Gazetevatan.com » Yazarlar » Gençler bu eğitimle ülkeyi ayakta tutabilir mi?

Gençler bu eğitimle ülkeyi ayakta tutabilir mi?

16 Eylül 2017 Cumartesi


Milli Eğitim Bakanlığı, yeni eğitim öğrenim yılına, deneme ve bolca yanılma yöntemini benimseyen yeni müfredatı ile girdi.

Okullar açıldı. Yeni müfredat 1’inci, 5’inci ve 9’uncu sınıflarda her zamanki gibi deneme ve bolca yanılma yöntemini benimseyen Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yürürlüğe konuldu. Detaylara çok girip kafanızı şişirmek niyetinde değilim. Lise 1’inci sınıfta biyoloji dersi azaltılarak din bilgisi dersine eklenmiş, ilkokulda evrim teorisi kalkmış “cihat” konusu eklenmiş, “kadın kocasına itaat emeli” önermesi kitapta işlenirken, Nobelli Bilim insanımız Aziz Sancar’ın buluşları değil “Müslüman alimlerin başarısı” listesinde ismi din bilgisi kitabına eklenmiş, vesaire vesaire vesaire... 
Saymakla bitmez bu yenilikler, zaten dünya ölçeğindeki kalkınma raporu için yapılan PISA testlerinde sonlarda olduğumuz için çok da etkili olmayacak; öyle ya sadece dipte biraz daha derine indiririz seviyeyi olsa olsa. Bir ülkenin ekonomik kalkınmasını, o ülkenin gençlerinin anlama, muhakeme etme, çözüm üretme, ilişkilendirebilme, bilimsel ve kavramsal düşünebilme yetilerinin başka ülke gençleri ile rekabeti belirliyor. Bırakalım detayları, tek bir gerçek var ki bu eğitimin yetiştirdiği gençlerin ülkemizi kalkındırması, dünya ölçeğindeki teknoloji - tasarım - yaratıcılık standartında rekabet etmesi mümkün değil. Kısaca, ülkece batıyoruz yani ey ahaliiiii!
 
Eğitim gelecekteki ekonomik kalkınmamız ile bağlantılı bir olgu
 
Eğitim araştırmalarında çok önemli çalışmaları olan New York Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Selçuk Şirin, eğitimin doğrudan gelecekteki ekonomik kalkınmamız ile bağlantılı olduğuna hemen her gün dikkat çekmeye çalışıyor. Sevgili MEB, kendisinden danışman olarak faydalansaydı ülkeye en büyük iyiliği yapmış olacaktı. Selçuk Şirin bu haftaki yazısında, gençlerin gelecekte dünyadaki rakipleri ile yarışabilecek seviyede olması için yedi beceriyi mutlaka edinmeleri gerektiğini belirtti. Aksi halde, hem gençleri hem ülkemizi ekonomik darboğaz bekliyor. Ben üzülerek bu yedi becerinin neden bizim gençlerimizde olamayacağını anlatmak istiyorum kısaca:
Eleştirel düşünme ve problem çözme becerisi: Mümkün mü? Biat kültürünün özendirildiği günümüz Türkiye’sinde eleştirmek, terbiyesizlik hatta suç sayılıyor unutmayın. Gençlerden beklenen de “büyüklerimiz her şeyi bizden iyi bilir” mottosunu içlerine sindirmeleri. Geçmiş olsun, bu maddenin üzerini çizelim gitsin.
Hayatın farklı katmanları arasında işbirliği kurma becerisi: Ayrıştırmak üzerine inşaa edilen, “senden” - “bizden” diye saflara bölünen “Yeni Türkiye” öğrencilerinden ne büyük bir beklenti! Geçiniz efendim!
Zihinsel çeviklik ve esneklik: Yahu bizim çocuklar “yazar burda ne demiş” sorusuna tek bir cevap bulmak üzerine yapılan akıl dışı sınavlar için yetişiyor. Esnek zihine puan yok! Bunu da geçelim lütfen!
İnsiyatif alma ve girişimcilik: Yok artık! “Yenilikçilik” bekliyoruz öyle mi? “Tövbe” diyelim, çarpılırız! Hem bu kadar gençleri bilimden uzak tutacaksın hem yenilikçi fikir bekleyeceksin! Daha ‘dünya düz mü yuvarlak mı?’ onda anlaşamadık biz! Ha bu arada, doğru cevap: Geoid! 
Sözlü ve yazılı iletişim: Daha sosyal medyada kimse birbirinin ne dediğini anlamıyor. Aynı şeyi söyleyenler bile kavga ediyor. De’leri, da’ları ayırabilene de madalya takmak gerekiyor, o derece yani!
Bilgiye ulaşılma ve işlem becerisi: Yaasah hemşerim yassahhhh! Bizde en yaygın internet ansiklopedisi “Vikipedi” bile yasak! Bu zihinler bu kadar yasaklıyken kim bilginin peşinden gidebilir ki; eğitim anca dillerde ezber!
Meraklanma ve hayal kurma becerisi: Hayal kurmak ancak özgür zihinlerin geliştirebileceği bir beceridir. Sakın bu ülkede hayalden söz etmeyin. Yav nasıl giyineceğimiz, nasıl güleceğimiz, kaç çocuk doğuracağımız tarif ediliyor bu memlekette, hayale hacet yok! Hayal kurana sapık gözüyle bakarlar, aman diyim! En küçük hevesinden bahsetsen “hayal kurmaaa” diye çıkışan büyükler varken, “İnsanın başına ne gelirse meraktan” atasözümüzün ışığındaki gençler, KPSS’den ötesini tahayyül edemez.