Bakan Mevlüt Çavuşoğlu duyurdu: 35 saat içerisinde geri çekilmezlerse operasyon başlayacak

AA |  21 Ekim 2019 Pazartesi - 9:42 | Son Güncelleme : 21 10 2019 - 11:18

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu konuşmasında, ""35 saatimiz kaldı, 35 saat içerisinde geri çekilmezlerse operasyon tekrar başlayacak" ifadesini kullandı.


Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen dünyanın farklı  coğrafyalarından küresel fikir fikir liderlerini, akademisyenleri bir araya  getiren ve "Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar" başlığı altında önemli  konuların ele alınacağı TRT World Forum'un özel oturumunda konuştu.
 
Dünyanın ve bu çağın çok fazla belirsizlik içerdiğini, çok hızlı  değişen bir dünyada yaşandığını belirten Çavuşoğlu, "Özellikle bizim bölgemizde  bizim toplumlarımız pek çok sorunla karşı karşıya kaldı. Başka küresel sorunlar  da var aşırı sağ, aşırı solun yükselişi, yabancı düşmanlığı, tek taraflılık gibi  şeyler yaşanıyor ama çağımızın en ciddi tehlikelerinden biri terör." dedi.
 
"SİYASİ GRUPLAR TERÖRİST GRUPLARA DESTEK VERİYORLAR"
 
Ancak hiç bir ülkenin bu tehditle tek başına başa çıkamadığını, o  nedenle uluslararası işbirliğinin şart olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, sözlerine  şöyle devam etti:
 
"Ancak burada bazı sorunlarımız var? Nedir temel sorunlar? Öncelikle  siyasi gruplar ve siyasetçiler, terörist gruplara destek veriyorlar sırf aynı ideolojiyi destekledikleri için... Şu an aşırı sol gruplar özellikle Avrupa'da  PKK'yı terörist örgütler listesinden çıkarmaya çalışıyorlar. Çünkü aynı Marksist,  Leninist, Komünist ideolojiye sahip olduklarını düşündükleri için. Biz hiçbir  siyasetçinin ya da siyasi partinin ideolojisiyle bir sorun yaşamıyoruz. Bunu da  belirtmek isterim.
 
İkinci sorun da şu; teröristler 3. taraflarla mücadele etmek için  vekiller olarak kullanılıyorlar. Mesela YPG, DEAŞ ile mücadele için destekleniyor  ancak kendi bölücü gündemlerini de sürdürmeye devam ediyorlar. Dolayısıyla Barış  Pınarı Operasyonu'ndan bahsetmeden önce biz ne istiyoruz?  Türkiye Suriye'de ne  istiyor? Buna değinmek isterim. Öncelikle Türkiye buradaki siyasi süreci çok  güçlü bir şekilde destekliyor. Askeri bir çözüm yok. Suriye'deki çatışmanın,  sadece ve sadece siyasi şekilde çözülebileceğine inanıyoruz. Astana garantörleri  olarak bu çabalarımızı sürdüreceğiz."
 
Siyasi bir uzlaşmaya ulaşma çabalarının sonuçlar doğurmaya başladığını  ifade eden Çavuşoğlu, Anayasa Komisyonu'nun yeni kurulduğunu, 30 Ekim'de  Cenevre'de ilk toplantıların yapılacağını aktardı.
 
 
"360 BİNDEN FAZLA SURİYELİ TERÖRDEN ARINDIRDIĞIMIZ 2 BÖLGEYE DÖNÜŞ YAPTI"
 
Siyasi bir uzlaşma için orada sükunetin sağlaması gerektiğini dile  getiren Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
 
"İdlib'de yapmaya çalıştığımız tam olarak buydu. Bir diğer insani  facianın da önüne geçmiş olduk aynı zamanda. 12 gözlemciyle orada görevlerimizi  yerine getirdik ve aynı zamanda iki taraf arasında yani rejim ve muhalifler  arasında da güven inşa etmek için çabalarımız oldu. Bu çabalarımız teröre karşı  mücadele, terörle mücadele aslında bizim Suriye'de başarıyla yaptığımız bir şey.  Fırat Kalkanı Operasyonu ile pek çok DAEŞ teröristini ortadan kaldırdık. 2 bin  kişiyi etkisiz hale getirdik. Zeytindalı Operasyonu ile 2 bin kilometrekarelik  bir alan temizlendi, Pek çok insan geri dönebildi. Türkiye'nin bir diğer amacı da  sınırımızın öteki tarafında güvenli bölge oluşturmaktı. Bunun sebebini açıklamak  gerekirse; Ulusal güvenliğimiz çok önemli. Tabii ki sınırlarımızı teröristlerden  arındırmalıyız, temizlemeliyiz. İkinci olarak da güvenli  ve gönüllü ülkeye geri  dönüşler için temelleri oluşturuyoruz 360 binden fazla Suriyeli Türkiye'den,  terörden arındırdığımız 2 bölgeye dönüş yaptı"
 
"BİZ ABD İLE GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURMAYA ÇALIŞIRKEN ABD YPG'YE SİLAH TEMİN ETTİ"
 
Barış Pınarı Operasyonu'nun başlama sebebine değinen Çavuşoğlu, şöyle  devam etti:
 
"PYD-YPG günbegün güçlendi ve Türkiye'ye karşı saldırılarını arttırdı.  Özellikle de Suriye'nin kuzeydoğu bölgesinde fiilen etkinliklerini gördük.  Müttefiklerimizle tekrar tekrar bunu konuşmamıza rağmen, bazı müttefiklerimiz  özellikle ABD, DEAŞ'in etkisiz hale getirilmesinden sonra bile silah vermeye  devam ettiler. Neden müttefiklerimiz terörist bir örgüte silah temin etmeye devam  ettiler DEAŞ bu mücadeleyi kaybettikten sonra? Bu arada YPG, PYD hiç bir  ayrımcılık yapmadan oradaki pek çok insana Kürtler de dahil, Araplar, Türkmenler  herkese çok fazla baskı yaptı. Biz bu yüzden bir operasyona başladık. Trump  idaresi hatta bizzat kendisi, Erdoğan'ın güvenli bölgeyi oluşturmak için birlikte  çalışmasını talep etti. Güvenli bölgeyi oluşturmak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun  yıllardır fikriydi. ABD ile birlikte çalışmaya özen gösterdik güvenli bölge  oluşturmak için ancak başarılı olamadık çünkü ABD Güvenlik İdaresi, başkanlarının  talimatlarını, vaatlerini yerine getiremedi. YPG'nin hiçbir şekilde geri  çekilmediğini gördük sahadan. YPG'nin silahları toplanmadı. Buna ilaveten daha da  fazla silah YPG'ye temin edildi. Biz sahada ABD ile güvenli bölge oluşturmaya  çalışırken, diğer tarafta ABD, YPG'ye silah temin etmeye devam etti."
 
Münbiç yol haritasının geçen yıl haziran ayında çizildiğini hatırlatan  Çavuşoğlu, "Hiçbir şey gerçekleşmedi. 90 günde bu yol haritasını başlatmayı  konuşmuştuk. Ancak 90 gün değil, 18 ay geçti. Dolayısıyla müttefiklerimizin de  desteğini göremeyince tek başımıza artık bunu yapmak zorundaydık. BM  Sözleşmesi'nin 51. maddesine göre ve BM GK'nin terörle ilgili maddelerinden de  güç alarak, aynı zamanda Türkiye-Suriye arasındaki anlaşmamızla da bu  operasyona  başladık." değerlendirmesini yaptı.
 
Operasyona başlar başlamaz herkese bilgi verdiklerini aktaran  Çavuşoğlu, "BM, NATO, ABD, Avrupa Konseyi, İran Rejimi aynı zamanda Araplara, AB  büyükelçilerine Ankara'da brifing verdik. Cumhurbaşkanı Erdoğan da ben de pek çok  mevkidaşımızla görüştük farklı ülkelerden. Savunma Bakanımız Sayın Akar da  mevkidaşlarıyla pek çok telefon görüşmesi yaptı." diye konuştu.
 
"EL BAB VE CERABLUS'TA ÇOK İYİ SONUÇLAR ELDE ETTİK"
 
Operasyonun amaçlarına ilişkin bilgi veren Çavuşoğlu, şunları söyledi:
 
"Öncelikle sınırımızın hemen öbür tarafındaki teröristleri etkisiz  hale getirmekti. Çünkü bu bizim ulusal güvenliğimiz için tehdit oluşturuyordu.  Aynı zamanda Suriye'nin toprak bütünlüğünü desteklemek istedik ki bu bizim  verdiğimiz çok önemli bir taahhüt. Bu terör örgütünü destekleyen ülkelerin amacı, Suriye'yi bölmek ve orada bir terör devleti oluşturmaktı sınırımız boyunca. Aynı  zamanda YPG ve PYD tarafından baskı gören bölge insanlarını da özgürleştirmek  istiyorduk. Aynı zamanda güvenli ve gönüllü geri dönüşler için zemin oluşturmak  istiyorduk. Barış Pınarı Operasyonu son derece kısıtlı ve ölçekli bir şekilde  yapıldı. Sadece teröristler hedef alındı, sivillere zarar vermemek için çok  önemli çaba sarf edildi. El Bab ve Cerablus'a bakacak olursanız çok iyi sonuçlar  elde ettik. Afrin ve Rakka'ya bakacak olursanız rakamlara baktığınızda bunu  görebiliyorsunuz."
 
DEAŞ'e Karşı Uluslararası Koalisyon'un en az 1.335 sivilin hava saldırılarında hava kaybettiğini söylediğini anlatan Çavuşoğlu, toplam 29 bin kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, gerçeklere rağmen Barış Pınarı Harekatı  başladığından beri gerçek dışı suçlamalar ve kara propaganda yapıldığını  belirtti.
 
 
"BİZ KÜRTLERE KARŞI DEĞİLİZ, TERÖR ÖRGÜTÜNE KARŞIYIZ"
 
Bakan Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
 
Çavuşoğlu, TRT World Forum'un özel oturumunda Barış Pınarı Harekatı  başladığından bu yana gerçek dışı suçlamalar ve kara propaganda yapıldığını  belirterek, "Türk-Kürt söylemi çok yanlış bir söylem. Kürtler bizim düşmanımız  değil." ifadelerini kullandı.
 
"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arap Baharı başlamadan önce bir araya  geldiklerinde Esed'e Suriye'deki Kürtlerin haklarını vermesini söylerdi,  kimliklerini, pasaportlarını vermesini isterdi. Bizim Türkiye'de yaptığımız gibi.  Biz göreve geldiğimizde sorunları gördük, Kürt vatandaşlarımıza ve diğer tüm  azınlıklara, dini azınlıklara da haklarını verdik. Bizim Kürtlere karşı bir  duruşumuz yok ve Kuzey Irak'ta da çok iyi bir ilişkimiz var. 350 bin Suriyeli  Kürt'e ev sahipliği yapıyoruz Türkiye'de. PYD-YPG sebebiyle o bölgeden ayrılmak  zorunda kaldılar ve Suriye'deki Kürtlerin mal varlıklarına da el koydu bu terör  örgütü. Biz, Kürtlere karşı değiliz, biz bu terör örgütüne karşıyız ve  milyonlarca Kürt'ün Türkiye'de son derece gururlu vatandaşları olarak yaşadığını  hatırlatması gerekiyor dünyaya."
 
YPG'nin Kürtleri temsil etmediğini vurgulayan Çavuşoğlu, " 'YPG, PYD,  PKK eşittir Kürtler' demek, Kürt kardeşlerimize yapılan bir hakarettir. Trump,  'PKK, DEAŞ'tan daha kötüdür.' dedi. Bizim için aynı şey, hepsi aynı terör  örgütleri. Belki ideolojileri farklı olabilir ama yaptıkları şey aynı." dedi.
 
Çavuşoğlu, Türkiye'nin Suriye'yi işgal etmediğini ve herkesten daha  fazla Suriye'nin toprak bütünlüğünü düşündüğünü vurgulayarak, bunun, bölgedeki  istikrar için de önem taşıdığına işaret etti.
 
"BUNUN YAAN OLDUĞUNU SÖYLEMEK DURUMUNDAYIM! BUNLAR SAHTE HABERLER"
 
Türkiye'nin Suriye'deki demografiyi değiştirme amacı olmadığını ifade  eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
 
"YPG, aslında oradaki demografik yapıyı değiştirmeye çalışıyor.  Müttefiklerimizin de desteğiyle birkaç terörist Suriye'nin yüzde 27'sini  neredeyse kontrol eder hale geliyor. Oradaki demografik yapıya bakıldığında  toplamda belki de nüfusun sadece yüzde 15'i Kürt ve bizim onlarla hiçbir  sorunumuz yok. Gittiğimiz şehirler ağırlıklı olarak Arap bölgeler zaten. Birisi,  'Türkiye, Suriye'deki Kürtlere saldırıyor' diyorsa eğer bunun yalan olduğunu  söylemek durumundayım. Bunlar sahte haberler. Biz aslında ülkenin demografik  yapısını normalleştiriyoruz. Ülkemizde şu anda bulunan 350 bin Suriyeli Kürt  evlerine dönmeye hazır. Herkes evlerine dönecek. Geri döndüklerinde, onların  temel ihtiyaçlarını onlara sunuyor halde olmalıyız."
 
"KAYNAK ÜLKELER ONLARI GERİ ALMAK İSTEMİYOR" 
 
Çavuşoğlu, DEAŞ'e karşı mücadelenin devam edeceğinin de altını  çizerek, DEAŞ'ın Türkiye'nin düşmanı olduğunu ve DEAŞ saldırıları nedeniyle çok  sayıda can kaybı yaşandığını anımsattı.
 
Uzun zamandır Irak'ta, Suriye'de ve Türkiye'de DEAŞ'la mücadele  verildiğine değinen Çavuşoğlu, "Pek çok DEAŞ teröristini ele geçirdik, pek çoğu  şu anda hapishanelerimizde. Hepsi kaynak ülkelerine dönmeyi bekliyor ama bu  kaynak ülkeler onları geri almak istemiyor. Dolayısıyla biz oraya girdiğimizde,  oradayken Türkleri tekrar vatandaşlığa alıyoruz ve güvenli bölge oluşturmaya  çalışıyoruz. 14, 15, 16 yaşlarındayken DEAŞ'lı teröristlerle evlenmiş, çocuk  sahibi olmuş kadınlar var. DEAŞ'a katılıp mücadele edip, ölüp öldürmek için orada  olan kadınlardan bahsetmiyorum. Kadınlar ve çocuklar var. Onların da  rehabilitasyonu gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.
 
 
"YPG/PYD OPERASYON BAŞLADIĞINDAN BERİ TÜRKİYE'YE SALDIRIYOR" 
 
Çavuşoğlu, teröre karşı mücadelenin bütün boyutlarıyla ele alınması  gerektiğine ve kaynak ülkelerle işbirliğinin önemine işaret etti. Barış Pınarı Operasyonu'na ilişkin iddiaların çoğunun uydurma olduğunu  dile getiren Çavuşoğlu, şunları anlattı:
 
"Tarihimizde asla kimyasal silah kullanmadık. Bu da tamamen kara  propagandadır. Envanterlerimizde de hiç kimyasal silah bulunmamaktadır. Biz, bu  konuda çok hassasız, askerimiz, ordumuz çok hassas. Burada yapılacak hiçbir  ihlali kabul edemeyiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün iddiaların araştırılması  istedi. Biz de bunu yapıyoruz zaten. YPG/PYD, operasyon başladığından beri  Türkiye'ye saldırıyor. Havan topu atıldı şehirlerimize ve sivilleri kaybettik,  bebekler ve çocuklar dahil. 200 vatandaşımız yaralı. 4 şehidimiz var şu ana  kadar. Neden bu tantana yapılıyor? Sebebi şu; biz, oyun planını bozduk. Onlar,  orada fiilen bir terör devleti yaratmaya çalışıyordu, sınırlarımızın hemen diğer  tarafında. Biz, bu oyunu bozduk. O yüzden dünya çevresinde bu kadar ses getirdi.  Zeytin Dalı Operasyonu'nu başlattığımızda YPG ve PYD'ye, Afrin bölgesinde, bu  kadar yankı uyandırmamıştı. Bu sefer tam da bu sebep nedeniyle bu kadar kara  propagandayla karşılaştık."
 
"35 SAATİMİZ KALDI"
 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile ABD arasındaki  anlaşmaya değinirken, şu bilgileri paylaştı:
 
"Öncelikle ABD, bizim meşru güvenlik endişelerimizi ve operasyonumuzun  hedeflerini tanıdı. Güvenli bölge, Türk ordusu tarafından kontrol edilecek. Bir  kere daha Suriye için toprak bütünlüğü ve siyasi sürecin devam etmesi teyit  edildi. YPG unsurlarının oradan geri çekilmesi için 120 saatlik süre verildi. Bu  anlaşmaya göre, 120 saat içerisinde oradaki bütün unsurların geri çekilmesi  gerekiyor. Bütün YPG, PYD unsurları bu bölgeden çekilirse o zaman operasyonu  durdurabiliriz. Aynı zamanda ağır silahların tamamen toplanması da bu ifadede yer  alıyor. Yaptırımlarla yaşayamayız, bunu da ifade ettik müzakereler sırasında.  Bunlar da ortadan kaldırılacak. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri ve istihbarat  birimlerimiz bu anlaşmayı kontrol ediyor. Taciz ateşleri devam ediyor. Biz bu  taciz ateşlerine karşılık verdik ve YPG, PYD unsurlarının şu anda kontrol  ettiğimiz bölgeleri terk etmeye başladığını görüyoruz. 35 saatimiz kaldı, 35 saat  içerisinde geri çekilmezlerse operasyonumuz tekrar başlayacak. Amerikalılarla da  bu konuda mutabıkız."
 
Bakan Çavuşoğlu, teröristlerle mücadele ederken ve Suriye'yi terörist  unsurlardan arındırırken, Astana garantörleriyle görüşmelerin devam ettiğini  hatırlatarak, sözlerini, "Yarın Soçi'ye gidip Başkan Putin ile görüşeceğiz ve bu  da çok önemli bir toplantı olacak. Bizim önceliğimiz YPG, PYD'nin o bölgede  etkisiz hale getirilmesi ve bu sağlandıktan sonra tüm aktörlerle çalışmaya varız,  küçük gruplar, Astana garantörleri, uluslararası topluluk, tabii BM'nin de  önderliğinde, orada siyasi bir uzlaşma yaratmak için." diye tamamladı.