Bakan Gül'den nafaka tartışmalarıyla ilgili açıklama!

AA |  06 Eylül 2019 Cuma - 10:21 | Son Güncelleme : 06 09 2019 - 13:19

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Bakan Gül, kadına şiddetle ilgili "Bu tür olaylara sıfır toleransla yaklaşıyoruz" dedi. Süresiz nafaka tartışmalarıyla ilgili de konuşan Bakan Gül, bu konuda "Nafaka konusunda temel kadının mağdur olmamasıdır. Bizim görüşümüz kadını mağdur etmeden bir süre verilmesi" ifadelerini kullandı.


Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Hakimevi'nde bir araya geldiği gazetecilere yeni yargı paketine  ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin hukukun üstünlüğünü tam olarak  egemen kılmaya çalışan bir hukuk devleti olduğuna işaret eden Gül, hukuk  devletinin ayrılmaz en temel unsurunun bağımsız ve tarafsız yargının inşa  edilmesi olduğunu söyledi. Adaletin devletin temeli olduğunu vurgulayan Gül,  "Ülkemizde toplumun huzuru, sosyal barış, ekonominin daha güçlü olması, sosyal,  kültürel gelişmenin sağlanmasında da temel unsur adaletin tecelli etmesidir."  diye konuştu.
 
 Vatandaşların adaletin oluştuğuna ilişkin kanaatlerinin pekişmesi için  de iyi işleyen bir adalet sisteminde ihtiyaç olduğunu ve tüm çabalarını bu yönde  sürdürdüklerini dile getiren Gül, "Etnik aidiyeti ne olursa olsun, sosyal  statüsü, yaşı, düşüncesi ne olursa olsun herkesin kendini emin ve güvende  hissettiği bir ortamı hep beraber inşa etmek temel hedefimizdir. Bu adli yıldaki  yaklaşımımız da bu olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
 
Vatandaşların yargıya güvenlerinin adaletin zamanında ve gecikmeksizin  tecelli etmesiyle mümkün olacağını vurgulayan Gül, adliye kapısının adalet kapısı  olduğuna inandıklarını ve bu kapıdan giren herkesin büyük bir memnuniyetle  evlerine dönmesini amaçladıklarını dile getirdi. Gül, güvenlik-özgürlük dengesinin korunarak gözetilmesi gerektiğini  söyleyerek "Esasen terörle mücadelenin bir insan hakları mücadelesi olduğuna  inanıyoruz. Türkiye FETÖ, PKK, YPG, DEAŞ gibi terör örgütleri ile eş zamanlı  kararlı bir şekilde mücadelesini sürdürmektedir ve bu mücadelesini de bir hukuk  çerçevesinde yürütmektedir." diye konuştu.
 
FETÖ ile mücadeledeki kararlılığın zafiyete düşürülmeden devam  edeceğini vurgulayan Gül, "Demokratik düzeni ortadan kaldırmaya çaba  gösterenlerle mücadele devam edecek. Bu mücadelede elbette suçluyla suçsuzun,  masumla suçlunun, kuruyla yaşın ayırt edilmesi, milletimizin Türk yargısından  beklentisidir. Bu konuda daha iyi gelişmelerin olacağına da inanıyoruz."  ifadelerini kullandı.
 
 "Diyarbakır annesi 'Edi bese (artık yeter)' diyor"
 
 Gül, Diyarbakır'da son zamanlarda annelerin çocuklarına sahip çıkmaya  çalıştıklarına dikkati çeken Gül, şöyle devam etti: "Türkiye Cumhuriyeti çocuklarına sahip çıkmaya devam edecektir.  Diyarbakır'daki annenin çocuğu hepimizin çocuğudur. Haftaya okul başlıyor,  koltuğunun altında kitap olması gereken çocuklara koltuğunun altına silah  verenlerle mücadele de kararlı bir şekilde devam edecektir. Çocuklarımıza göz  dikenlerle, onların geleceklerine göz dikenlerle, onları dağa çıkartarak  geleceklerini söndüren, ömrünün en güzel anlarını dağda geçirmesine neden olan,  terör örgütüyle buluşturan tüm bu kesimlerle ve bunlara destek verenlerle  mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz, annelerin yanında yer almaya devam  edeceğiz. Diyarbakır annesi 'Edi bese (artık yeter)' diyor. Artık bu terör son  bulsun diye terör örgütüne ve araya mesafe koymayarak ona açık, örtülü destek  veren partiye, o partinin önünde tepkisini ortaya koymaktadır. Kepenkleri  kapatarak annelerin sesini ortadan kaldıramazsınız. Anneler 'Edi bese (artık  yeter)' demeye devam ettikçe çocuklarımıza da daha güçlü bir şekilde sahip  çıkacağımıza inanıyoruz. Çok onurlu bir sestir. Bu feryat, bu çığlık asla  önlenemeyecek, asla kesilmeyecektir ve esasen Diyarbakır'daki, Batman'daki,  Şırnak'taki evlatlar bizim evlatlarımızdır. Onların dağa değil okula gitmesi için  her türlü desteği, her türlü kararlılığı göstereceğiz ve annelerinin yanında, o  çocukların yanında olmaya devam edeceğiz. Diyarbakırlı, Şırnaklı, Vanlı genç,  bizim gencimiz. Onları terör örgütünün kucağında değil, okullardaki öğretmenlerin  müşfik kollarında, eğitim yuvalarında görmek istiyoruz. Bu konuda da kararlı bir  şekilde yanlarında olacağız."
 
 Kadına şiddette 375 bin 425 tedbir kararı
 
 Adalet Bakanı Gül, son günlerde kadına şiddet konusunda çok acı  olaylar yaşandığını hatırlatarak vahşi bir cinayetin kurbanı olan Emine Bulut'u  ve hayatını kaybeden tüm diğer kadınları, mağdurları rahmetle andığını bildirdi. Şiddetin her türlüsünü, özellikle kadına ve çocuğa yönelik şiddeti  büyük bir tepkiyle kınadıklarını ve reddettiklerini dile getiren Gül, "Dünyanın  ortak sorunu kadına yönelik şiddettir ve bu konuda ortak bir sorumlulukla  mücadele etmek gereklidir. Bu tür olaylara sıfır toleransla yaklaşıyoruz."  ifadelerini kullandı.
 Kadına karşı şiddetin önlenmesi için çok önemli düzenlemeler  yapıldığına işaret eden Gül, "Savcılarımız, mülki amirlerimiz her türlü başvuruyu  değerlendirmekte ve suçlular mevzuatımızla ilgili en ağır cezayı almaktadır. Bu  konuda 2019 yılında verilen toplam tedbir kararı bugün itibarıyla 375 bin  425'dir. Yıl sonuna kadar daha bu rakamlar değişebilir." dedi.
 
 "Bu yargı reformu belgesi Türk milletinin yargı reformu belgesidir"
 
 Adalet Bakanı Gül, yeni Yargı Reformu Strateji Belgesi'ni 30 Mayıs'ta  Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kamuoyu ile paylaştıklarını hatırlatarak "2019  adli yılında bunun artık yargıya güvenin arttığı bir milat olarak uygulamaya  geçmesini bekliyoruz, arzu ediyoruz. Yine yargı reformunun da tek tek uygulamaya  başlandığı bir yıl olmasını diliyoruz." dedi.  Bu belgenin sadece bir paketle başlayıp bitecek bir belge olmadığına,  15 yıllık dönemi kapsayan bir reform süreci olduğuna dikkati çeken Gül, "Tüm  paydaşlarla Adalet Bakanlığı olarak bizler, Türkiye'de bu konuda söz söylemek  isteyen herkesi masamıza çağırdık, oturduk ve onların taleplerini belgeye  yansıtmaya çalıştık. Bu yargı reformu belgesi, AK Parti'nin, Adalet Bakanlığının  reform belgesi değildir. Bu yargı reformu belgesi, Türk milletinin, 82 milyonun,  doğusuyla batısıyla bütün milletimizin yargı reformu belgesidir. Dolayısıyla bu  hassasiyetle çalışmalarımızı hep sürdüreceğiz." şeklinde konuştu.
 
Yargının hiçbir şekilde, hiçbir zümreye, gruba, organize yapıya teslim  edilemeyeceğinin altını çizen Gül, "Çünkü her vatandaş, yargıya güven anlamında  hiçbir şekilde şüpheye maruz kalmamalıdır. Bu konudaki hassasiyetimizi çok net ve  çok kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Dolayısıyla bu belgeler bir partinin ya da  bir dönemin değil daha iyisini bulmak adına her zaman revize edilmesi gereken  belgelerdir." dedi.  Bu süreçte çok olumlu tepkiler geldiğini belirten Gül, gelen  eleştirilerin de kendileri için değerli olduğunu anlattı. Gül, "Eleştirileri hem  Parlamento dikkate alacak hem uygulamalar gerektiren konularda bizler de reform  belgemizin takibini yapacağız." dedi.
 
Bu belgeyi, "güven veren" ve "erişilebilir bir adalet" yaklaşımıyla  hazırladıklarını aktaran Gül, "Yeni bir insan hakları eylem planı çalışmalarımızı  başlattık. Tüm kurum ve kuruluşlar olarak insan hakları çerçevesinde hangi  konularda daha iyi adımlar atılması gerektiğini büyük bir çerçeve ile  hazırlayacağız ve devlet olarak 'Biz bu insan hakları konusunda şunları taahhüt  ediyoruz.' diye ayrıca bir çalışmamızı Bakanlığın öncülüğünde yapacağız."  bilgisini verdi. Gül, hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi aşamasında yine somut adımlar  atacaklarını belirterek şöyle devam etti:
 
  "2019 yılında da yine sürekli eğitim anlayışıyla hakim ve  savcılarımızı meslek içi eğitime almaya devam edeceğiz. Hukuk mesleklerine giriş  sınavı getiriyoruz. Böylece özellikle bugün avukatlarımız, hakim, savcı, noter  bir hukuk mesleğine girmek için hukuk fakültesinden mezun olanlar, bir meslek  sınavına girecekler, ondan sonra kendi sınavlarına ya da mesleğe kabul işlerine  girmiş olacak. Bu da nitelikli hukukçu yetiştirilmesine çok katkı sağlayacak ve  hukuk ve adalet hizmetlerinin kalitesini artıracak."
 
 Özellikle "hakim ve savcı yardımcılığı" ve adli kollukta hukuk  fakültesi mezunlarının istihdamı konularında da çalışmaları olacağını belirten  Gül, "Yeni ihtisas mahkemeleri kuracağız. Bir bakıyorsunuz hukuk hakimi ağır ceza  davalarına bakıyor. Böyle bir zorunluluktan kaynaklı bu uygulamaya son  vereceğiz." dedi.
 
Gül, bazı işlemlerin dava konusu olmadan avukatlar aracılığıyla  yapılabilmesini sağlayacaklarını da belirterek "Tutuklamayı infaz gibi gören  uygulamalar asla kabul edebileceğimiz bir durum değil. Çünkü tutuklama istisnai  bir tedbirdir, aslolan özgürlüktür. Bu çerçevede tutuklamayı soruşturma  aşamasında bir şekilde azami süre olmadığı için uzaması, adeta infaz mahkumiyet  gibi sonuçlar doğurmasını önlemek adına tutuklulukta azami sürelere ilişkin bir  yasal düzenleme çalışıyoruz. Bu konuda Parlamentonun uygun görmesiyle bunun da  kanunlaşmasını planlıyoruz." değerlendirmesini yaptı.  Gül, yargıda hedef süre uygulamasını daha da geliştirmeyi  planladıklarını da vurguladı.
  
"Bu adli yılda hakim ve savcıların önünden 9 milyon dosya geçti"
 
 Bu adli yılda hakim ve savcıların önünden yaklaşık 9 milyon dosya  geçtiğini bildiren Gül, bu dosyalar içinde yanlış kararlar ve eksikler  olabileceğini, amaçlarının hiçbir şekilde bu konuda bir eksikliğin yaşanmaması  olduğunu vurguladı. Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Gül, itiraz  müesseseleri, bir üst mahkemeye müracaat yolu imkanın da bulunduğunu hatırlattı. Mahkemede iki tarafın olduğuna ve bunlardan birinin memnun olmadan  ayrıldığına işaret eden Gül, alternatif çözüm yollarının iki tarafın da memnun  olacağı bir ortam sağlayacağını söyledi. Ocak 2018'den itibaren zorunlu arabuluculukta 383 bin 728 dosyada  anlaşmaya varıldığını açıklayan Gül, bunun 852 iş mahkemesinin bakacağı davaların  anlaşma ile sonuçlanması anlamına geldiğini aktardı.  Arabuluculuk uygulamasını ticari davalarda da hayata geçirdiklerini  kaydeden Gül, ticari davalarda da 40 bin 103 dosyada anlaşmaya varıldığını dile  getirdi.
 
"Aile arabuluculuğu hayata geçecek"
 
Adalet Bakanı Gül, şöyle devam etti: "Mahkeme temelli aile arabuluculuğunun da bu dönemde hayata geçmesini  arzu ediyoruz. Böylece tarafların, özellikle kadın ve çocuğun daha fazla  örselenmemesi adına bu sürecin daha hızlı bir şekilde, daha rasyonel bir şekilde  yönetilmesini amaçlıyoruz. Uzlaştırmada kapsamı genişledikten sonra çok önemli  gelişmeler yaşandı. 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren 582 bin 410 dosya yine  uzlaşma ile sonuçlandı. Bu çerçevede 722 asliye ceza mahkemesinin 1 yılda  bakacağı iş anlamına gelmektedir.
 
 Bu dönemde yine kamunun kamu ile olan anlaşmazlıkları ya da vatandaşın  kamu ile anlaşmazlığının da sulh yoluyla çözülmesini sağlayacağız. Özellikle  adliyelerde neredeyse yüzde 40 duruşmalar Karayollarıyla, Demiryollarının  birbiriyle, devletin devletle mahkemesi. Vatandaşın devletle olan davası  mahkemelerin neredeyse yarısını meşgul ediyor. Burada da vatandaş, devletle  mahkemelik olmayacak, devlet devletle mahkemelik olmayacak. Önce oturacaklar,  hukuk çerçevesinde meseleleri konuşacaklar. Eğer burada bir çözüm bulamazlarsa  tabii yol mahkemedir."
 
 "7 bin 650 yetişkin ağacın kesilmekten kurtuldu"
 
Gül, 6 Nisan'da başlayan nöbetçi noterlik uygulaması kapsamında 204  bin 554 adet işlem yapıldığını belirterek 1 Ocak'tan bugüne 10 milyon 79 bin 541  elektronik tebligat uygulandığını, bu uygulamayla 7 bin 650 yetişkin ağacın  kesilmekten kurtulduğunu  açıkladı. Tüm vatandaşların elektronik tebligat uygulamasını kullanmaları için  çağrıda bulunan Gül, "Elektronik tebligat sayısı 10 milyonu geçti. Bu da 125  milyon lira tasarruf anlamına geliyor." dedi.  Savcılığa yapılan şikayetleri savcılık makamının araştırdığını ve  genel soyut ifadeler, temelsiz isnatlar varsa şahsın şüpheli bile yapılmadığını  anlatan Gül, "203 bin 113 ihbar dosyası oluşturmuş. Bunların 111 bin 230'u  soruşturma açılmasına yer olmadığına dair kararla sonuçlanmış. Yani 111 bin 230  kişi hakkında soruşturma dahi açılmamış." bilgisini verdi.
 
 Bu vatandaşların şikayetlerden haberi dahi olmadığını kaydeden Gül,  "Devlet onlar adına, 'Biz sizi lekelemiyoruz,  size iftira atanlara, sizi  lekelemeye çalışanlara karşı biz sizi koruyoruz' diyor. Bu da Türk yargı  sisteminde ilk olan bir uygulama. Böylece vatandaşlarımızı bu lekelenmeye karşı  koruyor." değerlendirmesinde bulundu.  Yeni adli yılın hayırlı olmasını dileyen Gül, "Ülkemiz için yargıya  güvenin daha da artmasını, 'Bu kapıdan girerken adalete güvenerek giriyorum,  çıkarken daha fazla güvenerek çıkıyorum' inancını sağlamak hepimizin temel  görevi. Biz de Türk yargısından, hakim ve savcılarımızdan daha güzel sonuçlar  çıkacağına, bu yıl daha başarılı yargılamaların olacağına inanıyoruz."  ifadelerini kullandı.