100 değil, sadece 46 euro

20 Haziran 2018 Çarşamba - 2:30 | Son Güncelleme : 20 06 2018 - 2:30

Türkiye, kurdaki yükselişi ihracatta ve turizmde lehine kullanabilir. Satınalma paritesinde Avrupa’ya göre çok ucuz kaldı. Avrupa’da ortalama 100 euroluk bir mal ve hizmet sepetini Türkiye’de 46 euroya almak mümkün.


Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Türkiye’nin Satınalma Gücü Paritesi (SGP) değerine göre kişi başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) Endeksi, 2017 yılı için 65 oldu. Bu değer, kişi başına GSYH’nın 28 Avrupa Birliği (AB) ülkesi ortalaması 100 birim iken, Türkiye için 65 birim olduğu anlamına geliyor.
Karşılaştırmalarda 28 AB üyesi ülke, 3 Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) ülkesi (İsviçre, İzlanda ve Norveç), 5 aday ülke (Türkiye, Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Arnavutluk) ve 1 potansiyel aday ülke (Bosna Hersek) kapsandı.
 
En yüksek Lüksemburg
 
Karşılaştırmalarda yer alan 37 ülke arasında kişi başına GSYH endeksi en yüksek ülke 253 ile Lüksemburg, en düşük ülke de 29 ile Arnavutluk oldu.
Kişi başına fiili bireysel tüketim düzeyi 28 AB ülkesi ortalaması 100 iken, Türkiye için 68 olarak gerçekleşti ve AB ortalamasının yüzde 32 altında kaldı.
Karşılaştırmalardaki yer alan 37 ülke arasında kişi başına fiili bireysel tüketim değeri en yüksek ülke 132 ile Norveç, en düşük ülke 37 ile Arnavutluk oldu.
Gelişmişlik düzeylerinin karşılaştırılmasında kişi başına GSYH temel alınırken, tüketicilerin göreli refah düzeylerinin karşılaştırılmasında kişi başına fiili bireysel tüketim endeksleri daha uygun bir gösterge olarak kabul ediliyor. Fiili bireysel tüketim, satın alınan mal ve hizmetlere ek olarak devlet veya kâr amacı olmayan kuruluşlardan sağlanan hizmetleri de kapsıyor. 
Türkiye’nin fiili bireysel tüketime ilişkin fiyat düzeyi endeksi, 2017 geçici sonuçlarına göre 46 oldu. Bu değer, AB ülkeleri genelinde 100 euro karşılığı satın alınan aynı mal ve hizmet sepetinin Türkiye’de 46 euro karşılığı TL ile satın alınabileceğini gösteriyor.
Fiyat düzeyi endeksi, ülkelerin ulusal para birimlerinin karşılaştırmalı olarak döviz kuruna göre alım gücünün göstergesi olarak kabul ediliyor. Bir ülkenin fiyat düzeyi endeksi, 100’den büyük ise bu ülke karşılaştırıldığı ülke grubu ortalamasına göre ‘pahalı’, 100’den küçük ise ‘ucuz’ olarak ifade ediliyor. 
 
Türk lirasının değer kaybı avantaj olur mu?
 
Kuşkusuz hiçbir ülke para biriminin değer kaybetmesini istemez. Ancak bazı durumlarda ekonomideki sıkıntıları aşmak için devalüasyon yapmak yani para biriminin değerini düşük tutmak son derece etkili sonuçlar verebiliyor. İhracatın artması önemli bir kazanç olarak ortaya çıkıyor. Aynı şekilde ithalatın pahalı hale gelmesi de özellikle Türkiye gibi cari açık veren ülkeler için olumlu sonuçlar doğurabilir. Bu gibi zamanlarda özellikle turistler için Türkiye tatili çok ucuzluyor. Bu da yine cari açık açısından pozitif etki yaratabilecek bir durum. Gerek ihracatçı gerekse turizmci TL’deki değer kaybından bir ölçüde olumlu etkileniyor. Ancak asıl olumsuzluk TL değerindeki volatiliteden kaynaklanıyor. Yani TL’nin değerinin aşırı oynak olması sıkıntı yaratıyor. İhracatçı turizmci dahil ekonominin tüm aktörleri kurun seviyesinden ziyade aşırı oynaklığı tehlikeli buluyor.

ETİKETLER