Bakan Berat Albayrak: 2019 bütçesinde en büyük pay eğitime

10 Aralık 2018 Pazartesi - 13:09 | Son Güncelleme : 10 12 2018 - 17:12

Meclis'teki bütçe görüşmelerinde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "2019'da da bütçemizden en büyük payı eğitime ayırıyoruz. Eğitime ayırdığımız kaynağı 2019'da 161 milyar liraya çıkarıyoruz, vergi gelirlerinin yüzde 21'ini eğitime harcayacağız." ifadelerini kullandı. Ekonomiyle ilgili iyi haberi de veren Albayrak, "2018 yılında cari açığın 36 milyar doların altına inmesini bekliyoruz. Ağustos ve eylülden sonra ekim ve kasımda da cari fazla vereceğiz" şeklinde konuştu.


TBMM Genel Kurulu'nda, 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler başladı.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 2019 bütçesini sunumunda, makroekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
Küresel ekonominin 2017'de üretim, yatırım ve uluslararası ticarette güçlü bir performans gerçekleştirdiğini hatırlatan Albayrak, ekonomik aktivitenin 2018'de de güçlü bir başlangıç yaptığını ancak kısa vadeli risklerin belirginleşmesiyle yılın ortalarından itibaren göreceli bir ivme kaybı yaşamaya başladığını dile getirdi.
 
 
Albayrak, söz konusu ivme kaybının özellikle gelişmekte olan ülkelerde farklılaşan büyüme performanslarından kaynaklandığına işaret ederek, jeopolitik riskler ve sıkılaşan finansal koşullar da değerlendirildiğinde IMF, OECD ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların 2019 yılı küresel büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ettiğini anımsattı.
 
Bu yılın ilk çeyreğinden sonra artan küresel ticari gerilimin, Fed’in sıkılaştırıcı para politikası ve doların güçlenmesiyle gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının ivme kaybettiğini aktaran Albayrak, önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının devam edeceği ancak son yılların altında gerçekleşeceğinin öngörüldüğünü dile getirdi.
 
 
EKONOMİK BÜYÜME
 
Türkiye'nin son birkaç yılda yaşadığı iç ve dış şokların makroekonomik istikrarı olumsuz etkilediğini vurgulayan Albayrak, şöyle devam etti:
 
"Bu şokları bertaraf etmek amacıyla ekonomiyi canlandırmaya yönelik uygulamaya koyduğumuz mali tedbirler, destekleyici makro ihtiyati politikalar, Kredi Garanti Fonu aracılığıyla sağlanan krediler ve olumlu dış konjonktürün etkisiyle 2017'de yüzde 7,4'lük güçlü bir büyüme performansı elde ettik. Bu büyüme performansıyla Türkiye G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olmuştur. 2018'in ilk yarısında da Türkiye ekonomisi yüzde 6,2 büyüyerek küresel ve yerel ölçekteki birçok belirsizliğe rağmen güçlü seyrini sürdürmüştür. Yılın ilk yarısında büyüme tarafındaki pozitif görünümün devam etmesinde tüketim ve yatırım kanalından gelen güçlü katkılar belirleyici olmuştur."
 
Albayrak, yılın üçüncü çeyreğinde kur ve faizde yaşanan dalgalanmalarla dış finansman imkanlarının azalması sonucu iç talebin ivme kaybettiğini aktararak, iç talepteki daralmayı mal ihracatı ve turizmdeki güçlü performansla dengelediklerini ifade etti.
 
 Yeni Ekonomi Programı'na (YEP) göre sıkı para ve maliye politikaları uygulanarak ekonomideki dengelenme sürecinin etkin bir şekilde yönetileceğinin altını çizen Albayrak, "Bu doğrultuda büyümenin 2018'de yüzde 3,8, 2019'da ise yüzde 2,3 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz." dedi.
 
 Albayrak, büyümenin yanı sıra destekleyici iş gücü politikalarının etkisiyle istihdamda da iyi bir performans elde edildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
 
 "2018 yılı genelinde iş gücü arzının artmaya devam etmesi, ekonomik dengelenmenin belirginleşmesi ve yavaşlayan iç talep nedeniyle işsizlik oranının bir miktar artarak yüzde 11,3 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde; ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya rağmen iş gücünün niteliklerinde ve iş olanaklarında sağlanacak iyileşmeler ve uyguladığımız politikalar, iş gücü piyasasını ve ekonomiyi desteklemeye devam edecektir."
 
 
 ENFLASYONLA MÜCADELE
 
 YEP sonrasındaki dengelenme sürecinin kur ve faizlerden sonra enflasyon göstergelerinde de etkisini göstermeye başladığına değinen Albayrak, şöyle konuştu:
 
 "Kasım ayı itibarıyla tüketici enflasyonu bir önceki aya göre yıllık bazda 3,62 puan gerileyerek yüzde 21,62 olarak gerçekleşmiştir. Bu süreci, para ve maliye politikalarımızdaki güçlü duruş ile desteklemeye devam ediyoruz. Kasım ayından sonra aralık ayında da devam edecek KDV ve ÖTV indirimlerinin ve enerji fiyatlarında zam yapılmayacak olmasının etkisi ile enflasyonla mücadelede güçlü bir performansı yakalayacağımıza inanıyoruz. Buna ilave olarak kurun daha istikrarlı patikaya oturması ve petrol fiyatlarındaki düşüş dezenflasyon sürecini destekleyecektir. Böylece Yeni Ekonomi Programı'ndaki 2018 hedefimizi yakalayacağımızı öngörüyoruz."
 
DIŞ TİCARET VE BANKACILIK SEKTÖRÜ
 
 Bakan Albayrak, ekonomideki dengelenme sürecinin dış talep yönünden beklentilerinden çok daha olumlu seyrettiğini ifade etti.
 
 İhracatın dış ticarette artan korumacılık ve jeopolitik risklere rağmen 2018'de artışını sürdürerek kasımda yıllık bazda 168,1 milyar dolar ile bugüne kadarki en yüksek değerine ulaştığını dile getiren Albayrak, "İnşallah yıl sonu itibarıyla 170 milyar dolarlık hedefi de yakalayacaktır." dedi.
 
 Turist sayısı ve turizm gelirlerindeki artışa işaret eden Albayrak, bölgesinde bir cazibe merkezi haline gelen Türkiye'nin önümüzdeki dönemde bu rakamları çok daha yukarılara taşıyacağına inandığını vurguladı.
 
 Mayıs ayından itibaren cari dengede çok ciddi bir iyileşme yaşandığını belirten Albayrak, "Ağustos ve eylül aylarında verilen cari fazlalardan sonra ekim ve kasım aylarında da cari fazla vereceğimizi hep beraber göreceğiz." diye konuştu.
 
Albayrak, 2018 yıl sonunda cari açığın Yeni Ekonomik Program ile  öngörülen 36 milyar doların altına inmesini beklediklerini kaydetti.
 
Son dönemde finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalara karşın  bankacılık sektörünün sağlıklı ve güçlü yapısını koruduğunu, finansal istikrarı  ve reel ekonomiyi desteklemeye devam ettiğini dile getiren Albayrak, "Ayrıca  YEP'te belirlediğimiz çerçevede bankaların mali yapıları ve aktif kaliteleri  yakından izlenmekte ve sektörün mali yapısını güçlendirecek kapsamlı bir politika  seti uygulanmaktadır." ifadelerini kullandı.
 
 
"MALİ DİSİPLİN EKONOMİ POLİTİKASININ TEMEL ÇIPASI"
 
Albayrak, küresel ekonomideki riskler ve yavaşlayan büyüme ortamı göz  önüne alındığında; Türkiye ekonomisinin sermaye akımlarındaki hızlı değişimlere  ve jeopolitik risklere karşı zayıf kalmasının önüne geçilmesinin önem arz  ettiğini söyledi.
 
Bakan Albayrak, bu çerçevede içinde bulunulan ekonomik dengelenme  sürecinde yüksek borçlanma maliyetlerini azaltacak, yatırımcı ve tüketici  güvenini artıracak ve döviz kuru istikrarını sağlayacak adımları attıklarını  anlattı.
 
Bu yıl kamu maliyesini bir yandan mali alanı ve enflasyonla mücadeleyi  desteklerken diğer yandan yapısal, konjonktürel ve sosyal ihtiyaçları  karşılayacak şekilde yürüttüklerini ifade eden Albayrak, şunları kaydetti:
 
"Bu dönemde kamu gelirlerini artıran önemli düzenlemeler yürürlüğe  konulmuş, kamu giderlerinde tasarruf sağlayan kararlar alınmış, yapılan vergi  düzenlemeleriyle enflasyonla mücadeleye katkı sağlanmıştır. Öte yandan yatırım,  üretim, istihdam ve ihracatı destekleyen nakdi ve vergisel teşvikler sağlanmış,  gelir dağılımını ve sosyal adaleti pekiştiren düzenlemeler hayata geçirilmiştir.  Ekonomik ve sosyal teşvikler mali dengeler üzerinde bir miktar maliyet  yaratmıştır.
 
Yeni Ekonomi Programı'nda mali disiplini ekonomi politikasının temel  çıpası olarak belirledik. Başta tasarruflar olmak üzere uygulamaya konulacak  yapısal tedbirlerle, merkezi yönetim bütçe açığının GSYH'ye oranını program  dönemi boyunca yüzde 2’nin altında tutacağız. Bu çerçevede 2017'de yüzde 1,5  olarak gerçekleşen merkezi yönetim bütçe açığının GSYH'ye oranının 2018'de yüzde  1,9, 2019'da ise yüzde 1,8 olacağını öngörüyoruz. Buna bağlı olarak 2017'de yüzde  1,8 olan genel devlet açığının GSYH'ye oranının 2018'de yüzde 2,4, 2019'de ise  yüzde 1,6 olmasını hedefledik. Bu oranlar yüzde 3 olan Maastricht kriterinin  oldukça altında, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bütçe açıklarına kıyasla  oldukça düşük düzeydedir."
 
Bakan Albayrak, Genel Kurul'da yaptığı sunumda, yürüttükleri ekonomi  politikalarıyla yatırım, üretim, istihdam ve ihracatı çok güçlü şekilde  desteklediklerine işaret ederek, ekonomide büyüme ve kalkınmayı önceliklendirerek  her zaman vatandaşın refahını ve Türkiye'nin geleceğini gözettiklerini ifade  etti.
 
Albayrak, özellikle kamu maliyesinde ve bankacılık alanında elde  ettikleri kazanımlarla dalgalanmalara karşı attıkları doğru adımlar sayesinde  başta 15 Temmuz hain darbe girişimi olmak üzere pek çok iç ve dış şoku atlatmayı  başardıklarını anlattı.
 
Ekonomide yaşanan dengelenmenin ardından, Türkiye'yi yüksek gelirli  ülkeler grubuna yükseltecek, küresel bir güç olma yolundaki ilerleyişini  destekleyecek yapısal reform öncelikli politikalarının devam edeceğini vurgulayan  Albayrak, şöyle konuştu:
 
"2019 yılı bütçesinde de temel ilkemiz olacak mali disiplin,  dengelenme, bu sürecin en temel destekleyicisi olacaktır. Uyguladığımız tasarruf  politikasının yapısal değişikliklerle kalıcı hale gelmesi sağlanacaktır. Kamu  maliyesinde en temel hedeflerimizi mal ve hizmet, sermaye, yatırım, cari transfer  ve faiz giderlerinin azaltılması ve kamu gelirlerinin artırılması olarak  belirledik. Farklı bir siyasi yapı ya da konjonktürde belki de etkisi birkaç yıl  sürecek bu dönemi elhamdülillah 3-4 ay gibi bir sürede atlattık, çok iyi bir  performans ile spekülatif saldırılar öncesi göstergeleri yakaladık. Yaklaşık son  2 ayda kurda, CDS primlerinde, faizlerde sağladığımız gelişmelerle en pozitif  ayrışan ülke olduk."
 
"EKONOMİMİZİ 4 KATTAN FAZLA BÜYÜTTÜK"
 
Yapılan spekülatif kur atakları sonucunda 7,20'lere kadar yükselen  kurda, normalleşme süreciyle 5,14'lere kadar geri çekilme sağladıklarını  anımsatan Albayrak, yıl sonu itibarıyla negatif volatilitenin büyük oranda önüne  geçtiklerini söyledi.
 
Albayrak, 2 yıllık faizlerde yüzde 26'lardan yüzde 20'lerin altına,  benzer şekilde 5 yıllıklarda yüzde 26'lardan yüzde 16-17'lere, 10 yıllıklarda da  yüzde 22 seviyesinden yüzde 15-16 seviyelerine gerileme sağladıklarına dikkati  çekerek, "Kredi faizlerinde de yüzde 45'lere kadar gerçekleşen yükselişi kırdık  ve faizler de yüzde 25'ler altına kadar geriledi. Dengelenme süreci hedeflerimiz  doğrultusunda devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
 
Türkiye'ye 16 yıldır çok büyük hizmetler ve reformlar  kazandırdıklarını vurgulayan Albayrak, şunları kaydetti:
 
"Ekonomimizi yaklaşık 4 kattan fazla büyüttük. Türkiye son 16 yılda  çok güçlü bir performans ile büyüdü. AK Parti'nin ekonomi karnesi ortada. Her  dönem, yapılan tüm saldırılara rağmen yapılması gerekenin en iyisi yapılmaya  çalışıldı ve milletimiz de teveccüh gösterdi. Türkiye, küresel ekosistemin,  paradigmaların değiştiği bu dönemde, siyasetten ekonomiye, iktisadi hayattan  üretim ve tüketim alışkanlıklarına kadar her şeyi gözden geçirip güncellemek  durumundandır."
 
 
"DENGELENME SÜRECİ ÜÇÜNCÜ ÇEYREKTE BELİRGİNLEŞTİ"
 
Albayrak, tüm finansal ve makroekonomik göstergelerin Türkiye  tarihinin en iyi seviyelerinde seyrettiği bir dönemde başlatılan planlar  zincirinin hedeflerine değinerek, "Gezi, 17-25 Aralık komplosu, çözüm sürecini  bitiren saldırılar, sınırımızın hemen dibinde kurulmak istenen terör devleti,  Orta Doğu'da huzuru boğsun diye üretilen DEAŞ, FETÖ'nün onlarca ihanet girişimi  ve 15 Temmuz. Biz tüm bunlarla mücadele ederek hem bu milletin özgürlüğünü, bu  ülkenin demokrasisini kurtarmaya çalıştık hem de ekonomimizi güçlü kılmak,  yaşanan süreçlerden etkilenmeden çıkmak için uğraştık."  ifadelerini kullandı.
 
Gezi olayları sonrası faizlerin neredeyse iki katına çıktığını, 17-25  Aralık girişimiyle yüzde 11’e yükseldiğini hatırlatan Albayrak, Türkiye'nin hem 3  terör örgütüne karşı her cephede aynı anda mücadele verirken hem de ekonomik  bağımsızlık mücadelesinin fitilini her cephede ateşlediğini belirtti.
 
Albayrak, bu mücadelenin devam edeceğini, kazananın millet olacağını  dile getirerek, şunları kaydetti:
 
"Bugün dünyanın en önde gelen finans kurumlarının parmak ısırdığı,  inanamadığı bir performansı her daim sergilemeye devam ediyoruz. Bugün açıklanan  büyüme rakamlarına da değinmek istiyorum. 'Türkiye stagflasyona girdi, Türkiye  küçülecek, Türkiye resesyona girdi' gibi birçok şeyler duyduk. Türkiye, küresel  ekonomideki bu denli sert süreçlere rağmen, tarihinin en büyük kur saldırısını  yaşamasına rağmen, o saldırıyı yaşadığı dönemde dahi bir önceki çeyrekteki  11,1’lik baz etkisine rağmen büyümüştür. TÜİK tarafından bugün açıklanan verilere  göre Türkiye ekonomisi 2018 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine  göre reel olarak yüzde 1,6 oranında büyüme kaydetti. İç ve dış konjonktürde  olumsuzluk yaşadığımız bir dönemde yıllık bazda kaydedilen pozitif büyüme  aldığımız güven artırıcı politika kararlarının etkili olduğunu ve Türkiye  ekonomisinin sağlam duruşunu devam ettirdiğini göstermektedir. Ekonomide 2018  yılı ikinci çeyreğinde başlayan dengelenme sürecinin üçüncü çeyrekte  belirginleşerek devam ettiğini görüyoruz."
 
Bu denli sert süreçlerde Türkiye'nin ekonomide yumuşak geçişleri  sağlayabildiğini, kontrollü bir yol izleyebildiğini gösterdiğini ifade eden  Albayrak, bu dönemde nihai yurt içi talep büyümeye sınırlı katkı verirken,  ihracat ve turizm gelirlerindeki güçlü görünüm ve zayıf ithalat nedeniyle net dış  talebin büyümeye kuvvetli bir katkı sağladığını bildirdi.
 
Albayrak, son dönemde finansal piyasalarda gözlenen olumlu gelişmeler  ve öncü göstergelerdeki göreli iyileşmelerin önümüzdeki dönemde büyümenin YEP’te  öngörüldüğü gibi sürdürülebilir bir patikada seyredeceğini net bir şekilde  gösterdiğini dile getirerek, inovasyon ve verimlilikteki ilerlemeye bağlı olan  rekabetçiliği artırmak için ekonomi politikalarını, bunu destekleyecek şekilde  kurgulamaya devam ettiklerini söyledi.
 
Albayrak, Türkiye'de son 16 yılda uygulanan mali disiplin  sayesinde kamunun borç yükünün oldukça düşük seviyelere indirildiğini ifade  ederek, AB Tanımlı Genel Yönetim Borç Stokunun GSYH'ye oranının 2002'de yüzde  72,1 seviyesindeyken, 2018'in ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 29,2 seviyesine  gerilediğini söyledi.
 
Söz konusu oranın Avrupa Birliği Bölgesi'nde 2018 yılı birinci çeyreği  itibarıyla yüzde 81,5 seviyesinde olduğunu aktaran Albayrak, şöyle devam etti:
 
"Bu dönemde sadece borç yükü azaltılmamış, aynı zamanda borcun vadesi  uzamış ve borç stokunun yapısı iyileştirilmiştir. Merkezi yönetim brüt borç stoku  içinde değişken faizli senetlerin payı 2002'deki yüzde 51,1 seviyesinden 2018  yılı ağustos ayı itibarıyla yüzde 23,8 seviyesine gerileyerek, borç stokunun faiz  oranına olan duyarlılığı önemli ölçüde azaltıldı. Uygulanan ihtiyatlı  makroekonomik politikalar sayesinde Hazine borçlanma gereksinimi azaltılmıştır."
 
Albayrak, bu yıl için açıklanan Hazine Finansman Programı'nda yüzde  110 seviyesinde öngörülen iç borç çevirme oranının yaşanılan tüm finansal  saldırılara rağmen yüzde 95 seviyesinde gerçekleştirilmesinin planlandığını dile  getirerek, Türkiye'ye karşı gerçekleştirilen spekülatif ataklara karşı devreye  aldıkları güçlü aksiyon adımlarıyla oluşturulmak istenen negatif havayı  dağıttıklarını vurguladı.
 
Ekonomi yönetimi içinde yer alan tüm kurum ve kuruluşlarla kurdukları  güçlü koordinasyon ve sinerjinin, bu dönem elde edilen başarının en büyük sebebi  olduğuna işaret eden Albayrak, "Spekülatif saldırılara karşı aldığımız  tedbirlerle tüm paydaşların süreçten en az zararla çıkmasını sağladık." diye  konuştu.
 
Bakan Albayrak, göstergelerdeki negatif seyri kırdıklarını ve bir ayı  aşkın süre göz önüne alındığında gelişmekte olan ülkeler arasında para birimi ve  CDS primlerindeki pozitif ayrışmayla öne çıkan ülkenin Türkiye olduğunu  anlatarak, sürecin sonunda sermaye piyasalarında ekimde 6 ay aradan sonra dolar  cinsinden çok başarılı bir tahvil ihracı gerçekleştirildiğini, ihraç miktarının 3  katı taleple karşılaştıklarını bildirdi.
 
"YEP, KÜRESEL FİNANS ÇEVRELERİNDE GÜÇLÜ KARŞILIK BULDU"
 
Albayrak, sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve derinleştirilmesi  kapsamında Türkiye'nin en büyük Varlığa Dayalı Menkul Kıymet (VDMK) ihracının  geçen hafta gerçekleştirildiğini ve 4 banka tarafından sonuçlandırılan ihraca 118  yatırımcıdan toplam 2,43 kat talep geldiğini hatırlattı.
 
Başarılı tahvil ihraçlarının, atılan adımların ve Yeni Ekonomi  Programı'nın (YEP) küresel finans çevrelerinde güçlü karşılık bulduğunu ortaya  koyduğuna dikkati çeken Albayrak, şu ifadeleri kullandı:
 
"Piyasalara arz edilen iç borçlanma senet miktarını azaltarak,  borçlanma vadesini kısaltarak ve senet çeşitlerini piyasa koşullarına göre revize  ederek geçici piyasa oynaklığına karşı önlemler aldık. 2018 yılı içinde yatırımcı  tabanının genişletilmesi ve yatırım enstrümanlarının çeşitlendirilmesi amacıyla  bireysel yatırımcılara yönelik çalışmalara hız verilmiş olup bu kapsamda yurt  içinde altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası ihracı  gerçekleştirilmiştir. Kısa süre içinde Hazine garantili bir altın tahvili ve  altına dayalı kira sertifikası ihracı daha gerçekleştirilecektir."
 
Berat Albayrak, kamu kurumlarının mali kaynaklarının yönetimi tek elde  toplayacak Tek Hazine Kurumlar Hesabı 17 Ekim itibarıyla uygulamaya geçirildiğini  anımsatarak, gelecek dönemde kurumların sayısının artmasıyla kapsamı  genişletilecek olan hesapla yaklaşık 40 milyar liralık kamu kaynağı daha etkin ve  verimli bir şekilde yönetileceğini böylelikle kamunun borçlanma maliyetlerinin  aşağıya düşürüleceğini aktardı.
 
BORÇ ÜSTLENİM TAAHHÜTLERİ
 
Tek elde toplanacak nakit rezervinin en uygun finansal araçlarla  nemalandırılması sayesinde yıllık 3 ila 4 milyar lira arasında tasarruf elde  edileceğini belirten Albayrak, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nda belirlenen  limitlerle Hazine garantileri ve borç üstlenim taahhütlerinden kaynaklanabilecek  riskleri sınırlandırdıklarının altını çizdi.
 
Albayrak, gelecek yıl için öngörülen kredi talepleri ve  gerçekleştirilmesi planlanan projeler dikkate alınarak hazine garantili imkan ve  dış borcun ikrazı limiti ve borç üstlenim taahhüt limiti 4,5 milyar dolar olarak  belirlendiğini bildirdi.
 
Halihazırdaki 7 ulaştırma projesi için 15,4 milyar dolar tutarındaki  krediye borç üstlenim taahhüdü sağlandığını ifade eden Albayrak, "Hazine  garantilerinden ve borç üstlenim taahhütlerinden kaynaklanabilecek koşullu  yükümlülükler kapsamındaki risklerin borç stokuna, borcun sürdürülebilirliğine ve  mali disipline muhtemel etkileri çeşitli senaryo analizleri ve araçlar  vasıtasıyla ölçülmekte ve çok yakından takip edilmektedir." dedi.
 
TEŞVİK VE DESTEKLER
 
Albayrak, 2018'de kamu kurum ve kuruluşlarının Yatırım Programı'nda  yer alan projeleriyle bankacılık kesimi aracılığıyla özel sektörün finansmanına  yönelik dış finansman çalışmalarının sürdüğünü belirterek, toplam 2 milyar 70  milyon dolar tutarında dış finansman sağlandığını söyledi.
 
Gelir politikaları ve uygulamaları konusunda son dönemde, temel  politika öncelikleri çerçevesinde imalat ve üretim faaliyetlerinin teşvikine  yönelik olarak vergisel alanda birçok düzenlemeyi hayata geçirdiklerini  vurgulayan Albayrak, 2017 ve 2018'de imalat sektöründe gerçekleştirilen  yatırımlara ilave kurumlar vergisi ve KDV desteği sağladıklarından hatırlattı.
 
Makine ve teçhizat yatırımları desteklerine de değinen Albayrak,  ekonomik canlanmaya katkı sağlamak amacıyla yapılan düzenlemelerden bahsetti.
 
Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, uygulanmakta olan istihdam  politikalarına katkı sağlamak ve işsizliği azaltmak amacıyla yapılan  düzenlemelere de değinerek, şunları kaydetti:
 
"2018-2020 yıllarında işe alınacak her bir işçi için asgari ücret  üzerinden ödenmesi gereken tüm SGK primleri ve vergileri 12 ay boyunca devlet  olarak karşılıyoruz. Kadın, genç ve engelli istihdamında ise bu teşvikten 18 ay  boyunca yararlanılabilmektedir.? İmalat ve bilişim sektöründe işe alınacaklar  için SGK prim desteği 2 bin 29,5 liraya kadar çıkabilmektedir. İmalat sektöründe  2018'de ilk defa istihdam edilecek her genç çalışan için, 2 ayda bir olmak üzere  883 lira vergi ve prim desteği, bin 603 lira ücret desteği olmak üzere 2 bin 486  lira tutarındaki tüm maliyetler devlet tarafından karşılanmaktadır."
 
Albayrak, 2019 bütçesini sunumunda, makroekonomik gelişmelere ilişkin  değerlendirmelerde de bulundu.
 
Geçen yıl bütçe giderlerinin 678,3 milyar lira, bütçe gelirlerinin  630,5 milyar lira, bütçe açığının 47,8 milyar lira ve faiz dışı fazlanın 8,9  milyar lira olarak gerçekleştiğini hatırlatan Albayrak, "2017 yılı bütçe  giderleri, bütçe başlangıç tahminine göre yüzde 5,1, yıl sonu gerçekleşme  tahminine göre yüzde 0,7 artmıştır. Buna karşın bütçe gelirlerimiz bütçe  başlangıç tahminine göre yüzde 5,4, yıl sonu gerçekleşme tahminine göre yüzde 3  artış göstermiştir. Geçen yıl 47,8 milyar lira olarak gerçekleşen bütçe açığı  başlangıçta öngörülen açığın 928 milyon lira üzerinde ancak yıl sonu gerçekleşme  tahmininin ise 13,9 milyar lira altında gerçekleşmiştir." diye konuştu.
 
Albayrak, bu yıl merkezi yönetim bütçe giderlerinin 821,8 milyar lira,  bütçe gelirlerinin 749,6 milyar lira, bütçe açığının 72,1 milyar lira ve faiz  dışı dengenin de 4,3 milyar lira olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini  söyledi.
 
Yıl sonu bütçe açığının başlangıç hedefinin 6,2 milyar lira üzerinde  gerçekleşeceğini ve bunun milli gelire oranının ise yüzde 1,9 olacağını  öngördüklerini bildiren Albayrak, "2018 yılında personel giderlerinin 200,3  milyar lira, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinin 34,4 milyar  lira, mal ve hizmet alım giderlerinin 69,3 milyar lira, cari transferlerin 323,1  milyar lira, sermaye giderlerinin 78,7 milyar lira, sermaye transferlerinin 17,3  lira, borç verme giderlerinin 22,2 milyar lira ve faiz giderlerinin 76,4 milyar  lira olarak gerçekleşmesini bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
 
"YEP'İ HEDEFLERE UYUMLU HAZIRLADIK"
 
Albayrak, gelecek yılın bütçesini, YEP kapsamında açıklanan ekonomik,  mali ve sosyal hedeflerle uyumlu şekilde hazırladıklarını anlatarak, söz konusu  dönemde bütçe giderlerini 961 milyar lira, faiz hariç giderleri 843,7 milyar  lira, bütçe gelirlerini 880,4 milyar lira, vergi gelirlerini 756,5 milyar lira,  bütçe açığını 80,6 milyar lira ve faiz dışı fazlayı 36,7 milyar lira olarak  öngördüklerini kaydetti.
 
Gelecek yıl bütçe ödeneklerinin, 2018 yılına göre yüzde 26 arttığına  dikkati çeken Albayrak, bu artışın yaklaşık 198 milyar liraya tekabül ettiğini  bildirdi.
 
Albayrak, personel giderlerinin toplam bütçe harcamaları içindeki  payının 30,6 olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
 
"Personel ücretlerine 2019 yılında yansıtılacak enflasyon farkı  ödemeleri ile 2018 yılında kadroya geçen taşeron işçilerin ücret ödemeleri  nedeniyle personel giderleri geçen yıla göre yüzde 35,6 artarak, 216 milyar 570  milyon liradan 293 milyar 678 milyon liraya yükselmiştir. 2019 yılı içerisinde  emekli ve yaşlılık aylıklarına yapılacak enflasyon farkı dahil zamlar ile  emeklilere verilecek bayram ikramiyeleri nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna  yapılan transferler yüzde 36,5 artarak, 185 milyar 160 milyon liraya  yükselmiştir. Faiz oranında ve döviz kurundaki yükselişe bağlı olarak borçlanma  maliyetlerindeki ve dış borç faiz ödemelerindeki artış nedeniyle faiz giderleri  2018 yılına göre yüzde 63,6 artarak, 117 milyar 317 milyon liraya yükselmiştir."
 
"BÜTÇE GİDERLERİNİN DAĞILIMI"
 
Albayrak, vergi gelirlerinin yüzde 20 artarak 756,5 milyar lira, vergi  dışı gelirlerin ise yüzde 4 artarak 123,9 milyar lira ulaşacağını öngördüklerini  aktardı.
 
Gelecek yıl vergi gelirlerinin alt kalemleri hakkında da bilgi veren  Albayrak, "Gelir vergisi 171,9 milyar lira, kurumlar vergisi 74,2 milyar lira,  dahilde alınan KDV 70,7 milyar lira, özel tüketim vergisi 162,6 milyar lira,  ithalde alınan KDV 165,8 milyar lira, damga vergisi 20,8 milyar lira, harçlar  27,7 milyar lira, banka ve sigorta muameleleri vergisi 19 milyar lira, motorlu  taşıtlar vergisi 16 milyar lira ve diğer vergiler 27,8 milyar lira olarak tahmin  edilmiştir. 2019 yılı bütçesi, Yeni Ekonomi Programı'nda ortaya konulan  dengelenme sürecinin en temel destekleyicisi olacaktır. Maliye politikası, para  politikasıyla eş güdümlü olarak, enflasyon başta olmak üzere cari açık ve  büyümeye ilişkin hedeflerle uyumlu yürütülecektir." değerlendirmesinde bulundu.
 
Albayrak, Yeni Ekonomi Programı'nda ortaya koyulan hedefler  doğrultusunda hazırlanan 2019 yılı bütçesinin, en önemli özelliklerinden birinin  tasarruf bütçesi olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu:
 
"Özellikle alt yapı yatırımlarımız doygunluk noktasına ulaştığı için  öncelikli tasarruf alanımız burası oldu. Bir yandan tasarruflar sayesinde kamu  kaynaklarının verimsiz alanlara yönelmesinin önüne geçilirken diğer yandan  memurumuzun, işçimizin, emeklimizin, haklarını koruduk. Daha önceki yıllarda  olduğu gibi 2019 yılı bütçesinde de kadınlara, çocuklara, gençlere, yaşlılara ve  engellilere sağladığımız imkanları artırarak devam ettirdik. Diğer taraftan,  ihracata, teknoloji üretimine ve turizme yönelik ayrılan kaynaklarda temel olarak  kesinti uygulanmamıştır. Yeni Ekonomi Programı'nda da ilan ettiğimiz gibi, 2019  yılı bütçesinden başlayarak 3 yıllık dönemde kaynaklarımızı öncelikli olarak  ihracatı artıracak, teknolojik ürün üretimi sağlayacak ve cari açığı azaltacak  yatırımlara kanalize edeceğiz. Bu kapsamda daha önce ilan ettiğimiz bütçe  disiplini ve sıkı maliye politikası yaklaşımımız 2019 yılında da tavizsiz şekilde  uygulanmaya devam edilecektir. Gelir tarafında, tek seferlik gelir artırıcı  tedbir öngörmedik. Dönem içerisinde meydana gelebilecek tek seferlik uygulamalar,  bütçemizi pozitif olarak etkileyecektir. Bütçemizin en önemli özelliği sermaye  giderlerinde sağlayacağı ortalama yüzde 20'lik düşüş ile arzu ettiğimiz 'Ekonomik  dengelenme' sürecine büyük katkı sağlayacak olmasıdır. Tek seferlik gelirlere  dayanarak kalıcı harcamalara bütçemizde yer vermedik."
 
"VERGİ GELİRLERİNİN YÜZDE 21'Nİ EĞİTİME HARCAYACAĞIZ"
 
Günümüzde, nitelikli insan gücünün, bilimsel ve teknolojik  gelişmişliğin ön şartının eğitim olduğunu dile getiren Albayrak, AK Parti  hükümetleri olarak daha önceki yıllarda olduğu gibi 2019'da da bütçeden en büyük  payı eğitime ayırdıklarını söyledi.
 
Eğitime ayırdıkları kaynağı 2019'da 161 milyar liraya çıkardıklarını  ifade eden Albayrak, böylelikle bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 17'sini  doğrudan eğitime ayırdıklarını yani 2019'da vergi gelirlerinin yüzde 21'ini bu  alana harcayacaklarını kaydetti.
 
Sağlık alanında yaptıkları reformlarla sağlık hizmetinin kalitesini  artırdıklarına işaret eden Albayrak, "Ruhen ve bedenen sağlıklı nesillerin  yetişmesi için sağlık alanındaki harcamalarımızı artırdık. Bu amaçla 2019'da  bütçemizden sağlığa yaklaşık 157 milyar lira kaynak ayırdık. 2002'de yüzde 11,3  olan sağlık harcamalarının bütçe içindeki payını 2019'da yüzde 16,3'e çıkardık."  diye konuştu.
 
Albayrak, 2019'da özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını  destekleyecek yatırımlara önem verdiklerine dikkati çekerek, gelecek yıl bütçeden  yatırımlar için 65,1 milyar lira kaynak ayırdıklarını söyledi.
 
Yerel yönetimlere daha fazla önem verdiklerine dikkati çeken Albayrak,  kamu hizmetlerinin sunumunda yerel yönetimlere daha çok görev ve sorumluluk  vererek, merkezden yürütülen birçok hizmetin mahallinde daha etkin ve verimli  sunulmasını sağladıklarını anlattı. Albayrak, yerel yönetimlere verilen önem  doğrultusunda, büyükşehir ve diğer belediyeler ile il özel idarelerine ayırılan  kaynağı yüzde 28,4 artırarak 93,6 milyar lira seviyesine ulaştırdıklarını dile  getirdi.
 
Gelecek yılın bütçesinde sosyal harcamalar için ayrılan kaynağı 62,1  milyar liraya çıkardıklarına dikkati çeken Albayrak, "Bu tutar 2019 yılı  bütçesinin yüzde 6,5'ine denk gelmektedir. Oysa 2002'de bu oran o günün  bütçesinin yüzde 1,3'üydü, ayırılan kaynak ise sadece 1,6 milyar liraydı."  ifadelerini kullandı.
 
Albayrak, 2019'da bütçeden yatırım ödenekleri dahil tarıma ayrılan  kaynak toplamının 26,5 milyar lira olduğunu ifade ederek, "Bu kapsamda, tarımsal  destek programları için 16,1 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için  5,1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale alımları, tarımsal  KİT’lerin finansmanı, ihracat destekleri ve diğer tarımsal destekler için 5,3  milyar lira kaynak ayırıyoruz." dedi.
 
"REEL SEKTÖRÜ DESTEKLEMEYİ SÜRDÜRÜYORUZ"
 
Albayrak, 2019'da özel sektör öncülüğünde büyüme stratejisini  sürdürdüklerini anlatarak, reel kesim destekleri için bütçemizden 32,8 milyar  lira kaynak ayırdıklarını bildirdi.
 
Yurt içi tasarruf oranının artırılmasının, hükümetin ekonomi  politikasının önemli bileşenlerinden biri olduğunu vurgulayan Albayrak, bu sayede  sürdürülebilir yüksek büyüme hedeflediklerini söyledi.
 
Gelecek yıl Bireysel Emeklilik Sistemi kapsamında devlet katkısı  tutarı için bütçede 4,1 milyar lira kaynak ayırdıklarını, 2019 sonunda bütçeden  karşılanan toplam devlet katkısı tutarının 19,4 milyar liraya ulaşacağını  bildiren Albayrak, bugün itibarıyla bireysel emeklilik sistemindeki katılımcı  sayısı 7 milyon kişiye, birikmiş fon tutarı ise devlet katkısı dahil 87 milyar  liraya yaklaştığını belirtti.
 
Albayrak, iktidara geldikleri 2002'den bu yana kamu görevlilerinin  mali ve sosyal haklarında ciddi iyileşmeler sağladıklarını vurguladı. Albayrak,  2002-2018 Kasım döneminde kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerinde enflasyonun  oldukça üzerinde artış sağladıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
 
"Aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşı 2002 Aralık ayında  392 lira iken 2018 Kasım ayında 3 bin 133 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  699'a ulaştı. Aile yardımı ödeneği dahil ortalama memur maaşı 2002 Aralık ayında  578 lira iken 2018 Kasım ayında 3 bin 806 liraya çıkarılarak, artış yüzde 559'a  ulaştı. Muhtar aylığı 2002 Aralık ayında 97 lira iken 2018 Kasım ayında bin 726  liraya çıkarıldı, artış yüzde bin 673'e seviyesine ulaştı. Güvenlik korucu  ücretleri 2002 Aralık ayında 236 lira iken 2018 Kasım ayında bin 727 liraya  çıkarıldı, artış yüzde 631'e ulaştı. Aynı dönemde gerçekleşen enflasyon ise yüzde  349,5 olmuştu."
 
TBMM Genel Kurulu'nda Albayrak, uygulamakta  oldukları vergi politikalarıyla sosyal ve çevresel politikalara da destek  olduklarını söyledi.
 
Net asgari ücretin vergi tarifesi sebebiyle dönem başında belirlenen  miktarın altına düşmesini kalıcı olarak önlediklerini anlatan Albayrak, şöyle  devam etti:
 
"İşverenlerce kadın hizmet erbabına sağlanan kreş hizmetlerini gelir  vergisinden istisna ettik. Kreş hizmeti verilmeyen durumlarda ise kreşlere ödenen  tutarın aylık olarak asgari ücretin yarısına kadar olan kısmını gelir vergisinden  muaf tuttuk. 16 yaş ve üzerindeki ikinci el araçlarını 2019 sonuna kadar hurdaya  çıkarmak suretiyle trafikten çeken araç sahiplerine, yurt içinden yeni araç  alımında 10 bin liraya kadar ÖTV indirimi sağladık. Şehir içi ticari yolcu  taşımacılığında kullanılan taşıtlar ile yük taşımacılığında kullanılan taşıtların  30 Haziran 2019'a kadar özel tüketim vergisi ödenmeksizin yenilenebilmesini  mümkün kıldık."
 
KAYIT DIŞI EKONOMİYLE ETKİN MÜCADELEYE DEVAM
 
Albayrak, kayıt dışı ekonominin azaltılması için planlı mücadele  yürüttüklerini belirterek, şunları kaydetti:
 
"Mükelleflerin uyum düzeyinin artırılarak uyumlu mükellefler aleyhine  oluşabilen haksız rekabetin önlenmesi ve kayıtlı ekonominin teşvik edilmesi  amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde yeni bir veri ve risk analiz merkezi  kuruyoruz. Kurulacak bu merkezde, farklı veri kaynaklarından elde edilen  bilgilerle, faaliyet grupları ve sektörler itibarıyla analizler yapılmak  suretiyle vergilemede muhtemel risk alanları tespit edilecektir. Bu yıl  tamamlamayı hedeflediğimiz yeni bir eylem planı çerçevesinde kayıt dışı ekonomi  ile mücadele çalışmalarımıza devam edeceğiz."
 
E-TEBLİGAT İLE 300 MİLYON LİRA TASARRUF
 
Albayrak, vergi mükelleflerin elektronik uygulamalarla neredeyse tüm  işlemlerini gerçekleştirilebilmesini sağladıklarının altını çizerek, "Bunun yanı  sıra idari işlemlerimizi de elektronik ortama taşıdık. Kurduğumuz e-Tebligat  Sistemi ile yaklaşık 30 milyon tebliğ belgesini elektronik ortamda tebliğ ettik  ve yaklaşık 300 milyon lira tasarruf sağladık." dedi.
 
Serbest meslek erbabı, işletme hesabı esasına göre defter tutan  mükelleflerle basit usule tabi olan mükelleflerin kayıtlarının elektronik ortamda  tutulmasına imkan veren defter beyan sistemini hayata geçirdiklerini ifade eden  Albayrak, "Bu kapsamda yaklaşık 2,1 milyon mükellefin gelir ve gider kayıtlarının  portal üzerinden elektronik ortamda tutulmasını, beyannamelerin kullanıcı dostu  ara yüzler vasıtasıyla sistem üzerinden doldurulmasını hedefliyoruz. Böylece  küçük ölçekli mükelleflerimizin de vergiye uyum maliyetlerini azaltıyoruz."  şeklinde konuştu.
 
Albayrak, KDV iadelerinin hızlı ve doğru yapılabilmesini sağlamak için  yoğun bir şekilde çalıştıklarını vurgulayarak, şunları aktardı:
 
"Bu kapsamda daha önce yapmış olduğumuz hizmetlere ilave olarak  belirli şartları sağlayan mükelleflerimizin, yeminli mali müşavirlerce  hazırlanmış KDV iadesi tasdik raporu ile talep ettikleri KDV iade tutarlarının  yüzde 50'sinin, yapılacak ilk kontrollere göre 10 iş günü içerisinde teminat  alınmaksızın iade edilmesini, kalan tutarın daha sonra yapılacak kontroller  çerçevesinde iade edilmesini öngören bir sistem kuruyoruz."
 
Vergisel konularda anlaşılabilirliğin sağlanması, mükelleflerin hak ve  ödevleri konusunda bilgilendirilmesi yoluyla vergi bilincini ve gönüllü uyumu  daha da artırmak üzere, Mükellef Hizmetleri Merkezi'ni yeniden  yapılandırdıklarını anlatan Albayrak,  "İnteraktif Vergi Dairesi'nin kapsamını  genişletiyoruz. Vergi dairesine gidilerek yapılan işe başlama bildirimi, adres  değişikliği gibi birçok işlemi elektronik ortama taşıyarak vergi dairesine  gitmeden yapılabilir hale getirdik. Bu sayede vergisel işlemlerde kolaylık, hız  ve etkinlik sağladık." dedi.
 
Albayrak, Dünya Bankasının İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nde Türkiye'nin  2018'de 190 ülke arasında bir önceki yıla göre 60. sıradan 17 basamak yükselerek  43. sıraya çıktığını anımsatarak, raporda, Türkiye'nin iş yapma kolaylığı  açısından en büyük ilerleme kaydeden ülkelerin arasında gösterildiğine işaret  etti.
 
Çifte vergilendirmeyi önlemek için yaptıkları çalışmalara değinen  Albayrak, "Türk müteşebbislerin diğer ülkelerde vergisel yönden öngörülebilir ve  kurallara bağlanmış bir ortamda çifte vergilendirme riski olmaksızın ticari,  mesleki faaliyetlerini sürdürmelerine ve her türlü yatırımda bulunmalarına imkan  tanımak, benzer şekilde yabancı müteşebbislerin ve yatırımcıların da aynı  koşullarda ülkemize güven içinde gelmelerini sağlamak amacıyla çifte  vergilendirmeyi önleme anlaşmaları imzalamaktayız. Bu kapsamda imzalanan anlaşma  sayımız 90’a ulaşmış olup, bunlardan 85'i yürürlüktedir. Diğer anlaşmaların ise  onay süreci devam etmektedir." ifadelerini kullandı.
 
Yürütecekleri gelir politikasına da değinen Albayrak, şunları  kaydetti:
 
"Gelir politikalarımızı, 2019'da gerekli mali alanın temini suretiyle  makroekonomik dengelenme sürecinin desteklenmesi, 2020 ve 2021 döneminde ise kamu  harcamaları için ihtiyaç duyulan finansmanın sağlanması, sosyo-ekonomik kalkınma  ve adaletin daha da güçlendirilmesi, ekonominin uluslararası düzeyde rekabet  gücünün artırılması ve yurt içi tasarruflara katkı sağlanması hedefleri  doğrultusunda yürüteceğiz."
 
"EKONOMİNİN REKABET GÜCÜNÜ DAHA DA GELİŞTİRECEĞİZ"
 
YEP'teki gelir politikalarına yönelik hedefler çerçevesinde gelecek  dönemde yapılacakları aktaran Albayrak, şöyle konuştu:
 
"Mali disiplinin hassasiyetle korunması ekonomi politikalarımızın en  öncelikli hedefi olacaktır. Vergi sisteminin daha basit, etkin, geniş tabanlı ve  daha adil bir yapıya kavuşturulmasına ve vergi mevzuatının sadeleştirilmesine  yönelik çalışmalarımıza çok daha hızlı ve etkili devam edeceğiz. Etkinliği  olmayan istisna, muafiyet ve indirimleri kademeli olarak kaldıracak ve mecbur  olmadıkça yeni istisna, muafiyet ve indirim getirmeyeceğiz.
 
Mükelleflerimizin vergiye uyum seviyelerini güçlendirecek ve kayıtlı  ekonomiye geçişi hızlandıracağız.  Gelir politikalarımız ile ihracat odaklı ve  teknoloji tabanlı bir üretim modeli çerçevesinde, nitelikli yatırımları, katma  değerli üretimi, istihdamı ve ihracata dayalı büyümeyi destekleyerek,  ekonomimizin rekabet gücünü daha da geliştireceğiz."