Bakan Albayrak: Merkez Bankası 2022'de taşınacak

DHA |  11 Aralık 2019 Çarşamba - 21:32 | Son Güncelleme : 12 12 2019 - 7:51

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, Merkez Bankasının İstanbul'a taşınmasının 2022 yılında tamamlanacağını bildirdi.


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, TBMM Genel Kurulunda görüşülen bakanlığının 2020 yılı  bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, 2002 yılından bu yana Türkiye ekonomisinin en  başarılı alanlarından birinin bütçe performansı olduğunu gördüklerini söyledi.
 
Merkez Bankası'nın taşınmasıyla ilgili soruyu yanıtlayan Albayrak, şunları söyledi: 'Merkez Bankası'nın bazı bölümlerinin İstanbul'a taşınması söz konusu. İstanbul sadece bir finans merkezi olarak değil, Türkiye ekonomisinin 3'te birinin merkezi olması nedeniyle küresel bir ekonominin merkezi olması nedeniyle, sadece 9/5 değil, 7/24 bazı piyasalarla, finansal kurumlarıyla uluslararası sektör ve firmaları ile hemhal olunmayı  gerektiren bir şehirdir. Merkez Bankası'nın bazı bölümleri İstanbul'a taşınacak. Bunu 2022 yılında tamamlayacağız" dedi.
 
Sıkı mali politikalar ve bütçe disiplini ile birlikte her alanda  toplumsal refahın ve gelişmenin taşıyıcısı olan önemli yatırımların hayata  geçirildiğine işaret eden Albayrak, "Şimdi, 2020'li yıllara girerken aynı  disiplini koruyarak, yeni hükümet sisteminin idari anlamda sağladığı avantajlarla  birlikte yarının büyük ve güçlü Türkiye ekonomisini inşa etmek üzere yeni bir ruh  ve anlayışla yolumuza devam ediyoruz. Kamu maliyesinden yatırımlara,  Hazinecilikten finansa kadar ekonominin tüm alanlarındaki politikalarımıza yön  verecek bu yeni anlayışla birlikte, önümüzdeki on yılların ekonomik altyapısını  oluşturacağız." diye konuştu.
 
 Albayrak, 2000'li yıllarla birlikte küresel ekonomideki geçişkenliğin  yoğunlaştığı ve bunun sonucu olarak kırılganlıkların arttığı bir dönemde, Türkiye  ekonomisini tüm dış etkilere karşı daha korunaklı, daha rekabetçi bir yapıya  kavuşturmak için bahsettikleri yeni anlayışın, anahtar görevini göreceğini ifade  etti.
 
Son 15-16 ayda yaşanan kur ataklarını, verdikleri mücadeleyi birçok  yerde anlattığını dile getiren Albayrak, bugün küresel ticaret ve finans  sisteminin büyük bir türbülanstan geçtiği, belirsizliklerin her geçen gün daha da  arttığı, son 6 yıldır maruz kaldıkları çok farklı saldırılara ve bunların  ekonomik maliyetlerine rağmen, talip oldukları değişimi, ulaşmak istedikleri  hedefleri ve bu yolda ektikleri tohumları anlatmak istediğini söyledi. Albayrak, tüm değişim süreçlerinin sancılı olduğuna, her değişime  direnen, mevcudu korumak isteyen, konforlu pozisyonlarını kaybetmek  istemeyenlerin bulunduğuna değindi.
 
 "Türkiye'ye fırsatlar sunuyor"
 
Küresel ekonomi ve finans sisteminin, hedefledikleri değişimi hayata  geçirmemeleri halinde belki de bir daha yakalayamayacakları önemli fırsatlar  sunduğunu belirten Albayrak, küresel ticaret sisteminin, ipek ve baharat  yollarından sonra bir kez daha batıdan doğuya doğru kaydığına dikkati çekti.
Albayrak, Çin ve Hindistan’ın başını çektiği doğu ekonomisinin, üretim  ve pazar büyümesi ile gelecek yıllarda batı merkezli küresel ekonomi ve finansın  ağırlık merkezinde değişim yaşanacağını net ortaya koyduğunu vurgulayarak,  sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Brexit belirsizliğine hala net bir projeksiyon ortaya koyamayan Avro  Bölgesi, bir taraftan da daha belirgin hale gelen ekonomik yavaşlamanın gideceği  noktayı kestirmeye çalışıyor.  Türkiye'ye uzun dönemdir dayatılan sözde  kurumların bağımsızlığı gibi gündemlerin, ne hikmettir ki uğramadığı küresel  finans sisteminin başat oyuncuları, yavaşlama ve artan aşağı yönlü riskler  nedeniyle genişletici para politikaları uygulamaya başladı.  Geçtiğimiz yıl 4 kez  faiz artırımı yapan ABD Merkez Bankası, bu yıl 3 kez faiz indirimi yaptı. Avrupa  Merkez Bankası ise mevduat faiz oranlarını düşürdü ve yeni bir varlık alım  programına başladı.  Gelişmekte olan birçok ülke de ekonomilerinin toparlanması  için faiz indirimlerini öncelik haline getirdi. Kimse, küresel yatırım  pastasından aldığı payı, küresel ticaretteki pozisyonunu kaybetmek istemiyor.   Küresel ekonomideki belirsizlikler her geçen gün artarken, başta Avrupa olmak  üzere ülke yönetimlerindeki zayıf siyasi yapılardaki öngörülemez tablo gelecek  için daha karamsar tabloların çizilmesine neden oluyor.  Yaşanan bu tablo,  Türkiye'ye çok farklı fırsatlar da sunuyor.
 
Küresel ticaretin ekseni değişse bile sahip olduğumuz merkezi ülke  konumumuz ile özellikle enerji, ulaşım ve iletişimde son 17 yıldır sağladığımız  büyük altyapı yatırımları ile dünyanın tüm köşelerine ulaşan geniş ihracat ağı,  güçlü kurumları, genç ve eğitimli insan kaynağı ile küresel yatırımlara ve  ticarete güvenli liman, küresel finansa yeni bir merkez ve dünyanın ilk 10  ekonomisinden birisi olabileceğimize inanıyoruz.  İnanıyoruz ve tüm vizyonumuzu,  stratejimizi bu inanç üzerine inşa ediyoruz."
 
 "Yol haritamızı hazırladık"
 
 Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, enflasyon, cari açık, tasarruf açığı  gibi uzun yıllardır süregelen sorunlarının bulunduğunu dile getirerek, "Bu  sorunları azaltırken, yeni riskler oluşturmayacak, kaliteli büyüme trendine,  düzenli ve sürdürülebilir finansman oluşturacak bir modele, ekonomik ve finansal  güvenliği sağlayacak bir mimariye ihtiyacımız var.  İşte bu ihtiyaçların tamamına  karşılık vermek için bu yapıyı eksiksiz kurmak, hedeflediğimiz ideale kavuşmak  için tüm yol haritamızı hazırladık. Uygulamaya da başladık." dedi.  Albayrak, bu yol haritasını, Türkiye ekonomisine ilişkin ideallerini,  yüzlerce liyakat sahibi genç kardeşleriyle, özel sektörde sahip oldukları  imkanlarının çok daha altında imkanlara rağmen ülkesi için sorumluluk alan yol  arkadaşlarıyla, tecrübesi ile yılların birikimini yeni nesillere aktaran  kadrolarıyla gece gündüz çalıştıkları bu vizyonu, bu ideali anlatmaya  çalışacağını vurguladı. Göreve geldikleri ilk günden itibaren bu vizyonun üzerine kurdukları  politikalarının tamamında temel düsturlarının başında istişare olduğunu ifade  eden Albayrak, kamudaki bu güçlü insan kaynağını karar alma süreçlerine çok daha  fazla katma hassasiyetinde olduklarını anlattı.
 
 "Bağımsız ve güçlü ekonomiyle mümkün"
 
 Albayrak, daha önce Finansal İstikrar Komitesi adıyla dönem dönem  toplanan komiteyi, Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi adıyla yenilediklerini,  kapsamını, katılımcı sayısını genişlettiklerini, finans politikalarında en üst  karar alma mercii haline getirdiklerini anımsattı.
Hazine, Merkez Bankası, BDDK, Bankalar Birliği, SPK, BİST gibi  kurumların üst düzey yöneticileri ile finans ve kalkınma alanında atmaları  gereken her adımı, bilimsel raporlar ve dünya örneklerindeki en iyi uygulamaların  ışığında belirlediklerini söyleyen Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanlığı altında  tüm bu organizasyonu daha da güçlendirerek, güçlü ve bağımsız bir Türkiye  ekonomisi için çalıştıklarını kaydetti. Albayrak, 17 yılda birçok alanda yapılan yatırımların ardından ve en  son olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte tam bağımsız Türkiye  hayalinin, bağımsız ve güçlü ekonomi ile mümkün olduğuna inandıklarını vurguladı.
 
 Türkiye'nin, 2002'den bu yana eğitimden ulaşıma, sağlıktan sosyal  politikalara kadar birçok alanda gerçekleştirdiği yatırımlarla çok önemli bir  kalkınma ve gelişme hikayesi ortaya koyduğunun altını çizen Albayrak, bu hikayeyi  gerçekleştirmek için çıktıkları yol boyunca siyasi ve ekonomik birçok engelleme  ve saldırıyla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. Albayrak, "En başından beri; siyasi ve bürokratik vesayet girişimleri,  içeride ve dışarıda Türkiye'yi hedef alan terör faaliyetleri, siyasal ve  toplumsal istikrarı bozmaya yönelik girişimler, tarihimizin en kanlı darbe  girişimi ve son olarak yine tarihimizin en kapsamlı finansal saldırısı ile karşı  karşıya kaldık." diye konuştu.
 
"Ciddi bedeller ödedik"
 
 Türkiye’nin 17 yıllık başarı hikayesinin, saydığı bu ardı arkası  kesilmeyen saldırılara rağmen gerçekleştiğine dikkati çeken Albayrak, bu dönemde  elde ettikleri kazanımlar için hep birlikte çok ciddi bedeller ödediklerini dile  getirdi.  Albayrak, bundan sonra da milletin bu kazanımlarını korumak ve her  geçen gün üzerine daha fazlasını koyabilmek için çalışmaya devam edeceklerini  vurguladı.
 
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte artık tüm kazanımların  kurumsallaşacağı ve yeni hedeflere daha hızlı, daha emin, daha güçlü adımlarla  ilerleyecekleri bir yola girdiklerini belirten Albayrak, "Cumhuriyetimizin 100.  yılına yaklaşırken büyük ve güçlü Türkiye hedefimize ulaşmak istiyorsak, her  alanda sağladığımız gelişmeyi güçlü ve bağımsız bir ekonomi ile taçlandırmak  zorundayız." değerlendirmesinde bulundu. Önceliklerinin, kırılganlıkla mücadelede başarılı bir süreç yönetimi  olduğunu anlatan Albayrak, "Ekonomimizi arzu ettiğimiz noktaya taşımak için  mevcut durumda kırılganlık oluşturan konuları, Türkiye ekonomisinin kronik  sorunlarının kalıcı çözümlerle ele alınmasını öncelik olarak ele aldık." dedi.
 
  Cari denge
 
Her yıl ortalama 50 milyar doların üzerine dayanan cari açığın  finansmanının, ekonomi üzerindeki en büyük yük olduğuna işaret eden Albayrak, "Bu  yük ile mücadele için, attığımız her adımda, cari açığa etkiyi, üretim ve  ihracata katkıyı, ithalattaki gereksiz yoğunluğun ortadan kaldırılmasını temel  prensibimiz haline getirdik. Küresel ticaretteki büyük daralmaya rağmen,  aldığımız tedbirler ve verdiğimiz desteklerle ihracatımızı düşürmedik. İthalatı  azaltmak için her alanda yerli kaynakların ve yerli üretimin tercih edilmesini  sağladık. Bundan sonraki süreçte de ihracat ve katma değerli üretime dayalı  sektörleri desteklemeye, kaynakların da özellikle bu alanlarda kullanılmasına  özen göstereceğiz." diye konuştu.
 
 Öncelikli sektörler
 
Berat Albayrak, enerji, maden, petrokimya, turizm, bilişim, otomotiv,  tarım ve ilaç sanayilerinin stratejik alanları olduğunu ifade ederek, gerek kredi  büyümesinde gerekse Varlık Fonu eliyle yapacakları yatırımlarda öncelikli  alanların bu sektörler olacağını bildirdi.  Albayrak, bu yıl cari fazlada rekorlar kırdıklarına dikkati çekerek,  sözlerini şöyle sürdürdü:  "Ekonomiyi küçültmeden, cari fazla vererek kapattığımız bir yıl olacak  inşallah. Cari fazlanın yanında yine kronik alanlarımızdan birisini enflasyon  olarak kabul ediyoruz. Şunu net şekilde bir kez daha söylemek istiyorum ki eğer  büyük ve güçlü Türkiye ideali kurmak istiyorsak dünyanın en büyük 10  ekonomisinden biri olmayı hedefliyorsak, enflasyonu kalıcı bir şekilde yüzde 5'in  altına taşımamız lazım. Bu kapsamda para politikalarımız ile maliye  politikalarımız arasında güçlü bir uyumu tesis ettik. Attığımız her adımın, her  düzenlemenin ya da finansal alandaki her kararın enflasyondaki etkisini  inceleyerek hareket ediyoruz.  Enflasyon oluşturan en önemli alanların başında  gelen gıda fiyatları alanında üç bakanlık olarak, biz, Tarım ve Orman Bakanlığı,  Ticaret Bakanlığı, her ay düzenli olarak toplantımızı gerçekleştiriyoruz ve gıda  enflasyonu ile mücadelede gerekli yapısal adım ve politikalarımızı takip  ediyoruz.
 
Enflasyonla mücadelede atalet etkisi ve üretici tarafındaki  maliyetlerin nedenlerini yakından takip ederek, bunlara yönelik önlemleri çok  hızlı şekilde hayata geçiriyoruz.  Geçtiğimiz yıldan bu yana enflasyonda önemli  derecede iyileşme katettik. Tüketici fiyatları üzerindeki üretici fiyatları  kaynaklı baskıların zayıflaması, enflasyon beklentilerindeki iyileşme ve güçlü  baz etkisinin devreye girmesiyle 2019 yılı Eylül ve Ekim aylarında tek haneli  seviyelere gerileyen enflasyon, Kasım ayında geçen yılın aynı dönemine göre 11,1  puan gerileyerek yüzde 10,56 seviyesinde gerçekleşmiştir. Para ve maliye  politikalarının güçlü eşgüdümü ile mal ve hizmet pazarlarında rekabet ve  verimliliği artıracak yapısal reformlarla, enflasyonla mücadelede güçlü  duruşumuzu sürdürecek ve enflasyonu kalıcı olarak düşük tek haneli seviyelere  indireceğiz. Bu çerçevede, Yeni Ekonomi Programında enflasyonun 2020 yılında  yüzde 8,5’e, program dönemi sonunda ise yüzde 4,9’a düşmesini hedefliyoruz."
 
Emeklilik sisteminin reforme edilmesi
 
 Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, gelecek birkaç yıl içinde katma  değerli üretim ve ihracata dayalı, sürdürülebilir büyümeyi yakalayan, cari açığı  kontrol altına alan, doların etkinliği azalmış, uzun vadeli Türk Lirasına dayalı  finansman sağlayabilen bir Türkiye ekonomisi oluşturma hedefi doğrultusunda  önemli bir alan olarak tasarruf araçlarının etkinliğini gördüklerini söyledi.  Albayrak, "Bu açığı kapatmak için, emeklilik sisteminin reforme  edilmesini oldukça önemli görüyoruz. Yapısal dönüşüm adımlarımız içerisinde de  yer alan bu reform, daha sürdürülebilir bir emeklilik sistemini vatandaşlarımızın  hizmetine sunacak.  Dolayısıyla bu kapsamda, tasarruflar artırılarak dış  müdahalelere karşı ekonomimiz daha güçlü hale gelecek." dedi.  Finansman alanında bir diğer stratejik araçlarının Varlık Fonu  olacağını vurgulayan Albayrak, mevcut portföyünde değer oluşturarak, Türkiye'de  cari açığa katkıda bulunan projelere yatırım yapacağını belirtti.
 
 Albayrak, Varlık Fonunun, Türkiye Cumhuriyetinin 100'üncü kuruluş  yıldönümü olan 2023'te 100 milyar dolarlık büyüklüğe doğru koştuğunu dile  getirerek, petrokimya, yerli kaynağa dayalı enerji üretimi, madencilik gibi cari  açığı azaltan projelerin yanı sıra telekomünikasyon, İslami finansman, İstanbul  Finans Merkezi gibi stratejik sektörlere odaklanacağını kaydetti. Bu başlık kapsamında, Sigortacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun  yasal düzenlemesini tamamladıklarını aktaran Albayrak, BIST ve Bankalar Birliği  ortak girişimiyle yerli reyting şirketlerini kurduklarını anlattı.
 
  
Albayrak, kamunun tek hissedar olduğu Türk Reasürans A.Ş'yi faaliyete  geçirdiklerini, hisse senedi piyasasında hisselerin gruplandırılarak yatırımcının  kolay seçiminin sağlanmasına yönelik olarak Borsa İstanbul'da yeni pazar  kriterlerini değiştirdiklerini, sermaye piyasalarında pazar ve ürün çeşitliliğini  artırmak amacıyla atılan adımları güçlendirdiklerini anımsattı.
 
 Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranına (TLREF) dayalı krediler ve  tahvil ihraçlarını yaygınlaştırdıklarını ifade eden Albayrak, "Ülkemizde iç  tasarrufların arttırılması noktasındaki çalışmalarımız devam ederken, bu kapsamda  dış tasarrufları da ülkemize çekecek çalışmaları ihmal etmiyoruz. Küresel sisteme  entegrasyonumuzu güçlendirerek ülkemizin uluslararası sermaye ile etkileşimini  pekiştirmekteyiz." şeklinde konuştu.
 
Albayrak, üst fonlar, girişim sermayesi fonları, melek yatırımcılık ve  kitle fonlaması uygulamalarını geliştirerek hayata geçirmek suretiyle, yalnızca  yurt içi değil yurt dışı tasarrufların da ülkeye akışını hızlandırdıklarını  vurguladı.
 
 İslami finans sistemi ve uygulamalarının geliştirilmesine özel önem  verdiklerinin altını çizen Albayrak, "İslami finans uygulamalarını geliştirerek  sistem dışındaki tasarruflar sisteme kazandırılarak ve yurt dışından da bu  alandaki uluslararası sermayenin ülkemize akışını sağlıyoruz. Bu çalışmalar  neticesinde İstanbul Finans Merkezimiz, uluslararası anlamda İslami finansın da  önemli adreslerinden birisi olacaktır." diye konuştu.
 
Türkiye'de son iki yıldır, Yeni Ekonomi Programı ile birlikte  girişimcilere kolaylıklar sağlayıcı adımlar atıldığını anlatan Albayrak, Dünya  Bankası tarafından 190 ülkeyi kapsayan iş yapma kolaylığı endeksinde 60. sıradan  bu yıl itibariyle 33. sıraya kadar yükseliş kaydetmeyi başardıklarına dikkati  çekti.  İstanbul Finans Merkezi'nin oynayacağı rolü güçlendireceklerini  belirten Albayrak, şöyle devam etti:   "Buna yönelik olarak sermaye piyasalarının güçlendirilmesi kapsamında  dış yatırımları kolaylaştıracak, yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik mevzuat  çerçevesini gözden geçirmeye dönük çalışmalara devam edeceğiz. Tüm bu adımlarımız  finansal alanda çok daha güçlü bir yapıya kavuşmamızı sağlayacak.  Küresel  ekonomide yaşanan istikrarsızlıklardan kaynaklanan dış şoklara karşı ülkemizin  finansal bir savunma mekanizmasına sahip olması yeni bir finansal ekonomik  mimarinin kurulması ile mümkün olacaktır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin  kalkınma süreçlerinde karşı karşıya kaldıkları en büyük zorluklardan olan küresel  istikrarsızlıklar, büyüme patikalarında sapmalara, hatta büyümede duraksamalara  sebep olmaktadır. Yeni finansal-ekonomik mimari ile güvence altına alınacak  finansal yapımız, belirlediğimiz büyüme yolundaki engellere takılmadan,  duraksamadan ilerlememize katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda mimarimizi dünyadaki  en ileri örnekleri dikkate alarak oluşturuyoruz.  Maruz kaldığımız finansal  saldırıların ardından piyasalardaki bozulmaların önüne geçmek için adımlar  atıyor, sağladığımız her iyileşmeyi vatandaşımıza, sanayicimize, üreticimize  yansıtıyoruz."
 
"İhtimal dahi verilmeyen bir tablo"
 
 Son dönemde, Anadolu'da üreticiyle bir araya geldiklerinde devreye  aldıkları bu paketlerin ne kadar önemli görev ifa etmeye başladığını gördüklerine  değinen Albayrak, bu kapsamda en önemli paketlerin başında İVME finansman  paketinin geldiğini aktardı.   Albayrak, Haziran ayında devreye aldıkları paket kapsamında, Kasım ayı  sonu itibarıyla 51 bin 372 müşteriye, yaklaşık 40 milyar lira limit tahsis  edildiğini, bu tahsis tutarının yaklaşık 25 milyar lirasının kullandırıldığını  bildirdi.
 Tüm bu adımların sonucunda, bir yıl önce ihtimal dahi verilmeyen bir  tabloyla yılı kapatacaklarına işaret eden Albayrak, 2019 yılı üçüncü çeyreği  itibarıyla mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış GSYH'nin, üç çeyrek arka  arkaya pozitif büyüme kaydettiğini bildirdi. Albayrak, üçüncü çeyrekte ayrıca  yıllık bazda büyümeyi de pozitife geçirdiklerini kaydetti.
 
 Albayrak, yılın son çeyreğine ilişkin öncü göstergelerin, ekonomideki  ivmenin daha da güçlendiğini gösterdiğini belirterek, "Çeyrek bazlı büyümenin,  dördüncü çeyrek itibarıyla yüzde 5 oranında olacağını ve bu yılı öngördüğümüz  üzere, birilerinin aksine negatif değil, pozitif büyüme ile kapatacağımıza işaret  ediyor." dedi.  İmalat sanayi kapasite kullanım oranının Kasım 2019'da geçen yılın  aynı ayına göre 3,1 puan artarak 77,2 olduğunu vurgulayan Albayrak, Ekim 2019  itibarıyla otomobil satışlarının önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 138, beyaz  eşya satışlarının ise Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ortalama yüzde  26 oranında arttığını söyledi.
 
 Ekonomiye olan güvenin artmaya devam ettiğini dile getiren Albayrak,  reel kesim güven endeksinin Kasım 2019'da bir önceki yılın aynı ayına göre 9,2  puan artarak 102’ye yükseldiğini ifade etti. Albayrak, hizmet sektörü güven  endeksinin 13,4 puan, perakende ticaret sektörü güven endeksinin 13,3 puan ve  inşaat sektörü güven endeksinin 8,6 puan artış gösterdiğini vurguladı. Reel ihracatın, 2019 yılının ilk dokuz ayında yüzde 7,9 arttığına  dikkati çeken Albayrak, "Genel Ticaret Sistemine göre nominal ihracat Ekim ayında  12 aylık 179,9 milyar dolara ulaştı. Bununla birlikte 12 aylık ithalat ise 205  milyar dolara geriledi.  Genel Ticaret Sistemine göre ihracatın ithalatı  karşılama oranı 2018 Ocak-Ekim dönemindeki yüzde 73,6 oranından 2019 yılının aynı  döneminde yüzde 86,5’e yükseldi. Her alanda sağladığımız desteklerle bu  iyileşmeyi koruyarak çok daha ileri taşımaya devam edeceğiz." diye konuştu.
 
  Albayrak, hedeflere ilerlerken piyasalarda, reel sektörde düzenli bir  şekilde güçlenmeyi de beraberinde sağlayacaklarını, bürokrasinin azaltılması ve  yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik tedbirleri almaya, reel kesimi  güçlendirmeye devam edeceklerini söyledi.
 
 "Yolumuza devam ediyoruz"
 
 Albayrak, Yargı Reformu ile iş ortamını daha da iyileştireceklerini,  hukuk uygulamalarında makul sürede yargılanma hakkı daha etkin korunarak,  yargılama sürelerinde öngörülebilirliğin artırılacağını bildirdi.  Bakan Albayrak, sözlerini, "İnançlıyız, çünkü bu milletin inandığı  zaman neleri başarabildiğine defalarca şahit olduk.  İnançlıyız, çünkü ülkemizin  insan kaynağının ve potansiyelinin farkındayız.  Güçlüyüz, çünkü tarihin en büyük  üç kur saldırısına rağmen düşmeden, yıkılmadan yolumuza devam ediyoruz.   Güçlüyüz, çünkü 100 yıllık Cumhuriyetin, bin yıllık devlet kültürünün bağrından  çıkan liyakat ve ehliyet sahibi kadrolara sahip, eşi benzeri olmayan tecrübede  kurumlara sahibiz.  Ve umutluyuz, çünkü aziz Türk milletinin ve onun  cumhuriyetinin ilelebet payidar olacağına inanıyoruz. Umutluyuz, çünkü 17 yıldır  attığımız tohumların çok yakın zamanda filizlere, fidanlara dönüşeceğini  biliyoruz." diyerek tamamladı.