Şehrin sanat hayatına yeni bir nefes

İkinci galerisi Dolapdere’de açılan Dirimart, çağdaş sanatın ustalarını ağırlıyor.

İstanbul’da sanat sezonu yavaş yavaş yaz rehavetine giriyor derken Dirimart yeni galerisinin açılışını tam da bugünlerde yaparak hepimizi heyecanlandırdı. Açılışından bugüne severek takip ettiğim ve sanatçılarını da koleksiyonuma eklemekten mutluluk duyduğum bir galeri olan Dirimart’ın böylesi bir büyümeye giderek faaliyetlerini yeni bir lokasyonda sürdürecek olmasını çok olumlu görüyorum. Bu bölgede Koç Çağdaş Sanat Müzesi’nin de yapımı devam ederken kapılarını açma fırsatını ilk olarak değerlendirmiş oldu.

Avrupa standartlarındaki bir galeri sanat iştahınızı da kabartıyor

Şehrin sanat hayatına yeni bir nefes

Semtin en işlek noktasında, ana cadde üzerinde konumlanan galerinin iç ve dış mimarı yapısı, yemyeşil bahçesi ve içinde bulunduğu binanın sunduğu olanaklar Avrupa standartlarında bir galeriyi geziyormuşum hissini verdi. İçeriye girdiğiniz anda sizi karşılayan derin ve yüksek tavanlı, ferah mekan, sergi gezme iştahınızı kabartıyor adeta. Bu türden yapıların en önemli avantajı, istenilen boyutta yerleştirme, tuval ya da heykeli dar açılara sıkıştırmadan ihtiyaç duydukları görsel alanı temin edebilmek; Dirimart da bu avantajı başarıyla kullanmış. Küratörlüğünü Heinz Peter Schwerfel’in yaptığı “Yüzey ve Ötesi” isimli karma sergide, çağdaş sanatın usta isimlerinin eserlerinden harika bir seçki yapılmış. İzleyiciyi yüzeyin ötesindeki olanak ve anlatım biçimleri üzerine düşünmeye sevk eden sergide, resim, heykel, video gibi farklı disiplinden yapıtlarla güzel bir ortak dil yakalanmış. İlk dikkatimi çeken işlerden biri sağ taraftaki camekanın önüne yerleştirilen heykel oldu. Arjantinli sanatçı Tomas Saraceno’ya ait olan bu çalışmayı, halat, ip ve aynalardan oluşan, üzerine düşen ışığı yansıtarak galerinin atmosferini zenginleştiren farklı bir ağaç yorumlaması olarak okudum. Dışarıdaki peyzaj görüntüsü ile uyumlu bir görsellik sunması da güzel bir küratoryel seçim bence. Ebru Uygun’un etkileyici tekniğini ve resim dilini sunduğu üç boyutlu tuvalleri ise karşılıklı konumlandırılarak mekandaki diyaloğa dahil edilmiş. Çalışmalarını beğeniyle takip ettiğim Ayşe Erkmen’in “Pantone” serisi işlerinden birini burada görmek beni ayrıca mutlu etti. Sanatçının kırmızı kurdelelerden yapılmış büyük boyutlu küre yerleştirmesi de Sarah Morris’in minimal tuval eseriyle harika bir uyum yakalamış. Alman çağdaş sanatçı Franz Ackermann’ın büyük ölçekli çalışması, soyut ile gerçek görüntülerin iç içe geçtiği zihin oyalayıcı bir tuval resmi olarak seçkiye derinlik katmış.

Haberin Devamı

“Yüzey” kavramına farklı bakışlar

Haberin Devamı

Şehrin sanat hayatına yeni bir nefes

Galerinin bahçeye doğru uzanan uç noktasındaki video odasını, mimari bir unsur olarak mekana adaptasyonu açısından başarılı buldum. Burada Sarah Morris’in “Rio” isimli video çalışması ile sergiye doyurucu bir bitiriş yapabilirsiniz. Söz ettiğim sanatçılar dışında, Shirin Neshat, Haluk Akakçe, Autoban, Bernard Frize, Isaac Julien, Eva Rothschild gibi çağdaş sanatın önde gelen isimleri de yüzey kavramını kendi üsluplarınca ele alarak, politik ve toplumsal yorumlamaların eksik olmadığı güçlü eserlerini izleyiciyle paylaşmışlar. Siz de 30 Temmuz’a kadar devam eden sergiyi görmek isterseniz rotanızı şimdiden Dolapdere’ye çevirin derim. Dirimart’ı da ilerici vizyonu ve başarılı girişimi için ayrıca kutluyorum.

Haberin Devamı
DİĞER YENİ YAZILAR