Gazetevatan.com » Yazarlar » Peki ya bizim cinlerimiz tepemize çıkarsa?

Peki ya bizim cinlerimiz tepemize çıkarsa?

29 Ekim 2016 Cumartesi


Hemşireye otobüste tekme atan Abdullah Çakıroğlu, savunmasında aklım başımda değil demiş... Artık elimizden bir kaza çıkarsa suç cinlerde!

Şort giydiği için, nöbetinden evine dönen hemşireyi otobüste tekme tokat darp eden Abdullah Çakıroğlu, en absürd televizyon skeçlerini bile sollayan mahkeme savunmasıyla gene Türkiye’yi salladı. Bir adam, otobüste tek başına oturan bir kadını dövüyor ama adalet sisteminiz bu kadar bariz bir suçluyu bile cezalandırmakta aciz kalıyor. Özellikle “aciz kalıyor” diyorum çünkü aksi halde, yargının erkeği kolladığını, kadına kendince “terbiye” vermeye çalışan ve tahakkümü hakkı olarak gören erkek bakışına onay verdiği akla geliyor ki açıkçası bunu düşünmek bile istemiyorum. Hemşire Ayşegül Terzi’yi döverek hastanelik ettikten sonra hemen salıverilen ve sosyal medyadaki infialden sonra tutuklanan Abdullah Çakıroğlu ilk mahkemesinde gene serbest bırakıldı. Üstelik, serbest kalmasını sağlayan ifadesi, gerçekten akıllara durgunluk verici saçmalıklarla doluyken! Abdullah Çakıroğlu, son dönem mahkemelerde geçer akça olan tüm kozları kullanmış savunmasında. Önce, eskiden beri suçluların en çok başvurduğu “Hastayım, aklım başımda değildi” mazaretini sunmuş, üzerisünme maalesef günümüzde en çok beğeni toplayan din sosuyla konuşmasını noktalamış. Efendim, kadının zaten oturmasını beğenmemiş, giyimini Kuran’a uygun bulmamış. Ama zaten de hastaymış, tedavi olmak için üfürükçüye gitmiş, orda da cinler başına musallat olmuş.

Adalet sistemimiz bu kadar bariz bir suçluyu bile cezalandırmakta aciz

Başka sorum yok hakim bey...

Bu abes savunma karşısında, ne beklersiniz? Suçlu ya kodese ya akıl hastanesine değil mi? Ama yok efendim, salınıverilmiş sevimsiz sırıtışıyla sürekli “kadınlar örtünsün” diye vaaz veren tekmeci. Elbette bu karara çığ gibi tepki geldi ve serbest bırakıldıktan yarım saat sonra Başsavcı vekili Abdullah Üşenmez karara itiraz ederek yeniden tutuklama kararı istedi. Mahkeme süreci, suçla ve suçluyla bir dargın bir barışık bildiğiniz çocuk oyuncağına döndü yani. Bu kararın  üzerine, 90 yıl önce bu ülkede kadına lâf atmanın mahkumiyet sebebi olduğunu hatırlatır, otobüste tekme tokat kadın dövüp “cinler yaptı“ savunmasına itibar eden mahkemeye  “Başka sorum yok hakim bey” demeyi vatandaşlık görevi adlederim! Bu arada, madem cinler, mahkemede delil sayılır oldu, bilin ki biz kadınların da vandal erkekler ve adaletsizlikler yüzünden cini tepesine çıkıyor. Artık elimizden bir kaza çıkarsa, tüm suç tepemizdeki cinlerde, şimdiden böyle biline!

Ülkelerin “en iyi oldukları“ alanlarla ilgili bir harita hazırlanmış. İspanya, eşcinsel haklarına töleransıyla, İsrail tıbbi araştırmalarıyla, Uruguay çiftçilik alanı, Tayland pirinç, Hindistan muz üretimiyle, Küba ise doktorlarıyla... Haritada bizim neyimiz ünlü, Türkiye deyince akla ne geliyor diye baktım hemen. Ve güleyim mi ağlayayım mı kızayım mı şaşırdım! En meşhur icraatımız, Twitter Sansürü!

 

Emel Anne burs vermek için koşacak

38’inci İstanbul Maratonu 13 Kasım’da koşulacak. 1973 yılından beri yapılan, aslında  Avrasya Maratonu olarak bildiğimiz ama 3 yıl evvel  şehrin tanıtımı için “İstanbul Maratonu” olarak adı değiştirilen, 100 binden fazla kişinin dostluk ve centilmenlik için Avrupa ve Asya arasında kültürel  köprü oluşturmak amacıyla koştuğu, Türkiye’nin en büyük etkinliklerinden hatta şölenlerinden  biri. Bu yıl Ali İsmail Korkmaz’ın annesi de dövülerek öldürülen oğlunun anısına kurduğu “Ali İsmail Korkmaz Vakfı“ aracılığıyla 52 öğrenciye burs sağlamak için koşacak. Bu yürekli kadını, Emel Anne’yi desteklemek isterseniz “alikev.org” sitesinden bilgi alabilirsiniz. İster 10 lira, ister bir öğrencinin yıllık burs bedeli olan 2500 lira yardımda bulunmak ya da destek toplamak amacıyla koşmak mümkün. Maksat, memleketin güzel insanlarından güzel insanlara iyilik yayılsın ve sonuçta da bu ülkenin geleceği gençler iyilikle kucaklansın.