Gazetevatan.com » Yazarlar » Yüzde 49’a 51’in gizli şifresi

Yüzde 49’a 51’in gizli şifresi

20 Ağustos 2017 Pazar


Bu hafta ilginç bir olay yaşadım. Bodrum Müzik Festivali kapsamında Emma Shapplin konserine gittim. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile sahne aldı Emma Shapplin. Konser sırasında ezan başlayınca ara verdiler ve bir çeşit saygı duruşunda bulundular. İşte tam da bu noktada, seyirci bir anda ikiye bölündü. Bir grup alkışlarla konserin devam etmesini istedi, diğer grup “yahu elin Hıristiyanı saygı gösteriyor, bizim halk göstermiyor” diye tepki verdi. Mesele, ezan sırasındaki adab-ı muhaşeret kuralından çok, konser adabımızın hiç olmayışı ve en aynı kutupta görünen insanlar arasında bile her ortamda ışık hızıyla toplumsal bölünme olmasıydı. Ve daha da acayip olan, sosyal medyada “ezan sırasında konsere ara verilmeli mi yoksa konsere devam edilmeli mi” sorusuyla yaptığım anketin sonucunun, yüzde 49’a 51 oranında çıkmasıydı. Bu oran sürekli yer değiştirdi ama sayısal veri hiç değişmedi. Bir biri, bir diğeri öne geçti ama oran hep yüzde 49’a 51 idi! Ben mi paronayaklaştım acaba yoksa yüzde 49’a 51, bilim kurgu filmleri misali düşmanlar tarafından zihnimize gizlice yerleştirilen bir şifre falan mı? Boyu 1.65 olanlar arasında “Turuncuyu sevenler ve sevmeyenler” diye anket yapsak, yüzde 49’a 51 çıkacak korkarım!

Ezan ve protesto...

- Bir kere ses düzeni kötüydü. Hele, play-back gelen vokal sesler anlaşılır şey değil! Madem öyle yapacaklardı, koskoca Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı yormasalardı.

- Ezan başlarken saygı duruşuna gelen tepki bence orkestranın Cumhurbaşkanlığı’na ait olmasından kaynaklandı. Nihai neticede biri Emma Shapplin’e “ezan başlayınca durulacak” demiş olmalı. Hiç öyle kendiliğinde gelişmiş bir an gibi durmuyordu. Dolayısı ile sürekli yeni yaptırımlar altında hissetmenin oluşturduğu baskıya karşı bir tepki gibi geldi bana.

- Bir süre bekledikten sonra -malum bir camiye diğeri eklendiği için ezan epey uzun sürebiliyor- konserin devam etmesi için alkış tutanlara, ezana saygı icabı müziğin durmasını doğru bulanlar “terbiyesiz, saygısızlar, susun” diye bağıra çağıra tepki vererek, hem en hızlı tarafından bir bölünmeyi gerçekleştirmiş hem de konser adabından yoksunluğumuzu perçinlemiş oldular. Emma Shapplin’e durumu izah etmek nerdeyse imkansız bence. Bin bilinmeyenli bu memleketteki hal ve tavrı ben anlamıyorum ki daha, rock pera sanatçısı Fransız nasıl anlamlandırsın.

- “Ezan sırasında konser durur mu” sorusu ise daha önce çok da aklımıza gelmeyen bir mesele. Aslında duruma göre, sesin geldiği yakınlığa ve seslerin birbirine karışma ihtimaline karşı şekillenecek bir duruş olmalı. Evimizde ya da arabada müziğin sesini kısar, ayağımızı düzeltiriz ama yaşama devam ederiz, konserlerde, tiyatro oyunlarında ya da düğünlerde bunca yıldır durup beklemeyiz. Ezan bir çağrı olduğu için, hayatı durduran bir ses olarak algılanmaz ve yaşam akar. Konser sırasında da herhalde kimse “aaa ezan, bir namaz kılıp geleyim” demez. Bu noktada sahnedeki sanatçının kararına saygı duymak gerekir. Protesto kadar, protestoya karşı durmak isteyenlerin bağırması da sahnedekilere saygısızlıktır. Beğenirsin ya da beğenmezsin ama sessizce beklersin. “Terbiyesizler” diye bağırdığında, ezana saygı göstermiş olmazsın. Saygısızlığını her alanda topluma yayarsın, hepsi bu!