bir zamanlar “Nasıl biliyor bu yarışmacılar bu kadar çok şeyi” diye ağzım açık izlediklerimin yerini “yahu nasıl hiçbir şey bilmiyor bu yarışmacılar, nerde yetiştiriyorlar bunları, serada mı?” dediklerim aldı da ondan! Benim ağzım en az çocukluğumdaki kadar açık kalıyor bugünkü yarışmaları izlerken ama bu defa cahilliğe hayretten! Peki neden? Bırakın ödüllerini, Yaşar Kemal’i bilenin alnından öpesim geliyor. Sorarım şimdi size “neden” diye, cevaplayın bakalım, yarışmacılar artık çok bilgisiz çünkü:

a-Eğitim seviyemiz düştü ondan

b-Seyircinin kendini iyi hissetmesi için cahil cühela yarıştırılıyor. “Ay nasıl bilemez” dedirtirken hem ev halisi kendini pek bilgili bulmanın keyfini yaşıyor hem de yarışmacıyla dalga geçerken “Reyting” yükseliyor... Çocuklarımız da “tamam ya çalışmaya, okumaya filan gerek bu kadarını ben de yapar 3-5 para kazanırım nasılsa” kafasıyla yetişiyorlar bu arada!

Ben bu satırları yazarken bir baktım Bülend Özveren yarışmacı koltuğunda... Tesadüfün böylesi... Özlemişim kültürle, bilgiyle su gibi akan o zarif dilini...