Başarısızlıklarımdan aldığım dersler başarıyı getirdi

Burak Kara / bkara@gazetevatan.com  |  09 Nisan 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 09 04 2017 - 2:30

Geçtiğimiz ay 94 yıllık tarihimizdeki ilk Avrupa Şampiyonluğunu ülkemize getiren milli sporcumuz İbrahim Ahmed Acar, yeni bir tarih yazarak ülkemize tarihimizdeki ilk dünya şampiyonluğunu kazandırdı. 19 yaşındaki şampiyon, "Ben kendi başarımı bir milat olarak değerlendirmiyorum" diyor.


Eskrime ne zaman başladın?

7 yaşındaydım eskrime ilk başladığımda. Babam beni yaz okuluna kaydettirmeye götürmüştü. Yaz okuluna gittiğimde eskrim yapan benim yaşımdaki çocukları gördüm. Çok etkilendim. Babama “Ben bu sporu yapacağım” dedim. O da kabul etti ve eskrime 2007 yılında başladım.

Kılıcı ilk defa eline aldığında ne hissetmiştin?

Eskrimde ilk olarak elinize silah verilmez. Öğrenmeye duruş ve ayak hareketlerini yaparak başlarsınız. Dolayısıyla kılıç silahını elime antrenman için ilk alana kadar nasıl bir duygu olduğunu hep merak ettim. İlk kez eskrim silahıyla yaptığım antrenmanda ise o ilk gün yaz okulunda gördüğüm çocukların yaptığı sporu yapıyor olmanın mutluluğunu yaşadım.

Bu bir savaş sporu mu ya da satranç gibi strateji oyunu mu?

Sonuçta savaş da bir stratejidir. Ama ben eskrim sporuna asla bir savaş olarak bakmıyorum. “Akıl ve konsantre oyunu” diyebiliriz belki. Rakibinizin hamlesini, yorgunluk durumunu, motivasyonunu, zaaflarını görüp kendi hamlelerinizi ona göre yapmanız gerekiyor. Bu yönüyle bir strateji oyunu olduğunu söyleyebilirim.

Peki sen savaşçı mısın yoksa stratejist mi? Zekilerin oyunu mu bu?

Ben her şeyden önce sporcuyum. Ama müsabakayı kazanmak için savaşçı olduğum da olur, stratejist olduğum da… Bence bu oyun zekilerin değil, eskrimi sevenlerin ve başarı için çok çalışanların oyunu…

Bir maçı kazanmak ne ifade ediyor? Kazanmayı anlatır mısın?

Kazanmanın en güzel tarafı emeklerinizin karşılığını almış olmak. Eskrimin kuralları gereği, bir maç kazanmak en üst noktaya ulaşmak için yetmiyor. Mesela ben Dünya Şampiyonluğunu kazanırken tam 12 rakibimi tek tek yenmişim. Ama başlarken asla “ben bu 12 maçı da kazanmalıyım” diye düşünmüyorum. Karşıma çıkan ilk rakibime odaklanıyorum. Kazandıkça ilerlemek hedefimi de kendiliğinden bir üst noktaya taşıyor.

Eskrim, hayatını nasıl yönlendiriyor?

Aslında 7 yaşında bu spora başladığım için, “Kendimi bildim bileli eskrim yapıyorum” diyebilirim. O nedenle, eskrimin benim hayatımı yönlendirdiğini değil, benim hayatım olduğunu da söyleyebilirim.

Siz doğuştan mı yeteneklisiniz yoksa kodlama var mı?

Ben çalışmanın yetenek kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Hatta belki bazı durumlarda daha da önemli… Çalışarak daha önce kendinizde olmayan yetenekleri kendinize kodlayabilirsiniz çünkü.

Bu bir milat değil

Senin başarın bir milat mı?

Ben büyük sözler konuşmayı hiç sevmem. Yaradılışım da yetiştirilme tarzım da buna uygun değil çünkü. Ben kendi başarımı bir milat olarak değerlendirmiyorum. Geçen yıl da İrem Karamete, tarihimizde ilk kez kotalı sistemde elemeleri geçip Olimpiyatlara gitmişti. Ondan önce de başka arkadaşlarımız başka önemli müsabakalarda madalyalar elde etmişti. Bir kişi meşaleyi yakar ama o meşale yanana kadar başka kişilerin de birçok emeği vardır.

Kaybettiğin ve bundan büyük dersler aldığın bir maç var mı?

Kaybettiğim maçlar tabii ki var. Kaybettiğim maçlardan edindiğim tecrübeler sonrasındaki eksik giderme antrenmanları sayesinde bugün bu başarıyı elde ettim. Başarısızlıklarımdan aldığım dersler başarıyı getirdi diyebilirim.