Başsavcılık'tan açıklama

21 Mayıs 2009 Perşembe - 21:34 | Son Güncelleme : 21 05 2009 - 21:34

Deniz Feneri soruşturmasında beklenen açıklama geldi


DENİZ FENERİ’NDE NİHAYET ÇEVİRİ BİTTİ


3 çevirmen, 1750 sayfayı 84 günde tercüme etti

Deniz Feneri e.V davasıyla ilgili Almanya’dan gelen dosyanın çevirisi sonunda tamamlandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu, “Bazı sızlanmaları anlayışla karşılıyorum. Ancak elimizde olmayan nedenlerle bugüne kadar gecikti” dedi



ANKARA- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Almanya’daki Deniz Feneri e.V davasına ilişkin Almanya’dan gelen dosyanın çevirisini 84 günde tamamladı. Tercümenin tamamlandığını kamuoyuna Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu, basın toplantısıyla duyurdu. Soruşturmayı yürüten savcı Nadi Türkaslan ve konuyla ilgili diğer başsavcıvekili ve savcıların da yer aldığı toplantıda, Boyrazoğlu imzalı yazılı açıklama dağıtıldı. Açıklamada, “Almanya’da yargılanan Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş hakkında yapılan yargılama dosyası, bu kişilerle ilişkili olduğu öne sürülen Zekeriya Karaman ve arkadaşları hakkındaki şikayet nedeniyle yapılan soruşturma kapsamında, Almanya’dan talep edilmiş, 5 klasör 1750 sayfa olan evrakın tercümesi tamamlanmış ve 3500 sayfa belge elde edilmiştir” denildi. İşte açıklamadan önemli satırbaşları:

Gönderilmeyen belgeler var

“Almanya’dan, bu ülkede işlenen suçla ilgili evrakın yanı sıra, bu olayla bağlantılı olduğu öne sürülen Türkiye’deki kişilerin suça katıldığını gösteren evraklar da istendi. Eksik gönderilen ve tercüme sonrasında delil olduğu anlaşılan belge ve bilgilerin gönderilmesi için Almanya’dan adli yardım talebinde bulunulacak.”

Çevirmenin babası ölünce...

“Soruşturmayla ilgili görevlendirilen Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Nadi Türkaslan, biri Dışişleri Bakanlığı’ndan emekli 3 kişilik bir heyete, evrakları tercüme ettirdi. Yanlış anlaşılmaması için dosyayı savcılıkta tercüme ettirdik. Görev yapan arkadaşlar da hassasiyetimizi görmüşlerdir. Tercümenin gecikmesinden kaynaklanan bazı sızlanmaları anlayışla karşılıyorum. Elimizde olmayan nedenlerle bugüne kadar gecikti. Bu açıklamayı 1 hafta önce yapacaktık, ancak heyetteki emekli Dışişleri mensubunun babası vefat ettiği için tercüme 1 hafta gecikti. Mali konularla ilgili soruşturmalarda, Türkiye’de de yurtdışında da teamül böyledir, önce bir ön araştırma yapılır, sonra suç varsa, buna göre işlem yapılır ve dosya karara bağlanır. Almanya’da bu konu ilk kez 2002’de gündeme gelmiş, 2008’de konu bitmiş. Ben burada da 6 yıl sürecek demiyorum. Tercümenin geç bitmesinden kaynaklı sızlanmaları da anlıyorum. Ama bunlar bizden kaynaklı değil.”

Sonuna kadar gideceğiz

“Suç varsa tahakkuk da vardır, suç yoksa artık sonucunu hep birlikte görürüz. Bu aşamadan sonra arkadaşlarımız evrakı inceleyecek, biz de bu incelemede bulunacağız, kendimize bir yol haritası çizeceğiz. Soruşturma neyi gerektiriyorsa oraya kadar gideceğiz. Kamuoyunun duyarlılığını da biliyoruz. Dosyanın içeriğine ilişkin bilgi vermem mümkün değil, çünkü dosyayla ilgili kısıtlılık kararı var. Tercüme evrakı Almanya’dan gelinceye kadar, aradan geçen süre zarfında Cumhuriyet savcıları boş durmadı. Kendilerine göre araştırmalarını yaptı. Bu dosyayı da inceledikten sonra gereğini yapacaklardır, ona inanıyorum. Hazırlık evrakında bir eksiklik varsa tamamlanır. Çünkü eksik varsa, iddianameler mahkemeden geri dönüyor. Ancak eksik evraklar, soruşturmanın yürütülmesine engel değil.”

Yargıtay’a da gönderilecek

Almanya’dan gönderilen 16 kişi hakkındaki ikinci soruşturma dosyayı ile ilgili olarak, “İstinabe evrakı ile ilgili olarak ne isteniyorsa yerine getireceğiz” diyen Boyrazoğlu, AKP ile ilgili iddialar yer aldığı gerekçesiyle tercümenin bir örneğini daha önce talep eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na da en kısa sürede gönderileceğini söyledi. Boyrazoğlu, “Yetki yönünden dosyanın başka bir yere gönderilip gönderilemeyeceğine” ilişkin soruya da, “Şu an için dosyanın İstanbul’a gönderilmesinin söz konusu olmadığı” yanıtını verdi.

Siyasi baskı olmadı

Siyasilerden bir baskı gelip gelmediği şeklindeki soruyu da yanıtlayan Boyrazoğlu, “Siyasiler niye baskı yapsınlar ki? İktidarlar kendilerini güçlü hissederler. Bir yolsuzluk ortaya çıkarsa iktidarlar kendilerini daha güçlü hisseder. Kimse lehte ya da aleyhte bir telkinde bulunmadı. Bundan sonra da bulunacaklarını zannetmiyorum” dedi.



ZAHİD AKMAN İZAH ETMİŞ


Boyrazoğlu, dosyada ismi geçen RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın ifadesinin malvarlığı nedeniyle mi, yoksa Deniz Feneri ile ilgili olarak mı alındığı sorusuna, “Arkadaşlarımızın izahı gereken soruları vardır. O yüzden ifadesine başvurmuşlardır” yanıtını verdi. Boyrazoğlu, savcılığın bugüne kadar ne yaptığı konusundaki soruyu da, “Savcılar iddianame ve takipsizlik kararlarıyla buna yanıt verirler” şeklinde cevapladı.

DENİZ FENERİ’NE ERGENEKON MODELİ

Denİz Feneri e.V.’nin Türkiye uzantılarına ilişkin soruşturmada da Ergenekon soruşturmasında olduğu gibi birden fazla savcı görev yapacak. Soruşturmayı şimdiye kadar yürüten Nadi Türkaslan koordinasyonu da sağlarken ayrıca iki savcı daha soruşturmayla ilgilenecek. Yeni görevlendirilen savcılardan Abdulvahap Yaren’in de Türkaslan gibi Basın Suçları Bürosu’nda görevli olduğu bildirildi. Yaren, Ankara Büyükşehir belediyesi’ne bağlı BELPA’nın eski Genel Müdürü Yalçın Beyaz ile birlikte yaşadığı ileri sürülen Bendigar Cengiz arasındaki davada duruşma savcısı olarak yer almıştı. Yaren, “Ermenilerden özür dileme” kampanyasına ilişkin verilen takipsizlik kararını kaldıran Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının, “kanun yararına bozulması” talebiyle Adalet Bakanlığı’na başvuran savcıydı. Görevlendirilen diğer savcı Mehmet Tamöz’ün ise Kaçakçılık Suçları Bürosu savcısı olduğu öğrenildi. Tamöz, son dönemde kamuoyu tarafından bilinen Botaş’daki ihalelere ilişkin “Mavi Hat” ve Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Derneği yöneticilerine yönelik “Girdap” operasyonuyla da gündeme gelmişti.


‘GEREKİRSE İFADELERİ ALINIR’


“Almanya’daki Deniz Feneri e.V davasında haklarında mahkumiyet kararı verilen kişilerin gerekirse ifadesinin alınması yoluna gidilecek mi?” sorusu üzerine, Boyrazoğlu, “Gerekirse gidilir. Onlar bize nasıl istinabe yazıyorsa, biz de onlara yazarız, çünkü ikili anlaşmamız var. Onlar da cevap verirler” dedi.

ETİKETLER

0