Gazetevatan.com » Yazarlar » Londra’da bahar sergisi

Londra’da bahar sergisi

28 Mayıs 2016 Cumartesi


Geçtiğimiz hafta sanatsal etkinliklerin peşinde, Londra’yı ziyaret ettim. Şehirde izlediğim, bahar gibi renkli bir sergiyi sizlerle paylaşmak istedim.
 
Daha önceki yazılarımdan birinde, 2016 yılında retrospektif tadında sergilerini görebileceğimizi düşündüğüm sanatçılar listesinde Yayoi Kusama’ya da yer vermiştim. Londra’daki köklü galeri Victoria Miro beni yanıltmadı ve yaşayan en önemli avant garde isimlerden olan Kusama’nın geniş kapsamlı kişisel sergisiyle sanatseverlerin karşısında çıktı. Ben de ön gösterimi sonrası gerçekleşen yemeğin davetlilerinden olarak, bu müthiş sergiyi gezme fırsatı buldum.
 
Shedding Tears to the Season
 
 
Gerçeküstü bir evren...
 
Victoria Miro’nun tüm galeri mekanına yayılan sergide, Japon sanatçının balkabağından heykellerinin yanı sıra bu sunuma özel olarak yapılmış aynalı odaları görmek beni çok heyecanlandırdı. Galeri bahçesindeki havuzda konumlanan 100 adet küre heykelin olduğu, 1966 tarihli “Narcissus Garden” isimli yerleştirmesi de çok başarılı bir kürasyonun ürünüydü. İlk katta izleyiciyi karşılayan, “Chandelier of Grief” isimli aynalı odayı, gerçeküstü bir evrene benzettim. Ortada sallanan avize ve aynadaki hareketli görüntüler ile izleyicinin algısıyla oynanmak istenmiş. Siyah bir kutu gibi tasarlanmış diğer odada ise deliklerden sızan günışığı sayesinde kendimi başka bir evrende gibi hissettim. “When the Lights in My Heart Go“ isimli bu çalışma, teatral atmosferi başarıyla destekliyordu. Kendisi için çok önemli bir motif olan balkabağı formuna ise parlak heykeller olarak hayat veren Kusama’nın renkli dünyasına adım atmak büyüleyici bir deneyimdi. Sanatçı, kendi geçmişine ait çağrışımın sembolü olan balkabakları için, eserine “All the Eternal Love I Have for the Pumpkins” ismini vermiş ve kendi deyimiyle sanatında daima kullanarak taçlandıracağının altını çizmiş.
 
All the Eternal Love I Have For the Pumpkins
 
 
Her akımdan eser vardı
 
Sanatçının hayatına yayılan, kendisini ve evrenle ilişkisini keşfetme sürecini, enerjisi bitmek bilmeyen yenilikçi anlatım tarzıyla sanata kazandırmış olması beni her zaman çok etkilemiştir. Bu sergi vesilesiyle de Kusama’nın yetmiş yıllık sanatsal üretiminin doğaçlama yapıtlarına tanıklık ettiğim için çok mutlu oldum. Serginin ön gösterimi için verilen davette İngiltere sanat camiasının önde gelen isimleriyle tanışma fırsatı da buldum. Yaşı sebebiyle katılamayan Kusama’nın yerine stüdyo çalışanlarının bizimle olduğu fevkalade şıklıktaki yemekte, Polka Dots desenli makaronlara kadar her detay incelikle düşünülmüştü. Minimalizmden  sürrealizme, pop-art’tan  soyut ekspresyonizme uzanan bir yelpazede  sıra dışı yapıtların sahibi bu önemli sanatçı için son derece özenli ve büyük bir prodüksiyona imza atılmış olmasını çok etkileyici buldum.