Uluslararası Göç Filmleri Festivali başladı!

AA |  14 Haziran 2020 Pazar - 21:19 | Son Güncelleme : 14 06 2020 - 21:29

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Uluslararası Göç Filmleri Festivali'nin açılışını yaptı. Açılışta konuşan Bakan Ersoy, "Bugün de topraklarımızda yaklaşık 4 milyon göçmeni misafir etmekte, dünyanın 4 bir yanındaki mazluma el uzatmaktayız." derken Bakan Soylu, "Açık kapı anlayışıyla kimseyi geri çevirmedik aynı zamanda kamu düzeninden de taviz vermedik. İşte bu misyon doğrultusunda sinemanın gücünü ve kendi gücümüzü birleştirdik ve kararlı bir şekilde hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz." dedi.


Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenen, Kültür ve Turizm Bakanlığı  tarafından desteklenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu  Uluslararası Göç Filmleri Festivali'nin (UGFF) 3D sanal stüdyoda gerçekleştirilen  online açılış törenine katılan Bakan Soylu, İçişleri Bakanlığı görevi süresince  yaklaşık 4 yıldır göç meselesinin hemen hemen her noktasına, hem zorluklarıyla  hem de güzellikleriyle temas ettiğini söyledi.
 
Göçün dünyayı aslında ne noktaya götürmek istediğini, insanlara ne  katmak istediğini, buna karşın dünyanın yersiz korkularını, paniğini, hatta göçün  istismarını, bilhassa modern dünyanın bu konudaki duvarlarını hep birlikte  gördüklerini vurgulayan Soylu, şöyle konuştu:
 
"Farklı görüşlere sahip pek çok yöneticiyle toplantılar yaptık,  konuştuk ve dinledik. İşte tam da bu yüzden böyle bir festivalin sadece kültürel  bir etkinlik olmayacağını, bunun çok daha fazlasını ifade ettiğini, daha iyi bir  gelecek, daha iyi bir dünya, hayalimize katkı yapacak önemli bir adım olacağını  gördük. Bu projeyle inandık ve bu projeyle ilgili çalışmalara başladığımızda  düşüncemizde de yanılmadığımızı anladık."
 
Soylu, hem ilk andan itibaren katılan ve destek veren insanların  çokluğu hem de düzenlenen basın lansmanı sonrası aldıkları olumlu tepkilerin  kendilerine büyük bir moral ve güç, aynı zamanda yeni fikirler ve ilhamlar  verdiğini söyledi.
 
"Göçü tanımak demek, aslında kendimizi tanımak demektir"
 
Düzenlenen festivalin kültürel bir etkinlikten daha fazla olduğunu  dile getiren Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Çünkü göçün pek çok farklı yüzü var. Dünya 2011'den beri sadece bir  yüzüne odaklanmış durumdadır. Göçün yüzü sadece sınıra doğru ellerinde  bavullarıyla koşan veya bir lastik botta denizin ortasında sürüklenen insan  manzaraları değildir. Keza göçü anlamak demek Aylan bebek üzerinden  vicdanlarımızı sorgulamak veya göçün toplumsal çatışmaları ile ekonomik etkileri  üzerinden uzun uzun analizler yapmak demek değildir. Göçü tanımak demek, aslında  kendimizi tanımak demektir. Çünkü bizim göç hatıralarımız sadece 9 yıl öncesinde  Suriye iç savaşına uzanıyor değildir. 'Alamancı', 'gurbetçi', 'kesin dönüş' gibi  kavramlar sadece benim yaşımdakilerin bile göç hatıralarının ilk kelimeleridir."
 
"Oysa bu toprakların göç hikayesi, medeniyetimizle aynı tarihte  başlamıştır" diyen Soylu, "Hicreti, takvim başlangıcı olarak kabul eden bir  inancın sahipleriyiz. Hazreti Nuh'un gemisinin yolcuları olarak aslında hepimiz  binlerce yıldır süregelen büyük bir göçün konar göçerleriyiz. İşte bunun için iç  içe geçmiş alışkanlıklarımız, inançlarımız, tepkilerimiz, dilimize yerleşen  kelimelerimiz ve hatta lezzetlerimiz var. Kabul etsek de etmesek de akarsu  üzerine kurulmuş bir su dolabı gibi göçten besleniyoruz ve ondan da güç  alıyoruz." ifadelerini kullandı.
 
Bakan Soylu, gelişmiş birkaç ülkenin sinema ve televizyon sektöründeki  ağırlığından, son yüzyılda "kendimizi tanıma hikayesi"nin sekteye uğradığını dile  getirerek, şunları anlattı:
 
"Sosyal ve kültürel iletişimde farkında olmadan az sayıda ve aynı  ülkelere odaklanıyoruz, hep onları görüyoruz. Neyi nereden aldığımızı,  birbirimizi nasıl geliştirdiğimizi, nasıl anladığımızı, farklı toplumların  düşünce ve gelişmişlik düzeyini unutuyoruz. Dünyayı sadece zengin-fakir olarak  tasnif ediyoruz. İşte Göç Filmleri Festivali ile yapmak istediğimiz bu kanalları  sinemanın gücüne yeniden açmak. Göçü sadece trajedi fotoğraflarıyla değil,  kültürümüze ve medeniyetimize katkısıyla öğrenmek değil bilakis yeniden  hatırlamak, göçü, güce dönüştürmek, dünyanın medeniyet birikiminin sadece belli  başlı ülkelerden değil topyekun bütün insanlığın ürünü olduğunu bilmek ve onu  hissetmektir. 21. yüzyılın göç kavramına giydirmek istediği deli gömleğini de  yırtıp atabilmektir."
 
"Göçü fiziksel ve sosyal şartlarıyla yönettik"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yönlendirmesi ve maziden  getirilen birikimle göçe farklı bir anlayışla, vicdan ve merhametle  yaklaştıklarını vurgulayan Soylu, hem bölgedeki riskleri yönettiklerini hem de  göçün insanlarını korumayı başardıklarını dile getirdi.
 
Göçü fiziksel ve sosyal şartlarıyla yönettiklerini söyleyen Soylu,  "Şurası bir gerçektir ki, Türkiye, mazisinden getirdiği göç tecrübesiyle, 21.  yüzyılın göç gerçeğini açık ara en başarılı şekilde yöneten ülkedir. İnsanların  barınmasından eğitimine ve yerleşik topluma uyumlarına kadar her alana ilişkin  çözümler, kurumsal yapılanmalar, yasal düzenlemeler gerçekleştirdik. Açık kapı  anlayışı ile yasal olmayan yollardan gelen kimseyi geri çevirmedik. Ama aynı  zamanda kamu düzeninden de taviz vermedik." şeklinde konuştu.
 
Soylu, konuşmasını şöyle tamamladı:
 
"Önemli bir insan gücü ve maddi kaynak kullandık, ciddi bir tecrübe ve  başarı elde ettik. İşte bu başarı bize şimdi bir misyon daha yüklemiştir ki göçü  ve aynı göçün çocukları olduğumuzu tüm dünyaya yeniden hatırlatmak. İşte bu  misyon doğrultusunda sinemanın gücü ile kendi gücümüzü birleştirdik ve kararlı  bir adım attık. İnşallah hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz ve Hazreti Nuh'un  gemisinin tüm yolcularını, bu yolculuğumuza katılmaya davet ediyoruz."
 
 
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen, Anadolu Ajansının  Global İletişim Ortağı olduğu festivalin açılışı, gerçek zamanlı 3D sanal  stüdyoda gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy,  medeniyetin yükseldiği her coğrafyada göç alınıp verildiğini söyledi.
 
"Ya zorunluluk ortadan kaldırılmalı ya umuda kucak açılmalı"
 
Ersoy, göçün arkasında hep bir zorunluluk, önündeyse daima umut  olduğunu vurgulayarak, "Yolculuğun sonunun yitip gitmek mi devam etmek mi  olacağından ise yola çıkan kadar onların geçtikleri yollarda yaşayanlar da  sorumlu. Çünkü ya zorunluluk ortadan kaldırılmalı ya umuda kucak açılmalı." dedi.
 
Bugün göçün ölümle birlikte anıldığını aktaran Ersoy, şöyle devam  etti:
 
"Bizler koşullar ne olursa olsun insani ve vicdanı yaklaşımdan asla  ödün vermemiş bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bunun getirdiği sorumlulukla  hareket etmekten asla imtina etmedik. Bugün de topraklarımızda yaklaşık 4 milyon  göçmeni misafir etmekte, dünyanın dört bir yanındaki mazluma el uzatmaktayız.  Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin uyguladığı insan merkezli  politikalar sayesinde milyonlarca masum hayat kurtarıldı. Her şeyini yitirmiş her  şeyden vazgeçmiş insanlar, adı Türkiye olan bir umudun gücüyle ayağa kalkmakta,  ötekileştirilmeden, sömürülmeden, kandırılmadan hayatlarını yeniden kurmakta."
 
"Sanatın dili empatiyi kolaylaştıracak ve güçlendirecektir"
 
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, dili, dini, milleti ne  olursa olsun Türkiye'nin herkesi insan paydasında değerlendirdiğine dikkati  çekerek, "Bu anlayışın uluslararası kamuoyunda da yaygınlaşmasını temenni ediyor,  aynı zamanda bunun temini için de çalışıyoruz. Uluslararası Göç Filmleri  Festivali bu amaçla atılmış çok değerli bir adımdır. Sinema gibi etkili bir sanat  dilini kullanarak oluşturabileceğimiz bilinç ve farkındalığa her zamankinden daha  fazla ihtiyacımız var. İnanıyorum ki sanatın dili empatiyi kolaylaştıracak ve  güçlendirecektir." ifadelerini kullandı.
 
Anlayışın, sevgi ve hoşgörüyü tesis edeceğini, çözümün önündeki  engelleri de kaldıracağını dile getiren Bakan Ersoy, "Uluslararası Göç Filmleri  Festivali, korkuları bilgiyle, önyargıları empatiyle yenmenin gayretidir. Yolu  yolcudan dinleyerek, onun gözlerinden görerek, duygularına kulak vererek bir  nebze de olsa göçü deneyimleme fırsatıdır.  Bu fırsatı olabildiğince fazla  insanın en iyi şekilde değerlendirmesini ve deneyimleyebilmesini umut ediyorum.  İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu ve çalışma arkadaşlarına bu anlamlı proje  için şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.
 
Ersoy, festivale fikirleriyle ve eserleriyle direkt ya da dolaylı  olarak katkı sunan herkese teşekkür ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
 
"Festivalin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan  çalışanlarımızı tebrik ediyorum. Bakanlık olarak bu festivalin bir parçası  olmaktan ve destek sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. İnsani dramların sadece  beyaz perdede bir sanat eseri olarak yaşandığı günlerin gelmesini temenni ediyor,  sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum."