Gazetevatan.com » Yazarlar » 'Bir şeylere çok geç kalmaktan korktum'

'Bir şeylere çok geç kalmaktan korktum'

03 Ağustos 2014 Pazar


Gittin Gideli şarkısıyla gönüllere taht kuran, 90’lı yıllarda meşhur olan Emel ve Erdal ikilisinin duygusal sesi Erdal Çelik, uzun yıllar ara verdiği müziğe yeni bir albümle bu sonbaharda dönüyor. Çelik'le, Hilton Dalaman’da müziğe küskünlüğünü, çocuklarını ve hayatının aşkını konuştuk...

Erdal Çelik’i çok özledik. Neler yapıyor şimdilerde?

Bizler yaptığımız iş nedeniyle ‘’sanatçı hep göz önünde bulunmalı’’ düşüncesinde olan bir ülkenin insanlarıyız. Yaptığınız iş, bulunduğunuz konum, daha önceki izlenirliğiniz buna alıştırmıştır insanları. Biraz göz hizasının altına düştünüz mü hemen unutuldu veya işi bıraktı dedikodusuna girer insanlar.. Bu da yaptığımız işin cilvesidir. Oysa ki, sanatçı göz önünde olmasıyla değil verdiği ürünle anılmalı diye düşünüyorum... Zaman zaman yolda çevirip ‘’Neden bıraktınız işi, piyasayı siz bırakınca başkaları kaptı’ ‘gibi sözlere muhattap oluyoruz nedense ama insanlar şunu sormayı hep ihmal ediyor; “Sizler kırılgansınız ve sizi kıran bir şeyler oldu da siz onun için mi müziğe uzaksınız? Ya da verecek yeni birşeyler var mı” sorusu bana göre daha olumlu bir etkidir sanatçı üzerinde...

Albümlerin çok sattığı dönemin insanı ve her şeyleri dolu dolu yaşamış biri olarak; o TV senin bu radyo benim dolaşmış, fotoğraflanmış, klip çekmiş, diyar diyar dolaşmış bir sanatçıyım. Bunlardan sonra her şeyi aza indirgeyip yaşamak biraz zor oluyor önceleri ama sonrada bakıyorsun ki aslolan bu kadar şeyin size ne kadar anı bıraktığı... Son albümden sonra biraz kırgın biraz şaşkın olarak yoluma devam etmek zorunda kaldığım anlarda bu özetleri okuyarak geçirdim. İşimi en iyi yapmaya çalışan birisi olarak ekmeğimi kazandığım işime daha bir sıkı sarılmayı tercih ettim hep. Bu arada kaçırdığım şeylere de yetişmek gayretim oldu. Mesela iki oğlum var. Özellikle ilk oğlum Doğa’nın büyüme çağında işlerimin yoğunluğu dolayısıyla kaçırdığım zamanların hıncını ikinci oğlum Duru da telafi etmek adına dibine kadar yaşamayı seçtim.. Onlarla daha çok vakit geçirdim. Büyümelerini izledim. İyi insan yetiştirmek zordur ama ben iyi insanlar yetiştirdim sanıyorum... En büyük ürünlerimin, en iyi bestelerimin onlar olduğunu biliyorum. Tabi söz yazarını da unutmamak lazım... Eşim Piraye çok güzel yazdı onları... İşimin gereği neyse onları yapıyorum şu anda. Kendime uygun sahnelerde işimi icra ediyorum... Beste yapıyorum. Kış için yeni projeler hazırlıyorum... Aslında uzun zamandır sakin sakin olarak yürüdüğüm yolu şimdilerde hızlı hızlı adımlamaya başladığımı hissediyorum... Sebebi de bir şeylere geç kalmaktan korktuğumu hissetmeye başlamış olmam zannediyorum. Daha önceleri böyle bir korkum var mıydı bilmiyorum, ama şimdilerde kendimle çok başbaşa kalacak zamanım oldu. İşimi yaparken gösterdiğim özeni biraz da kendime vermem gerektiğine hükmettim açıkça. Geçen yılların ardından önem vermediğiniz her şey bir gün sizi terkedebilir mantığı devreye girince korkularım tavan mı yaptı ne?



Şimdi herkes aynı gibi

- Şimdi sahnede olanlar arasından kimleri başarılı buluyorsunuz?

Bizden sonraki dönem malum bi dolu işlere sahne oldu. Benim tabirimle (müzikteki denetim TRT tutuculuğu ortadan kalkınca bir rahatlama oldu) Hani çok büyük bir maçta tüm stat doludur dışarıda kalanlar içerideki seslerle idare ederler ve sonra insaflı bir görevli gelir ve bütün kapıları açar stat bir anda dışarıdakilerin istilasına uğrar. İşte öyle oldu müzik piyasası kirli, temiz farketmeden karıştı. Şimdilerde daha arı ve daha kaliteli işler yapılmaya başladı. Hani bizde kimse sevdiğini söylemez ama eleştiri full vardır... Ben mesela Sıla’ya bayılıyorum. Bora Duran, Gökhan Türkmen, Duman... Tabi en büyük favorim Şebnem Ferah. Daha bir kaç isim eklenebilir, ama bakıyorsunuz herkes birbirine benzemeye başladı. Saçlar, kıyafetler, bakışlar ve hatta ses tınısı aynı. Bu saydıklarım şahsına münhasır kişiler..

Artık küsmüyorum, sadece mesafe alıyorum

Yeni planladığınız albümden söz etsek?

Kısmetse sonbaharda çıkacak. Şimdi hazırlık dönemindeyim. Aslında daha önce iki albüm çıkaracak kadar şarkı yapıldı ama aranjeleriyle birlikte çöpe gitti... Kendimi hiç hazır hissetmedim demek ki. İçimde hiç albüm yapma hissi olmadı uzun zaman. Bir gün internette acaba hakkımda neler var diye Google’a girdiğimde inanılmaz güzel yazılarla karşılaştım. İşte o gün yeni bir şeylerin yapılması gerektiğine karar verdim ve uygulamaya koyulsam da yıllardır bir şeyler yapmamanın verdiği sıkıntılar başgösterdi... Yaptıklarımı hiç bir yere koyamamak ve nedensiz bir günü yakalayamama korkusu beni yaklaştığım noktadan uzaklaştırdı. Yani bir ruh durumu olsa gerek zorlanmaya başladım. Ama duygularının götürdüğü yer bence artık en doğru yer. Sanırım biraz da yaş almanın verdiği hayat bakışı da şimdilerde bana yardımcı olmaya başladı.. Daha pozitif bakmaya başladım her şeye...

Yumuşacık sesinizi çok özledik biraz da küstünüz mü ya da sıkıldınız mı?

Hepsini söyledim sanırım ama sıkıldım kelimesi yok... Herhalde en sıkılmadan yaptığım iş şarkı söylemek. Küsmek doğru bir tesbit olabilir. Eskiden her şeye küserdim. Ama küstüğüm kişilerin ve işin haberi olmazdı. Hep yalnız dağları oynardım. Bir gün hayat arkadaşımla konuşurken yüzüme vurdu bunu. ‘belki güzel bir dağsın ama dumandan gözükmüyorsun’ dedi... O gün küsmek kelimesini de çıkardım hayatımdan.. Artık sadece mesafe koyuyorum. O dağın tepesine çıkmak isteyenler önce eteklerimde gezmeliler diye düşünüyorum. Patikalarımdan geçip zirvemde dinlenebilmek için...

27 yıllık evlisiniz, iki erkek çocuk var onlar ne yapıyor?

Evet, tam 27 yıl dile kolay. Sanat camiasının ezberini bozmuş durumdayım. En güzel iki bestem çocuklarım Doğa ve Duru. Beni ben yapan, insan olduğumun kanıtı kişilikler. Onlarsız bir hayat düşünemiyorum bile. Onlarla daha uzun yıllarda beraber olmak için kendime daha iyi bakıyorum. Onlarla en uzun zamana akmak istiyorum.