Bakan Akar Doha'dan duyurdu! İzin vermeyeceğiz

AA |  15 Aralık 2019 Pazar - 11:07 | Son Güncelleme : 15 12 2019 - 11:29

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türkiye'nin DEAŞ, PKK/YPG ve tüm terör örgütleri ile mücadeleye olan bağlılığında bir değişiklik olmadığını belirterek "Bizim Kürtlerle ya da diğer herhangi bir etnik grupla bir sorunumuz yoktur. Biz sadece terör örgütleri ile mücadele ediyoruz" dedi.


Akar, Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen 19. Doha Forumu'ndaki  konuşmasında, dengesiz ve öngörülemeyen, çok daha fazla dikkat gerektiren bir  güvenlik ortamının yaşandığını belirtti.
 
Bunların yanı sıra geleneksel tehditlere "terörizm, radikal  ideolojiler, çökmüş devletler, taşeron savaşları, donmuş çatışmalar, kitlesel  göç" gibi ilave risklerin eşlik ettiğini kaydeden Akar, uluslararası ilişkiler  sahnesindeki gelişmeleri etkileyen aktörler, faktörler ve risklerin daha da  arttığını dile getirdi.
 
Bu risklerin ve zorlukların kontrol altına alınmasının, karar  vericiler için daha fazla endişe konusu haline geldiğine dikkati çeken Akar,  özellikle ulus aşırı terörizmi büyük bir tehdit olarak nitelendirdi. 
 
Aşırılık yanlısı grup ve bireylerin, sadece kendi ülkelerine değil  uzak ülkelere de zarar verdiğini ifade eden Akar, bunların yanı sıra yeni  zorlukların, yeni iş birliği alanları için de imkanlar sunduğunu belirtti. Akar,  Türkiye'nin uluslararası barışı ve güvenliği güçlendirmek isteyen herkesle, tüm  bu alanlarda diyalog ve iş birliğini artırmaya hazır olduğunu söyledi.  Akar,  Türkiye'nin terörizmden en çok çeken ülkelerden biri olduğunu ve terörizmle  uzun  süredir mücadele ettiğini belirterek, "Bize doğrudan tehdit oluşturan birçok  büyük terörist grupla karşı karşıyayız" dedi.
 
Bunlardan birinin terör örgütü PKK ile aynı olan YPG olduğunu bildiren  Akar, "Bazı ülkeler Suriye'de DEAŞ'e karşı savaşmak bahanesiyle YPG'yi  desteklemeye başladığında, onları bir terörist örgütü bir başka terörist örgüt  kullanarak yok etmeye çalışmanın getireceği risklere karşı uyarmıştık" diye  konuştu. Terör örgütü YPG'nin halen müttefik ülkelerden destek görmeye devam  ettiğini dile getiren Akar, "YPG'ye verilen her silah, doğrudan Türkiye'ye karşı  kullanılmak üzere PKK'nın eline geçmektedir" ifadesini kullandı.
 
"YPG'nin müttefiklerimizden destek görmesi  onun terör örgütü olduğu  gerçeğini değiştirmez" diyen Akar, 9 Ekim'de Barış Pınarı Harekatı'nın  başlatıldığını anımsattı. Türkiye'nin demografik yapıyı değiştirmek veya işgal  gibi bir niyetinin olmadığı vurgulayan Akar, "Dolayısıyla 'istila', 'işgal' veya  'etnik temizlik' suçlamaları resmen yanlıştır, yanıltıcıdır ve hatalıdır" dedi.
 
 "Sadece terör örgütleriyle mücadele ediyoruz"
 
Barış Pınarı Operasyonu'nun uluslararası hukuk,  BM Sözleşmesi'nde  öngörülen meşru müdafaa hakkı, terörle mücadele ile ilgili BM Güvenlik Konseyi  kararları ve Suriye'de teröristlerle savaşmak için Türkiye ile Suriye arasında  imzalanan Adana Mutabakatı çerçevesinde icra edildiğini belirten Akar, harekatla,  sınırları ve halkı korumayı, DEAŞ ve PKK/YPG teröristlerinin varlığına son  vermeyi, Suriye'nin kuzeyinde terör koridorunu önlemeyi ve güvenli bir bölgeyi  oluşturmayı hedeflediklerini aktardı.
 
Böylece Araplar, Kürtler, Hristiyanlar, Yezidiler ve Keldaniler de  dahil, yaklaşık 2 milyon yerinden edilmiş Suriyelinin de onurlu ve gönüllü olarak  kendi topraklarına ve evlerine güvenli bir şekilde dönmesinin sağlanmasının  hedeflendiğini ifade eden Akar, "Bizim Kürtlerle veya diğer etnik kökenlerle  ilgili hiçbir sorunumuz olmadığını vurgulamak isterim. Biz sadece terör  örgütleriyle mücadele ediyoruz" dedi.
 
Diğer operasyonlarda olduğu gibi Barış Pınarı Harekatı'nda da   sivilleri, tüm dini ve etnik gruplarla birlikte tarihi kültürel yapıları,  bölgedeki çevreyi ve sivil altyapıyı korumak için ellerinden gelen gayreti  gösterdiklerini bildiren Akar, ABD ve Rusya ile iki mutabakata rağmen, terör  örgütü PKK/YPG'nin çok sayıdaki ihlal ve tacizinin devam ettiğini belirtti.
 
Barış Pınarı Harekat alanında devriyelere, emniyet ve güvenliği  sağlamayı çalışmaya ve el yapımı patlayıcıları temizlemeye devam ettiklerini  belirten Akar, "Tel Abyad'da YPG tarafından yakılan hastane, tahrip edilen su  tesisini ve elektrik şebekesini onardık. Altyapıyı tekrar işler hale getirdik ve  bölgede yaşam normale dönmeye başladı. Silahlı Kuvvetlerimiz, devlet kurumlarımız  ve kuruluşlarımız bölgede sağlık ve eğitim gibi birçok kamu hizmetinin devam  etmesini sağlıyor" diye konuştu.
 
Bölgedeki terör varlığından dolayı köylerinden kaçmak zorunda kalan  tüm dini ve etnik toplulukların artık güvenli bir şekilde ve gönüllü olarak  evlerine dönebildiğine dikkati çeken Akar, uluslararası bir anket şirketi  tarafından Suriye'nin kuzey doğu kısmında geçen ay yapılan bir ankette,  katılımcıların çoğunluğunun Barış Pınar Harekatını desteklediğinin belirlendiğini  vurguladı.
 
DEAŞ ile mücadele
 
Türkiye'nin Barış Pınarı Operasyonu'nu başlattığından bu yana sahte,  taraflı haber ve görsellere dayanan geniş çaplı bir dezenformasyon kampanyasıyla  karşı karşıya kaldığını ifade eden Akar, dünyanın diğer bölgelerinde ve daha önce  yaşanmış çatışmalardan alınan yanıltıcı görsellerin, Türkiye'yi suçlamak için  sosyal medya aracılığıyla dağıtıldığını belirtti.
 
Teröristlerin ürettiği sahte haberlere ve propagandaya itibar  edilmesinin terörle mücadeleye zarar verdiğini aktaran Akar, "Bizim tüm  operasyonlarımızın ve faaliyetlerimizin merkezinde milli, ahlaki, etik ve  profesyonel değerlerimiz yer almaktadır" dedi.
 
Türkiye'nin birden fazla terörist örgütle karşı karşıya olduğunu ifade  eden Akar, "Türkiye DEAŞ'a karşı yapılan mücadelede de ön saflarda yer  almaktadır" diye konuştu.
 
DEAŞ'a karşı uluslararası koalisyonun çabalarına aktif olarak  katıldıklarını, DEAŞ'ın Türkiye'ye yönelik saldırılarında  yaklaşık 600 sivilin  hayatını kaybettiğini anımsatan Akar, şunları söyledi:
 
"2016'da Fırat Kalkanı Operasyonunda, 3 bin DEAŞ'lı etkisiz hale  getirildi. Bu operasyonda 72 kahraman Türk askerini şehit verdik. Barış Pınarı  Operasyonu sırasında, Türkiye'nin operasyon sahası içinde bulunan yalnızca bir  tane DEAŞ hapishanesi vardı. Biz vardığımızda bomboştu. PKK/YPG bütün mahkumları  serbest bırakmıştı. Son zamanlarda bazı üst düzey DEAŞ liderlerinin Türk güvenlik  kuvvetleri tarafından yakalanması, DEAŞ'a karşı devam eden başarılı mücadelemizin  bir göstergesidir. Türkiye'de tutuklanan yabancı uyruklu DEAŞ üyelerinin,  uluslararası hukuka uygun olarak kendi ülkelerine geri gönderilmesine devam  ediliyor."  
 
 “Terör koridoruna izin vermeyeceğiz”
 
Suriye krizinin son 8 yılına bakıldığında Türkiye'nin, Suriyeliler ve  bölge için diğer ülkelerin yaptığından daha fazlasını yaptığını vurgulayan Akar,  şöyle konuştu:
 
"Terörizm, dünya için acil bir temel güvenlik tehdidi olmaya devam  etmektedir. Terör örgütleri farklı isimler, biçimler ve stratejiler alabilir  fakat tüm tezahürlerine karşı uyanık kalmalıyız. Ancak bir terör örgütünü,  diğerini kullanarak mağlup edemezsin. Türkiye'nin DEAŞ, PKK/YPG ve tüm terör  örgütleri ile mücadeleye olan bağlılığında bir değişiklik yoktur.  Bizim ne  Kürtlerle, ne de diğer etnik gruplarla bir sorunumuz yoktur. Biz sadece terör  örgütleri ile mücadele ediyoruz. Kürtler bizim kardeşlerimizdir. DEAŞ,  Müslümanları temsil edemeyeceği gibi  PKK/YPG de Kürtleri temsil edemez.  Sınırlarımızın güneyinde bir terör koridoru oluşturulmasına kesinlikle izin  vermeyeceğiz. Türkiye, Suriye ihtilafına kalıcı bir siyasi çözüm bulmada yardımcı  olmak için çalışmaya devam edecektir.  Biz, komşumuz olarak istikrarlı,  demokratik ve siyasi birliği olan bir Suriye görmek istiyoruz."
 
Akar'ın konuşmasını Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile  Katar Savunma Bakanı Halid Bin Muhammed el- Attiye de dinledi.
 
  
 

ETİKETLER

akar pkk ypg