Gazete Vatan Logo

Bakanlar Kurulu sonrası flaş açıklama: 'Pazartesi gününe kadar..'

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, "Fetullahçı Terör Örgütü'yle (FETÖ) ilgili mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bir kez daha ortaya konulmuştur. Bu mücadele gerçekleştirilirken haksızlığa ve adaletsizliğe meydan, fırsat verilmemesi, bu konuda gösterilen gereken hassasiyetin sürdürülmesi ve bu şekilde mağduriyetlere fırsat verilmemesi yine Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ifade edilmiş ve ayrıntılı bir şekilde FETÖ'yle mücadele konusunda bakanlıklarımızın yaptığı çalışmalar ve gelinen nokta, alınan mesafe değerlendirilmiş ve irdelenmiştir." dedi.

Bakanlar Kurulu sonrası flaş açıklama: 'Pazartesi gününe kadar..'

Canikli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Toplantıda, G20 Liderler Zirvesi'yle ilgili değerlendirme ve görüşmelerin yapıldığını belirten Canikli, iç ve dış güvenlikle ilgili konuların tüm yönleriyle değerlendirildiğini ifade etti.

Canikli, Çin'deki G20 Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla Türkiye'nin temsil edildiğini ve kendisiyle geniş bir heyetin toplantılara iştirak ettiğini anımsatarak, Erdoğan'ın zirve süresince yoğun ve kapsamlı görüşmelerde bulunduğunu ve zirveye katılan hemen hemen tüm ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla birebir ikili görüşmeler yaptığını kaydetti.

Görüşmeler sırasında, İtalya, Fransa, Almanya ve Türkiye'nin katılımıyla dörtlü zirve gerçekleştirildiğini dile getiren Canikli, Erdoğan'ın ABD, Rusya, Çin, Kanada, Güney Afrika, Avustralya, Almanya ve Hindistan hükümet ve devlet başkanlarıyla birebir görüşmelerde bulunduğunu bildirdi.

Haberin Devamı

"Ülkelerden beklentimiz kendilerine çok açık ifade edilmiştir"

Canikli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu görüşmelerde özellikle terör, Suriye meselesi ve Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı 15 Temmuz darbe teşebbüsü ile ilgili ayrıntılı bilgilendirmeler gerçekleştirilmiş ve bu ülkelerden beklentimiz kendilerine çok açık bir şekilde ifade edilmiştir. Çünkü özellikle 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili Batı ülkelerinde ve genel olarak uluslararası alanda farklı bir algı oluşturma çabaları farklı çevreler tarafından yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Bu açıdan olan bitenin bütün boyutlarıyla, bütün gerçekliğiyle anlatılması, aktarılması son derece önemlidir. Özellikle Suriye konusu, mülteciler, göç meselesi ve Suriye'de yaşananlar, Türkiye'nin de dahil olduğu bu son gelişmeler, bütün bunlar bu ülke yetkililerine Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından aktarılmıştır."

"AB hedefimizde herhangi bir değişikliğin olmadığı ifade edilmiştir"

Görüşmelerde, Türkiye'nin temel uluslararası politik tercihlerinde herhangi bir sapmanın olmadığı, bu yönde Türkiye'nin 15-20 yıl önce hangi noktadaysa bugün de aynı noktada durduğunun da aktarıldığını dile getiren Canikli, "Demokratik değerler, hukukun üstünlüğü, evrensel değerler, Avrupa Birliği (AB) hedefine uyum, bağlılık bir kez daha bu çerçevede ilgililere vurgulanmış, teyit edilmiş ve Avrupa Birliği hedefimizde herhangi bir değişikliğin olmadığı ifade edilmiştir." dedi.

Haberin Devamı

Canikli ayrıca, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanımız, hükümetimizin ekonomiyle ilgili olarak aldığı ve özellikle üretimi, ihracatı, istihdamı teşvik edecek, bölgesel dengesizlikleri ortadan kaldıracak adımlarla ilgili takdirlerini ifade etmişler ve bu çalışmaların devam etmesi noktasındaki talimatını da iletmişlerdir. Özellikle altyapı, üstyapı yaptırımlarının devamı ve vatandaşa doğrudan dokunacak, onları doğrudan ilgilendirecek sağlık, eğitim yatırımları başta olmak bunlarla ilgili bu çalışmaların devamı noktasında Sayın Cumhurbaşkanımızın bir kez daha talimatları Bakanlar Kurulu'na iletilmiştir. Özellikle altyapı, üstyapı yaptırımlarının devamı ve vatandaşa doğrudan dokunacak, onları doğrudan ilgilendirecek sağlık, eğitim yatırımları başta olmak üzere bunlarla ilgili bu çalışmaların devamı noktasında Sayın Cumhurbaşkanımızın bir kez daha talimatları Bakanlar Kurulu'na iletilmiştir.

Haberin Devamı

Fetullahçı Terör Örgütü'yle ilgili mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bir kez daha ortaya konulmuştur. Bu mücadele gerçekleştirilirken haksızlığa ve adaletsizliğe meydan, fırsat verilmemesi, bu konuda gösterilen gereken hassasiyetin sürdürülmesi ve bu şekilde mağduriyetlere fırsat verilmemesi yine Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ifade edilmiş ve ayrıntılı şekilde FETÖ'yle mücadele konusunda bakanlıklarımızın yaptığı çalışmalar ve gelinen nokta, alınan mesafe değerlendirilmiş ve irdelenmiştir."

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, "15 Ağustos - 7 Eylül tarihleri arasında bölücü terör örgütüyle mücadele çerçevesinde 13,1 ton amonyum nitrat ele geçirilmiş, 339 adet patlayıcı yapımında kullanılan tüp ele geçirilmiş ve 129 el yapımı patlayıcı bulunarak imha edilmiştir." dedi.

Haberin Devamı

Canikli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Toplantıda diğer terör örgütleriyle ilgili olarak mücadele konusunda gelinen nokta ve atılan adımların ayrıntılı şekilde değerlendirildiğini belirten Canikli, özellikle bölücü terör örgütüyle mücadelede de kuvvetli kararlılığın bir kez daha teyit edildiğini aktardı.

Canikli, bölücü terör örgütüyle mücadele çerçevesind, 15 Ağustos-7 Eylül tarihleri arasında 12 farklı noktada orta ölçekte operasyonların gerçekleştirildiğini ve hala devam ettiğini vurgulayarak, bu çerçevede söz konusu tarihlerde Kars, Bingöl, Tunceli, Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Hakkari ve Ağrı'nın çeşitli bölgelerindeki operasyonların yapıldığı bilgisini paylaştı.

Son derece başarılı sonuçların elde edildiğini, bölücü terör örgütünün buradaki yuvalanmaları ve mesken tutmalarının, buralardan yola çıkarak Türkiye içlerine yönelik operasyon gerçekleştirmelerinin hemen hemen ortadan kaldırıldığına dikkati çeken Canikli, şöyle devam etti:

"Bu bölgelerden bazıları uzun yıllardan beri operasyon yapılmayan bölgelerdir. Şu an itibarıyla Türkiye içerisinde operasyon yapılmayan hemen hemen hiçbir bölge kalmamıştır. Bunların bir kısmı tamamlanmış, bir kısmıyla ilgili operasyonlar ve çalışmalar devam etmektedir. Bu mücadele çerçevesinde kamuoyuyla paylaşılmayan datayları paylaşmak istiyorum.

15 Ağustos-7 Eylül tarihleri arasında bölücü terör örgütüyle mücadele çerçevesinde 13,1 ton amonyum nitrat ele geçirilmiş, 339 adet patlayıcı yapımında kullanılan tüp ele geçirilmiş ve 129 el yapımı patlayıcı bulunarak imha edilmiştir. Yine aynı faaliyet kapsamında bugüne kadar güvenlik güçlerimizin ve istihbarat birimlerimizin yaptığı çalışmalar neticesinde 229 tane önemli olay engellenmiştir. Bu olayların 155 tanesi patlayıcıların engellenmesi, 39 tanesi bombalı araç patlatma teşebbüsünün engellenmesi, 19 tane canlı bomba hadisesinin engellenmesi ve 24 olay da eylem yapma hazırlığındaki örgüt mensuplarının ele geçirilmesi şeklinde ortaya çıkmıştır."

Canikli, kamuoyuna maalesef üzücü sonuçlarıyla ortaya çıkan hadiselerin yansıdığını ama gerçekleşenden çok daha fazlasının güvenlik güçlerinin aldığı tedbir ve yaptığı çalışmalarla önceden engellediğinin altını çizdi.

"Harekatın temel amacı ülkenin sınır güvenliğinin sağlanmak"

Canikli, 24 Ağustos'ta saat 04.00'te Suriye içerisinde başlayan Fırat Kalkanı Harekatı'na işaret ederek, harekatın temel amacının ülkenin sınır güvenliğinin sağlanması olduğunu söyledi.

Bu durumun uluslararası hukukun Türkiye'ye verdiği hakkın kullanılması çerçevesinde yürütüldüğünü ifade eden Canikli, son 1-1,5 ayda Suriye topraklarından Türkiye'ye yönelik olarak bir top atışı, 27 havan atışı ve iki roket atışının gerçekleştirildiğini, 21 vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsattı.

Fırat Kalkanı Harekatı'nın temel amacının, Türkiye topraklarına yönelik saldırıların engellenmesi ve hudut güvenliğinin sağlanması olduğunu ifade eden Canikli, şöyle devam etti:

"2015 ve 2016 yıllarında sınırlarımızdan 62 değişik ülkeden, bin 449 yabancı savaşçı Türkiye-Suriye hududunda yakalanmıştır. Bütün bunlar böyle bir operasyonun yapılmasını zaruri hale getirmiş ve Türkiye de uluslararası hukuktan doğan bu hakkını kullanarak, sınır güvenliğini sağlamak amacıyla bu operasyonu başlatmıştır.

Aynı zamanda DEAŞ terör örgütü ve diğer terör örgütlerine yönelik bu harekat başlatılmıştır. Birleşmiş Milletler kararları, DEAŞ ile mücadele konusunda ilgili ülkelere sorumluluk da yüklemektedir. Bu çerçevede koalisyon harekatına katkı sağlamadır. Temel amaç olmamakla birlikte temel hedef, sınır güvenliğinin sağlanması ve başta DEAŞ olmak üzere terör örgütleriyle mücadele ama bunun yanında; Suriyeli göçmenlerin kendi topraklarına ve ülkelerine dönmelerini sağlamak amacıyla uygun ortam oluşturmaktır."

"Önümüzdeki pazartesi gününe kadar su verilecek"

Canikli, şu anda Türkiye'de uzun yıllardan beri konaklayan Cerablus orijinli Suriyelilerin, bu bölgeye dönmeye başladıklarına değinerek, "Şu anda bunlarla ilgili tespitler yapılıyor. Suriye ile ilgili sıkıntılar başlamadan önce o bölgede yaşayan insanların ve şu anda Türkiye'de ikamet eden Suriyelilerin bu bölgeye göçü ya da yerleştirilmesi noktasında teşvik ediyoruz. Bu yerleşim olduktan sonra bir müddet onlar desteklenmeye devam edilecek. Orada sistem tamamen oturana kadar devam edecek. Bununla ilgili gerekli altyapı ve ihtiyaçların giderilmesi çalışmaları da devam ediyor. Cerablus'a önümüzdeki pazartesi gününe kadar su verilecek, cumartesi gününe kadar da enerji ihtiyaçları karşılanmış olacak." diye konuştu.

Harekat yapılırken Türkiye'nin gözettiği hususlara da değinen ve bunun başında sivillerin korunmasının geldiğinin altını çizen Canikli, bunun için gereken her türlü hassasiyetin gösterildiğini vurguladı.

Canikli, "Zaman zaman içeride ve dışarıda kamuoyuna yansıyan o bilgiler, kesinlikle doğru değildir ama ona rağmen bu tür iddiaları da ciddiyetle araştırıyoruz. Yani sivillere yönelik olarak bu çalışmalar sırasında herhangi bir zarar gelme ihtimalini engellemek için her türlü tedbiri alıyoruz." dedi.

Suriye devletinin toprak bütünlüğünün korunmasına riayet edildiğini dile getiren Canikli, bunun önceliklerinin arasında bulunduğunu ve son derece önemli olduğunu kaydetti.

772 KİLOMETREKARE TERÖR ÖRGÜTÜ DAEŞ'TEN TEMİZLENDİ

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Cerablus'a yönelik Fırat Kalkanı Harekatı'nda bugün itibarıyla toplam 772 kilometrekare alanın terör örgütü DAEŞ'ten temizlendiğini ve Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) kontrolüne geçtiğini bildirdi.

Başbakan Yardımcısı Canikli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken düzenlediği basın toplantısı açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

24 Ağustos'ta başlayan Fırat Kalkanı Harekatı'nın ikinci gününde Cerablus'ta kontrolün sağlandığını hatırlatan Canikli, harekatın birinci haftasında, Tüzel Çayı kuzeyindeki bölgenin tamamının kontrol altına alındığını, Rai bölgesinden doğuya doğru 6 köyün, operasyonu başlatan kuvvetlerle temizlendiğini belirtti.

Harekatın 11'inci gününde Rai bölgesi yani Çobanbeyli'den ilave zırhlı birlik ve özel kuvvet taburunun harekata katıldığını anımsatan Canikli, bir gün sonra Cerablus ve Çobanbeyli'den gelen Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının birleştiğini aktardı.

Canikli, Fırat Kalkanı Harekatı'nın 15'inci gününde, bugün itibarıyla toplam 772 kilometrekare alanın terör örgütü DAEŞ'ten temizlendiğini ve TSK'nın desteklediği ÖSO'nun kontrolüne girdiğini kaydetti.

Kontrol altına alınan bölgelerde düzenin sağlanması için her türlü çalışmanın yürütüldüğüne dikkati çeken Canikli, "Yerel yönetimlerin oluşturulması da dahil olmak üzere altyapı hizmetleri desteği ve halkın o bölgeye yerleştirilmesi, orada oluşturulacak olan gerekirse kamplara yerleştirilmesi ve kendi köylerine dönmeleri için gerekli her türlü çalışma gerçekleştiriliyor." diye konuştu.

"4 şehidimiz, 19 yaralımız var"

İsmi aynı ancak iki ayrı bölgeden yapılan Fırat Kalkanı Harekatı'nın 15'inci günü itibarıyla 4 askerin şehit düştüğünü, 19 yaralı askerin de yaralandığını belirten Canikli, TSK'ya ait 4 tankın ağır hasar gördüğünü bildirdi.

Canikli, bir zırhlı muharebe aracının da hafif hasar aldığını söyledi.

ÖSO'dan 16 kişinin şehit olduğunu, 27 kişinin de yaralandığını kaydeden Canikli, "Terör örgütlerinden ise DEAŞ, PYD ve YPG terör örgütlerinden 110'a yakın ölü, 5 yaralı var. 7 terörist teslim alındı. 6 havan topu noktası, 6 araç, 32 bina imha edildi. Terör örgütlerine ait 32 bina imha edildi. Terör örgütlerine ait bir kontrol noktası ve bir savunma mevzisi harekat sırasında imha edildi." ifadelerini kullandı.

Bölgede terör örgütü DAEŞ'e yönelik harekatın devam edeceğinin altını çizen Canikli, şöyle devam etti:

"Bu çerçevede bir miktar derinlik kazanabilir. Biliyorsunuz bu bölgenin yaklaşık 40-45 kilometre eninde ve 90-95 kilometre uzunluğundaki bir hattın uçuşa yasak bölge olarak ilan edilmesi ve buralarda kurulacak olan şehirlerde Suriyelilerin, evlerinden, yurtlarından, ülkelerinden ayrılmak durumunda kalan Suriyelilerin, buralarda ikamet edilmelerinin sağlanması noktasında Türkiye'nin bir tezi var. Bunu diğer ülkelerle, bütün aktörlerle görüşüyoruz. Henüz tam istediğimiz noktaya gelmiş durumda değiliz ama buralarda da ümitvar gelişmeler olduğunu söyleyebiliriz."

Türkiye ile Rusya ilişkileri

Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin olumlu yönde seyrettiğine işaret eden Canikli, bu konudaki yakınlaşmanın her geçen gün ivme kazanarak devam ettiğini kaydetti.

Ekonomik alanda, turizmde, tarım, dış politika ve diğer bütün alanlarda, ilişkilerin gelişmesinin olumlu etkilerinin görülmeye başlandığını dile getiren Canikli, şunları ifade etti:

"Suriye'deki çatışmaların durdurulması, akan kanın durdurulması noktasındaki hedeflerimiz çerçevesinde de olumlu yansımaları ortaya çıkmaya başlamıştır. Suriye ilgili bütün bu operasyonlarda elbette Rusya Federasyonu, İran ve diğer ilgili tüm aktörleri bilgilendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde Rusya Federasyonu ile ilişkilerimiz daha da hızlanacak, ivme kazanacak. 10-12 Ekim tarihlerinde Türk-Rus Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı'nı İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu konuda Rus muhataplarımızla mutabık kaldık."

Halep'te ateşkesin sağlanmasına yönelik çalışmalar

Canikli, Rusya ile bu çerçevede Halep'te ateşkesin sağlanması ve şu anda orada mahsur kalan, kuşatma altındaki 500 bin insana, insani birtakım yardımların yapılmasının önünün açılması noktasında da görüşmelerin devam ettiğini bildirdi.

Bu konuda zaten ABD ile Rusya arasında görüşmelerin olduğuna ve bir mutabakat noktasına gelindiğine işaret eden Canikli, "Sayın Cumhurbaşkanımızın da bunu temin etmek amacıyla yoğun çalışmalar gerçekleştirdiğini biliyoruz, izliyoruz. Ümit ediyoruz inşallah önümüzdeki kısa süre içinde ve bayramdan önce bu konuda bir karara varılır, bir adım atılır ve oradaki mağduriyet büyük oranda ortadan kaldırılır diye temenni ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Canikli, Bakanlar Kurulu'nda ayrıca genel ekonomik durumla ilgili bir sunum gerçekleştirildiğini belirtti.

Rakka'ya yönelik operasyon talebi

Ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Canikli, "Musul ve Rakka'ya ilişkin ABD ile ortak bir operasyon gerçekleştirilecek mi? Bir takvimlendirme söz konusu mu?" sorusu üzerine şunları kaydetti:

"Rakka'nın DEAŞ'ten temizlenmesine yönelik Sayın (Barack) Obama'nın, Sayın Cumhurbaşkanımızdan birlikte yapılması konusunda bir talebi oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu talebe sıcak baktığını ifade etti. Bununla ilgili teknik görüşmelerin yapılması noktasında bir karara varıldı. Yani askerler arasında, taraflar arasında görüşmeler. Şu an itibarıyla bu görüşmeler devam ediyor. Henüz bir takvimlendirme anlamında bir netlik kazanmadı ama Türkiye olarak böyle bir operasyonun birlikte yürütülmesi noktasında sıcak baktığımızı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da bunu Obama'ya ifade ettiğini belirtmek isterim."

"Böyle bir durumun olmayacağını ümit ediyoruz"

Canikli, Musul'a ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önemli açıklamaları olduğu hatırlatılarak, "Musul'a ilişkin yeni bir irade ortaya konulacak mı?" sorusu üzerine şu ifadeleri kullandı:

"Musul'a yapılacak olan operasyonda PKK'nın rol alarak meşruiyet kazanma çabası içinde olduğunu biliyoruz. Tabii PKK terör örgütüdür, bütün dünyanın terör örgütü olarak kabul ettiği bir terör örgütüdür. Dolayısıyla bu şekilde, dolaylı bir şekilde terör örgütünün meşruiyet kazanması ya da legalleşmesi anlamına gelecek bir adım atılmasına biz elbette sıcak bakmıyoruz. Bu kanaatimizi, görüşümüzü en üst perdeden, en kararlı şekilde ilgili bütün taraflara, her platformda ifade ediyoruz, aktarıyoruz. Böyle bir durumun olmayacağını ümit ediyoruz. Olmaması gerektiğini düşünüyoruz çok kuvvetli bir iradeyle. Olmayacağını düşünüyoruz, olmaması için de gereken her adımı atıyoruz."

50 BİNİN ÜZERİNDE PERSONELİN GÖREVİNE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE SON VERİLDİ

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, "50 binin üzerinde personelin görevine Kanun Hükmünde Kararname ile son verildi, şu ana kadar 'ben FETÖ mensubu değilim, yanlış işlem yapıldı' diyerek bize gelenlerin oranı yüzde 1'in bile altında. Bunlardan itirazları değerlendirilip haklı bulunanların oranı şu an itibarıyla yüzde 3-5 arasında bile değil. Bu, yaptığımız işin isabet oranının yüksek olduğunu gösteriyor." dedi.

Canikli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

FETÖ ile mücadelede kamu görevlilerinin açığa alınmasıyla ilgili bir soru üzerine Canikli, bu konuda izlenen yöntem ve yol haritasını kamuoyu ile paylaştıklarını, bu konuda tereddütlerinin olmadığını, konunun tartışılmasının ve çok farklı görüşlerin gündeme gelmesinin doğal olduğunu söyledi.

Canikli, bütün kamu kurumları ve bakanlıkların gerekli analizleri yapıp, ayrıntılı tartışmalar yaptıktan sonra belirlenen kriterler neticesinde kamudaki görevden alma ve açığı almaları gerçekleştirdiğini, kriterlerin hepsinin somut ve net olduğunu belirtti.

"Hangi yöntemle görevden alınmışsa aynı yöntemle göreve iade"

Görevden alma ve açığa almalarla ilgili kriterlerin kamuoyuyla açıkça paylaşıldığına değinen Canikli, sözlerine şöyle devam etti:

"Şu veya bu gibi nedenlerle objektif olmayan iddialar ve ihbarlar da gündeme geliyor. Biz bütün bunları ciddiyetle değerlendiriyoruz. Bu değerlendirmeler sonucunda kriterlere uymayanlar açığa alma veya görevlerine son verilme işlemiyle karşı karşıya kalmıyorlar. İddiaları, spekülasyonları bir tarafa bırakmak gerekiyor. Bu ölçütleri kullanarak biz bu çalışmalarımızı devam ettiriyoruz, ne yaptığımızı biliyoruz. Her şey çok somut, objektif. Bunları da herkesle paylaşıyoruz. CHP ve MHP'den de işlem tesis edilen bazı kamu görevlileriyle ilgili onların bu örgüte mensup olmadıkları noktasında bir takım itirazlar geliyor. Onları da hangi kaynaktan gelirse gelsin, bazen açık kaynaklardan, medyadan elde ettiğimiz bilgiler de dahil olmak üzere hepsini değerlendiriyoruz. Bütün bu işlemlerin hata payı içerip içermediğini bir daha gözden geçiriyoruz.

Bu kararlar verildikten sonra eğer hatalı olduğu daha sonra yapılan bu çalışmalarda anlaşılan olursa, onları yine hangi yöntemle görevden almışsak aynı yöntemle görevlerine iade edeceğiz. En son yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnamede, daha önceki Kanun Hükmünde Kararnamelerde FETÖ'ye bağlı olduğu gerekçesiyle kapatılan 15'e yakın eğitim öğretim kurumunu biz tekrar açtık ve iade ettik ilgililerine, sahiplerine."

Canikli, FETÖ ele başı Fetullah Gülen'in çağrısı üzerine evdeki altınını bozdurup Bank Asya'nın mali yapısını güçlendirmek için bankaya ciddi bir rakam yatırdığı gerekçesiyle görevden alınan bir kişinin duruma itiraz ettiğini ifade etti.

İtiraz üzerine söz konusu kişinin hesap hareketlerinin bütün ayrıntılarıyla incelendiğini, bu kişinin altın hesabını kapatmak için teknik olarak hesabını Türk lirası hesabına çevirdiğini ve sonra hesabını kapattığı beyanının doğru olduğunu gördüklerini, bu durumdaki kişilerin de görevlerine iade edileceklerini vurguladı.

"Adaletsizlik yapmamak için gereğini yapıyoruz"

Bu noktada düzeltme kanalarının daima açık olduğunu söyleyen Canikli, şunları kaydetti:

"Hiçbir şekilde adaletsizlik, haksızlık yapmamak için gereğini yapıyoruz. Bu konuda insanların kafasının karışmaması mümkün değil. At izinin it izine karışması da bu açıklamalar çerçevesinde. Yoksa bizim tesis ettiğimiz işlemler itibarıyla sıkıntı yok. Somut bilgi ve belge dışında adım atılması söz konusu değil. Değerlendirme kriterlerini tablo halinde CHP ile paylaştık. İsimler de dahil olmak üzere. Bütün kanallar açık, çalışıyor. Amacımız burada hata oranını sıfıra indirmek. Hata oranımızın düşük olduğunu görüyoruz. 50 binin üzerinde personelin görevine Kanun Hükmünde Kararname ile son verildi, şu ana kadar 'ben FETÖ mensubu değilim, yanlış işlem yapıldı' diyerek bize gelenlerin oranı yüzde 1'in bile altında. Bunlardan itirazları değerlendirilip haklı bulunanların oranı şu an itibarıyla yüzde 3-5 arasında bile değil. Bu, yaptığımız işin isabet oranının yüksek olduğunu gösteriyor."

ORADA KALMALARI GİBİ BİR DURUM SÖZ KONUSU OLAMAZ
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, "Biz müttefiklerimizin bu mutabakat ve verilen sözler çerçevesinde PYD ve YPG'nin tamamen Fırat'ın doğusuna geçirileceğine inanıyoruz kesinlikle, geçmeleri de gerekir. Orada kalmaları gibi bir durum söz konusu olamaz. Bunun altını, kalın harflerle çizerek vurguluyorum." dedi.
Canikli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, "OHAL süresinde uzama söz konusu mu? Fırat Kalkanı Operasyonuna ilişkin ABD ile varılan bir mutabakatta vardı PYD'nin Fırat'ın doğusuna geçmesi yönünde. ABD'den geçişlerin başladığı yönünde bazı açıklamalar geliyor. Bölgede son durum böyle midir?" sorusuna Canikli, "Şu an itibarıyla daha önce Amerika ve koalisyon ülkeleriyle mutabakata varılan o noktaya henüz gelmiş değiliz tam olarak. Arazideki durum bu ama konuşmalar, görüşmeler, mutabakatlar ortada, herkes tarafından biliniyor. Biz müttefiklerimizin bu mutabakat ve verilen sözler çerçevesinde PYD ve YPG'nin tamamen Fırat'ın doğusuna geçirileceğine inanıyoruz kesinlikle, geçmeleri de gerekir. Orada kalmaları gibi bir durum söz konusu olamaz. Bunun altını, kalın harflerle çizerek vurguluyorum. Ama şu an itibarıyla tam olarak bunu söyleyemiyoruz." yanıtını verdi.
Canikli, OHAL'in uzamasıyla ilgili aldıkları bir kararın bulunmadığını bildirdi.
"Operasyonlar aynı kararlılıkla, şiddetle devam edecek"
"Başbakan PKK ile mücadelede artık yeni bir dönem açıldığını ifade etmişti, 'savunma değil taarruz, 10, 12 bölge' demişti. Siz de 12 bölge olarak saydınız. 'Orta ölçekli' dediniz. Bundan sonra daha mı şiddetli olacak PKK ile mücadele?" sorusu üzerine Canikli, şu yanıtı verdi:
"Orta ölçek askeri bir tabir, ben de aslında kullanırken tereddüt ettim. Yoksa bu mücadelenin ağırlığını, önemini yansıtan bir kelime değil tamamen askeri bir tabir. Anladığım kadarıyla ağır ölçekli olan topyekün savaşlarda birliklerin kaydırılması durumunda sanıyorum kullanılan bir tabir. Yoksa bu mücadelenin şiddetini kararlılığını gösteren bir tabir değil. 15 Temmuz'dan bugüne kadar, 12 noktada yapılan operasyonlardan bahsettim. Bir kısmı devam ediyor. Bunların özellikle saydım bu isimleri ki, bunların önemli bölümüne bugüne kadar çok fazla bu anlamda bir müdahale olmamış."
Bu bölgelerin ortak özelliğinin terör örgütünün üs kurarak, Türkiye içlerine veya yakın bölgelere müdahale etme imkanı olduğunu belirten Canikli, "Mahkemeler kurulmasından tutun da orada sözde mahkemeler, vergi daireleri sözde sorgulamalar her neyse kontrol amaçlı alan olarak kullandığı yerler. Bunlar büyük oranda ortadan kaldırılmıştır, tarumar edilmiştir." dedi.
Gelecek dönemde operasyonların aynı kararlılıkla şiddetle devam edeceğini aktaran Canikli, bunu bir siyasi söylem olarak dile getirmediklerini söyledi.
Canikli, çalışmaların gerçek anlamda terör örgütünün bir daha bu milletin başına bela olmayacak şekilde tasfiye edilene, ortadan kalkana kadar kararlı şekilde devam edeceğine işaret etti.
Aktif olunacağını çünkü saldırıların Türkiye Cumhuriyeti devletinin egemenliği altında bulunan topraklara karşı yürütüldüğünü vurgulayan Canikli, "Elbette aktif olacağız, saldıracağız. Bu yöntem bu politika doğrudur. İnşallah sonuç alacağız. Tabii bu olayları sadece Türkiye'ye yönelik bir terör saldırısı bağlamında düşünmemek gerekiyor, işin Irak, Suriye genel olarak küresel boyutları da var. Zaten biz de olayı bütün boyutlarıyla düşünüyoruz. O boyutların tamamında hareket halindeyiz. Aktif olarak çalışmalarımızı yürütüyoruz. Fırat Kalkanı Operasyonu'nu da bu yönüyle bu çerçevede düşünmek gerekiyor." diye konuştu.
"Büyük oranda çalışmalarımız tamamlandı"
"Hem kredi kartlarıyla taksit sayısı ile ilgili hem de tüketici kredileriyle ilgili ince ayar bir çalışma yaptığınızı söylediniz. Sona geldi mi?" sorusuna Canikli, şu cevabı verdi:
"Tüketici kredileriyle ilgili ve kredi kartlarıyla ilgili çalışmamız aşağı yukarı tamamlandı. Gerçekten çok hassas ve ince ayar bir çalışma yapıyoruz. Bir taraftan kredi kartlarında ve tüketici kredilerindeki taksit sınırlaması getirilmesi nedeniyle ekonomik aktivitelerdeki daralmayı telafi etmeye, ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışma yapıyoruz. Nitekim 2016'nın ilk altı ayında kredi kartlarının kullanımındaki hacimde artış reel artış negatif, aynı şey tüketici kredileri için de geçerli yani nominal yüzde 2-2,5 civarında bu reel olarak azalma anlamına geliyor. Dolayısıyla burada bir tahrik edici, ticareti, alışverişi hareketlendirici bir adım atmamız gerekiyor, onun için de hem kredi kartlarında hem de tüketici kredilerinde taksit sayısının artırılması gerekiyor. Ama bunu yaparken de özellikle bazı yan etkilerin de ortaya çıkmaması için hassas tedbirler alıyoruz. O da nedir, özellikle cari açığı olumsuz yönde etkilememesi için bu genişlemeyi daha çok Türkiye’de üretilen mal ve hizmetlerle ilgili kullanmak istiyoruz."
İthalata dayalı mal ve hizmetlerin kredi kartı ve bireysel kredi çerçevesinde tüketilmesinde, onlara bu genişlemeyi uygulamak istemediklerini ifade eden Canikli, "Olabildiği ölçüde tasnif edebildiğimiz ölçüde, tadat edebildiğimiz ölçüde, teknik olarak bu ayrımları yapabildiğimiz ölçüde. Mesela bu ayrımlardan bir tanesi zaten şu anda öyle, cep telefonu… Cep telefonunda biliyorsunuz kredi kartında sıfır taksit yani taksit imkanı yok şu anda ama başka yollarla arkasından dolanarak bu yasak ihlal edildi, amaç da belli ölçülerde tam olarak gerçekleşmedi ama yüzde 65-70 oranında o talepte bir daralmaya ulaşıldı ama yüzde yüze ulaşamadı onun da nedeni farklı yöntemlerle satıcıların bu taksit sınırını aşmak için farklı yöntemler kullanması, bunun ayrıntılarına girmek istemiyorum şu anda." değerlendirmesinde bulundu.
Alınacak kararlarda bu durumların da engelleneceğini belirten Canikli, şunları kaydetti:
"Kesinlikle dolaylı bir şekilde doğrudan yapamazlar zaten ama dolaylı bir şekilde bu kuralı ihlal etmek amacıyla arkadan dolanma yöntemlerinin de önünü kapatacağız tamamen. İnce ayardan kastettiğimiz bu hassasiyetimizdir. Tabii birkaç kurumla daha görüşmelerimiz olacak, esas itibariyle ana çatı ortaya çıkmaya başladı. Netleştikten sonra, ama aşağı yukarı büyük oranda çalışmalarımız tamamlandı. Bayram olmasaydı önümüzdeki hafta çıkaracaktık ama artık bayramdan sonraya kalacak büyük ihtimalle. İnşallah onu en kısa zamanda uygulamaya koyacağız, yani cari açıkta bir rahatsızlığa yol açmadan, ekonomide talebi canlandıracak, teşvik edecek, tahrik edecek bir dizi kararları bu çerçevede almış olacağız."
"Yeni KHK’lar çıkacak, olağanüstü KHK'lar çıkacak"
Canikli, "Dün Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu heyetiyle yaptığınız görüşmede yeni bir KHK'nın çıkarılacağını söylemiştiniz ekonomi bankacılık alanında. Eğer bankacılar, FETÖ ile ilişkisini bilmedikleri şirketlere bu ilişkiyi bilmeden kredi açarlarsa sorumlu tutulmayacaklar. Bu KHK çıkarıldı mı, onaya sunuldu mu?" sorusuna şu karşılığı verdi:
"Yeni KHK’lar çıkacak, olağanüstü KHK'lar çıkacak. Dediğiniz gibi ilk kararnameyi, inşallah bankalarımızı ilgilendiren bir düzenleme de yer alacak, bahsettiğiniz konuyla alakalı. Bankaların sıkıntıda olduğu bir mesele var. Kredinin açıldığı dönemde ya da kredi ilişkisinin başlatıldığı dönemde FETÖ'yle ya da terör örgütleriyle bağlantılı olduğu bilinmeyen, o konuda devletin kayıtlarında herhangi bir kaydın yer almadığı bir durumda o krediyi açanların sorumlu tutulmasıyla ilgili bir durum söz konusu. Fiili olarak böyle bir gelişme söz konusu, bu tabii kişiler sahip olmadıkları bilgilerden yola çıkarak sorumlu tutulmamaları gerekiyor, bu, adalet anlayışıyla bağdaşmaz. Biliyorsa o bilgiyi kendisi o zaman elbette sorumlu tutulur ama daha sonra ortaya çıkmış o anda FETÖ'yle bağlantısı hiçbir şekilde bilinmeyen kişi ya da şirketlere kredi kullandırmış daha sonra da FETÖ'yle bağlantısı bir şekilde tespit edilmiş. Böyle bir durumda elbette krediyi açan kişilerle ilgili herhangi bir sorumluluk yüklenmesi mümkün değil doğru değil, bunu telafi edici, ortadan kaldırıcı düzenlemeyi inşallah önümüzdeki kararnameye koyacağız. Esasında bu kararnameye koyacaktık ama çok hassas bir konu, ince çalışılması gerekiyor üzerinde. Farklı boyutları olan bir alan. Daha derin ve muhtemel yan etkileri tam olarak test edilmeden hazırlanmıştı, yani biraz daha çalışılması gerekiyordu, onu tamamladık şu anda olgunlaştırdık, önümüzdeki kararnamede inşallah onu koyacağız."