Asker rolü algılarımı açtı

24 Eylül 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 24 09 2017 - 2:30

Söz’de Karabatak karakteriyle büyük beğeni toplayan Eren Vurdem oynadığı sahnelerden çok etkilendiğini anlatarak, “Çektiğimiz sahneler rüyalarıma giriyor” diyor.


Söz dizisi ikinci sezonuyla hız kesmeden devam ediyor. Diziye ve size olan bu ilginin artarak devam etmesi nasıl hissettiriyor?

Gerek kamera önü gerekse kamera arkasında o kadar kalabalık bir ekip olarak bu işe gönlümüzü veriyoruz ki bunun meyvelerini toplamak inanılmaz mutlu ediyor hepimizi ve çok keyifli oluyor. Karabatak’la ilgili de çok gerçekçi olduğuyla birlikte aksiyon sahneleri için de çok güzel yorumlar alıyorum. Bu da her bölümde onu daha da iyi oynamam için motivasyon kaynağı oluyor.

Diziden sonra size gelen yorumlar, tepkiler ne yönde oluyor? Duygusal olarak ne şekilde etkileniyorsunuz?

Karşılaştığım pek çok kişi beni gerçekte de komutan zannediyor. Sokakta yürürken “komutanım” diye seslenenler oluyor. Özel kuvvetçilerden, “Sizi izleyince bir nebze de olsa yalnız olmadığımızı hissediyoruz. Sesimizi duyurmuş oluyor, yaşadıklarımızı yansıtmış oluyorsunuz. Bu da göreve giderken bizim için manevi bir desteğe dönüşüyor” şeklinde yorumlar da alıyoruz. Tabii bunlar bizi mutlu ettiği kadar duygulandırıyor da. Bununla birlikte işin en ilginç yanı bazen çektiğimiz sahnelerin etkisi o kadar güçlü oluyor ki rüyalarımıza da girebiliyor.

Karabatak ile kendinizi hangi yönlerinizle benzetiyorsunuz? Size kattığı yeni şeyler oldu mu?

Karabatak gibi ben de adrenalinden hoşlanıyorum. Bu herhalde ikimizin en belirgin ortak yönüdür. Bana kattıklarına gelecek olursam farkındalığımı artırdığını söyleyebilirim. Örnek vermem gerekirse, bir mekâna girdiğimde normalde Söz’den önce oraya dair beş unsur fark ediyorsam, Karabatak’ın hayatıma girmesiyle birlikte bu rakam 15’e çıkmıştır. Ayrıca arkadaşlarımla veya karşılaştığım insanlarla sohbet ederken onların mimik ve jestlerine daha fazla dikkat eder hale geldim.

Rol için ciddi bir hazırlık aşaması geçirdiniz. Bunlara ek olarak hâlâ yapmaya devam ettiğiniz çalışmalar var mı?

‘Söz’den önce de atıcılık, yakın dövüş ve Wing-Chun gibi sporlarla ilgileniyordum. Bu yönden Karabatak’ın yaşam formu benimkine çok yakındı. Şimdi de hâlâ bu sporları yapmaya devam ediyorum.

Kendimi tekrar etmek istemem

Oyunculuğa dair yapmak istediğiniz neler var? Bu yolda ne şekilde ilerlemek amacındasınız?

Heath Ledger’ın “Kendimi tekrar ettiğimde zamanımı mahvetmiş gibi hissediyorum” sözü benim için de geçerli. Eminim pek çok meslektaşım da böyle düşünüyordur. Özellikle televizyon sektörünü düşünecek olursak genelde bir karakter canlandırdığımızda, sonraki işlerde de benzer roller teklif ediliyor. Halbuki insan gülerken de ısırabilir. Yani sizin pek çok projede kötü adam olarak gördüğünüz biri aslında ona fırsat verilse ve beklediği karakter ona gelse dünyanın en iyi adamını da oynayabilir. Dünyada da bunun birçok örneği var; mesela Jude Law’un ‘Sherlock Holmes’te canlandırdığı Watson karakteri ile ‘Kral Arthur: Kılıç Efsanesi’ filmindeki rolü arasında dağlar kadar fark var. ‘Kral Arthur’da eşini ve çocuğunu şeytan için kesen bir adamken, ‘Sherlock Holmes’te Sherlock’un sempatik yoldaşı Watson rolünde izliyoruz.Oyunculuk dışında kamera arkasına da merakım var. Bu işe başladığımdan beri yönetmenlik ve senaristlikle ilgili kitaplar da okuyorum. Kendimi hazır hissettiğim gün kendi projelerimi  çekmek istiyorum.

Aktorlük hayatımın merkezinde yer alıyor

Lisanslı bir boksör ve müzizsensiniz... 

Dövüş sanatlarına ilgim olduğu doğru. Boks, Wing-Chun, Krav Maga, okçuluk, atıcılık; bunların hepsiyle uzun yıllardır ilgileniyorum. Bunlar aktör olarak bana zaten gerekli olan malzemeler. Müzik, çizmek ve yazmak da bunların içinde. Bir aktör kendini ne kadar çok doldurursa oynayabileceği karakterler o denli güçlü olur. Aktörlük benim hayatımın merkezinde, ben de bu işin okulunu okudum. Umut ediyorum ki her şey istediğim gibi olur.

Hakkınızda düzeltmek istediğiniz şeyler var mı?

Daha önce canlandırdığım bir karakterden ötürü beni hâlâ Karadenizli sanıyorlar. Onu  düzelteyim; doğrusu Kafkas göçmeniyim ve İstanbul’da doğup büyüdüm. Boyum da 1.63 değil, 1.81.


YAZARLAR Prof. Dr. Halim Hattat Prof. Dr. Halim Hattat
Penisin de “hisleri” var!
Tülay Gürler Kurtuluş Tülay Gürler Kurtuluş
Bahara merhaba diyen kitaplar
Ahmet Örs Ahmet Örs
Sosu bağlamak gerek…
Türkan Hiçyılmaz Türkan Hiçyılmaz
Çocuğa baskı yapmak okula uyum sürecini uzatır
Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan
Estetik dünyasında son gelişmeler
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Gıda intolerans testlerinin gerçek yüzü
Kürşad Zorlu Kürşad Zorlu
Bozkırda yeşeren başarı öyküsü…
Hasan Genç Hasan Genç
iPhone’larda Home tuşuna güle güle
Bahar Saygılı Bahar Saygılı
Federer’in şifreleri
Lütfü ÖZEL Lütfü ÖZEL
İşte karşınızda Selin Williams
Demet Sarova Demet Sarova
MasterChef’i sakın Ramsay görmesin!
Zeynep Kakınç Zeynep Kakınç
Bayram sofrasında büyük buluşma
Gül Yiğit Gül Yiğit
Mutlu ve başarılı insanların yaşam felsefesi
Güldeniz Ayral Güldeniz Ayral
Yeni jenerasyon modacılarımız
Murat Çelik Murat Çelik
İrlanda’nın ata sporu boks
Ayşe Kucuroğlu Ayşe Kucuroğlu
Ege’nin iki kardeş mutfağı buluştu
Ayşe Brav Ayşe Brav
Kınada şıklık yarışı
Berna Laçin Berna Laçin
Okullar açılırken veli dilekleri
Füsun Saka Füsun Saka
Tenten’den Birkin çantaya; Avrupa’yı Avrupa yapan değerler
Cem Ceminay Cem Ceminay
Çalıntı şarkıyı çalmışlar kopyasını yapmışlar
Teoman Hünal Teoman Hünal
Diyarbakır’ın eşsiz lezzetleri
Süha Derbent Süha Derbent
Yanı başınızdaki cennet Meis Adası
Tülay Gürler Kurtuluş Tülay Gürler Kurtuluş
Okunması gereken dünya klasikleri
Dr.Yasemin Bradley Dr.Yasemin Bradley
Sağlıklı oruç tutmanın yolları
Engin Akın Engin Akın
Korfu Adası'nda dalak dolması
Eylem Kaftan Eylem Kaftan
'Herkesin yarım kalmış hikayesi var'
Damla Doğan Damla Doğan
Aldırdığınız yağdan kök hücre üretiyorlar
Canan Tan Canan Tan
Şiddet mi, cinnet mi?
Güney Öztürk Güney Öztürk
Yırtık 5 Euro nasıl kendini tamamladı!
Barış Öztürk Barış Öztürk
75 yıllık efsane Jeep