Gazetevatan.com » Yazarlar » Ben elimden geleni yaptım

Ben elimden geleni yaptım

16 Ekim 2016 Pazar


"Herkesin kalbinin çizildiği bir yer var. Orada görünmez bir duvara çarpıyorsun. Daha öteye gidemiyorsun. Bütün dünyan o çakıldığın yerden uzanabildiğin yere kadar oluyor artık." -Emrah Serbes

 

Arka arkaya gelen boşanma haberleri ve vazgeçen tüm kadınların ağzında aynı dört kelime: "Ben elimden geleni yaptım."

Kadınlar neden elinden geleni yapıyor?

Neden elinden geleni yapmak zorunda hissediyor?

Neden sınırları zorlanan hep kadınlar oluyor?

Kadının dünyadaki varlığı bir şeyelere katlanmak üzerine mi kurulu?

Dayanmak, çile çekmek, eziyet görmek...

 

Bir kadını elinde tutmak istiyorsan ona kendini suçlu hissettir, derler. 

Çünkü kadınlar kendilerini her zaman suçlu hissetmeye müsaittir. 

Belki de bu yüzden elinden geleni yapan kadın oluyor hep. 

Hiç hak etmediği bir biçimde, hiç hak etmediği muamelelere maruz kalıyor...

Sırf elinden geleni yapmak için o kadar da sevmediği bir adama resmen tahammül gösteriyor...

Sonunda?

Eller boşta. 

Çünkü böyle. 

İnsan bir süre sonra verdiği çabadan sıkılıyor. 

Karşılığını görememekten sıkılıyor. 

O çabayı neden verdiğini bile unutuyor. 

Boş bir çaba ve yıpranmış sinirler kalıyor ortada. 

Kadınlar elinden geleni böyle yapıyor. 

Ve elbette ki değişiyor herkesin elinden gelenin sınırı. 

Birisi üç gün dayanabiliyor, birisi üç yıl. 

Dürüst fikrimi soracak olursanız, elinden geleni yapanla yapmayanın elinde kalan değişmiyor. 

Sadece yıpranma süresi artıyor. 

 

Size bunu daha önce de anlatmıştım...

Ben hayatta kimseyi dört başı mamur sevemedim. 

Muhtemelen bütün ekstra sevgimi başka bir insana yüklemeye acıdığım için kendime kullandım. 

Ve fakat buna mukabil tuhaf bir biçimde hayatıma giren herkese kendini çok sevilmiş hissettirdim. 

Herkes ama herkes çok emindi onları çok sevdiğime.

Flört ettiğim bütün adamlar, arkadaşlarım, ailem...

Onları sevmekten asla vazgeçmeyeceğime de iknaydılar. 

Ego bu. 

İnsan çok sevildiğine inanmayı, yeterince sevilmediğine inanmaktan çabuk başarıyor. 

Ve sonra, zaman dolunca, sıkılınca ve artık elimden gelen bir şey kalmayınca, hiçbir şey olmamış gibi çıkıp gittim hayatlarından. 

Kendimi her şeyden çok sevmeye ve başkalarını aynı büyüklükte sevildiklerine ikna etmeye devam ettim. 

Arada kendimi de ikna etmem gerekti elbette. 

Böyle büyük bir sevgi bencili olduğumu düşünerek yaşamaya devam edemezdim. 

Bazen ikna oldum, bazen beceremedim. 

Kendimi ne kadar çok ikna ettiysem birinden, bir şeyden asla vazgeçemeyeceğime, karşımdakini de o kadar ikna ettim. 

Ve tam ikna olduğum anda... 

O şeyden sonsuza dek vazgeçtim. 

 

Kimsenin göremediği, benim bildiğim, onların asla anlayamadığı şey, onlara hissettiğimi sandıkları şeyin, kendime duyduğum sevginin dışa yansıması 

olduğuydu. 

 

Kendini çok seven biriyle yan yana gelirseniz, kendinizi güvende hissedersiniz. 

Hep iyi hissedersiniz. 

Hiç terk edilmeyecekmiş gibi hissedersiniz. 

Oysa kendini çok seven insanın elinden gelen şeyle, kendini sevmeyen insanın elinden gelen şey bir değildir...

Kendini sevmeyen biri sizin onu sevmeniz üzerinden kendi değerini belirleyeceği için, size kendini sevdirmek için çırpınır. 

Kendini seven biri, ona ne hissettiğinizi önemsemez, size içinden geldiği gibi davranır. 

Sizden hoşlanıyorsa bunu gösterir, ilgileniyorsa açıkça belli eder, arar, sorar...

Bu yüzden siz, çok sevildiğiniz, asla terk edilmeyeceğiniz illüzyonuna kapılırsınız. 

Ama kendini çok seven insanlar, size bir duyguyu verirken sınırsız bir kaynaktan akıtmaz. 

Buna çıkarcılık demeyin. 

Sadece verdikleri değerin karşılığını görmeyi beklerler. 

Kendine çok değer veren birine siz az değer verirseniz, elbette ki buna bir yere kadar tahammül edecektir. 

Ve ne yazık ki siz, asla kurumayacak bir çeşmenin başında oturduğunuzdan artık neredeyse eminsinizdir. 

Karşınızdakinin verdiklerini sömürmeye, umursamamaya, sıradan karşılamaya, hatta ondan sıkılmaya başlarsınız. 

Ve gün gelir...

-Günün gelme süresi kişisine göre değişir.- 

Kesilir su. 

Kurur çeşme. 

Neticede siz, o insanı sonsuza dek kaybedersiniz. 

 

İşte kadınların "Elimden geleni yaptım" dedikleri şey bu genelde. 

Pekçok kadının giderken, gitmeden önce "Ben elimden geleni yaptım" deme nedeni bu. 

Bu cümleyi erkeklerden duyamazsınız. 

Çünkü erkeklerin elinden genelde bir şey gelmez. 

Gelse de yapmaya üşenirler. 

Erkekler, kendilerini dünyadan bağımsız sevmeyi beceremezler. 

Onların kendilerini sevmesi için bir kadının sevgisine ihtiyaçları vardır. 

En kötü ihtimalle annelerinin. 

Sevgililerinin, arkadaşlarının...

Günün sonunda onlar bu bağımlılıklarının asla farkında olmadan yaşar. 

Oysa kadınların çoğu bilir...

Onlardaki sevginin temeli, kendilerini çok ama her şeyden çok sevebilme yeteneklerinde gizlidir. 

 

Eğer bunun farkına henüz varmamış bir kadınsanız size tavsiyem...

Bugüne kadarki sevmelerinize bir bakın...

Göreceksiniz, kimsenin sevmeyeceği, sevmeyi asla denemeyeceği birini, bir şeyi muhakkak çılgınca sevdiğinizi sanmışsınızdır bir gün bir yerlerde. 

Şimdi o şeye, o kişiye dikkatle dışarıdan bakın...

Onda kimsenin göremeyeceği, bulamayacağı tek sevilebilir yan, sizin kendinize duyduğunuz sevgidir. 

Başka da bir şey değil. 

Bir daha elinizden geleni yaparken bunu hatırlayın...

Ve elinizden geleni yapma sürenizi bu gerçeğe göre ayarlayın. 

Sizin tek ihtiyacınız olan kendinize duyduğunuz sevgiyi yansıtacağınız bir ayna...

Kim olduğu o kadar da önemli değil. 

Elinizdekine saplanmayın. 

Sevme becerisinin sizden kaynaklandığını unutmayın.