Ben bu kızla evlenirim

30 Ağustos 2012 Perşembe - 10:04 | Son Güncelleme : 30 08 2012 - 10:04

Yalın, paparazzilere yakalanmadan yaşadığı aşkı anlattı.


Altıncı albümünü çıkaran, “Sen En Güzelsin” diyerek bir kez daha hayranlarının aklını başından alan Yalın, Elle dergisi için objektif karşısına geçti. Ünlü şarkıcı, çekimin ardından da büyük bir içtenlikle paparazzilere yakalanmadan yaşadığı aşkı ve babalık hayallerini Hürriyet gazetesinden Suzan Yurdacan'a anlattı. anlattı.

İşte o röportaj:

Ayağında parmak arası terlikler, yazlık bir kıyafetle geliyor stüdyoya. Ağustos sıcağında giymesini istediğimiz kıyafetleri görünce “Eyvah eyvah” diyor ama itiraz etmiyor. Genelde nasıldır bilmem, fakat o gün keyfi yerinde... Ben çalan müziği beğenmeyince, müzik aletine kendi cep telefonunu bağlayıp “kim olduğunu” hatırlatıyor. Bizim görevimizi o üsteniyor; stüdyodaki herkesi havaya sokuyor.
Modayla arası nasıl diye sormama gerek bile kalmıyor; gelir gelmez çay kahve isteyeceğine (ki hiç istemedi, hep su içti) “ayağının tozuyla” önce askılardaki kıyafetlere, masanın üzerindeki aksesuvarlara tek tek bakıyor, hepsini inceliyor, dokunuyor, en beğendikleri veya garipsedikleri hakkında yorumlar yapıyor.

İLİŞKİLERİMİ SABOTE EDİYOR OLABİLİRİM

Altıncı albümü “Sen En Güzelsin”, yaklaşık iki aydır satışta. İyi şarkılar daha çok hangi dönemlerde çıkıyor? Mutlu olduğunda mı, depresif hissettiğinde mi, aşık olduğunda mı, yoksa aşk acısı çektiğinde mi? Yalın cevap olarak bu şıkların dışında bir durum seçiyor: “Yalnız olduğumda! Yalnız derken, sevgilimin olup olmamasıyla ilgili değil. Yalnız kalabiliyorsam şarkı çıkıyor. İçe dönmekle ilgili” diyor.
Peki ilişkisi varken, üretebilmek adına istediği kadar yalnız kalabildi mi? Cevabı, “Kaldım. Ve bundan çok keyif aldım. Özellikle Londra’da kalabildim” oluyor. Gerçi orada da çok arkadaşı olduğu için yalnız kalmakta biraz zorlanmış.
Arkadaşlara “Çalışacağım yalnız kalmalıyım” demesi daha kolay da, sevgilisine bunu nasıl söylüyor? Ben asıl bu zorluğu kastetmiştim... “Evet, bu daha zor tabii” diye hak veriyor, ekliyor: “Belki de bundan beslendiğimi düşünüp farkında olmadan ilişkilerimi sabote ediyorumdur. Ama yapacak bir şey yok, sonuçta işime yarıyor. Bu şarkılar, bu yaratım, böyle bir sebeple çıkıyorsa, bunu kabul ediyorum. Diğer taraftan ben de aile kurmak istiyorum. Bunun üzerinde düşünmem lazım.” Düşününce nasıl bir çözüm buldu ya da bir çözüm bulabildi mi, merak ediyorum. Bulamamış. “Çok enteresan bir ikilem aslında: Yalnız kalmaktan nefret ediyorum. Galiba bunun bir formülü yok. Varsa da ben bulamadım” diyor.

BİR KADININ BENDEN ÇEKİNMESİ NORMAL

Londra Londra dedik, Prens Williams bile halktan bir kızla, Kate Middleton’la evlendi. Onun öyle bir niyeti var mı, yoksa olsa olsa ancak ünlü biri mi kendisine ayak uydurur diye düşünüyor? Bu fikre çok gülüyor. “Ben de halktanım!” sözleriyle hemen itiraz ediyor: “Seveceğim kadının ünlü olması gerekmez. Aşkın öyle kalıpları yok. İnsan aşık olduğunda cesaretlenir. Beğendiğiniz, sevdiğiniz insanın kim olduğu, nereden olduğu önemli olmaz.”
Peki kadınlar ondan çekiniyor mu? Ne de olsa, ünlü bir insan. “Çekinmesinler” diye güzel bir mesaj veriyor. Ve bir müddet güldükten sonra, “Bir kadının benden çekinmesi de normal. Ben de bazen kadınlara çekinerek yaklaşıyorum. Bu, hayatımda bir otokontrol gibi oldu. ‘Bu kişi acaba niye benim yanımda, niye arkadaşız?’ diye sorguluyorum. Bunu kırmaya gayret ediyorum ama gerçek böyle.”

İLK GÖRÜŞTE SÖYLEDİM: BEN BU KIZLA EVLENİRİM!

Bugüne kadar hoşlandığı veya aşık olduğu kadınlarda ortak bir özellik fark etti mi? “Evet: İki kız arkadaşım aynı gün doğmuştu. Bu, bana hoşlandığım kadın profili hakkında epey ipucu verdi...” Neymiş bu “hoşlandığı kadın profili?” Yalın, “Güleç kadınlardan hoşlanıyorum. Hani bir yerde, kalabalıkta sadece onu fark edersiniz, sanki orada sadece o varmış gibi hissedersiniz... Hep bana bunu hissettiren kadınlardan hoşlandım” diye tarif ediyor.Son kız arkadaşıyla da yine bir kalabalıkta karşılaşmış; hatta yanındaki arkadaşına “Bu kızla evlenirim” demiş. Yani buna daha ilk görüşte, bir anda karar vermiş.
Demek evliliğe uzak bir insan değil. Değil ama şu anda, bunca koşuşturma arasında bunu yapamayacağını biliyor. Bir kadından soğumasına, uzaklaşmasına ne sebep olur peki: “Konuşma tarzı. Mimikleri, nasıl güldüğü... Suratsız, kendine dönük kadınlardan hep uzak durdum.”

KIZ BABASI OLMA FİKRİ RÜYALARIMA GİRİYOR

Aşkı biraz daha konuşalım... “İnsan hayatında kaç defa aşık olur?” diye soruyorum: “İnsan bazen aşık olur, bazen de aşık olduğunu zanneder. Benim de aşık olduğumu zannettiğim olmuştur, aşık olduğum çok değildir... En azından şu ana kadar böyle. İnsan 10, 20 kere ya da sadece bir kere aşık olur.”
Sonra güzel bir şey daha söylüyor: “Aşk ve evlilik öyle bir şey ki, insana tüm kararlarını değiştirtir. Öyle olmayacaksa sonsuz olmaz. Aşk da, evlilik de, çocuk sahibi olmak da, bu kadar değerli. Günümüzde çok şey değişti. Bir telefon mesajıyla başlayan bir ilişkinin ne kadar sağlıklı olacağını bilmiyorum.” Bir kadına bağlanmaktan korkmadığını, ancak şu anda müziğe daha çok bağlı olduğunu da saklamıyor. Nasıl bir baba olacağını hiç düşünüp düşünmediğini sorduğumda ise “İyi bir baba olurum, bundan eminim. Kız çocuğu babası olma fikri, rüyalarıma giriyor. Zamanı geldiğinde üç, dört tane, ne kadar çok olursa artık, isterim” diye yanıt veriyor.

BAZI KEYİFLER YALIN’A YASAK!


Londra sevdasını bilmeyen yok. Fransız ekolünden yetişse de, Londra’sız yapamıyor; uzun bir süre gitmezse özlüyor. Ancak maalesef “çevresini” henüz gezememiş; İrlanda’yı ve İskoçya’yı ziyaret etmek istiyor. Londra’nın etrafını ise gezmiş. “Arkadaşlarım oralarda at da bindi ama ben bir sakatlık/kaza olmasın diye çekindim” diyor. Sırf bu yüzden kış sporlarından da uzak duruyormuş. Özellikle konser dönemlerinde, başına bir şey gelmesin diye daha dikkatli ve özenli davranıyor, bazı keyiflerden feragat ediyormuş.

LONDRA SOKAKLARINDA SEVGİLİMİ DOYA DOYA ÖPEBİLİYORUM

Koskoca bir yaz geçti. Yalın hiç tatile çıkmadı mı, denize girmedi mi; plajda, yüzerken, güneşlenirken yakalanmadı mı? Yakalansaydı ne olurdu? Bizim farkında olmadığımız bir kilo sorunu var mı? Kendisi için “Yalın kilolu” diye yorum yapılır mıydı? Ben soruyorum, o gülüyor: “Mesele şu ki, bu yaz çok az tatile çıktım ve onu da yurt dışında ve teknede yaptım. Beni yakalayabilecekleri yerleri biliyorum, niye oralara gideyim? Huzurum kaçsın istemiyorum. Paparazzilerin fotoğraf çekeceği yerler belli. Herkes bunun farkında. Buralara gitmezsen sorun olmuyor. Neyse ki Londra’da Türk gazeteciler yok. Orada biraz daha rahatım. Kız arkadaşımı sokakta da doya doya öpebilirim. Burada bunu yapamam. Ama orada da tanıyan çok oluyor.” (Hürriyet)